DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Ümit Kardaş
Ümit Kardaş
Giriş Tarihi : 18-06-2020 02:14

Frenlenemeyen iktidar sorunu

Milliyetçi-Ulusalcı-İslamcı bir iktidar ittifakı, AKP eliyle ülkeyi meşru evrensel hukukun, hatta yamalı bohçaya dönmüş Anayasa kurallarının dışında fiili (de facto) olarak yönetmekte.

Osmanlı'dan bu yana sorunların çözümünü güvenlik politikalarında görüp, şiddetle bastırarak halının altına süpürme pratiği kısa bir umut döneminden sonra bütün şiddetiyle geriye dönmüş durumda.

Bütün yetkileri iç bölgede, yani merkezde toplayarak yereli merkezden sömürge tipi bir idari vesayet yapılanmasıyla yönetme geleneğinin bulunduğu bir ülkede katılımcı ve çoğulcu bir demokrasi inşa etme imkânı olmadığı gibi, rejimi otoriterlikten ve hukuk dışına çıkma alışkanlığından kurtarma imkânı da bulunmamakta.

Nitekim özellikle HDP'nin seçilmiş çok sayıda belediye başkanlıklarına "irade gaspı" yoluyla kayyım atamaları yapılması, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Adnan Selçuk Mızraklı gibi isimlerin siyasal suç isnat edilerek cezaevinde tutulmaları, HDP eş başkanlarının Anayasal hakları olan gösteri ve yürüyüşlerinin engellenmesi güvenlik politikalarının antidemokratik yollarla uygulandığını göstermekte.

Başta Ahmet Altan ve Osman Kavala olmak üzere gazeteci, yazar, işadamı ve sivil toplum örgütleri temsilcilerinin suç ve delil icat edilerek, adil yargılanma hakları gözetilmeden uzun süre tutuklu bırakılması hakim bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesinin siyasi iktidarın Adalet Bakanı üzerinden kendisine bağladığı HSK eliyle yok edilmesi sonucunu doğurduğu açık.

Siyasi hayata, ifade özgürlüğüne ve özellikle medyaya yönelik yapılan meşru hukuk devletinde rastlanmayacak müdahaleler, hem hukuk yoluyla hem dikey yetki bölüşümüyle hem de kamusal müzakere (sivil toplum) aracılığıyla dengelenemeyen ve frenlenemeyen bir siyasi iktidarın nelere kalkabileceğini bize gösterdi.

Meşru, yani evrensel hukuka dayanan bir yargı sisteminin herkes için ne kadar elzem olduğu anlaşılmış olmalı. Ne yazık ki siyasi iktidar güce dayalı kurmaca bir hukuku bize meşru bir hukukmuş gibi göstermeye çalışıyor.

Hukukçuların dahli olmadan devletin hukukun dışına çıkması ya da hakimler olmadan göstermelik bir davayı yürütmesi kolay değildir. Bu nedenle mesleki etik ilkeleri savunma cesaretini göstermek önem kazanmakta. Hukukçuların gücün hukuki denetimini yapacağı yerde, onun siyasi istek ve ihtiraslarına uyması sonun başlangıcı demektir.

Yaşananlar hepimize meşru hukuk, çoğulcu, katılımcı, özgürlükçü demokrasi ve vicdan ekseninde her kesimle bir araya gelerek ve yeni bir inşaya başlamak görevi yüklüyor. Bu bağlamda meşruiyet, konsensüs ve kamusal müzakere kavramlarını irdelemekte yarar görüyorum.

Meşruiyet (legitimite), doğal hukuka uygun olmayı ifade eder. Bu nedenle meşruiyet, yetkili organlar tarafından konulmuş olan bir kanuna uygun olmayı belirten hukukilik (legalite) kavramından farklıdır.

Çünkü mevcut hukuk normları varlıklarının meşruluğunu evrensel esas ve ilkelere göre ispat etmekle yükümlüdürler. Dünyanın çeşitli yerlerindeki iktidarların neden olduğu insan hakları ihlallerini ve bu ihlallerin kaynağını oluşturan hukuk kurallarının meşruluğunu savunabilir miyiz?

Meşruluk siyasi alanda iktidarın sağlanması ve elde tutulması bakımından en önemli faktörlerden birini oluşturur. Bir siyasal sistemde yönetilenler, iktidarın meşruluğuna inandıkları ölçüde onun kararlarına kendiliklerinden uyma eğilimi gösterirler. Bu durumda iktidar zora başvurma gereği duymaksızın itaati sağlamış olur.

