Etik, estetik ve adalet yoksunluğu içinde yaşamak

Ümit Kardaş

17-04-2025 04:34

Adalet, hakikat, etik, estetik, özgürlük, insaniyet gibi değerler üzerinden bir uzlaşma, işbirliği ve barış sağlanamadığı takdirde siyasi birliği sağlama imkânı da bulunmamakta.

Peki yukarıda sözünü ettiğim değerler ne ifade ediyor ve Türkiye çoğunluk itibariyle bu değerlerin neresinde?

Ahlakın felsefi boyutta incelenmesine "etik" denilmekte. Kant'ın tanımı ile etik, özgürlüğün yasaları ve ahlak öğretisidir. Ahlak insanlığın varoluşundan bu yana mevcutken, etiğin doğuşu, önceleri kozmos ve doğa yasaları üzerine yoğunlaşan Antik Yunan felsefesinde, insan ve toplum merkezli düşüncenin gelişimi ile oldu.

Etik tartışmaları ortak ahlak bilincini oluşturup daha mutlu bir toplumun yaratılmasına yardımcı olmakta. Bireylere ortaya koyacakları eylemlerde yol göstererek, farklı ahlak fikirlerini ortaya koyarak, herkesi kapsayacak bir ahlak bilincinin oluşmasını sağlamakta.

"Nasıl davranırsam doğru şekilde davranmış olurum"u bilemeyen kişilerin oluşturduğu toplumda kargaşa, huzursuzluk ve gerilim artar. Etik standartları ise kendisini her alanda gösterir.

Siyasetçi kendi parti programının dışına çıkıp meydana gelen sonuçlar nedeniyle hiçbir sorumluluk almıyorsa, parti içi demokrasiyi bir yana koyarak, iktidar mevkiini terk etmemek için her türlü yolu mubah görüyorsa, iktidarını ve kendisine yakın kesimlerin çıkarlarını insanların mutsuzluğu pahasına şiddet, savaş ve nefret diliyle tahkim ediyorsa ortada ciddi bir etik sorun var demektir.

İktidar, gücü kurumlarıyla birlikte merkezde tek yetkili olarak toplayıp, kendisini ve kurumları (ordu, istihbarat, polis, yargı vb.) hesap vermeden, işleyişlerini şeffaflaştırmadan yönetiyorsa ortada ciddi bir etik sorun var demektir.

Siyasetçi, bürokrat ve yargı mensupları insanların mutluluğunu, barışı ve adaleti gözetmeyip hukuksuz bir şiddetin uygulayıcıları haline gelmişlerse, yolsuzluk, katliam ve facialarda sorumluluk almayıp yerlerinde kalmakta ısrar ediyor ve hesap vermekten kaçınıyorlarsa ortada ciddi bir etik sorun var demektir.

Toplumun en azından iktidarı destekleyen bölümü güce eklemlenme, vicdani kaygıları bir tarafa bırakıp mikro iktidarlar üretme, tek güce tapınarak menfaat temin etme, kendisi gibi düşünmeyenleri ve yaşamayanları linç edip imha etme kültürü içindeyseler ortada vahim bir etik sorun var demektir.

İşveren sırtını devlete dayayıp işçiyi istismar ediyorsa, devleti yönetenler insanların birikim ve yatırımlarını gaspetme cüretini gösteriyorlarsa ortada ciddi bir etik sorun var demektir.

Belirttiğim bu etik sorunların tümü Türkiye’de siyaset, bürokrasi, yargı, medya, akademi alanları için geçerlidir. Bu alanlar birbirinden bağımsız olmayıp, birinde meydana gelen bozulma diğerlerini de etkilemekte. Özellikle AKP-MHP ittifakı bu etik sorunu ahlak öğretisi bakımından dayanılmaz boyutlara getirmiş durumda.

Peki güzellik üzerine etkinlik ve onu karşılayan bir değer olarak estetik konusunda ne haldeyiz?

Estetik alanında özne, doğayı ya da bir sanat eserini hiçbir çıkar gözetmeden algılayan, kavrayan ve bundan da haz duyan insandır. Estetik, güzelliğin felsefesi olarak doğada bulunan veya insan tarafından yapılmış olan güzel şeylere yönelir; güzel diye nitelenen değerleri analiz eder.

