DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Ümit Kardaş
Ümit Kardaş
Giriş Tarihi : 01-08-2021 04:19
Güncelleme : 01-08-2021 04:40

Kürtler (8): 1980 Askeri Darbesi'ne uzanan süreç

1921-1938 dönemini en iyi özetleyen ifade "Türkleştirme" olacaktır. Türkleştirme, daha önceki yazılarımda yaşandığı belirtilen olayların ve yapılan düzenlemelerin yanında Türk Dil ve Tarih kurumlarının kuruluşu, 'Vatandaş Türkçe Konuş' kampanyalarının başlatılması ve Soyadı Kanunu'nun kabulüyle toplumun her alanında uygulanmaya ve yaygınlaştırılmaya çalışılmıştır.

Mustafa Kemal 'Vatandaş Türkçe Konuş' kampanyasının başlama nedenini şu sözlerle açıklamaktadır: "Milliyetin çok bariz vasıflarından biri, dildir. Türk Milleti'ndenim diyen insan her şeyden evvel ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne, topluluğuna bağlılığını iddia ederse doğru olmaz."

Bu dönemin anlayışında kuşkusuz farklı etnik kimliklere, farklı dillere, farklı dinlere ve mezheplere yer olmamıştır. Dayatılan tek etnik kimlik Türklük ve Diyanet İşleri Başkanlığı çerçevesinde devletleştirilen Müslümanlığın Sünni-Hanefi mezhebidir. Bu temele oturtulmaya çalışılan cumhuriyetin Türkiye sınırları içinde yaşayan insanları yurttaş kılması ve eşitliği sağlaması imkânsızdı.

Bir kültürü, bir dili şiddet ve baskı yoluyla yok sayıp unutturmaya çalışmak insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Ken Hale'in belirttiği gibi, "bir dil ölüp gittiğinde, bir kültür, entelektüel bir miras, bir sanat yapıtı da yitip gider".

Devletin 1920'lerden başlayan modernleşme ve asimilasyon politikaları 1980'lere kadar değişmeden kaldı. 1946'dan sonra çok partili sisteme geçişin ve eğitimin yaygınlaşmasının sonuçları kendini daha sonraki yıllarda gösterecekti. Rejimin baskıcı uygulamalarına karşı muhalif bir söylemin varoluş koşulları giderek olgunlaşıyordu.

Kürtler arasında eğitimin yaygınlaşması da, Kürt kültürel ve siyasal hareketinde öncü bir rol üstlenecek aktivist entelektüeller grubunun doğmasına yol açtı. Bu süre zarfında Cengiz Güneş'in Antonio Gramsci'den uyarladığı nitelemeyle "Kürt organik entelektüellerinin" (kırsalla bağını sürdüren, geleneksel geçmişten gelen entelektüeller) sayısı İstanbul ve Ankara gibi büyük kentlerde bulunan üniversitelerdeki Kürt öğrenci sayısının artması sonucu çoğaldı.

Suriye, İran ve Irak'tan gelen Kürt öğrencilerle etkileşim sonucu ise, ortak Kürt kimliği konusundaki farkındalık arttı. 1941'de Kürt aktivistler tarafından kurulan Dicle Talebe Yurdu ve 1943'te kurulan Fırat Talebe Yurdu gibi öğrenci yurtlarındaki ortam bu süreci hızlandırdı. Musa Anter, 1940'ların ortalarında kuruluşunda yer aldığı Kürtleri Kurtarma Cemiyeti'nin amacını, Kürt öğrencilerin ulusal bilincini ve dilleri, kültürleri ve Türkiye'deki durumları hakkındaki farkındalığını artırmak şeklinde tanımlamaktaydı.

Yine bu dönemde Musa Anter'in İleri Yurt Gazetesi'ndeki yazıları nedeniyle yargılanmaya başlamasının, Kürt öğrenciler ve halkın bir kısmı tarafından protesto edilmesi de kayda değer bir gelişmeydi. Ancak Kürt sorununa halkın dikkatini çeken en önemli olay, 17 Aralık 1959'da 50 Kürt öğrenci ve aktivistinin tutuklanması oldu. Bu kişilerden biri gözaltında öldüğü için bu yargılama "49'lar Olayı" olarak adlandırıldı.

