DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Ümit Kardaş
Ümit Kardaş
Giriş Tarihi : 29-12-2021 04:15

Hukukun askıya alınması

Cumhuriyet, egemenliğin kaynağını halka bağlarken eşit yurttaşlığı sağlamada başarısız oldu. Demokrasi boyutunun eksikliği ise rasyonel düşünen özerk bireyi var edemedi. Devlet, toplulukların bir uzlaşı temelinde barış ve hukuk güvenliği içinde yaşama ve "biz" (toplum) olma imkânını da engelledi.

Merkezdeki güç ve yetkinin, kolonyal idari vesayet mekanizmasıyla (valilik, kaymakamlık) merkezden yerele taşması, devletin topluma tasallutuyla sonuçlanmış oldu. Tek partiye ve tek kişinin hükümranlığına dayalı genç Cumhuriyet, çok partili hayata geçildiğinde de çok kısa süren yalancı baharlar dışında hukukun askıya alındığı istisnai rejimler altında yaşamaya devam etti.

Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi ise cumhuriyeti demokrasi hedefinden iyice uzaklaştırarak otokratik bir karaktere evrilmesine neden oldu. Getirilen modelle yasama ve yargı organları işlevsizleştirilip yürütmenin bir aracı haline getirilirken (yatay güçler ayrılığının yok edilmesi), merkezin yerel üzerindeki vesayeti daha da derinleştirildi (dikey güçler ayrılığının bulunmayışı).

Çoğulcu, katılımcı, özgürlükçü ve hukuk devletini de kapsayan vhukukun üstünlüğü"ne dayalı bir demokrasinin inşa edilemeyişi ülkenin önünde bekleyen en önemli mesele olarak durmakta. Muhalefet partilerinin kısır çekişmelerin dışına çıkarak uzlaşının tüm taraflarını bir araya getirecek kuşatıcı ve kapsayıcı bir dil ve programla halkın önüne çıkmaları gerekmekte.

Hukukun üstünlüğüne dayalı bir demokrasinin en belirgin vasfı ise "kanun önünde eşitlik" ilkesi gereği hukuk güvenliğini, diğer bir deyişle adil yargılanma hakkını herkes için sağlayabilmiş olmasıdır.

Adil yargılanma hakkının varlığı, insanlığın ortak aklının ve değerlerinin ve evrensel nitelikteki temel hukuk ilkelerinin bir gereği olarak ortaya çıkmakta. Bu hakkı düzenleyen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) maddeleri ve sözleşmenin uygulanmasına yönelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları bir isteme ve başka bir hukuk işlemine gerek kalmaksızın esasa ya da usule ilişkin olarak her konuda ve her aşamada uygulanmak zorunda.

Adil yargılanma hakkı bakımından ana unsur, yargılama organıdır. Bu nedenle adil yargılanma hakkını daha net olarak, "Tarafların eşit koşullarda olduğu, savunma hakkının üstün bir değer olarak kabul edildiği yargılama ortamında, evrensel insan haklarını ölçüt alan tarafsız, bağımsız, güvenceli olma niteliklerini tam anlamıyla bünyesinde barındıran tabii hakim tarafından makul sürede, aleni biçimde yargılanma," olarak tanımlayabiliriz.

Bu tanımdan hareket ettiğimizde Türkiye'de adil yargılanma hakkının unsurlarının hayat bulmadığı ve hukuk güvenliğinin kimse için var olmadığı açık.

Hakim teminatının olmadığı ve siyasi güçten etkilenme mekanizmalarının açıkça görüldüğü yerde bağımsız ve tarafsız hakimden söz etme imkânı bulunmamakta. Hakimlere tanınan teminatın aslında yargılanan kişilere tanınan bir güvence olduğu da bilinen bir gerçek.

Ülkemizde ceza yargılamasında taraflar eşit koşullarda bulunmamakta. Toplumsal iddia makamı (savcı) savunmaya (müdafi) göre daha ağırlıklı durumda olup mahkemeyi etkileme olanağına sahip.

Savcı, mahkeme salonunda savunmanın eşiti olarak aynı düzeyde durmamakta, kürsüde yargıca en yakın noktada oturmakta. Ayrıca savcının kanıt toplamaktaki olanakları ile savunmanın olanakları eşit durumda bulunmamakta.

"Tabii hakim" ilkesine aykırı olarak suç işlendikten sonra kurulan mahkemelerde yapılan yargılamalar çok uzamakta, davalar makul sürede bitirilememekte. Uygulamada evrensel insan hakları ölçüt olarak alınmamakta.

En önemlisi, tutukluluk süreleri koruma tedbiri olmaktan çok, bir infaz şekline dönüştürülerek basmakalıp ve klişe gerekçelerle uzatılmakta.