Estetik, güzelin doğasını sadece sanat alanında değil, doğada da arar. Estetik, sanat felsefesinden daha geniş olarak nesnelerde var olan güzellikle ilgilenir.

Doğa ve insan yaratısı olan sanatla ilgili olarak estetik duygusu zayıf bir toplumun ve onun estetik değerin neye karşılık geldiğinden habersiz siyasi temsilcilerinin güzeli, iyiyi ve doğruyu ayırt etmeleri mümkün mü?

Yazarını, çizerini siyasi suçlar yaratarak hapislere tıkan, onları siyasi cinayetlerle ortadan kaldıran ya da sürgün olmasına neden olan bir sistemin yöneticilerinde güzelliği temsil eden estetik değerinin bir karşılığı olabilir mi?

Ağaçları ve yeşilliği ortadan kaldırıp doğayı tahrip ederek her yere rant amaçlı devasa büyüklükte beton yapılar, devasa saraylar, ibadet yerleri diken bir zihniyetin ve buna itiraz etmeyen halkın estetik ve güzellikle ne ilgisi olabilir.

Doğal güzelliklerini, adalarını, koylarını ve tarihini koruyarak sahip çıkan, devasa büyük oteller yerine aile işletmeciliğiyle butik hizmetler vererek doğayla uyumlu olmaya çalışan bir kültürle, doğasını yok ederek, adalarını ve koylarını devasa turizm işletmeleriyle rant hırsında boğan, kumunu ve denizini çıkar amaçlı kullanan, tarih bilincinden kopuk bir kültür arasındaki farkın etik ve estetik değerlere sahip olunup olunmamasıyla ilgisi olduğu açık.

Her kişinin aklın özgürlüğüyle hayatının sonuna kadar estetik bakış açısı kazanmaya gayret etmesi, doğruyu, güzeli ve iyiyi araması mutlu bir hayat için zorunluluk.

Ya adalet değerine karşılık gelen hukuk bakımından ne haldeyiz?

Objektif, yasa üstü adalet hukukun idesidir. Objektif ve yasa üstü adalet "olması gereken hukuk" anlamında hukuk idesi olarak ortaya çıkar. Bu nedenle adalet, hukukun nihai ve asıl amacıdır. Hukuk, aslında adaleti gerçekleştirmeye yönelen bir düzendir.

Adalet dediğimiz hukuki değeri gerçekleştirmeyi amaçlayan hukuk ayrıca gerçekleşmiş değerlerin bir yığını olan kültürün de bir görünümüdür. Diğer bir deyişle, hukuk kavramı bir kültür ve gerçeklik kavramıdır.

Hukukun üstünlüğünün, yani objektif adaletin araçlarından biri olan hukuk devleti düşüncesi; salt güç ilişkisinin hukuki bir ilişkiye çevrilmesini, devlet gücünün kişisel bir iradenin kaynağı olmamasını, onun yerini kişisel olmayan bir "olması gereken"in almasını gerektirir.

Ancak bu şekilde keyfilik ve istibdat önlenir, tek yanlı egemenlik ilişkisi yerine karşılıklı olarak bağlayıcı hukuki ilişkiler bulunur. Hukuk, yüksek değerlere sahip olma onurunu taşıyan insanların güven, barış, eşitlik ve özgürlük içinde yaşamalarının güvencesidir.

Kant, insana nasıl davranılması gerektiğini şöyle anlatır:

"Gerek kendi kişiliğinde, gerekse diğer insanların her birinin kişiliğinde ortaya çıkan insanlığın onuruna her zaman saygılı olacak ve kişiden asla sırf bir araç olarak değil, daima aynı zamanda amaç olarak yararlanacak biçimde davran!"

Cumhuriyet dönemi boyunca bazı normalleşme çabaları dışında sürekli hukukun askıya alındığı istisna rejimiyle yönetilen Türkiye, sivil görünümlü bir ittifakla hukuksuzluk ve adaletsizlik sarmalına sokularak insanlık onuru ayaklar altına alınmış durumda.

