DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Ümit Kardaş
Ümit Kardaş
Giriş Tarihi : 13-10-2021 00:48

Alevilik (3): 15–16. Yüzyıl: 'Kıyım dönemi'

Bu yüzyılda yaşanan çatışmalarda Osmanlı Devleti, kendini, İslam dini ile ve onun fırkalara bölünmeyi küfür sayan tekçiliğiyle, herkesi Allah yoluna getirmek şeklindeki gerekçeyle meşrulaştırırken, Anadolu Alevileri "enel hak" diyen, oruç, namaz gibi ritüellerin gerçek inançlarda gerekli olmadığına inanan, 72 inancı bir kabul eden, yoksulluğun sömürüyle ilişkisini öne çıkarıp isyan edebilen bir inancı temsil ediyordu. Bu inanç, devleti yönetenlere ve Sünnilere göre sapkınlıktı.

II. Bayezid döneminde (1481-1512) devletle heterodoks grupların arası daha da kötüleşti. 1488'de Safevilerin ruhani lideri Şeyh Haydar öldürüldü. 1492'de bir derviş Bayezid'e suikast girişiminde bulundu. Bu dönemde çok sayıda isyan çıktı. İsyancılardan bir kısmı idam edilirken, binlercesi Yunan coğrafyasındaki Mora, Modon, Koron ve Lepanto bölgelerine sürüldü.

Bu ortamda Erdebil Safeviye Şeyhi İsmail, Azerbaycan içlerinden Anadolu'ya yayılmış olan küskün Türkmen boylarını ruhani otoritesi altına alma çabasına girdi. 1501'de Sünni Türkmen Federasyonu olarak bilinen Akkoyunlulardan Tebriz'i aldı. Artık Erdebil Safevi Şeyhliği'nin yerini Safevi Şahlığı almış oluyordu.

Safevi Devleti'nin yönetimdeki en önemli görevlerine Türkmenler getirildi. Böylece göçebe Türkmenler, Osmanlı'da bulamadıkları yere Safevi Devleti'nde kavuşuyorlardı. Türkmenler de akın akın İran'ın yolunu tuttular. Şah İsmail, Sasani İmparatorluğu'nun mirasında da hak iddia etmeye başlamıştı. Osmanlı, Safevileri ve onlara eğilim gösteren ve isyan eden kesimleri Kızılbaş olarak nitelerken, 16. yüzyılın başlarında Osmanlı müftüsü Hamza Saru Görez aşağıdaki fetvayı yayınlıyordu:

"Ey Müslümanlar, bilin ve haberdar olun ki, reisleri Erdebiloğlu İsmail olan Kızılbaş topluluğu, Peygamberimizin şeriatını, sünnetini, İslam dinini, din ilmini, iyiyi ve doğruyu beyan eden Kuran'ı küçük gördüler. Yüce Tanrı'nın yasakladığı günahlara helal gözü ile baktılar. Kutsal Kuran'ı, öteki din kitaplarını tahkir ettiler ve onları ateşe atarak yaktılar. Hatta kendi melun reislerini Tanrı yerine koyup ona secde ettiler. Hazreti Ebubekir'e, Hazreti Ömer'e sövüp onların halifeliklerini inkâr ettiler. Peygamberimizin karısı Ayşe anamıza iftira ettiler ve sövdüler. Peygamberimizin şeriatını ve İslam dinini ortadan kaldırmayı düşündüler. Bu nedenlerden ötürü şeriat hükmünün ve kitaplarımızın verdiği haklarla, bu topluluğun kâfirler ve dinsizler topluluğu olduğuna dair fetva verdik. Onlara sempati gösteren, batıl dinlerini kabul eden ve yardımcı olanlar da kâfir ve dinsizdir. Bu gibi kimselerin topluluğunu dağıtmak, bütün Müslümanların vazifesidir. Bu arada, Müslümanlardan ölen kutsal şehitlerin yeri cenneti âlâ’dır. O kâfirlerden ölenler ise, hakir olup cehennemin dibinde yer tutacaklardır. Bu topluluğun durumu kâfirlerin halinden daha kötüdür. Bu topluluğun kestiği veya gerek şahinle, gerek ok ile, gerekse köpek ile avladığı hayvanlar murdardır. Onların gerek kendi aralarında, gerekse başka topluluklarla yaptıkları evlenmeler muteber değildir. Bunlara miras bırakılmaz. Sadece İslam'ın Sultanı'nın onlara ait kasaba varsa, o kasabanın bütün insanlarını öldürüp mallarını, miraslarını ve evlatlarını alma hakkı vardır. Ancak bu mallar İslam'ın gazileri arasında taksim edilmelidir. Bu toplamadan sonra onların tövbe ve nedametlerine inanmamalı ve hepsi öldürülmelidir. Hatta bu şehirde onlardan olduğu bilinen veya onlarla birlik olduğu tespit edilen kimse öldürülmelidir. Bu türlü topluluk hem kâfir ve imansız, hem de kötülük yapan kimselerdir. Bu iki sebepten onların öldürülmesi vaciptir."

