Türkiye'nin 'dilemma'sı

Ümit Kardaş

24-07-2025 02:47

Devletin ideolojik yapılanması tarafından desteklenen MHP, daima siyaseti ve rejimi şekillendirmede başat rol oynadı, parlamentoda kilit sayıda milletvekili bulması sağlandı.

2016 askeri darbe girişiminden önce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a ve AKP iktidarına en ağır eleştirileri yapan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, amacı otokrasiye yol açmak olan kontrollü bir darbe girişiminden sonra Erdoğan’ın OHAL ile birlikte fiilen uygulamaya başladığı tek adam rejiminin yasallaşması gerektiğini belirterek tam aksi yönde bir politika oluşturmaya başladı.

Türkiye, 2017’de başkanlık rejimine geçişi öngören referandumda, hukuk âleminde yok hükmünde olan mühürsüz oyların kabul edilmesi sonucu nevi şahsına münhasır bir tek adam rejimine geçti. Başta CHP olmak üzere muhalefet, Türkiye’nin çöküşünün başlangıç noktasını büyük bir aymazlıkla seyretti. Âdeta rejim değişikliğine icazet verdi.

Kasım 2017’de Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Adalet ve Kalkınma Partisi ile ittifak yapmayı önermesi sonucunda Şubat 2018’de Cumhur İttifakı kuruldu. Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turu ile aynı gün yapılan 24 Haziran 2018 Türkiye genel seçimleri, 2017 Türkiye anayasa değişikliği referandumunda kabul edilen bazı değişikliklerin yürürlüğe girdiği bir seçim oldu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından 2017 referandumda kabul gören anayasa değişikliğinin yürürlüğe girmesi için daha fazla beklenmemesi seçimlerin erkene alınmasının gerekçesi olarak gösterildi.

Bahçeli’nin 17 Nisan 2018 tarihinde partisinin TBMM’deki grup toplantısında erken seçimi gerekli gördüğünü belirtmesi ve Erdoğan’ın ertesi gün buna olumlu yaklaştığını açıklaması ile seçim tarihi erkene alındı. Aynı gün olağanüstü hal seçim tarihini de içine alacak şekilde üç ay daha uzatıldı, seçimler OHAL düzeni içinde yapılmış oldu.

Böylece Başbakan Erdoğan’a tek başına gerçekleştiremeyeceği gücün tek kişide toplanması, devletin tekçi ideolojik yapılanmasının temsilcisi Devlet Bahçeli’nin desteğiyle sağlanmış oluyordu. Ancak Erdoğan’ın bu gücünü kullanabilmesi Bahçeli’nin sürekli desteğiyle mümkündü. Bahçeli tek adam rejiminin gerçekleşmesini sağlarken, bu rejimin kontrolünü ve denetimini de eline alıyordu.

Seçime devletle aynı zihniyet kodlarını paylaşan MHP liderinin manipülasyonu ve OHAL rejimi ile birlikte, adaletsiz koşullarda ve baskın şekilde gidilmesi ve ortaya çıkan seçim sonuçları, devletin tekçi ideolojik yapısının canlılığını ve etkinliğini göstermiş oldu.

Devletin zihniyet kodlarıyla, sorunları şiddet ve baskıya dayalı güvenlik politikalarıyla uzlaşan AKP iktidarı aynı kodlara sahip MHP lideri Bahçeli tarafından kuşatılmış oldu.

MHP’nin Güneydoğu bölgesinde savunduğu politikalar ve seçim döneminde bölgede hiçbir varlık göstermemesi karşısında oylarını bu bölgede ciddi oranlarda artırması, bölgedeki seçim koşulları da düşünüldüğünde oldukça düşündürücü.

Devlet, Erdoğan’ı iki taraflı kuşatırken onu kendi kırmızı çizgileri içinde tutmayı hedeflemekte. Erdoğan, yeni sistemde demokratik usul ve yöntemlerle denetlenemeyen bir başkan gibi gözükebilir. Ancak onu tekçi zihniyet kodlarına göre şekillenmiş devlet gücü denetleyecek, frenleyecek ve kendi politikalarının takip edilmesini isteyecektir. Bunun da bir vesayet oluşturduğu açık.

Ayrıca yeni sistemle OHAL rejimi sürekli bir istisna halini aldığından bu vesayetin doğurduğu sonuçların demokratikleşme yönünde değil, aksine daha da otoriterleşme yönünde olması kaçınılmazdı.