Aksi durumda, yani yönetilenler arasında iktidarın meşruluğuna olan inanç zayıfsa, onun kurallarına kendiliğinden uyma eğilimi de düşük olacak ve iktidar itaati sağlamak için güce, şiddete ve tehdide başvurma yoluna gidecektir. Demek ki devletin kullandığı kaba güç ve şiddet kullanma ile meşruluk arasında ters orantı bulunmakta.

Şiddet kullanma, devlet aygıtlarıyla baskı altına alma ve tehdit etme yöntemleri iktidarların güçlü olduğunu göstermez. Aksine rejimin ya da iktidarın meşruluk temelinin zayıf olması nedeniyle ayakta kalabilmek için çıplak güce dayanmak zorunluluğunda olduğunu gösterir. Bu nedenle meşruluğun yönetimi kolaylaştıran, onu etkili ve istikrarlı kılan bir unsur olduğu çok açık.

Siyasi iktidarın kanuniliği ile meşruluğu birbirinden faklıdır. Kanuni bir iktidardan kastedilen, mevcut anayasa ve hukuk kurallarına bağlı olarak seçimle ortaya çıkan meşru iktidardır. Ancak başlangıçta meşru olan bir iktidar daha sonra meşruiyetini kaybedebilir. Bu nedenle meşruiyet sorunu iktidarın kaynağıyla olduğu kadar iktidarın kullanılmasıyla ilgilidir.

Doğal hukuk anlayışına göre "hukuki olan"la "meşru olan" arasındaki fark önemlidir. Fransız Littre Sözlüğü, bunu şöyle açıklamakta: "Kanuna uygun olan hukukidir. Hakkaniyete uygun olan meşrudur." Hukuki olan bir hükümet, doğal hukukun esas ve ilkelerini ihlal ettiği oranda meşru olmaktan çıkabilir. Bu durum Ortaçağ'da "tirani" olarak adlandırılmıştır.

Antik çağ filozofları hukuka dayalı bir cumhuriyette iyi çalışan bir kontrol ve denge sistemini öngörürken, tiranlık olarak adlandırdıkları; yönetimdeki gücün tek bir kişi ya da grupta toplanmasından, yöneticilerin hukukun üstünlüğü yerine kendi çıkarlarını düşünmesi yoluna gitmesinden korkuyorlardı. Platon, demagogların ifade özgürlüğünü istismar ederek iktidara geçip tiranlaşacaklarını öngörüyordu.

Nitekim ABD'de çıkan siyasi tartışmaların önemli bir kısmı kölelere ya da kadınlara uygulanan şiddet ve zorbalıkla ilgiliydi. Amerika'nın Minnesota eyaletinde polisin George Floyd isimli siyahi kişiyi öldürmesi olayının yarattığı tepkiler ve Trump'ın siyasi yaklaşımı bu korkunun halen geçerli olduğunu göstermekte.

Tarihte geleceğe yönelik beklentilere dayalı bir itaat, Nazi Almanya'sı örneğinde olduğu gibi siyasi trajedilere neden oldu. Otoriter rejime verilen gücün büyük kısmı özgür bir iradeyle verilmişti. SS'ler kitlesel katliamları herhangi bir emir almaya ihtiyaç duymadan, üstlerinin ne istediklerini tahmin ederek, hatta onların düşündüklerinin ötesine geçerek gerçekleştirmişlerdi.

Amerikalı tarihçi Timothy Synder, bireylerin baskıcı bir hükümetin daha neler isteyebileceğine odaklandığını ve bunları daha talep edilmeden yerine getirdiğini, bu duruma uyum sağlayan yurttaşın iktidara neler yapabileceğini öğrettiğini belirtiyor.

20. yüzyılda Avrupa demokrasileri birer birer faşizme, Nazizm'e ve komünizme yenik düştüler. Sözkonusu ideolojilerin uygulayıcıları mitsel söylemlerle kitleleri ikna etmişlerdi. Synder'in söylemiyle Avrupa tarihi bize toplumların parçalanabileceğini, demokrasilerin düşebileceğini, etik değerlerin kaybolabileceğini ve sıradan insanların kendilerini hiç hayal etmedikleri koşullarda bulabileceğini göstermekte.

Meşruiyet kavramının konsensüs ve kamusal müzakere alanıyla ilgisini bundan sonraki yazımda ele alacağım.

