DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Ümit Kardaş
Ümit Kardaş
Giriş Tarihi : 20-12-2021 03:08
Güncelleme : 23-12-2021 01:18

Yükseltin vicdanınızı!

Fransız yazar Romain Rolland, "İhtilal Oyunları" serisinde gücü elinde tutanlarla, vicdanı en üst seviyedeki kişiler arasındaki mücadeleyi anlatır. Danton isimli oyunda yükseliş ile çöküş arasındaki eşiği konu edinir. Zafer gücü beraberinde getirir, güç ise yalnızca kendine adildir.

Robespierre'in duygusuz mizacı ve doktrinci fanatizmi onu gücün tek hâkimi olmaya götürürken yaşam sevgisiyle dolu Danton kendi önündeki engeldir.

Stefan Zweig'ın değerlendirmesiyle; Danton ile Robespierre arasındaki, zaferin zirve noktasında ortaya çıkan çekişme esasında özgürlükle güç, hayatın esnekliğiyle kavramların esnemezliği arasındaki çekişmedir.

Robespierre ve yandaşlarının "ne pahasına olursa olsun galibiyet", "ülke tehlikedeyken bir kişinin kanuna aykırı olarak mahkûm edilmesi mühim değildir" söylemleri karşısında devrimin askeri ve siyasi lideri Saint-Just gücün baskısına boyun eğer, menfaat uğruna onurunu, vatan uğruna kanunu ve adaleti feda eder.

Rolland, Les Loups (Kurtlar) isimli oyununda aynı konunun farklı bir yönünü işler. Dreyfus olayının tasvir edildiği oyunda savunmayı üstlenen Teulier (Picquart), tek bir adaletsizliğin bütün dünyayı adaletsiz kılacağı, gerçeği görüp de reddetmeye kalkan bir ruhun kendini yok edeceğinin bilincindedir.

Rolland, düşünce özgürlüğünün yanında yer alırken sadece bir hâkimiyeti tanıyan kahramanlığın savunuculuğunu yapıyordu. Zweig'ın tespitiyle bu hâkimiyet, ne vatan ne de zaferdi, sadece ve sadece vicdanın yüce hâkimiyetiydi.

Rolland, Le Temps Viendra (Zamanı Gelecek) isimli oyunda da ebedi doğruluk olan vicdanın vatan sınırlarını aşabilme kapasitesini gösteriyordu. Oyunun asıl kahramanı özgürlüğü savunmak için kendini savaşın ortasına atan dünya vatandaşı İtalyan gönüllüdür. "Benim vatanım, özgürlüğün tehlikede olduğu her yerdir," haykırışı onun özgür ruhundan yükselmiştir. Özgür ruhların vicdandan başka vatanı, kendi insanlıklarından başka yuvaları yoktur.

Akıl ve vicdanımızın bize gösterdiği yol ile egomuzun ve dizginleyemediğimiz hırslarımızın istekleri arasında zaman zaman seçimler yapmak, iç çatışmalara girmek durumunda kalırız.

Çoğu zaman da egomuzu ve hırslarımızı kayırmak gibi bir alışkanlığı ediniriz. Ancak iç huzurumuz için vicdana ihtiyacımız bulunmakta. "Huzur dolu bir kalple bir parça ekmek, vicdan azabı ile beraber olan zenginlikten bin kere daha iyidir." (Amenemope)

Hanri Benazus, En Güçlü Tanık Vicdan isimli kitabında vicdanı şöyle tanımlamakta: "Vicdan; kendi kendimizi suçlayabilme, sorgulayabilme, direnebilme ve gerektiğinde savaş açabilme, kendimizi kendimize tanık edip kendi kendimize ceza kesme üstünlüğüdür."

Hz. Ömer, "Kötü bir işin en gizli şahidi vicdandır" derken; Kant, vicdanı içimizdeki ahlak kanunu olarak tanımlar. Aslında vicdan, bize büyük bir özgürlük alanı açar. "Dünyanın en yoksul kölesi bile, kendi vicdanı içinde özgürdür." (Bledsoe)

Çatışmaların, gerilimlerin, savaşların, şiddetin egemen olduğu bir dünyada insanlık sadece kazanmaya ya da yok etmeye koşullandırılmışken, bu dünyada sevginin, paylaşımın, adaletin, diğerkâmlığın yeri yok gibi.