AİHM kararlarında da belirtildiği üzere adil yargılanma hakkının ihlalini oluşturan yargısal sürecin Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş bakımından devam etmesi de hukukun askıya alındığının bir göstergesi.

Adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından olan hakimlerin bağımsızlığı kavramından anlaşılması gereken, hakimlerin karar verirken özgür olmaları, hiçbir baskı ve etki altında bulunmamalarıdır.

Hakim taraflar, medya ve yasama organı karşısında bağımsız olmalıdır. Ancak asıl önemli olan hakimlerin yürütme organı karşısında bağımsızlıklarının sağlanmasıdır. Hakimlerin bağımsızlığına karşı en büyük tehdit, daima yürütme organından gelmiştir.

Hukuk devleti anlayışının gelişmediği ve yasalarda yer almadığı dönemlerde yürütme gücünün hakimler üzerindeki baskısını önleyebilecek bir engel yoktu. Hakimin bağımsız olmasının güvencesi ya yürütme gücünün başında bulunan kimsenin adalet severliğine veya hakimin cesaretine bağlı idi. Bugün ise hakim bağımsızlığı ve tarafsızlığı "Hakim güvencesi" adı altında toplanan kurumlarla korunmakta.

Hakimin yüksek ahlak ve erdem sahibi olması kuşkusuz zorunlu. Ancak bu nitelikler hakimin yürütme gücü karşısında bağımsızlığını sağlamaya yeterli değildir. Çünkü hakim de bir insandır ve yürütme gücü hakimin özlük işleri üzerinde dilediği gibi oynama yetkisine sahip olduğu sürece onun bağımsızlığından söz etmeye olanak yoktur. Bu nedenle hakimin gerçekten özgür ve bağımsız olması için kendisine güvence tanınması gerekmekte.

Hakim güvencesi, dar anlamda, yargıçların görevlerinden ayrılmamalarıdır. Geniş anlamda ise, bununla birlikte yasada gösterilen durum ve yöntemler dışında görevlerinden geçici de olsa alınmamaları, rızaları olmaksızın yerlerinin değiştirilmemesi, emekliye sevk edilmemeleri, aylıklarından yoksun edilmemeleri, yükselmelerinin ve atanmalarının idareye bağlı olmaması gibi güvenceleri de içerir. Özetle güvence, hakimin yürütme gücü karşısında tam bir güven duymasını ve kararlarını her türlü korku ve endişeden uzak verebilmesini sağlar.

Adil yargılanma hakkının hakim bağımsızlığı ilkesi kadar önemli olan diğer bir ilkesi, hakimin tarafsızlığıdır. Hakimin tarafsızlığı da onun nitelikli, bilgili, adalet sever, donanımlı, vicdanlı olmasıyla ve bu niteliklerini koruyan anayasal ve yasal güvencelerle doğrudan ilgisi bulunmakta.

Çünkü insanlar hakimin kararlarında sübjektif veya siyasi bir eğilimin değil, objektif hukukun belirginleşmesini isterler. Hukukun ölçülü, sürekli ve eşit uygulanması hak duygusunu besleyen büyük etkendir.

Hakim, bilgi edinmedeki ahlaki yükümlülüğünün yanı sıra adaletin toplumsal yaşamda gerçekleştirilmesinden, hukukun uygulanmasından da sorumlu olup, bu görevi yaparken de erdemli davranmak zorundadır. Hukuku uygulayan hukukçunun ahlaki bir alan içinde olduğu açıktır.

Hakim, hukuk biliminin uygulamaya yönelik alanı içinde hukuk normlarını somutlaştırırken mantığa uygun bir sonuç çıkarmaya çalışır. Ancak hakim için bu mantıki süreç yeterli değildir. Bu nedenle hakim, adaleti gerçekleştirmek üzere olası kararını vicdanında değerlendirecektir.

Adalet sever olması gereken hakimin, kararını vicdanında onarken etik bir değerlendirme yapması gerekmekte. Çünkü hukukun bağlayıcılığı, insanların vicdanında yer alan adalet duygusundan ileri gelmekte. Bu nedenle iyi hukukçunun, iyi yasalardan önemli olduğu söylenmiştir.

Birleşmiş Milletler Bangolare Yargı Etiği İlkeleri'nde "tarafsızlık" değeri şöyle ifade edilmekte: "Tarafsızlık, yargı görevinin tam ve doğru bir şekilde yerine getirilmesinin esasıdır."

Bu prensip, sadece bizatihi karar için değil, aynı zamanda kararın oluşturulduğu süreç açısından da geçerlidir. Bu değerin hayata geçirilmesine ilişkin ilkelerden biri şöyle ifade edilmekte: "Hakim, mahkemede ve mahkeme dışında, yargı ve yargıç tarafsızlığı açısından kamuoyu, hukuk mesleği ve dava taraflarının güvenini sağlayacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmalıdır."