Hukuki denetimi yapılmayan KHK’lara dayalı hukuk dışı idari işlemlerle yüz binin üstünde insan işini, mesleğini kaybetti, siyasi suç ve delil icat edilerek binlerce insan tutuklandı, anne ve babalar aynı anda tutuklanarak çocuklar sahipsiz bırakıldı, yüzlerce çocuk anneleriyle birlikte cezaevi kreşine sokuldu, uğradıkları mağduriyeti onuruna yediremeyen yüzlerce insan intihar etti.

İnsan hakları ihlalleri had safhaya ulaştı, kamu görevlilerinin hak ihlali fiilleri, idraksiz yığınların linç ve şiddet eylemleri cezasızlık kültürüne dönüştü.

Yüzlerce gazeteci, maaşları dışında gelirleri olmayan muhabirler suç kastını gösterir hiçbir delil bulunmadan ağır cezalara çarptırıldı. Bu yüzden aileler parçalandı.

Osman Kavala, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater, Can Atalay, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, hukuk garabeti ithamlarla mahkûm edildiler. Ekrem İmamoğlu ve belediye bürokrasisi ceza yargısının bir kısmının eliyle suç ve delil icat edilerek mağdur edildiler. Yüzlerce gazeteci, yazar, akademisyen yurtdışına giderek hasret içinde başka ülkelere hizmet vermek zorunda bırakıldılar.

Birçok yetenekli insan hukuk güvenliği ve ülkenin geleceği bakımından umudunu kaybettiğinden yurtdışına gitti. Böylece toplum siyasi iktidar aracılığıyla beynine kurşun sıktı, beyninin önemli bir bölümü devre dışı kalmış, istemsiz refleksler veren bir bedene dönüştü.

Birçok işadamı zamanında devlet tarafından legal olarak kabul edilen meslek teşekküllerine girmiş olması nedeniyle tutuklanırken, suç konusu olmayan ve suçtan elde edilmeyen şirketlerine ve malvarlıklarına 1839’da kaldırılan kanuna ve hukuka aykırı genel müsadere uygulaması yapıldı.

Siyaset, bürokrasi, yargı, medya ve sivil toplum içinde yapılanmış ve FETÖ/PDY olarak adlandırılan örgütlenmenin yöneticilerinin çoğunluğu yurtdışında iken, bu yapılanmanın devletin legal olarak kabul ettiği kurumlarında çalışanlarını suç kastlarını ispatlamadan mağdur etmek ve muhalif olan herkesi aynı potaya sokmak devletin yurttaşlarına tuzak kurduğu anlamına gelir.

Spinoza'nın şu tespiti ne kadar yerinde:

"Devlet işlerini gizli saklı biçimde çekip çevirebilenler devleti bütünüyle ellerine geçirirler; savaşta düşmana tuzak kurar gibi, barışta yurttaşlara tuzak kurarlar."

Peki, etik yok. Estetik yok. Hukuk ve onun asıl hedefi olan adalet yok. Boş alanı kötülük, kayıtsızlık, yolsuzluk, adaletsizlik ve ahlaksızlık doldurdu. Siyasetin aşağıladığı insan onuru ayaklar altında.

Devletin yeniden tanımlanarak, insan onurunun korunacağı çoğulcu, katılımcı, özgürlükçü, hukukun üstünlüğüne dayalı bir inşa sürecinin başlatılması hayati önemde.