Sabit bir fikrin, malın mülkün, çıkarların, şöhretin, statülerin, güç ve hükümranlığın hayatın merkezine oturtulduğu bir dünyada vicdanlı olmak zor mu? "Kalbimizde Tanrı'nın ışığı vardır, onun adı da vicdandır." (Tolstoy)

İnsan olarak evrenin bir yansıması olduğumuzu unutarak, egolarımızın, hırslarımızın, çıkarlarımızın ve gücün peşinden gittiğimiz, vicdanımızı hayatımızdan uzaklaştırdığımız bir dünya yaşanabilir olur mu?

Vicdanın içimizden gelen sesini bastırmadan, sevgiyle yaklaşmakla, sorumluca davranmakla, empati yapmakla dünyayı yaşanabilir kılabiliriz. "Görevini tam yerine getirmemiş olan vicdan yarasına, ne mazeretin çaresi, ne ilacın şifası çare getirmez." (Mevlana)

Biz neysek, onu yaşıyor ve yaşatıyoruz. Hayata ve insanlara tebessüm etmek, kendimize de kahkahalarla gülmek, sevecen, önyargısız ve vicdan sahibi olmak, güce, zorbalığa, nefrete, kin ve intikam duygularına üstün çıktığı zaman, dünya müşterek yaşanabilen bir insani değer alanı haline gelebilir. "İnsanlar kötülüğü arzuları kuvvetli olduğundan değil, vicdanları zayıf olduğundan dolayı yaparlar." (John Stuart Mill)

Kuşkusuz hayata ilişkin maddi yükümlülüklerimiz var. Ancak maddi olana bağımlı olacak şekilde ona esir olmak ve bir yanılsamaya kapılmak bizi vicdanın çağrılarından uzaklaştırmakta. Aklımızı vicdan terazisinde tartmazsak hakikate ve huzura doğru yol alamayız. "Vicdan kalp penceresinden bakar, akıl gözünü kapasa da vicdanın gözü daima açıktır." (Said Nursi)

Erich Fromm, hümanist vicdan anlayışını şöyle anlatmakta: "Vicdan, kendi içimizdeki bilgidir, yargıdır. Sadece aklımızın değil, tüm kişiliğimizin gösterdiği tepkidir. Vicdan kendimizin kendimize gösterdiği tepkidir. Kendine başkaldırıdır. Kendi sesimizi dinlemeyi başarabilmektir. Kendi sesini duymayan ve dinlemeyen insana çoğu kez, uyku; insanın vicdanını susturamayacağı biricik fırsattır."

Balzac, biz onu öldürmedikçe vicdanın yanılmaz bir yargıç olduğunu belirtmişken; Lord Byron, vicdan azabının insanın içinde bir cehennem olduğu vurgusunu yapmış.

Vicdan doğuştan ruhla gelen bir yetenek midir, yoksa ruhun gelişiminin bir sonucu mudur? Bilinmez. Ama "İyi bir vicdan en rahat yastıktır." (C. Brentano)

Vicdanlarımız rahat mı? Vicdanımızın sesine kulak veriyor muyuz? Hukuksuzluğun ve adaletsizliğin kol gezdiği, açlığın, yoksulluğun ve şiddetin yaygınlaştığı, vicdanların sükût ettiği yerde zulüm zirveye ulaşmış demektir.

Gücün haklıyı, baskının ruhu, insanların insanlığı yenmesine izin verecek miyiz? Aklın bağımsızlığında, vicdanımızın rehberliğinde gerçeğe ulaşmaya çaba göstermek gerekir. Gerçek özgürdür, sonsuzdur, önyargılardan habersizdir.

Zweig'ın tespitiyle; bu durumda suçlanması gerekenler, gerçekleri bilen yahut bilmesi gereken, ancak tembellik, korkaklık veya zayıflık yüzünden, şöhret arzusu veya başka kişisel çıkarlar yüzünden yalanlara teslim olanlardır.

Özgür olmak ve vicdanımızın sesine kulak vermek için geç değil.