Aslında bu dava, siyasi bir projenin parçasıydı. Zamanın hükümeti, MİT'ten istediği 'Kürt Raporu'nda dile getirilen tavsiyeler uyarınca bir operasyon başlatmıştı. Raporda 2500'e yakın Kürt'ün ayrılıkçı faaliyetler içinde olduğu belirtiliyor ve bu kişilerin ülkede "bölücü", yurtdışında da "komünist" olarak ilan edilmesi ve idam istemiyle yargılanmaları öneriliyordu.

Tutuklananlar ulusal birliği ve ülkenin toprak bütünlüğünü bozmakla suçlanacaklardı. 1967 yılına kadar süren davanın sonunda sanıklar suçsuz bulundu. Fakat davanın bu denli uzaması, Kürt sorununun gündemde kalmasına neden oldu.

27 Mayıs 1960 darbesi ile başa geçenler de, devletin Kürt sorununa bakışında hiçbir farklılığın olmayacağını daha işin en başında açık ettiler. Darbeden 4 gün sonra içlerinde aşiret liderleri, kanaat önderleri, şeyhler ve belediye başkanlarının bulunduğu 485 kişi hiçbir mahkeme kararı olmadan, keyfi bir şekilde gözaltına alınıp Sivas-Kabakyazı'daki askeri kışladan bozma bir kampa konuldular ve 9 ay burada tutuldular.

Sivas Kampı, 7 Ekim 1960 tarihinde çıkan 105 No'lu Mecburi İskân Kanunu'ndan sonra dağıtıldı. Ancak bu kanunla birlikte, kamptaki 55 kişi Antalya, Isparta, Denizli, İzmir, Burdur, Muğla, Afyon, Manisa ve Çorum'a sürüldü. Kanunun gerekçesinde şöyle deniyordu: "Sosyal bazı reformları yapabilmek, ortaçağın Türkiye'de yaşayan düzenini yıkmak, ağalık, şeyhlik gibi müesseseleri yok etmek..."

Devletin tüm olumsuz yaklaşımına rağmen Kürt toplumu, 1960'lı yıllar boyunca "Kürt organik entelektüellerinin" yayımladıkları dergilerle kendini anlama ve kendi üzerinde düşünme fırsatı elde etti. Kürt hareketindeki bu yeni dinamik, Avrupa'daki ve Irak Kürdistan'ındaki Kürt hareketinin canlanmasıyla da örtüşüyordu.

1967'ye gelindiğinde artık Kürt siyasal hareketi, pek çok kasaba ve kentte düzenlenen "Doğu Mitingleri" sırasında siyasal ve ekonomik taleplerini ifade etmeye başlamıştı. Elbette Kürtlerin bu talepleri hükümetler tarafından göz ardı edildi; Kürt entelektüellerinin başlattığı tartışma baskılandı. Benzeri tüm taleplerin bölücülük olarak değerlendirilmesi ve yasal kısıtlamalar nedeniyle "Kürt", "Kürtçe" ya da "Kürdistan" kelimeleri yasaklı kalmaya devam etti. Bunların yerine mesela "Doğu", "Doğulu" gibi kelimeler tedavüldeydi.

1960'ların ikinci yarısından itibaren Kürtlerin sosyal ve ekonomik eşitlik taleplerini dile getirecekleri yeni bir mecra oyuna dahil oldu: Türkiye İşçi Partisi. Bu süreçte Tarık Ziya Ekinci, Kemal Burkay ve Canip Yıldırım gibi isimler Türkiye İşçi Partisi içinde aktif rol oynadılar ve 1960'ların sonlarına doğru "Doğucu" hareketin oluşumuna önayak oldular.

Ancak ne TİP ne de başka bir sosyalist grup Kürt sorununu bütünlükçü ve tutarlı bir politika içinde programlarına dahil edebildiler. Nihayetinde Kürt hareketi örgütlenmede yeni bir aşama kaydetti ve Irak'taki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) benzeri bir özerkliği savunan Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi (TKDP) 1965 yılında ilk gizli parti olarak kuruldu. TKDP, Kürt taleplerini Kürt ulusu üzerinden tanımlarken bunu eşitlik bağlamında formüle etmiş, ancak Kürt kimliğine vurgu yapmamıştı.

