DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Ümit Kardaş
Ümit Kardaş
Giriş Tarihi : 08-05-2021 01:09

"Bir daha asla!" diyebilmek için - 2

Tarih içinde var olan devletlerin hiçbiri insanlık suçlarından, katliamlardan, zulümlerden, soykırımlardan muaf değil. Yaşanan katliamların, acıların yapılan zulümlerin bir tek kelimeye sığdırılması da mümkün değil.

Yaşanan trajedilere ister "zulüm", ister "katliam", isterseniz "soykırım" deyin, yaşanan acıları ifade etmekte yetersiz kalır. Yaşanan acıları kelimeler üzerinden tartışarak empati yapma yollarını tıkamak, Mario Levi'nin tabiriyle bizi bekleyen "ölüm trenleri"ne bindirilme korkusunu yaşatmak demek.

"Soykırım", uluslararası ceza hukukunda suç olarak kabul edilen bir kavram. Nitekim Türk Ceza Kanunu da 76. maddesiyle soykırımı, cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis olan ve zamanaşımı işlemeyen bir suç olarak düzenlemiş durumda.

Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesi kararında "suçların suçu" olarak tanımlanan "soykırım" kelimesini ilk ortaya atan kişi Polonyalı Yahudi bir avukat olan Rafael Lemkin'di. Lemkin, 1948'de uluslararası bir suç haline getirilen Birleşmiş Milletler Soykırımı Önleme ve Cezalandırma Sözleşmesi'nin kabul edilmesini öneren ve bu konuda yoğun girişimlerde bulunan bir hukukçuydu.

İnsanlık tarihinin her aşamasında bir topluluk, aşiret ya da ulusun, bir başka topluluk, aşiret ya da ulus tarafından zulme uğradığını, kısmen ya da tamamen yok edildiğini biliriz. Otobiyografisinde, küçük yaşta okuduğu Roma İmparatoru Neron döneminde Hıristiyanlara yönelik katliamları tasvir eden Quo Vadis (Henryk Sienkiewicz) isimli romandan etkilendiğini belirten Lemkin, genç bir hukukçuyken insanın insana karşı insanlık dışı mezalimini araştırmaya yönelmiş.

1921 yılında Talat Paşa'nın Berlin'de bir Ermeni genci tarafından öldürülmesi davasıyla ilgilenen Lemkin, dava dosyasından hareketle Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşananlarla ilgili bir dosya oluşturur. Profesör hocasıyla davayı tartışması sırasında Talat Paşa'nın eylemleri nedeniyle yargılanmasını gerektirecek hiçbir uluslararası hukuk kuralının bulunmadığını öğrenmesi ve hocasının bu durumu çiftçinin kümesindeki tavukları öldürmesinin hesabının kendisinden sorulamayacağı örneğiyle açıklaması Lemkin'i derinden sarsar.

Ermenilerin 1915’te Osmanlı yönetimi tarafından uğratıldıkları mezalim Lemkin'in barbarlık suçu olarak adlandırdığı soykırımı kavramlaştırmasında etkili olur. Lemkin, 1933'te Madrid'de Milletler Cemiyeti'nin düzenlediği uluslararası hukuk konferansında ilk kez "soykırım" kelimesinin öncüsü olan "uluslararası hukuk suçu" kavramını kullanır.

Avrupa'yı korkunç bir yıkıma sürükleyen Nazi Almanya'sının 1939 yılında Polonya'yı işgalinden sonra orduya katılan Lemkin, Polonya'nın yenilgiye uğraması üzerine anne ve babasını geride bırakarak Amerika'ya gidecek, daha sonra Nürnberg duruşmalarında danışman olarak görev yaparken bütün ailesini Nazi kamplarında kaybettiğini öğrenecekti.

1944 yılında yayımlanan İşgal Altındaki Avrupa'da Mihver Egemenliği (Axis Rule in Occupied Europe) isimli kitabında bir ulus ya da etnik grubun yok edilmesine yönelik mezalim ve katliamın adını vermişti. Yunanca Genos (ırk, soy), Latince cide (öldürme, kırım) kelimelerinden türettiği soykırım (genocide, jenosit).

Lemkin, soykırımı şöyle tanımlar: "Soykırım milletin tüm üyelerinin kitlesel kırımlarla yok edildiği durumlar hariç, bir milletin anında yok edilmesi anlamına gelmek zorunda değil. Ulusal bir grubun yok olması niyetiyle grubun elzem yaşam kaynaklarının yok edilmesi amacını taşıyan çeşitli hareketlerden oluşan örgütlü bir planı ifade eder. Bu tür bir planın hedefi ulusal gruplara ait siyasi ve toplumsal kurumların, kültürün, dilin, milli hislerin, dinin ve iktisadi varlığın tahrip edilmesi ve bu gruplara dahil kişilerin bireysel güvenlik, özgürlük, sağlık, onur ve hatta yaşamlarının yok edilmesidir."