NELER SÖYLENDİ?
@
Ümit Kardaş

Ümit Kardaş

DİĞER YAZILARI Adığe (Çerkez) Katliamı 25-05-2022 02:47 Gerçekdışının karşısındaki güç: Sevgi 21-05-2022 02:24 Otokratik rejimin ceza kanunundaki aygıtları 15-05-2022 01:45 Adaletin yitiminde son nokta: Kavala davası 30-04-2022 23:56 İlerleme yanılgısı: Kadim bilgeliğin yolu 24-04-2022 02:38 Küresel sistemi yeniden tasarlamak 18-04-2022 22:22 Çingene medeniyeti 13-04-2022 04:34 Küreselleşmenin bencil aktörleri: Çöküşe giden yol 08-04-2022 01:40 Duvarları yıkabilecek miyiz? 01-04-2022 05:31 Süpürenler ve süpürülenler 24-03-2022 00:50 Dünya: Hassas kalplerin cehennemi 14-03-2022 21:05 Yeni bir dünya inşası-2: Rusya rol alabilir mi? 08-03-2022 01:41 Yeni bir dünya inşası: Madalyonun iki yüzü 06-03-2022 00:47 Türkiye Mahkemesi Nihai Raporu: İşkence 24-02-2022 01:44 Birlikte yapabiliriz! 16-02-2022 02:27 Türkiye Mahkemesi nihai mütalaası: 'Yargı bağımsızlığı ve adalete erişim' 09-02-2022 02:51 Kalıcı istisna hali: Hukuksuzluğun normalleşmesi 30-01-2022 01:25 Şiddetin sıradanlaşması 23-01-2022 22:31 İnsanın güçle sınanması 16-01-2022 01:46 Siyaset-bürokrasi-mafya-organize suç örgütü döngüsü 05-01-2022 01:29 Hukukun askıya alınması 29-12-2021 04:15 Yükseltin vicdanınızı! 20-12-2021 03:08 Bırakın adalet yerini bulsun... 12-12-2021 00:57 Düşüncenin erotikleşmesi 06-12-2021 01:06 Akıldışılığın büyüsüne kapılmak 27-11-2021 03:23 Dekadans: Çöküş! 19-11-2021 02:38 Alevilik (8): Başat kimliğin yarattığı çıkmaz 15-11-2021 01:36 Alevilik (7): Ayrı bir inanç sistemi mi? 09-11-2021 05:30 Alevilik (6): Devletin değişmeyen politikası 04-11-2021 02:22 Tekçi Cumhuriyet'ten Çoğulcu Demokrasi'ye 30-10-2021 01:30 Alevilik (5): 18-19. yüzyıl katliamlar zinciri 25-10-2021 01:13 Alevilik (4): Yeniçerilikle ilişkisi bağlamında Bektaşilik 18-10-2021 01:50 Alevilik (3): 15–16. Yüzyıl: 'Kıyım dönemi' 13-10-2021 00:48 Alevilik (2): Babai Ayaklanması 04-10-2021 01:05 'Turkey Tribunal' ('Türkiye Mahkemesi') 30-09-2021 01:53 Alevilik (1): Aleviliğin oluşum süreci 23-09-2021 23:26 "Tekçi-Otokratik" rejimin simgesi: Diyanet İşleri Başkanlığı 19-09-2021 02:56 12 Eylül'ün simgesi: Diyarbakır Cezaevi 13-09-2021 01:28 "Eylül" 09-09-2021 02:18 Kürtler (13): Talepler - Yeni bir inşa için öneriler - 2 04-09-2021 03:07 Kürtler (12): Yeni bir inşa için öneriler 30-08-2021 04:01 Kürtler (11): Yüzleşme-Müzakere-Uzlaşma-İşbirliği ihtiyacı 22-08-2021 03:22 Kürtler (10): Devlet iktidarının hedefindeki HDP 15-08-2021 03:28 Kürtler-9: Taleplerin siyasallaşmasını engelleme süreci 09-08-2021 02:59 Kürtler (8): 1980 Askeri Darbesi'ne uzanan süreç 01-08-2021 04:19 Kürtler (7): Dersim'den "Tunç Eli"ne 25-07-2021 02:47 Kürtler (6): Ağrı İsyanı'ndan Zilan katliamına! 