Sürecin devamında 1969'da İstanbul ve Ankara'da yasal olarak örgütlenen ve Kürt öğrencilerden destek alan Devrimci Doğu Kültür Ocakları (DDKO) merkezleri kuruldu. Ancak 12 Mart 1971'deki askeri müdahaleden sonra DDKO ve onunla somutlaşan Kürt siyasetinin yasal durumuna son verildi ve DDKO üyeleri Diyarbakır Sıkıyönetim Mahkemesi'nde "ulusal duyguları zayıflatmayı veya yok etmeyi hedefleyen örgüt kurmak" suçundan mahkûm edildiler.

Bununla birlikte 1970'li yılların ortalarına kadar aktif bir şekilde faaliyette bulunan birçok Kürt devrimci örgütü ortaya çıktı. Bu dönemde Kürt kimliği etnik bir temele dayandırılarak Newroz ve Kawa efsanesiyle bir köken mitine dönüşmeye başladı.

1970'li yılların ortalarına doğru Kürt sosyalist hareketi parçalanmaya yüz tutmuştu. İlk Kürt sosyalist grup, TİP'in Kürt üyeleri tarafından 1974 yılı Aralık ayında kurulan Türkiye Kürdistan Sosyalist Partisi (TKSP) oldu. Bu hareket 1975-1979 arası, yasal aylık bir dergi olan Özgürlük Yolu'nu çıkardı ve üyelerinden Mehdi Zana, 1977 yılında bağımsız olarak katıldığı seçimlerde Diyarbakır Belediye Başkanı seçildi. Artık Kürt siyaseti yepyeni bir aşamanın eşiğindeydi.

Bunun dışında DDKO'nun devamı olarak Rizgari örgütlenmesi veya Devrimci Demokratik Kültür Dernekleri (DDKD) de dönemin diğer adı anılması gereken Kürt siyasal hareketleriydi. 1974 yılında Türkiye'nin birçok yerinde kurulmaya başlanan ve eski TKDP üyeleriyle bazı öğrencileri kapsayan DDKD hareketinden üç grup doğdu.

İlk grup, 1976'da kurulan Maoist Kawa hareketiydi. Bu hareket de 1978 yılında bölündü ve ortaya Denge Kawa çıktı. İkinci grup, 1976'da kurulan sosyalist Kürdistan Ulusal Kurtuluşçuları (KUK) oldu. Devrimci Demokratlar olarak bilinen Kürdistan İşçi Partisi (KİP) ise üçüncü grubu oluşturuyordu.

 

KAYNAKÇA

  • Ahmet Alış, "Modern Kürt Siyasi Tarihinin İçinden Musa Anter'i Okumak", Birikim dergisi, İstanbul, 20 Eylül 2010

  • Altan Tan, Kürt Sorunu, Timaş Yayınları, İstanbul, 2015

  • Cengiz Güneş, Türkiye'de Kürt Ulusal Hareketi, çev. Efla-Barış Yıldırım, Dipnot Yayınları, Ankara, 2013