Nitekim HDP bu süreçte kriminalize edildi. Gezi ve Kobani davaları üzerinden suçlar icat edilerek yargı siyasallaştırıldı. HDP’nin eşbaşkanları tutuklandı. Halkın iradesi ve hukuk yok sayılarak siyasi-hukuki yapı kayyım rejimi haline getirildi. HDP ile aynı kareye girenler vatan haini ilan edildi.

Anayasa, AİHM kararlarının tanınmadığı açıkça söylendi, böylece gerçek bir başkanlık rejiminin teminatı olan erkler ayrılığı, adil yargılanma hakkı, hakim bağımsızlığı ve hukuk devletine ilişkin tüm anayasal düzenlemeler fiilen ilga edilerek hukuk güvenliğinin yok edildiği bir anayasasızlık boşluğuna düşüldü.

Tüm bunlar MHP’nin desteğiyle yapılırken, başta ekonomi olmak üzere tüm alanlardaki ahlaki çürüme ve çöküşe göz yumuldu. Orta ve alt gelir grubundaki insanlardan başta sermaye olmak üzere belli bir kesime gelir transferi yapıldı. Yolsuzluk had safhada artarken yoksulluk derinleşti. Son olarak üç beş şirkete çıkar sağlamak için ülkenin ekonomik ve kültürel zenginliği olan zeytinliklerin yok edilmesine yol açan kanun yine ittifak oylarıyla geçti.

Neden MHP bu çöküşe destek verdi? Kürt meselesi üzerinden, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne dayalı tekçi ideolojisi doğrultusunda ülkeyi otokratik bir rejimle yönetmek için.

Peki şimdi ne oldu da MHP eski paradigmayı terk etmeye, kapatılmasını istediği partiyi ve teröristbaşı olarak nitelediği Abdullah Öcalan’ı kurucu lider olarak muhatap almaya başladı. Bunun iç dinamikle bir ilgisi bulunmamakta. Zaten İmparatorluk da dahil 100 yıldır hiçbir değişim iç dinamikle olmadı.

Tanzimat dönemi sadrazamlarından Fuat Paşa'nın bu konudaki tespiti halen geçerli:

"Bir devlette iki kuvvet olur. Biri yukardan, biri aşağıdan gelir. Bizim memlekette yukarıdan gelen kuvvet cümlemizi eziyor. Aşağıdan ise bir kuvvet hâsıl etmeye imkân yoktur. Bunun için pabuççu muştası gibi yandan bir kuvvet kullanmaya muhtacız. O kuvvetler de sefaretlerdir."

ABD-İngiltere-İsrail ekseninden verilen mesajın şu olduğu anlaşılıyor: Ortadoğu'yu yeniden şekillendiriyoruz. Bu süreçte Kürtlerle işbirliği içinde onların da tarihsel taleplerini karşılayarak ilerliyoruz ve size bir imkân sunuyoruz. Siz etkilenmek istemiyorsanız katı tutumunuzdan vazgeçip kendi Kürtlerinizle barışıp taleplerini karşılayın.

Bu gelişme karşısında ülke bütünlüğü hassasiyeti Bahçeli’yi öne çıkarmış durumda. Bu o kadar önemli ki! Bahçeli Erdoğan’a bu sürecin devletin planı olduğunu, kendisinin Cumhurbaşkanı olarak bunu gerçekleştirmekle mükellef olduğunu açıkça söyledi.

Peki bu dayatma bir fırsat olabilir mi? Kuşkusuz olabilir, hatta olmalı. Türkiye bu fırsatı kullanabilir mi? İşte buna cevap vermek zor.

Yıllardır inkâr, imha, tedip edilip zulüm görmüş Kürtlerin temsilcisi DEM Parti, yakalanan bu dış konjonktürü haklı olarak değerlendirmek istiyor. Ama öyle anlaşılıyor ki siyasi bilinci yüksek Kürtlerin partisi DEM, sadece Kürtleri ilgilendiren taleplere karşılık göstermelik hak kazanımlarıyla yetinmeyecektir, yetinmemelidir de...

Türkiye çoğulcu, katılımcı, özgürlükçü, eşitlikçi, hukukun üstünlüğüne dayalı bir demokrasiye ve sosyal hukuk devletine dönemezse Türklerin de Kürtlerin de bu ülkede huzur bulmasına imkân bulunmamakta. DEM yöneticilerinin beyanları bu düzeyde bir bilince sahip olduklarını göstermekte.