Safevi Devleti, Anadolu'dan Hazar'a kadar uzanan topraklarda Osmanlı çıkarlarını tehdit eden etkin bir devlet haline gelmiş, Alevi inancı üzerinde etkisini artırmaya başlamıştı. Anadolu'da ezilmiş olan Batıni inanç topluluklarının Sünni inanç dayatmalarına ve Osmanlının baskısına karşı Safevilere eğilim duymaları ve sembollerini benimseme sürecine girmeleri kolaylaşmış durumdaydı.

Bu etkilerden biri başta Pir Sultan Abdal olmak üzere Anadolu deyişlerinde yer alan 12 imam, Ali ve Kerbela katkısıdır. Bu döneme kadar Aleviler arasında böyle bir kültür bulunmamakta, Kerbela matemi tutulmamaktaydı. 12 imam, Ali ve Kerbela kültünün benimsenmesi Erdebil tekkesi ve onun denetimindeki Safevi etkisiyle olmuş, aynı dinsel teolojiyi paylaşmaları, aynı dili konuşmaları, Safevi inanç önderlerinin Anadolu Alevilerinin inançlarını sistemleştirip ritüelleri aynileştirecek kadar etkili olmalarını sağlamıştı.

Ali ve Ehl-i Beyt'in uğradığı haksızlık ve Kerbela direnişi hızla toplumsal bir mit haline geldi. Bu içselleştirme İslami meşruiyetin bir dayanağı olurken, aynı zamanda Osmanlı'ya karşı bir direnişin itici gücünü oluşturuyordu. Böylece Osmanlı'nın İslamlaştırmaya yönelik şiddete dayalı asimilasyonuna karşı bir koruyucu kalkana sığınılmış olunuyordu.

Ali, Alevi teolojisine ibadet şekilleri ve sahip olduğu teoloji ile değil, kahramanlığı, adalet ve eşitlik gibi savunduğu değerler üzerinden alınıyor, Batıni teoloji çerçevesinde tanrılaştırılıyordu.

Yani Alevilik, Erdebil tekkesi üzerinden benimsediği Ali'yi kendi teolojisi çerçevesinde yeniden tanımlıyordu. Alevi inancındaki Ali, "Gök Tanrı" inancındaki Tanrı'nın yeni bir ifadesi olarak ortaya çıkıyor ve Hazreti Muhammed'in bir izleyicisi değil, Alevi inancının merkezindeki bir varlık olarak kabul ediliyordu.

Bu dönemlerde Anadolu Alevileri kendilerine Alevi dememekte, "Babai", "Kızılbaş", "Ehl-i Hak" gibi siyasi nitelemelerin yanı sıra, Bektaşi, Vefai, Kalenderi, Haydari, Hurufi gibi tarikat veya pir isimlerini ya da bağlı olunan boydan dolayı Tahtacı, Avşar, Çepni gibi adlandırmaları kullanmaktaydılar.