1946 yılında BM Genel Kurulu, Soykırım Deklarasyonu'nda soykırımın bütün grupların var olma hakkını ortadan kaldırdığını, bunun insanlığın vicdanını şok ettiğini belirterek, soykırımı "uluslararası hukuk kapsamına giren bir suç" olarak oybirliğiyle kabul etti. Ancak Lemkin'in arzusu, bunun ötesinde soykırımın suç olarak işlenmesinin önlenmesi ve cezalandırılmasına yönelik bir sözleşmenin yapılmasıydı.

Nitekim bu arzusu da 1948 yılında BM Soykırım Suçunu Önleme ve Cezalandırma Sözleşmesi ile gerçekleşecekti. Lemkin, 1959 yılında 59 yaşındayken yoksul bir halde New York'ta bir otel odasında öldü. İnsanlar yalnız bıraktıkları bu idealist insanlık savunucusunun mezar taşına hiç olmazsa "soykırım sözleşmesinin babası" yazma inceliğini gösterdiler.

Ceza hukuku bakımından "soykırım" suçlaması, bu suçu oluşturan eylemleri planlayan ve uygulayan yöneticiler açısından anlamlı. Ancak bu fiilleri gerçekleştirenler bugün yaşamıyor. Türkiye'nin 1915'te işlenen fiiller bakımından o günkü siyasi aktörleri, idarecileri ve sahada tehcir edilen insanlara zulüm uygulayan çetecileri, özel teşkilat mensuplarını, cezaevinden çıkarılmış mahkûmları "atalarıma laf söyletmem" şeklinde savunmasının akli, insani ve vicdani bir yanı bulunmamakta.

Hatırlama, yüzleşme, kabulleniş ve telafi, "bir daha asla" diyebilmenin yolu. Dünya bunun örnekleriyle dolu.

2002 yılında Bulgaristan Cumhurbaşkanı Yardımcısı emekli General Angel Marin, Komünizm döneminde Türklere karşı girişilen asimilasyon kampanyası için Bulgaristan'da yaşayan Türklerden özür diledi. Marin, "Ülkemde böyle bir zulüm işlendiği için utanç duyuyorum. Asimilasyon kampanyasına şahsen aktif olarak katılmadım. Ancak o dönemde kadrolu bir subaydım. Türk ve Müslümanlara karşı işlenen adaletsizlikten sorumlu olan sadece yönetimdekiler veya zulümleri şahsen uygulayan kişiler değildir. Olaylara sessiz ve ilgisiz kaldığımız için biz de suçluyuz" diyebildi.

11 Ocak 2012'de Bulgar Ulusal Meclisi, Bulgaristan Müslümanlarına karşı uygulanan zorla asimilasyon sürecinin kınanmasına ilişkin olarak bir bildiri kabul etti. Bildiride, "Biz 41. Ulusal Meclis'in milletvekilleri ilan ediyoruz; 1. Totaliter komünist rejimin, sözde 'Soya Dönüş Süreci' de dahil olmak üzere, Bulgaristan Cumhuriyeti'nde yaşayan Müslüman azınlığa karşı uyguladığı asimilasyon politikasını şiddetle kınıyoruz. 2. 360.000'den fazla Türk kökenli Bulgar vatandaşının 1989 yılında ülkeden kovulmasını, totaliter rejim tarafından işlenen bir tür etnik temizlik olarak ilan ediyoruz" denildi.

29 Mayıs 1993'te Almanya Solingen'de beş Türk vatandaşının yanarak can vermesine neden olan ırkçı bir saldırı yaşandı. Olayın 25. yıldönümünde yapılan anma töreninde Almanya şansölyesi Angela Merkel, Alman Devleti adına özür dilerken şunları söyledi: "Biz onları ve ülkemizde kendilerine yapılanları unutmayacağız. Unutamayız ve unutmamalıyız. Çünkü aşırı sağ hâlâ geçmişte kalmış değildir. Günümüzde bile sığınmacı ya da mülteci oldukları için insanlara karşı düşmanlık yapılıyor ve bu insanlar saldırıya uğruyor. Bizde ne kadar süre yaşamış olurlarsa olsunlar, bu tür olaylar utanç verici. Bunlar ülkemiz için utanç verici."

Merkel bu davranışıyla ülkesine ve halkına saygınlık ve itibar kazandırırken toplumsal barışa katkı sunmuş oldu. Toplumsal barış ve huzur, geçmişindeki üstü örtülmüş kötücül sayfalarla yüzleşebilme cesaretini gösterebilmiş, adil ve vicdanlı toplumların hakkı.