Tuncay Bakırhan’ın söylemi bunu doğrulamakta:

"Kürt sorununun çözümü yoksa, demokratikleşme yoksa, kadın yoksa, Alevilerin eşit yurttaşlık hakkı yoksa, ekonomide adalet yoksa, doğada kırım devam ediyorsa kim buna ‘evet’ der?"

MHP, DEM’in vizyonuna uygun bir esneklikle karşılık verebilecek mi? Verdiğini kabul etsek dahi geçmiş bagajı yüklü AKP ile hele CHP’ye yönelik irrasyonel ve hukuk dışı siyasi hamleler sürerken bu sürecin başarılı olması zor gözüküyor.

DEM’in vizyonu belli. AKP’nin icraatı ise aksi yönde. Mardin’e Ahmet Türk’ü iade edip CHP’li belediye başkanlarını içeride tutmak mümkün mü? AKP’nin yargıdan elini çekip siyaseti normalleştirmesi zorunlu. Yoksa Türkiye bu fırsatı kaçırırken eğik düzlemde kayabilir.

DİĞER YAZILARI Mutlakıyete dönüş 01-01-1970 03:00 KHK zulmü: İnsan onurunu hiçe sayma ve sivil ölüm 01-01-1970 03:00 Türkiye: Magnitsky yasasını ihlal etme noktasını da aştı 01-01-1970 03:00 Arafta kalanlar 01-01-1970 03:00 Temel mutabakatın yokluğu 01-01-1970 03:00 Utanç duygusunun yitimi 01-01-1970 03:00 Savaşı meşrulaştıran bir vesayet kurumu: Birleşmiş Milletler 01-01-1970 03:00 Hukukun her alanında gerileyen Türkiye 01-01-1970 03:00 Tekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 01-01-1970 03:00 Barbar medenileşmenin sonu 01-01-1970 03:00 'Ortaklaşmacı demokrasi' örneği: Danimarka–Faroe-Grönland Adaları 01-01-1970 03:00 Ortaklaşmacı demokrasi örneği-4: Büyük Britanya 01-01-1970 03:00 Entelektüel üretimin kaybı, rejimin vesayeti, siyasetin iflası 01-01-1970 03:00 'Ortaklaşmacı demokrasi' örneği: İspanya 01-01-1970 03:00 Selahattin Demirtaş'ın yazısı, zihnimiz ve zihniyet labirenti 01-01-1970 03:00 Trump’ın meşruiyeti var mı ki! 01-01-1970 03:00 'Ortaklaşmacı demokrasi' örnekleri: Fransa–Yeni Kaledonya Özerk Bölgesi 01-01-1970 03:00 Cassandra Çığlığı * 01-01-1970 03:00 'Ortaklaşmacı demokrasi' örnekleri: İtalya–Güney Tirol özerk bölgesi 01-01-1970 03:00 Âdemimerkeziyet: Dikey güçler ayrılığı ya da paylaşımı–2 01-01-1970 03:00 Âdemimerkeziyet: Dikey güçler ayrılığı ya da paylaşımı 01-01-1970 03:00 RTÜK eliyle temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunmak 01-01-1970 03:00 Ortadoğu'nun sömürgeleştirilmesi süreci 01-01-1970 03:00 Mevcut koşullarda demokratik bir anayasa inşa etmek mümkün değil 01-01-1970 03:00 Bir anayasa inşa süreci deneyimi: Yeni Anayasa Platformu (YAP) 01-01-1970 03:00 Bir ülkeyi yaşanılır kılan adalet ve özgürlüktür! 01-01-1970 03:00 Hukuk devletinin temeli: Adil yargılanma hakkı 01-01-1970 03:00 Adil yargılanma hakkının temeli: Tabii hakim ilkesi 01-01-1970 03:00 Devletin gölgesinde değişim mümkün mü? 01-01-1970 03:00 Etik, estetik ve adalet yoksunluğu içinde yaşamak 01-01-1970 03:00 Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi 01-01-1970 03:00 İtaatsizliğin erdemi 01-01-1970 03:00 'Meşruiyet'in kaybı 01-01-1970 03:00 "Gücü, gücü yetene!' dünyası 01-01-1970 03:00 Gücün ve kötülüğün egemen olduğu bir dünyada yaşamak 01-01-1970 03:00 Adaletten yoksun bir toplum, kalitesiz bir hayat yaşamaya mahkûmdur 01-01-1970 03:00 Barışın, özgürlüğün, adaletin önündeki engel 01-01-1970 03:00 Hukuk güvenliği bağlamında: Hakimin bağımsızlığı, tarafsızlığı, niteliği 