Şah İsmail de Kızılbaş ya da Safevi nitelemesini kullanıyordu. Osmanlı yönetimi ise Batıni inanç sahiplerini "Rafızi", "Zındık" gibi nitelemelerle ötekileştiriyordu. Batıni topluluklar İslam'ın içinde eritilme tehlikesine karşı Ali kültü ile direnme noktasında Ali soyuna (Aleviliğe) bağlanmayı seçtiler.

Her ne kadar Ali kültü Batıni inanca 16. yüzyıl başında girmişse de Alevi kavramı ancak 19. yüzyıldan itibaren genel ve kapsayıcı olarak kullanılmaya başlandı. 18. yüzyılın sonlarında bu kavramı kullanmak, Arap Alevileri olan Nusayrilerle başladı ve daha sonra Türkmen ve Kürt Batıni toplulukları tarafından kullanılmaya başlandı.

Bu değişiklikte Kızılbaş kavramının bir küfür ve dışlama nitelemesi olarak kullanılmasının yaygınlaşması da rol oynadı. Ancak Sünniliğin merkezden dayatıldığı bir ortamda camiye gitmeyen, namaz kılmayan, oruç tutmayan, içki içen, kadınları örtünmeyen ve erkeklerle toplantılara katılan bu inanç sahiplerinin nitelendiği Kızılbaş kelimesine yüklenen aşağılayıcı anlam, Aleviliğe de yapıştırılarak dışlanma ve ötekileştirilme devam etti. Baskı ortamında bu sefer de Pir Sultan Abdal'ın yanında yetişmiş ve onu öldürmüş olan Alevi Hızır Paşa zihniyetinin takipçileri aracılığıyla Alevilik İslam'ın özü gibi yakıştırmalarla İslam'ın içinden tanımlanmaya çalışıldı.

II. Bayezid, Kızılbaşların kontrolü amacıyla Hacı Bektaş Dergâhı'nın başına getirdiği Balım Sultan aracılığıyla 12 imam anlayışını Bektaşiliğin içine aldı. Daha sonra Bektaşilik de Osmanlı ile işbirliği yapan Babagan kolu ile, Kızılbaşların haklarını savunan Dedegan kolu olarak bölündü.

1512'de tahta çıkan I. Selim, babası II. Bayezid'in o dönem Kızılbaşlar olarak nitelenen Aleviler konusunda yeteri kadar sert tedbirler almadığını düşünmektedir. Safevilerin başarısından ve Anadolu Alevileriyle ilişkilerinden rahatsızdır. Yavuz Selim'in ilk yaptığı icraatlardan biri Şeyhülislam İbn-i Kemal'e Alevilerin öldürülmelerine meşruiyet kazandırmak adına fetva hazırlatmak olmuştur.

Safevilere karşı topladığı ordu ile Doğu'ya gitmeden önce Alevilere ait nüfus defterlerindeki kayıtlardan tespit edilen 40.000 kadar kişinin kılıçtan geçirilmesine karar verilmiş ve bu karar uygulanmıştır. Osmanlı kaynaklarından Selimşahname'de olay şöyle anlatılmıştır:

"Her şeyi bilen Sultan, o kavmin etbaını kısım kısım ve isim isim yazmak üzere, memleketin her tarafına bilgiç kâtipler gönderdi; yedi yaşından yetmiş yaşına kadar olanların defterleri divana getirilmek üzere emredildi; getirilen defterlere nazaran, ihtiyar-genç kırk bin kişi yazılmıştı; ondan sonra her memleketin hakimlerine memurlar defterler getirdiler; bunların gittikleri yerlerde kılıç kullanılarak, bu memleketlerdeki maktullerin adedi kırk bini geçti."

Yavuz Selim önderliğindeki Osmanlı ordusunun Safevileri 1514'te Çaldıran'da yenmesi Aleviler için bir dönüm noktası oldu. Memluk Sultanlığı'nın fethiyle birlikte Osmanlı Devleti artık katı İslam kurallarına dayalı bir hilafet merkezi haline geliyordu.