Bu değerler ve ilkeler, adil ve dürüst yargılanma hakkı bakımından insanın insan olması nedeniyle muhatabı olması beklenen yargı sistemini betimlemekte. Bu ilkeleri hakim ve savcılar ile hukukla ilgili meslek mensuplarının bilmeleri ve özümsemeleri gerekmekte.

Ancak bunun yanında sözkonusu değer ve ilkelerin toplumun kültüründe yaygın bir şekilde yer etmesi de zorunlu. Bunun için insanların eğitim süreci içinde çocukluktan başlanarak bu değer ve ilkeleri içselleştirmeleri sağlanmalı.

NELER SÖYLENDİ?
@
Ümit Kardaş

Ümit Kardaş

DİĞER YAZILARI Adığe (Çerkez) Katliamı 25-05-2022 02:47 Gerçekdışının karşısındaki güç: Sevgi 21-05-2022 02:24 Otokratik rejimin ceza kanunundaki aygıtları 15-05-2022 01:45 Adaletin yitiminde son nokta: Kavala davası 30-04-2022 23:56 İlerleme yanılgısı: Kadim bilgeliğin yolu 24-04-2022 02:38 Küresel sistemi yeniden tasarlamak 18-04-2022 22:22 Çingene medeniyeti 13-04-2022 04:34 Küreselleşmenin bencil aktörleri: Çöküşe giden yol 08-04-2022 01:40 Duvarları yıkabilecek miyiz? 01-04-2022 05:31 Süpürenler ve süpürülenler 24-03-2022 00:50 Dünya: Hassas kalplerin cehennemi 14-03-2022 21:05 Yeni bir dünya inşası-2: Rusya rol alabilir mi? 08-03-2022 01:41 Yeni bir dünya inşası: Madalyonun iki yüzü 06-03-2022 00:47 Türkiye Mahkemesi Nihai Raporu: İşkence 24-02-2022 01:44 Birlikte yapabiliriz! 16-02-2022 02:27 Türkiye Mahkemesi nihai mütalaası: 'Yargı bağımsızlığı ve adalete erişim' 09-02-2022 02:51 Kalıcı istisna hali: Hukuksuzluğun normalleşmesi 30-01-2022 01:25 Şiddetin sıradanlaşması 23-01-2022 22:31 İnsanın güçle sınanması 16-01-2022 01:46 Siyaset-bürokrasi-mafya-organize suç örgütü döngüsü 05-01-2022 01:29 Hukukun askıya alınması 29-12-2021 04:15 Yükseltin vicdanınızı! 20-12-2021 03:08 Bırakın adalet yerini bulsun... 12-12-2021 00:57 Düşüncenin erotikleşmesi 06-12-2021 01:06 Akıldışılığın büyüsüne kapılmak 27-11-2021 03:23 Dekadans: Çöküş! 19-11-2021 02:38 Alevilik (8): Başat kimliğin yarattığı çıkmaz 15-11-2021 01:36 Alevilik (7): Ayrı bir inanç sistemi mi? 09-11-2021 05:30 Alevilik (6): Devletin değişmeyen politikası 04-11-2021 02:22 Tekçi Cumhuriyet'ten Çoğulcu Demokrasi'ye 30-10-2021 01:30 Alevilik (5): 18-19. yüzyıl katliamlar zinciri 25-10-2021 01:13 Alevilik (4): Yeniçerilikle ilişkisi bağlamında Bektaşilik 18-10-2021 01:50 Alevilik (3): 15–16. Yüzyıl: 'Kıyım dönemi' 13-10-2021 00:48 Alevilik (2): Babai Ayaklanması 04-10-2021 01:05 'Turkey Tribunal' ('Türkiye Mahkemesi') 30-09-2021 01:53 Alevilik (1): Aleviliğin oluşum süreci 23-09-2021 23:26 "Tekçi-Otokratik" rejimin simgesi: Diyanet İşleri Başkanlığı 19-09-2021 02:56 12 Eylül'ün simgesi: Diyarbakır Cezaevi 13-09-2021 01:28 "Eylül" 09-09-2021 02:18 Kürtler (13): Talepler - Yeni bir inşa için öneriler - 2 04-09-2021 03:07 Kürtler (12): Yeni bir inşa için öneriler 30-08-2021 04:01 Kürtler (11): Yüzleşme-Müzakere-Uzlaşma-İşbirliği ihtiyacı 22-08-2021 03:22 Kürtler (10): Devlet iktidarının hedefindeki HDP 15-08-2021 03:28 Kürtler-9: Taleplerin siyasallaşmasını engelleme süreci 09-08-2021 02:59 Kürtler (8): 1980 Askeri Darbesi'ne uzanan süreç 01-08-2021 04:19 Kürtler (7): Dersim'den "Tunç Eli"ne 25-07-2021 02:47 Kürtler (6): Ağrı İsyanı'ndan Zilan katliamına! 