01-01-1970 03:00 Hukuk güvenliği bağlamında: Gözaltı ve tutuklama 01-01-1970 03:00 Utanç duygusunun kaybı 01-01-1970 03:00 Siyasi cinayet üreten zihniyetin kurbanı: Hrant Dink 01-01-1970 03:00 'Aşk Biter mi?' 01-01-1970 03:00 Devletin cezasızlık politikası 01-01-1970 03:00 2025, kaldıramayacağı bir yükle geliyor 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Çocuklar (3) 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Çocuklar (2) 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Çocuklar (1) 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Kadınlar (3) 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Kadınlar (2) 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Kadınlar (1) 01-01-1970 03:00 'İnsan tamamlanmamıştır' (*) 01-01-1970 03:00 İnsan onurunu koruyamayan hukuk adaleti sağlayamaz 01-01-1970 03:00 Zihnimiz sanki bölünmez küçük bir devlet! 01-01-1970 03:00 Cumhur İttifakı samimi mi? Muhalefet yeterli mi? 01-01-1970 03:00 1971–1980 cuntalarının temel mottosu: 'Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü' 01-01-1970 03:00 Siyasetin sefaleti 01-01-1970 03:00 'Eylül'ün içinden geçen duygular 01-01-1970 03:00 Darbe anayasasının tekçi–despotik zihniyetinde donma hali 01-01-1970 03:00 İnsanın varlığını şiddet kullanarak inşa etmesi 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–10 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–9 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–8 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–7 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–6 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–5 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–4 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–3 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–2 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–1 01-01-1970 03:00 Tekrar ediyorum: 'Adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun!' 01-01-1970 03:00 Nekropolitik Çağ 01-01-1970 03:00 Kayyım rejimi: Türkiye'nin geleceğine vurulan kilit 01-01-1970 03:00 Kobani davası: Ölümlerden kim sorumlu? – 2 01-01-1970 03:00 Kobani davasına giden süreç – 1 01-01-1970 03:00 İnsanlık tarihinin saygın anıtı: Angkor Wat 01-01-1970 03:00 'Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun' 01-01-1970 03:00 CHP: Altı oku revize edebilecek mi? – 3 01-01-1970 03:00 CHP: Çok partili dönem–2 01-01-1970 03:00 CHP: Tek partili dönem–1 01-01-1970 03:00 Seçim sonrasının düşündürdükleri 01-01-1970 03:00 Hakikat yolunda yürümek 01-01-1970 03:00 1971-1973: Geriye gidişin ara rejimi 01-01-1970 03:00 Hukukla bağını koparan Türkiye 01-01-1970 03:00 Afrika balladı! 01-01-1970 03:00 Güney Afrika Vicdan Girişimi 01-01-1970 03:00 Cumhuriyetin tercihi tekçi otokratik rejim: 1925 Kürt ayaklanması 01-01-1970 03:00 Postkolonyal dönemde insanın durumu 01-01-1970 03:00 İnsanın medeniyetle tanışması 01-01-1970 03:00 İnsan olmanın anlamı 01-01-1970 03:00 Hafıza aktivizmiyle hakikate ulaşma çabası 01-01-1970 03:00 Bahçeden yeryüzüne bakmak 01-01-1970 03:00 'Demokratik süreç odaklı' bir anayasa inşa edebilecek miyiz? 