18-07-2021 00:53 Kürtler (5): Takrir-i Sükûn rejimine geçiş 12-07-2021 01:44 Kürtler (4): 1922-1924 04-07-2021 02:57 Kürtler (3): 1916-1923 26-06-2021 03:47 Kürtler (2): 19. yüzyıl 21-06-2021 03:38 Kürtler (1): 16-18. yüzyıl 15-06-2021 03:55 Çağdaş tiranlığın terör yönetimi 04-06-2021 02:12 Organize suç örgütlenmesi bağlamında mafya 27-05-2021 02:20 "Bir daha asla!" diyebilmek için - 3 17-05-2021 02:15 "Bir daha asla!" diyebilmek için - 2 08-05-2021 01:09 "Bir daha asla!" diyebilmek için 30-04-2021 23:10 İnsanın hangi hali? 22-04-2021 01:25 Mağdurların empati ittifakı 02-04-2021 01:46 "Dil"den "Gönül"lere akmak! 18-03-2021 01:51 Kanımla düşünüyorum! / Hermann Göring 10-03-2021 02:59 Yeni anayasa inşa sürecinin açmazları 17-02-2021 21:49 Üniversitenin misyonu 09-02-2021 00:28 Türk anayasaları bağlamında yasama-yürütme dengesi 02-02-2021 02:23 Güçlendirilmiş parlamenter sistem ne anlama geliyor? 28-01-2021 04:03 Öteki korkusundan kurtulmak için: Kendi uçurumuna atlamak 19-01-2021 04:58 Sıfırdan Anayasa İnşası: Yeni Anayasa Platformu (YAP) örneği 14-01-2021 04:00 "Küresel eril sistem"in mağdurları: Kadınlar 08-01-2021 04:19 Çok dilli - çok bölgeli anayasa: Güney Afrika anayasası 31-12-2020 03:32 Sıfırdan anayasa inşası: Güney Afrika örneği 22-12-2020 01:59 Tabula Rasa: Sıfırdan anayasa inşası 13-12-2020 05:11 Kayyım atamaları bağlamında 1921 Anayasası 08-12-2020 23:49 Anayasacılık: Batı-Osmanlı anayasa hareketleri 30-11-2020 04:56 Sistemin saldırısı karşısında direniş odağı: Aşk 12-11-2020 23:30 Empati ihtiyacı 29-10-2020 00:11 'Çok Kalpli Asi' 14-10-2020 22:23 Eylül’le gelen 29-09-2020 02:20 Tercihiniz; otokrasi mi, demokrasi mi? 16-08-2020 01:09 Hukukun işlevi 07-08-2020 01:12 Barbarlığın son noktası: Çocuklarına kavuşamadan ölen anneler! 30-07-2020 04:12 Vandalizmin kurumlaşmış hali: Cezasızlık pratiği 24-07-2020 02:55 Beton avluların çocukları: Anne! Toprak ne demek? 14-07-2020 00:38 Medeniyetsizlik: Boğulan adalet 08-07-2020 01:11 Meşruiyet: Temel mutabakat – Kamusal müzakere 26-06-2020 03:03 Frenlenemeyen iktidar sorunu 18-06-2020 02:14 Bu kaçıncı Cumhuriyet! 09-06-2020 19:56 İslam'ın siyasetle serüveni: Milliyetçiliğe savrulma 02-06-2020 02:24 Devlet: Güç ve çıkar çatışmalarının alanı 23-05-2020 02:04 Sürgünün trajedisi: Toprağın tadını özlemek 16-05-2020 22:03 Devletin emrindeki din: Diyanet İslam'ı 12-05-2020 02:19
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper Lig Ahmet Çalık SezonuOP
  • 1Trabzonspor3881
  • 2Fenerbahçe3873
  • 3Konyaspor3868
  • 4Başakşehir FK3865
  • 5Alanyaspor3864
  • 6Beşiktaş3859
  • 7Antalyaspor3859
  • 8Fatih Karagümrük3857
  • 9Adana Demirspor3855
  • 10Sivasspor3854
  • 11Kasımpaşa3853
  • 12Hatayspor3853
  • 13Galatasaray3852
  • 14Kayserispor3847
  • 15Gaziantep FK3846
  • 16Giresunspor3845
  • 17Çaykur Rizespor3836
  • 18Altay3834
  • 19Göztepe3828
  • 20Yeni Malatyaspor3820
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Türkiye'de erken seçim ihtimali var mı?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
webmaster forum