  • David McDowall, Modern Kürt Tarihi, Doruk Yayınları, İstanbul, 2004

  • Lucien Rambart, Çağdaş Kürdistan Tarihi, Komal Yayınları, İstanbul, 1978

  • Musa Anter, Hatıralarım, Avesta Yayınları, İstanbul, 1999

NELER SÖYLENDİ?
@
Ümit Kardaş

Ümit Kardaş

DİĞER YAZILARI Alevilik (1): Aleviliğin oluşum süreci 23-09-2021 23:26 "Tekçi-Otokratik" rejimin simgesi: Diyanet İşleri Başkanlığı 19-09-2021 02:56 12 Eylül'ün simgesi: Diyarbakır Cezaevi 13-09-2021 01:28 "Eylül" 09-09-2021 02:18 Kürtler (13): Talepler - Yeni bir inşa için öneriler - 2 04-09-2021 03:07 Kürtler (12): Yeni bir inşa için öneriler 30-08-2021 04:01 Kürtler (11): Yüzleşme-Müzakere-Uzlaşma-İşbirliği ihtiyacı 22-08-2021 03:22 Kürtler (10): Devlet iktidarının hedefindeki HDP 15-08-2021 03:28 Kürtler-9: Taleplerin siyasallaşmasını engelleme süreci 09-08-2021 02:59 Kürtler (8): 1980 Askeri Darbesi'ne uzanan süreç 01-08-2021 04:19 Kürtler (7): Dersim'den "Tunç Eli"ne 25-07-2021 02:47 Kürtler (6): Ağrı İsyanı'ndan Zilan katliamına! 18-07-2021 00:53 Kürtler (5): Takrir-i Sükûn rejimine geçiş 12-07-2021 01:44 Kürtler (4): 1922-1924 04-07-2021 02:57 Kürtler (3): 1916-1923 26-06-2021 03:47 Kürtler (2): 19. yüzyıl 21-06-2021 03:38 Kürtler (1): 16-18. yüzyıl 15-06-2021 03:55 Çağdaş tiranlığın terör yönetimi 04-06-2021 02:12 Organize suç örgütlenmesi bağlamında mafya 27-05-2021 02:20 "Bir daha asla!" diyebilmek için - 3 17-05-2021 02:15 "Bir daha asla!" diyebilmek için - 2 08-05-2021 01:09 "Bir daha asla!" diyebilmek için 30-04-2021 23:10 İnsanın hangi hali? 22-04-2021 01:25 Mağdurların empati ittifakı 02-04-2021 01:46 "Dil"den "Gönül"lere akmak! 18-03-2021 01:51 Kanımla düşünüyorum! / Hermann Göring 10-03-2021 02:59 Yeni anayasa inşa sürecinin açmazları 17-02-2021 21:49 Üniversitenin misyonu 09-02-2021 00:28 Türk anayasaları bağlamında yasama-yürütme dengesi 02-02-2021 02:23 Güçlendirilmiş parlamenter sistem ne anlama geliyor? 28-01-2021 04:03 Öteki korkusundan kurtulmak için: Kendi uçurumuna atlamak 19-01-2021 04:58 Sıfırdan Anayasa İnşası: Yeni Anayasa Platformu (YAP) örneği 14-01-2021 04:00 "Küresel eril sistem"in mağdurları: Kadınlar 08-01-2021 04:19 Çok dilli - çok bölgeli anayasa: Güney Afrika anayasası 31-12-2020 03:32 Sıfırdan anayasa inşası: Güney Afrika örneği 22-12-2020 01:59 Tabula Rasa: Sıfırdan anayasa inşası 13-12-2020 05:11 Kayyım atamaları bağlamında 1921 Anayasası 08-12-2020 23:49 Anayasacılık: Batı-Osmanlı anayasa hareketleri 30-11-2020 04:56 Sistemin saldırısı karşısında direniş odağı: Aşk 12-11-2020 23:30 Empati ihtiyacı 29-10-2020 00:11 'Çok Kalpli Asi' 14-10-2020 22:23 Eylül’le gelen 29-09-2020 02:20 Tercihiniz; otokrasi mi, demokrasi mi? 16-08-2020 01:09 Hukukun işlevi 07-08-2020 01:12 Barbarlığın son noktası: Çocuklarına kavuşamadan ölen anneler! 30-07-2020 04:12 Vandalizmin kurumlaşmış hali: Cezasızlık pratiği 24-07-2020 02:55 Beton avluların çocukları: Anne! Toprak ne demek? 14-07-2020 00:38 Medeniyetsizlik: Boğulan adalet 08-07-2020 01:11 Meşruiyet: Temel mutabakat – Kamusal müzakere 26-06-2020 03:03 Frenlenemeyen iktidar sorunu 18-06-2020 02:14 Bu kaçıncı Cumhuriyet! 09-06-2020 19:56 İslam'ın siyasetle serüveni: Milliyetçiliğe savrulma 02-06-2020 02:24 Devlet: Güç ve çıkar çatışmalarının alanı 23-05-2020 02:04 Sürgünün trajedisi: Toprağın tadını özlemek 16-05-2020 22:03 Devletin emrindeki din: Diyanet İslam'ı 12-05-2020 02:19
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Fenerbahçe716
  • 2Trabzonspor715
  • 3Altay715
  • 4Beşiktaş714
  • 5Hatayspor713
  • 6Konyaspor713
  • 7Alanyaspor713
  • 8Kayserispor711
  • 9Fatih Karagümrük711
  • 10Galatasaray711
  • 11Sivasspor79
  • 12Adana Demirspor79
  • 13Antalyaspor78
  • 14Gaziantep FK78
  • 15Başakşehir FK76
  • 16Kasımpaşa76
  • 17Yeni Malatyaspor76
  • 18Göztepe75
  • 19Giresunspor72
  • 20Çaykur Rizespor71
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Türkiye'de erken seçim ihtimali var mı?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
webmaster forum