01-01-1970 03:00 İktidarın amaç ve zihniyetiyle yeni-sivil Anayasa inşa edilebilir mi? 01-01-1970 03:00 Kassandra çağrısı 01-01-1970 03:00 Küresel kozmopolit demokrasi 01-01-1970 03:00 Barbarlığı aşamamak: Savaşmaktan vazgeçmeyen insanlık 01-01-1970 03:00 Cumhuriyet oryantalizmi ve modernleştirmeci milliyetçilik 01-01-1970 03:00 'Eylül'ün içinden geçen şiirler 01-01-1970 03:00 Rumlar üzerinden otoriterleşmeyi meşrulaştırma 01-01-1970 03:00 6-7 Eylül’e giden süreç–2 01-01-1970 03:00 6-7 Eylül'e giden süreç 01-01-1970 03:00 Değişimin önündeki aşılmaz duvar: İdeolojik zihniyetin kemikleşmesi 01-01-1970 03:00 Türkiye değişebilir mi? 01-01-1970 03:00 Zihniyet değişikliğine ülke isimlerinden başlamak! 01-01-1970 03:00 Tekçi-tek kişilik siyasi rejimin kendi hukukunu oluşturması 01-01-1970 03:00 İktidara uzanan yerleşik düşünceden itirazcı-ihlalci göçebe düşünceye 01-01-1970 03:00 ‘Boşluk’tan ‘toz’a, ‘kültür’den ‘uygarlığa’ 01-01-1970 03:00 İnsanın hangi hali – 2 01-01-1970 03:00 İnsanın hangi hali! – 1 01-01-1970 03:00 Yalanların hakikate dönüşmesi 01-01-1970 03:00 Anayasanın temeli ne olmalı? 01-01-1970 03:00 Vicdan, mazlumlardan kelimeleri esirger mi? 01-01-1970 03:00 Yargının yeniden inşası: Adil yargılanma hakkı 01-01-1970 03:00 Yargının yeniden inşası: Hukuksal pozitivizmden doğal hukuka 01-01-1970 03:00 Enkaz altında kalmanın dayattığı zaruret: Adem-i merkeziyet 01-01-1970 03:00 Sorumlular ayağa kalksın! 01-01-1970 03:00 Kürtlerin siyasal temsilde var olma mücadelesi – 2 01-01-1970 03:00 Kürtlerin siyasal temsilde var olma mücadelesi – 1 01-01-1970 03:00 Hrant'ın ideallerini yaşatmak! 01-01-1970 03:00 Tarihsel kronik çizgi: İktidarın merkezde şahsileşmesi 01-01-1970 03:00 Şiddetin vardığı son nokta: Otosansür 01-01-1970 03:00 Rejimin HDP üzerinden yarattığı gerilim 01-01-1970 03:00 Hukukla bağını kesen devlet şiddeti 01-01-1970 03:00 Devlet - Demokrasi - Değişim 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin çıkmazı: Korku duvarını aşamamak (3) 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin çıkmazı: Merkeziyetçi devletten bölgesel devlete (2) 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin çıkmazı: Sömürge tipi idari vesayet rejimi (1) 01-01-1970 03:00 Neden 'Yetmez ama evet' denildi? (3) 01-01-1970 03:00 Neden 'Yetmez ama evet' denildi? (2) 01-01-1970 03:00 Neden ‘Yetmez ama evet’ denildi? (1) 01-01-1970 03:00 Zihniyetin esaretinde yozlaşan dil 01-01-1970 03:00 Zihniyet ikliminde bir çıkmaz: Kısırdöngüde debelenen Türkiye 01-01-1970 03:00 Halife Sultan II. Abdülhamid 01-01-1970 03:00 Adığe (Çerkez) Katliamı 01-01-1970 03:00 Gerçekdışının karşısındaki güç: Sevgi 01-01-1970 03:00 Otokratik rejimin ceza kanunundaki aygıtları 01-01-1970 03:00 Adaletin yitiminde son nokta: Kavala davası 01-01-1970 03:00 Küreselleşmenin bencil aktörleri: Çöküşe giden yol 01-01-1970 03:00 Duvarları yıkabilecek miyiz? 01-01-1970 03:00 Süpürenler ve süpürülenler 01-01-1970 03:00 Dünya: Hassas kalplerin cehennemi 01-01-1970 03:00 Yeni bir dünya inşası-2: Rusya rol alabilir mi? 01-01-1970 03:00 Yeni bir dünya inşası: Madalyonun iki yüzü 01-01-1970 03:00 Birlikte yapabiliriz! 