Türkiye'de devletin hışmına uğramış geniş bir mağdurlar listesi var. Üstelik devlet bunu yaparken sözkonusu kesimleri birbirine kırdırmayı becermiş, mağdur kesimlerin birbirleri için empati yapmalarını engelleyici gerilim ortamını canlı tutmayı başarmış durumda.

Bu durum Türkiye coğrafyasında yaşayan insanların barış ve huzur ortamı görmeden topluluklar şeklinde yaşayarak, toplum (biz) olmayı başaramamalarına neden oldu. Geçmişte yaşananlarla yüzleşmediğimiz sürece aynı mağduriyetleri yaşayacağımız açık.

Bu yüzleşmeyi yapabilen toplumların ve yöneticilerinin düzeyi ve kalitesi ortada. Örneklerle devam edeceğim.

NELER SÖYLENDİ?
@
Ümit Kardaş

Ümit Kardaş

DİĞER YAZILARI Adığe (Çerkez) Katliamı 25-05-2022 02:47 Gerçekdışının karşısındaki güç: Sevgi 21-05-2022 02:24 Otokratik rejimin ceza kanunundaki aygıtları 15-05-2022 01:45 Adaletin yitiminde son nokta: Kavala davası 30-04-2022 23:56 İlerleme yanılgısı: Kadim bilgeliğin yolu 24-04-2022 02:38 Küresel sistemi yeniden tasarlamak 18-04-2022 22:22 Çingene medeniyeti 13-04-2022 04:34 Küreselleşmenin bencil aktörleri: Çöküşe giden yol 08-04-2022 01:40 Duvarları yıkabilecek miyiz? 01-04-2022 05:31 Süpürenler ve süpürülenler 24-03-2022 00:50 Dünya: Hassas kalplerin cehennemi 14-03-2022 21:05 Yeni bir dünya inşası-2: Rusya rol alabilir mi? 08-03-2022 01:41 Yeni bir dünya inşası: Madalyonun iki yüzü 06-03-2022 00:47 Türkiye Mahkemesi Nihai Raporu: İşkence 24-02-2022 01:44 Birlikte yapabiliriz! 16-02-2022 02:27 Türkiye Mahkemesi nihai mütalaası: 'Yargı bağımsızlığı ve adalete erişim' 09-02-2022 02:51 Kalıcı istisna hali: Hukuksuzluğun normalleşmesi 30-01-2022 01:25 Şiddetin sıradanlaşması 23-01-2022 22:31 İnsanın güçle sınanması 16-01-2022 01:46 Siyaset-bürokrasi-mafya-organize suç örgütü döngüsü 05-01-2022 01:29 Hukukun askıya alınması 29-12-2021 04:15 Yükseltin vicdanınızı! 20-12-2021 03:08 Bırakın adalet yerini bulsun... 12-12-2021 00:57 Düşüncenin erotikleşmesi 06-12-2021 01:06 Akıldışılığın büyüsüne kapılmak 27-11-2021 03:23 Dekadans: Çöküş! 19-11-2021 02:38 Alevilik (8): Başat kimliğin yarattığı çıkmaz 15-11-2021 01:36 Alevilik (7): Ayrı bir inanç sistemi mi? 09-11-2021 05:30 Alevilik (6): Devletin değişmeyen politikası 04-11-2021 02:22 Tekçi Cumhuriyet'ten Çoğulcu Demokrasi'ye 30-10-2021 01:30 Alevilik (5): 18-19. yüzyıl katliamlar zinciri 25-10-2021 01:13 Alevilik (4): Yeniçerilikle ilişkisi bağlamında Bektaşilik 18-10-2021 01:50 Alevilik (3): 15–16. Yüzyıl: 'Kıyım dönemi' 13-10-2021 00:48 Alevilik (2): Babai Ayaklanması 04-10-2021 01:05 'Turkey Tribunal' ('Türkiye Mahkemesi') 30-09-2021 01:53 Alevilik (1): Aleviliğin oluşum süreci 23-09-2021 23:26 "Tekçi-Otokratik" rejimin simgesi: Diyanet İşleri Başkanlığı 19-09-2021 02:56 12 Eylül'ün simgesi: Diyarbakır Cezaevi 13-09-2021 01:28 "Eylül" 09-09-2021 02:18 Kürtler (13): Talepler - Yeni bir inşa için öneriler - 2 04-09-2021 03:07 Kürtler (12): Yeni bir inşa için öneriler 30-08-2021 04:01 Kürtler (11): Yüzleşme-Müzakere-Uzlaşma-İşbirliği ihtiyacı 22-08-2021 03:22 Kürtler (10): Devlet iktidarının hedefindeki HDP 15-08-2021 03:28 Kürtler-9: Taleplerin siyasallaşmasını engelleme süreci 09-08-2021 02:59 Kürtler (8): 1980 Askeri Darbesi'ne uzanan süreç 01-08-2021 04:19 Kürtler (7): Dersim'den "Tunç Eli"ne 25-07-2021 02:47 Kürtler (6): Ağrı İsyanı'ndan Zilan katliamına! 