DİĞER YAZILARI Türkiye'nin hal-i pürmelali-1 01-01-1970 03:00 Anlamsızlık çağında vicdan sahibi olmak 01-01-1970 03:00 Topluma ikinci defa giydirilmek istenen deli gömleği 01-01-1970 03:00 Mutlakıyete dönüş 01-01-1970 03:00 KHK zulmü: İnsan onurunu hiçe sayma ve sivil ölüm 01-01-1970 03:00 Türkiye: Magnitsky yasasını ihlal etme noktasını da aştı 01-01-1970 03:00 Arafta kalanlar 01-01-1970 03:00 Temel mutabakatın yokluğu 01-01-1970 03:00 Utanç duygusunun yitimi 01-01-1970 03:00 Savaşı meşrulaştıran bir vesayet kurumu: Birleşmiş Milletler 01-01-1970 03:00 Hukukun her alanında gerileyen Türkiye 01-01-1970 03:00 Tekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 01-01-1970 03:00 Barbar medenileşmenin sonu 01-01-1970 03:00 'Ortaklaşmacı demokrasi' örneği: Danimarka–Faroe-Grönland Adaları 01-01-1970 03:00 Ortaklaşmacı demokrasi örneği-4: Büyük Britanya 01-01-1970 03:00 Entelektüel üretimin kaybı, rejimin vesayeti, siyasetin iflası 01-01-1970 03:00 'Ortaklaşmacı demokrasi' örneği: İspanya 01-01-1970 03:00 Selahattin Demirtaş'ın yazısı, zihnimiz ve zihniyet labirenti 01-01-1970 03:00 Trump’ın meşruiyeti var mı ki! 01-01-1970 03:00 'Ortaklaşmacı demokrasi' örnekleri: Fransa–Yeni Kaledonya Özerk Bölgesi 01-01-1970 03:00 Cassandra Çığlığı * 01-01-1970 03:00 'Ortaklaşmacı demokrasi' örnekleri: İtalya–Güney Tirol özerk bölgesi 01-01-1970 03:00 Âdemimerkeziyet: Dikey güçler ayrılığı ya da paylaşımı–2 01-01-1970 03:00 Âdemimerkeziyet: Dikey güçler ayrılığı ya da paylaşımı 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin 'dilemma'sı 01-01-1970 03:00 RTÜK eliyle temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunmak 01-01-1970 03:00 Ortadoğu'nun sömürgeleştirilmesi süreci 01-01-1970 03:00 Mevcut koşullarda demokratik bir anayasa inşa etmek mümkün değil 01-01-1970 03:00 Bir anayasa inşa süreci deneyimi: Yeni Anayasa Platformu (YAP) 01-01-1970 03:00 Bir ülkeyi yaşanılır kılan adalet ve özgürlüktür! 01-01-1970 03:00 Hukuk devletinin temeli: Adil yargılanma hakkı 01-01-1970 03:00 Adil yargılanma hakkının temeli: Tabii hakim ilkesi 01-01-1970 03:00 Devletin gölgesinde değişim mümkün mü? 01-01-1970 03:00 Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi 01-01-1970 03:00 İtaatsizliğin erdemi 01-01-1970 03:00 'Meşruiyet'in kaybı 01-01-1970 03:00 "Gücü, gücü yetene!' dünyası 01-01-1970 03:00 Gücün ve kötülüğün egemen olduğu bir dünyada yaşamak 01-01-1970 03:00 Adaletten yoksun bir toplum, kalitesiz bir hayat yaşamaya mahkûmdur 01-01-1970 03:00 Barışın, özgürlüğün, adaletin önündeki engel 01-01-1970 03:00 Hukuk güvenliği bağlamında: Hakimin bağımsızlığı, tarafsızlığı, niteliği 01-01-1970 03:00 Hukuk güvenliği bağlamında: Gözaltı ve tutuklama 01-01-1970 03:00 Utanç duygusunun kaybı 01-01-1970 03:00 Siyasi cinayet üreten zihniyetin kurbanı: Hrant Dink 01-01-1970 03:00 'Aşk Biter mi?' 01-01-1970 03:00 Devletin cezasızlık politikası 01-01-1970 03:00 2025, kaldıramayacağı bir yükle geliyor 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Çocuklar (3) 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Çocuklar (2) 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Çocuklar (1) 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Kadınlar (3) 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Kadınlar (2) 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Kadınlar (1) 01-01-1970 03:00 'İnsan tamamlanmamıştır' (*) 01-01-1970 03:00 İnsan onurunu koruyamayan hukuk adaleti sağlayamaz 01-01-1970 03:00 Zihnimiz sanki bölünmez küçük bir devlet! 