NELER SÖYLENDİ?
@
Utivelo 8 ay önce
Propecia Que Es sewillique cialis buy dupoptob Cialis Vente Libre
Ümit Kardaş

Ümit Kardaş

DİĞER YAZILARI Kürtler (8): 1980 Askeri Darbesi'ne uzanan süreç 01-08-2021 04:19 Kürtler (7): Dersim'den "Tunç Eli"ne 25-07-2021 02:47 Kürtler (6): Ağrı İsyanı'ndan Zilan katliamına! 18-07-2021 00:53 Kürtler (5): Takrir-i Sükûn rejimine geçiş 12-07-2021 01:44 Kürtler (4): 1922-1924 04-07-2021 02:57 Kürtler (3): 1916-1923 26-06-2021 03:47 Kürtler (2): 19. yüzyıl 21-06-2021 03:38 Kürtler (1): 16-18. yüzyıl 15-06-2021 03:55 Çağdaş tiranlığın terör yönetimi 04-06-2021 02:12 Organize suç örgütlenmesi bağlamında mafya 27-05-2021 02:20 "Bir daha asla!" diyebilmek için - 3 17-05-2021 02:15 "Bir daha asla!" diyebilmek için - 2 08-05-2021 01:09 "Bir daha asla!" diyebilmek için 30-04-2021 23:10 İnsanın hangi hali? 22-04-2021 01:25 Mağdurların empati ittifakı 02-04-2021 01:46 "Dil"den "Gönül"lere akmak! 18-03-2021 01:51 Kanımla düşünüyorum! / Hermann Göring 10-03-2021 02:59 Yeni anayasa inşa sürecinin açmazları 17-02-2021 21:49 Üniversitenin misyonu 09-02-2021 00:28 Türk anayasaları bağlamında yasama-yürütme dengesi 02-02-2021 02:23 Güçlendirilmiş parlamenter sistem ne anlama geliyor? 28-01-2021 04:03 Öteki korkusundan kurtulmak için: Kendi uçurumuna atlamak 19-01-2021 04:58 Sıfırdan Anayasa İnşası: Yeni Anayasa Platformu (YAP) örneği 14-01-2021 04:00 "Küresel eril sistem"in mağdurları: Kadınlar 08-01-2021 04:19 Çok dilli - çok bölgeli anayasa: Güney Afrika anayasası 31-12-2020 03:32 Sıfırdan anayasa inşası: Güney Afrika örneği 22-12-2020 01:59 Tabula Rasa: Sıfırdan anayasa inşası 13-12-2020 05:11 Kayyım atamaları bağlamında 1921 Anayasası 08-12-2020 23:49 Anayasacılık: Batı-Osmanlı anayasa hareketleri 30-11-2020 04:56 Sistemin saldırısı karşısında direniş odağı: Aşk 12-11-2020 23:30 Empati ihtiyacı 29-10-2020 00:11 'Çok Kalpli Asi' 14-10-2020 22:23 Eylül’le gelen 29-09-2020 02:20 Tercihiniz; otokrasi mi, demokrasi mi? 16-08-2020 01:09 Hukukun işlevi 07-08-2020 01:12 Barbarlığın son noktası: Çocuklarına kavuşamadan ölen anneler! 30-07-2020 04:12 Vandalizmin kurumlaşmış hali: Cezasızlık pratiği 24-07-2020 02:55 Beton avluların çocukları: Anne! Toprak ne demek? 14-07-2020 00:38 Medeniyetsizlik: Boğulan adalet 08-07-2020 01:11 Meşruiyet: Temel mutabakat – Kamusal müzakere 26-06-2020 03:03 Frenlenemeyen iktidar sorunu 18-06-2020 02:14 Bu kaçıncı Cumhuriyet! 09-06-2020 19:56 İslam'ın siyasetle serüveni: Milliyetçiliğe savrulma 02-06-2020 02:24 Devlet: Güç ve çıkar çatışmalarının alanı 23-05-2020 02:04 Sürgünün trajedisi: Toprağın tadını özlemek 16-05-2020 22:03 Devletin emrindeki din: Diyanet İslam'ı 12-05-2020 02:19
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Spor Toto Süper LigOP
  • 1Adana Demirspor00
  • 2Aytemiz Alanyaspor00
  • 3Altay00
  • 4Fraport-TAV Antalyaspor00
  • 5Medipol Başakşehir00
  • 6Beşiktaş00
  • 7Çaykur Rizespor00
  • 8Fatih Karagümrük00
  • 9Fenerbahçe00
  • 10Galatasaray00
  • 11Gaziantep Futbol Kulübü00
  • 12Giresunspor00
  • 13Göztepe00
  • 14Atakaş Hatayspor00
  • 15Kasımpaşa00
  • 16Yukatel Kayserispor00
  • 17İttifak Holding Konyaspor00
  • 18Demir Grup Sivasspor00
  • 19Trabzonspor00
  • 20Helenex Yeni Malatyaspor00
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Süper Lig'de hangi takım şampiyon olur?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
webmaster forum