Yavuz Selim'den sonraki padişahlar da Anadolu'daki Alevilere karşı baskılara devam ettiler. Aleviler bu baskılara ayaklanmalarla cevap verdiler. Aleviler hem Safevilere duydukları ilgi ve sempati, hem de Osmanlı ulemasına göre sapkın sayıldıklarından haksızlıklara uğradılar.

YARARLANILAN KAYNAKLAR

  • Abdülkadir Gölpınarlı, Tarih Boyunca İslam Mezhepleri ve Şiilik, Derin Yayınları, İstanbul, 2011

  • Adel Allauche, Osmanlı-Safevi İlişkileri – Kökenleri ve Gelişimi, Anka Yayınları,   İstanbul, 2001

  • Ahmet Yaşar Ocak, Osmanlı Sufiliğine Bakışlar, Timaş Yayınları, İstanbul, 2011

  • Ahmet Yaşar Ocak, Osmanlı Toplumunda Zındıklar ve Mülhidler (15-17. Yüzyıllar), Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul, 1999

  • Esat Korkmaz, Anadolu Aleviliği, Berfin Yayınları, İstanbul, 2008

  • Fuat Köprülü & Franz Babinger, Anadolu'da İslamiyet, İnsan Yayınları, İstanbul, 2000

  • Gülağ Öz, On İki İmam ve Kerbela, Kültür Ajans Tanıtım Organizasyon, Ankara, 2013

  • İsmet Zeki Eyüpoğlu, Bütün Yönleriyle Tasavvuf, Tarikatlar ve Mezhepler Tarihi, Derin Yayınları, İstanbul, 2000

  • Nejat Birdoğan, Anadolu'nun Gizli Kültürü – Alevilik, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2003

  • Rıza Yıldırım, "Anadolu'da Kızılbaş Kimliğinin Kökenleri: Türkmenler", Bilkent Üniversitesi, Ankara, 2008