01-01-1970 03:00 Cumhur İttifakı samimi mi? Muhalefet yeterli mi? 01-01-1970 03:00 1971–1980 cuntalarının temel mottosu: 'Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü' 01-01-1970 03:00 Siyasetin sefaleti 01-01-1970 03:00 'Eylül'ün içinden geçen duygular 01-01-1970 03:00 Darbe anayasasının tekçi–despotik zihniyetinde donma hali 01-01-1970 03:00 İnsanın varlığını şiddet kullanarak inşa etmesi 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–10 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–9 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–8 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–7 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–6 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–5 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–4 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–3 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–2 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–1 01-01-1970 03:00 Tekrar ediyorum: 'Adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun!' 01-01-1970 03:00 Nekropolitik Çağ 01-01-1970 03:00 Kayyım rejimi: Türkiye'nin geleceğine vurulan kilit 01-01-1970 03:00 Kobani davası: Ölümlerden kim sorumlu? – 2 01-01-1970 03:00 Kobani davasına giden süreç – 1 01-01-1970 03:00 İnsanlık tarihinin saygın anıtı: Angkor Wat 01-01-1970 03:00 'Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun' 01-01-1970 03:00 CHP: Altı oku revize edebilecek mi? – 3 01-01-1970 03:00 CHP: Çok partili dönem–2 01-01-1970 03:00 CHP: Tek partili dönem–1 01-01-1970 03:00 Seçim sonrasının düşündürdükleri 01-01-1970 03:00 Hakikat yolunda yürümek 01-01-1970 03:00 1971-1973: Geriye gidişin ara rejimi 01-01-1970 03:00 Hukukla bağını koparan Türkiye 01-01-1970 03:00 Afrika balladı! 01-01-1970 03:00 Güney Afrika Vicdan Girişimi 01-01-1970 03:00 Cumhuriyetin tercihi tekçi otokratik rejim: 1925 Kürt ayaklanması 01-01-1970 03:00 Postkolonyal dönemde insanın durumu 01-01-1970 03:00 İnsanın medeniyetle tanışması 01-01-1970 03:00 İnsan olmanın anlamı 01-01-1970 03:00 Hafıza aktivizmiyle hakikate ulaşma çabası 01-01-1970 03:00 Bahçeden yeryüzüne bakmak 01-01-1970 03:00 'Demokratik süreç odaklı' bir anayasa inşa edebilecek miyiz? 01-01-1970 03:00 İktidarın amaç ve zihniyetiyle yeni-sivil Anayasa inşa edilebilir mi? 01-01-1970 03:00 Kassandra çağrısı 01-01-1970 03:00 Küresel kozmopolit demokrasi 01-01-1970 03:00 Barbarlığı aşamamak: Savaşmaktan vazgeçmeyen insanlık 01-01-1970 03:00 Cumhuriyet oryantalizmi ve modernleştirmeci milliyetçilik 01-01-1970 03:00 'Eylül'ün içinden geçen şiirler 01-01-1970 03:00 Rumlar üzerinden otoriterleşmeyi meşrulaştırma 01-01-1970 03:00 6-7 Eylül’e giden süreç–2 01-01-1970 03:00 6-7 Eylül'e giden süreç 01-01-1970 03:00 Değişimin önündeki aşılmaz duvar: İdeolojik zihniyetin kemikleşmesi 01-01-1970 03:00 Türkiye değişebilir mi? 01-01-1970 03:00 Zihniyet değişikliğine ülke isimlerinden başlamak! 