18-07-2021 00:53 Kürtler (5): Takrir-i Sükûn rejimine geçiş 12-07-2021 01:44 Kürtler (4): 1922-1924 04-07-2021 02:57 Kürtler (3): 1916-1923 26-06-2021 03:47 Kürtler (2): 19. yüzyıl 21-06-2021 03:38 Kürtler (1): 16-18. yüzyıl 15-06-2021 03:55 Çağdaş tiranlığın terör yönetimi 04-06-2021 02:12 Organize suç örgütlenmesi bağlamında mafya 27-05-2021 02:20 "Bir daha asla!" diyebilmek için - 3 17-05-2021 02:15 "Bir daha asla!" diyebilmek için - 2 08-05-2021 01:09 "Bir daha asla!" diyebilmek için 30-04-2021 23:10 İnsanın hangi hali? 22-04-2021 01:25 Mağdurların empati ittifakı 02-04-2021 01:46 "Dil"den "Gönül"lere akmak! 18-03-2021 01:51 Kanımla düşünüyorum! / Hermann Göring 10-03-2021 02:59 Yeni anayasa inşa sürecinin açmazları 17-02-2021 21:49 Üniversitenin misyonu 09-02-2021 00:28 Türk anayasaları bağlamında yasama-yürütme dengesi 02-02-2021 02:23 Güçlendirilmiş parlamenter sistem ne anlama geliyor? 28-01-2021 04:03 Öteki korkusundan kurtulmak için: Kendi uçurumuna atlamak 19-01-2021 04:58 Sıfırdan Anayasa İnşası: Yeni Anayasa Platformu (YAP) örneği 14-01-2021 04:00 "Küresel eril sistem"in mağdurları: Kadınlar 08-01-2021 04:19 Çok dilli - çok bölgeli anayasa: Güney Afrika anayasası 31-12-2020 03:32 Sıfırdan anayasa inşası: Güney Afrika örneği 22-12-2020 01:59 Tabula Rasa: Sıfırdan anayasa inşası 13-12-2020 05:11 Kayyım atamaları bağlamında 1921 Anayasası 08-12-2020 23:49 Anayasacılık: Batı-Osmanlı anayasa hareketleri 30-11-2020 04:56 Sistemin saldırısı karşısında direniş odağı: Aşk 12-11-2020 23:30 Empati ihtiyacı 29-10-2020 00:11 'Çok Kalpli Asi' 14-10-2020 22:23 Eylül’le gelen 29-09-2020 02:20 Tercihiniz; otokrasi mi, demokrasi mi? 16-08-2020 01:09 Hukukun işlevi 07-08-2020 01:12 Barbarlığın son noktası: Çocuklarına kavuşamadan ölen anneler! 30-07-2020 04:12 Vandalizmin kurumlaşmış hali: Cezasızlık pratiği 24-07-2020 02:55 Beton avluların çocukları: Anne! Toprak ne demek? 14-07-2020 00:38 Medeniyetsizlik: Boğulan adalet 08-07-2020 01:11 Meşruiyet: Temel mutabakat – Kamusal müzakere 26-06-2020 03:03 Frenlenemeyen iktidar sorunu 18-06-2020 02:14 Bu kaçıncı Cumhuriyet! 09-06-2020 19:56 İslam'ın siyasetle serüveni: Milliyetçiliğe savrulma 02-06-2020 02:24 Devlet: Güç ve çıkar çatışmalarının alanı 23-05-2020 02:04 Sürgünün trajedisi: Toprağın tadını özlemek 16-05-2020 22:03 Devletin emrindeki din: Diyanet İslam'ı 12-05-2020 02:19
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper Lig Ahmet Çalık SezonuOP
  • 1Trabzonspor3881
  • 2Fenerbahçe3873
  • 3Konyaspor3868
  • 4Başakşehir FK3865
  • 5Alanyaspor3864
  • 6Beşiktaş3859
  • 7Antalyaspor3859
  • 8Fatih Karagümrük3857
  • 9Adana Demirspor3855
  • 10Sivasspor3854
  • 11Kasımpaşa3853
  • 12Hatayspor3853
  • 13Galatasaray3852
  • 14Kayserispor3847
  • 15Gaziantep FK3846
  • 16Giresunspor3845
  • 17Çaykur Rizespor3836
  • 18Altay3834
  • 19Göztepe3828
  • 20Yeni Malatyaspor3820
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Türkiye'de erken seçim ihtimali var mı?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
webmaster forum