  • Saim Savaş, XVI. Asırda Anadolu'da Alevilik, Vadi Yayınları, Ankara, 2002

NELER SÖYLENDİ?
@
Ümit Kardaş

Ümit Kardaş

DİĞER YAZILARI Alevilik (4): Yeniçerilikle ilişkisi bağlamında Bektaşilik 18-10-2021 01:50 Alevilik (3): 15–16. Yüzyıl: 'Kıyım dönemi' 13-10-2021 00:48 Alevilik (2): Babai Ayaklanması 04-10-2021 01:05 'Turkey Tribunal' ('Türkiye Mahkemesi') 30-09-2021 01:53 Alevilik (1): Aleviliğin oluşum süreci 23-09-2021 23:26 "Tekçi-Otokratik" rejimin simgesi: Diyanet İşleri Başkanlığı 19-09-2021 02:56 12 Eylül'ün simgesi: Diyarbakır Cezaevi 13-09-2021 01:28 "Eylül" 09-09-2021 02:18 Kürtler (13): Talepler - Yeni bir inşa için öneriler - 2 04-09-2021 03:07 Kürtler (12): Yeni bir inşa için öneriler 30-08-2021 04:01 Kürtler (11): Yüzleşme-Müzakere-Uzlaşma-İşbirliği ihtiyacı 22-08-2021 03:22 Kürtler (10): Devlet iktidarının hedefindeki HDP 15-08-2021 03:28 Kürtler-9: Taleplerin siyasallaşmasını engelleme süreci 09-08-2021 02:59 Kürtler (8): 1980 Askeri Darbesi'ne uzanan süreç 01-08-2021 04:19 Kürtler (7): Dersim'den "Tunç Eli"ne 25-07-2021 02:47 Kürtler (6): Ağrı İsyanı'ndan Zilan katliamına! 18-07-2021 00:53 Kürtler (5): Takrir-i Sükûn rejimine geçiş 12-07-2021 01:44 Kürtler (4): 1922-1924 04-07-2021 02:57 Kürtler (3): 1916-1923 26-06-2021 03:47 Kürtler (2): 19. yüzyıl 21-06-2021 03:38 Kürtler (1): 16-18. yüzyıl 15-06-2021 03:55 Çağdaş tiranlığın terör yönetimi 04-06-2021 02:12 Organize suç örgütlenmesi bağlamında mafya 27-05-2021 02:20 "Bir daha asla!" diyebilmek için - 3 17-05-2021 02:15 "Bir daha asla!" diyebilmek için - 2 08-05-2021 01:09 "Bir daha asla!" diyebilmek için 30-04-2021 23:10 İnsanın hangi hali? 22-04-2021 01:25 Mağdurların empati ittifakı 02-04-2021 01:46 "Dil"den "Gönül"lere akmak! 18-03-2021 01:51 Kanımla düşünüyorum! / Hermann Göring 10-03-2021 02:59 Yeni anayasa inşa sürecinin açmazları 17-02-2021 21:49 Üniversitenin misyonu 09-02-2021 00:28 Türk anayasaları bağlamında yasama-yürütme dengesi 02-02-2021 02:23 Güçlendirilmiş parlamenter sistem ne anlama geliyor? 28-01-2021 04:03 Öteki korkusundan kurtulmak için: Kendi uçurumuna atlamak 19-01-2021 04:58 Sıfırdan Anayasa İnşası: Yeni Anayasa Platformu (YAP) örneği 14-01-2021 04:00 "Küresel eril sistem"in mağdurları: Kadınlar 08-01-2021 04:19 Çok dilli - çok bölgeli anayasa: Güney Afrika anayasası 31-12-2020 03:32 Sıfırdan anayasa inşası: Güney Afrika örneği 22-12-2020 01:59 Tabula Rasa: Sıfırdan anayasa inşası 13-12-2020 05:11 Kayyım atamaları bağlamında 1921 Anayasası 08-12-2020 23:49 Anayasacılık: Batı-Osmanlı anayasa hareketleri 30-11-2020 04:56 Sistemin saldırısı karşısında direniş odağı: Aşk 12-11-2020 23:30 Empati ihtiyacı 29-10-2020 00:11 'Çok Kalpli Asi' 14-10-2020 22:23 Eylül’le gelen 29-09-2020 02:20 Tercihiniz; otokrasi mi, demokrasi mi? 16-08-2020 01:09 Hukukun işlevi 07-08-2020 01:12 Barbarlığın son noktası: Çocuklarına kavuşamadan ölen anneler! 30-07-2020 04:12 Vandalizmin kurumlaşmış hali: Cezasızlık pratiği 24-07-2020 02:55 Beton avluların çocukları: Anne! Toprak ne demek? 14-07-2020 00:38 Medeniyetsizlik: Boğulan adalet 08-07-2020 01:11 Meşruiyet: Temel mutabakat – Kamusal müzakere 26-06-2020 03:03 Frenlenemeyen iktidar sorunu 18-06-2020 02:14 Bu kaçıncı Cumhuriyet! 09-06-2020 19:56 İslam'ın siyasetle serüveni: Milliyetçiliğe savrulma 02-06-2020 02:24 Devlet: Güç ve çıkar çatışmalarının alanı 23-05-2020 02:04 Sürgünün trajedisi: Toprağın tadını özlemek 16-05-2020 22:03 Devletin emrindeki din: Diyanet İslam'ı 12-05-2020 02:19
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Trabzonspor921
  • 2Hatayspor919
  • 3Fenerbahçe919
  • 4Beşiktaş917
  • 5Fatih Karagümrük917
  • 6Galatasaray917
  • 7Alanyaspor917
  • 8Altay1015
  • 9Konyaspor914
  • 10Adana Demirspor912
  • 11Yeni Malatyaspor1012
  • 12Kayserispor911
  • 13Gaziantep FK911
  • 14Sivasspor910
  • 15Başakşehir FK99
  • 16Antalyaspor99
  • 17Göztepe98
  • 18Giresunspor98
  • 19Kasımpaşa96
  • 20Çaykur Rizespor91
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Türkiye'de erken seçim ihtimali var mı?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
webmaster forum