01-01-1970 03:00 Tekçi-tek kişilik siyasi rejimin kendi hukukunu oluşturması 01-01-1970 03:00 İktidara uzanan yerleşik düşünceden itirazcı-ihlalci göçebe düşünceye 01-01-1970 03:00 ‘Boşluk’tan ‘toz’a, ‘kültür’den ‘uygarlığa’ 01-01-1970 03:00 İnsanın hangi hali – 2 01-01-1970 03:00 İnsanın hangi hali! – 1 01-01-1970 03:00 Yalanların hakikate dönüşmesi 01-01-1970 03:00 Anayasanın temeli ne olmalı? 01-01-1970 03:00 Vicdan, mazlumlardan kelimeleri esirger mi? 01-01-1970 03:00 Yargının yeniden inşası: Adil yargılanma hakkı 01-01-1970 03:00 Yargının yeniden inşası: Hukuksal pozitivizmden doğal hukuka 01-01-1970 03:00 Enkaz altında kalmanın dayattığı zaruret: Adem-i merkeziyet 01-01-1970 03:00 Sorumlular ayağa kalksın! 01-01-1970 03:00 Kürtlerin siyasal temsilde var olma mücadelesi – 2 01-01-1970 03:00 Kürtlerin siyasal temsilde var olma mücadelesi – 1 01-01-1970 03:00 Hrant'ın ideallerini yaşatmak! 01-01-1970 03:00 Tarihsel kronik çizgi: İktidarın merkezde şahsileşmesi 01-01-1970 03:00 Şiddetin vardığı son nokta: Otosansür 01-01-1970 03:00 Rejimin HDP üzerinden yarattığı gerilim 01-01-1970 03:00 Hukukla bağını kesen devlet şiddeti 01-01-1970 03:00 Devlet - Demokrasi - Değişim 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin çıkmazı: Korku duvarını aşamamak (3) 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin çıkmazı: Merkeziyetçi devletten bölgesel devlete (2) 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin çıkmazı: Sömürge tipi idari vesayet rejimi (1) 01-01-1970 03:00 Neden 'Yetmez ama evet' denildi? (3) 01-01-1970 03:00 Neden 'Yetmez ama evet' denildi? (2) 01-01-1970 03:00 Neden ‘Yetmez ama evet’ denildi? (1) 01-01-1970 03:00 Zihniyetin esaretinde yozlaşan dil 01-01-1970 03:00 Zihniyet ikliminde bir çıkmaz: Kısırdöngüde debelenen Türkiye 01-01-1970 03:00 Halife Sultan II. Abdülhamid 01-01-1970 03:00 Adığe (Çerkez) Katliamı 01-01-1970 03:00 Gerçekdışının karşısındaki güç: Sevgi 01-01-1970 03:00 Otokratik rejimin ceza kanunundaki aygıtları 01-01-1970 03:00 Adaletin yitiminde son nokta: Kavala davası 01-01-1970 03:00 Küreselleşmenin bencil aktörleri: Çöküşe giden yol 01-01-1970 03:00 Duvarları yıkabilecek miyiz? 01-01-1970 03:00 Süpürenler ve süpürülenler 01-01-1970 03:00 Dünya: Hassas kalplerin cehennemi 01-01-1970 03:00 Yeni bir dünya inşası-2: Rusya rol alabilir mi? 01-01-1970 03:00 Yeni bir dünya inşası: Madalyonun iki yüzü 01-01-1970 03:00 Birlikte yapabiliriz! 01-01-1970 03:00 Türkiye Mahkemesi nihai mütalaası: 'Yargı bağımsızlığı ve adalete erişim' 01-01-1970 03:00 Kalıcı istisna hali: Hukuksuzluğun normalleşmesi 01-01-1970 03:00 Şiddetin sıradanlaşması 01-01-1970 03:00 İnsanın güçle sınanması 01-01-1970 03:00 Siyaset-bürokrasi-mafya-organize suç örgütü döngüsü 01-01-1970 03:00 Hukukun askıya alınması 01-01-1970 03:00 Yükseltin vicdanınızı! 01-01-1970 03:00 Bırakın adalet yerini bulsun... 01-01-1970 03:00 Düşüncenin erotikleşmesi 01-01-1970 03:00 Akıldışılığın büyüsüne kapılmak 01-01-1970 03:00 Dekadans: Çöküş! 