18-07-2021 00:53 Kürtler (5): Takrir-i Sükûn rejimine geçiş 12-07-2021 01:44 Kürtler (4): 1922-1924 04-07-2021 02:57 Kürtler (3): 1916-1923 26-06-2021 03:47 Kürtler (2): 19. yüzyıl 21-06-2021 03:38 Kürtler (1): 16-18. yüzyıl 15-06-2021 03:55 Çağdaş tiranlığın terör yönetimi 04-06-2021 02:12 Organize suç örgütlenmesi bağlamında mafya 27-05-2021 02:20 "Bir daha asla!" diyebilmek için - 3 17-05-2021 02:15 "Bir daha asla!" diyebilmek için - 2 08-05-2021 01:09 "Bir daha asla!" diyebilmek için 30-04-2021 23:10 İnsanın hangi hali? 22-04-2021 01:25 Mağdurların empati ittifakı 02-04-2021 01:46 "Dil"den "Gönül"lere akmak! 18-03-2021 01:51 Kanımla düşünüyorum! / Hermann Göring 10-03-2021 02:59 Yeni anayasa inşa sürecinin açmazları 17-02-2021 21:49 Üniversitenin misyonu 09-02-2021 00:28 Türk anayasaları bağlamında yasama-yürütme dengesi 02-02-2021 02:23 Güçlendirilmiş parlamenter sistem ne anlama geliyor? 28-01-2021 04:03 Öteki korkusundan kurtulmak için: Kendi uçurumuna atlamak 19-01-2021 04:58 Sıfırdan Anayasa İnşası: Yeni Anayasa Platformu (YAP) örneği 14-01-2021 04:00 "Küresel eril sistem"in mağdurları: Kadınlar 08-01-2021 04:19 Çok dilli - çok bölgeli anayasa: Güney Afrika anayasası 31-12-2020 03:32 Sıfırdan anayasa inşası: Güney Afrika örneği 22-12-2020 01:59 Tabula Rasa: Sıfırdan anayasa inşası 13-12-2020 05:11 Kayyım atamaları bağlamında 1921 Anayasası 08-12-2020 23:49 Anayasacılık: Batı-Osmanlı anayasa hareketleri 30-11-2020 04:56 Sistemin saldırısı karşısında direniş odağı: Aşk 12-11-2020 23:30 Empati ihtiyacı 29-10-2020 00:11 'Çok Kalpli Asi' 14-10-2020 22:23 Eylül’le gelen 29-09-2020 02:20 Tercihiniz; otokrasi mi, demokrasi mi? 16-08-2020 01:09 Hukukun işlevi 07-08-2020 01:12 Barbarlığın son noktası: Çocuklarına kavuşamadan ölen anneler! 30-07-2020 04:12 Vandalizmin kurumlaşmış hali: Cezasızlık pratiği 24-07-2020 02:55 Beton avluların çocukları: Anne! Toprak ne demek? 14-07-2020 00:38 Medeniyetsizlik: Boğulan adalet 08-07-2020 01:11 Meşruiyet: Temel mutabakat – Kamusal müzakere 26-06-2020 03:03 Frenlenemeyen iktidar sorunu 18-06-2020 02:14 Bu kaçıncı Cumhuriyet! 09-06-2020 19:56 İslam'ın siyasetle serüveni: Milliyetçiliğe savrulma 02-06-2020 02:24 Devlet: Güç ve çıkar çatışmalarının alanı 23-05-2020 02:04 Sürgünün trajedisi: Toprağın tadını özlemek 16-05-2020 22:03 Devletin emrindeki din: Diyanet İslam'ı 12-05-2020 02:19
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper Lig Ahmet Çalık SezonuOP
  • 1Trabzonspor3881
  • 2Fenerbahçe3873
  • 3Konyaspor3868
  • 4Başakşehir FK3865
  • 5Alanyaspor3864
  • 6Beşiktaş3859
  • 7Antalyaspor3859
  • 8Fatih Karagümrük3857
  • 9Adana Demirspor3855
  • 10Sivasspor3854
  • 11Kasımpaşa3853
  • 12Hatayspor3853
  • 13Galatasaray3852
  • 14Kayserispor3847
  • 15Gaziantep FK3846
  • 16Giresunspor3845
  • 17Çaykur Rizespor3836
  • 18Altay3834
  • 19Göztepe3828
  • 20Yeni Malatyaspor3820
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Türkiye'de erken seçim ihtimali var mı?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
webmaster forum