01-01-1970 03:00 Alevilik (8): Başat kimliğin yarattığı çıkmaz 01-01-1970 03:00 Alevilik (7): Ayrı bir inanç sistemi mi? 01-01-1970 03:00 Alevilik (6): Devletin değişmeyen politikası 01-01-1970 03:00 Tekçi Cumhuriyet'ten Çoğulcu Demokrasi'ye 01-01-1970 03:00 Alevilik (5): 18-19. yüzyıl katliamlar zinciri 01-01-1970 03:00 Alevilik (4): Yeniçerilikle ilişkisi bağlamında Bektaşilik 01-01-1970 03:00 Alevilik (3): 15–16. Yüzyıl: 'Kıyım dönemi' 01-01-1970 03:00 Alevilik (2): Babai Ayaklanması 01-01-1970 03:00 'Turkey Tribunal' ('Türkiye Mahkemesi') 01-01-1970 03:00 Alevilik (1): Aleviliğin oluşum süreci 01-01-1970 03:00 "Tekçi-Otokratik" rejimin simgesi: Diyanet İşleri Başkanlığı 01-01-1970 03:00 12 Eylül'ün simgesi: Diyarbakır Cezaevi 01-01-1970 03:00 "Eylül" 01-01-1970 03:00 Kürtler (13): Talepler - Yeni bir inşa için öneriler - 2 01-01-1970 03:00 Kürtler (12): Yeni bir inşa için öneriler 01-01-1970 03:00 Kürtler (11): Yüzleşme-Müzakere-Uzlaşma-İşbirliği ihtiyacı 01-01-1970 03:00 Kürtler (10): Devlet iktidarının hedefindeki HDP 01-01-1970 03:00 Kürtler-9: Taleplerin siyasallaşmasını engelleme süreci 01-01-1970 03:00 Kürtler (8): 1980 Askeri Darbesi'ne uzanan süreç 01-01-1970 03:00 Kürtler (7): Dersim'den "Tunç Eli"ne 01-01-1970 03:00 Kürtler (6): Ağrı İsyanı'ndan Zilan katliamına! 01-01-1970 03:00 Kürtler (5): Takrir-i Sükûn rejimine geçiş 01-01-1970 03:00 Kürtler (4): 1922-1924 01-01-1970 03:00 Kürtler (3): 1916-1923 01-01-1970 03:00 Kürtler (2): 19. yüzyıl 01-01-1970 03:00 Kürtler (1): 16-18. yüzyıl 01-01-1970 03:00 Çağdaş tiranlığın terör yönetimi 01-01-1970 03:00 Organize suç örgütlenmesi bağlamında mafya 01-01-1970 03:00 "Bir daha asla!" diyebilmek için - 3 01-01-1970 03:00 "Bir daha asla!" diyebilmek için - 2 01-01-1970 03:00 "Bir daha asla!" diyebilmek için 01-01-1970 03:00 İnsanın hangi hali? 01-01-1970 03:00 Mağdurların empati ittifakı 01-01-1970 03:00 "Dil"den "Gönül"lere akmak! 01-01-1970 03:00 Kanımla düşünüyorum! / Hermann Göring 01-01-1970 03:00 Yeni anayasa inşa sürecinin açmazları 01-01-1970 03:00 Türk anayasaları bağlamında yasama-yürütme dengesi 01-01-1970 03:00 Sıfırdan Anayasa İnşası: Yeni Anayasa Platformu (YAP) örneği 01-01-1970 03:00 "Küresel eril sistem"in mağdurları: Kadınlar 01-01-1970 03:00 Çok dilli - çok bölgeli anayasa: Güney Afrika anayasası 01-01-1970 03:00 Tabula Rasa: Sıfırdan anayasa inşası 01-01-1970 03:00 Kayyım atamaları bağlamında 1921 Anayasası 01-01-1970 03:00 Anayasacılık: Batı-Osmanlı anayasa hareketleri 01-01-1970 03:00 Sistemin saldırısı karşısında direniş odağı: Aşk 01-01-1970 03:00 Empati ihtiyacı 01-01-1970 03:00 'Çok Kalpli Asi' 01-01-1970 03:00 Eylül’le gelen 01-01-1970 03:00 Tercihiniz; otokrasi mi, demokrasi mi? 01-01-1970 03:00 Hukukun işlevi 01-01-1970 03:00 Barbarlığın son noktası: Çocuklarına kavuşamadan ölen anneler! 01-01-1970 03:00 Vandalizmin kurumlaşmış hali: Cezasızlık pratiği 01-01-1970 03:00 Beton avluların çocukları: Anne! Toprak ne demek? 01-01-1970 03:00 Medeniyetsizlik: Boğulan adalet 01-01-1970 03:00 Meşruiyet: Temel mutabakat – Kamusal müzakere 01-01-1970 03:00 Frenlenemeyen iktidar sorunu 01-01-1970 03:00 Bu kaçıncı Cumhuriyet! 01-01-1970 03:00 İslam'ın siyasetle serüveni: Milliyetçiliğe savrulma 01-01-1970 03:00 Devlet: Güç ve çıkar çatışmalarının alanı 01-01-1970 03:00 Sürgünün trajedisi: Toprağın tadını özlemek 01-01-1970 03:00 Devletin emrindeki din: Diyanet İslam'ı 01-01-1970 03:00