01-01-1970 03:00 Türkiye Mahkemesi nihai mütalaası: 'Yargı bağımsızlığı ve adalete erişim' 01-01-1970 03:00 Kalıcı istisna hali: Hukuksuzluğun normalleşmesi 01-01-1970 03:00 Şiddetin sıradanlaşması 01-01-1970 03:00 İnsanın güçle sınanması 01-01-1970 03:00 Siyaset-bürokrasi-mafya-organize suç örgütü döngüsü 01-01-1970 03:00 Hukukun askıya alınması 01-01-1970 03:00 Yükseltin vicdanınızı! 01-01-1970 03:00 Bırakın adalet yerini bulsun... 01-01-1970 03:00 Düşüncenin erotikleşmesi 01-01-1970 03:00 Akıldışılığın büyüsüne kapılmak 01-01-1970 03:00 Dekadans: Çöküş! 01-01-1970 03:00 Alevilik (8): Başat kimliğin yarattığı çıkmaz 01-01-1970 03:00 Alevilik (7): Ayrı bir inanç sistemi mi? 01-01-1970 03:00 Alevilik (6): Devletin değişmeyen politikası 01-01-1970 03:00 Tekçi Cumhuriyet'ten Çoğulcu Demokrasi'ye 01-01-1970 03:00 Alevilik (5): 18-19. yüzyıl katliamlar zinciri 01-01-1970 03:00 Alevilik (4): Yeniçerilikle ilişkisi bağlamında Bektaşilik 01-01-1970 03:00 Alevilik (3): 15–16. Yüzyıl: 'Kıyım dönemi' 01-01-1970 03:00 Alevilik (2): Babai Ayaklanması 01-01-1970 03:00 'Turkey Tribunal' ('Türkiye Mahkemesi') 01-01-1970 03:00 Alevilik (1): Aleviliğin oluşum süreci 01-01-1970 03:00 "Tekçi-Otokratik" rejimin simgesi: Diyanet İşleri Başkanlığı 01-01-1970 03:00 12 Eylül'ün simgesi: Diyarbakır Cezaevi 01-01-1970 03:00 "Eylül" 01-01-1970 03:00 Kürtler (13): Talepler - Yeni bir inşa için öneriler - 2 01-01-1970 03:00 Kürtler (12): Yeni bir inşa için öneriler 01-01-1970 03:00 Kürtler (11): Yüzleşme-Müzakere-Uzlaşma-İşbirliği ihtiyacı 01-01-1970 03:00 Kürtler (10): Devlet iktidarının hedefindeki HDP 01-01-1970 03:00 Kürtler-9: Taleplerin siyasallaşmasını engelleme süreci 01-01-1970 03:00 Kürtler (8): 1980 Askeri Darbesi'ne uzanan süreç 01-01-1970 03:00 Kürtler (7): Dersim'den "Tunç Eli"ne 01-01-1970 03:00 Kürtler (6): Ağrı İsyanı'ndan Zilan katliamına! 01-01-1970 03:00 Kürtler (5): Takrir-i Sükûn rejimine geçiş 01-01-1970 03:00 Kürtler (4): 1922-1924 01-01-1970 03:00 Kürtler (3): 1916-1923 01-01-1970 03:00 Kürtler (2): 19. yüzyıl 01-01-1970 03:00 Kürtler (1): 16-18. yüzyıl 01-01-1970 03:00 Çağdaş tiranlığın terör yönetimi 01-01-1970 03:00 Organize suç örgütlenmesi bağlamında mafya 01-01-1970 03:00 "Bir daha asla!" diyebilmek için - 3 01-01-1970 03:00 "Bir daha asla!" diyebilmek için - 2 01-01-1970 03:00 "Bir daha asla!" diyebilmek için 01-01-1970 03:00 İnsanın hangi hali? 01-01-1970 03:00 Mağdurların empati ittifakı 01-01-1970 03:00 "Dil"den "Gönül"lere akmak! 01-01-1970 03:00 Kanımla düşünüyorum! / Hermann Göring 01-01-1970 03:00 Yeni anayasa inşa sürecinin açmazları 01-01-1970 03:00 Türk anayasaları bağlamında yasama-yürütme dengesi 01-01-1970 03:00 Sıfırdan Anayasa İnşası: Yeni Anayasa Platformu (YAP) örneği 01-01-1970 03:00 "Küresel eril sistem"in mağdurları: Kadınlar 01-01-1970 03:00 Çok dilli - çok bölgeli anayasa: Güney Afrika anayasası 01-01-1970 03:00 Tabula Rasa: Sıfırdan anayasa inşası 01-01-1970 03:00 Kayyım atamaları bağlamında 1921 Anayasası 01-01-1970 03:00 Anayasacılık: Batı-Osmanlı anayasa hareketleri 01-01-1970 03:00 Sistemin saldırısı karşısında direniş odağı: Aşk 01-01-1970 03:00 Empati ihtiyacı 01-01-1970 03:00 'Çok Kalpli Asi' 01-01-1970 03:00 Eylül’le gelen 01-01-1970 03:00 Tercihiniz; otokrasi mi, demokrasi mi? 01-01-1970 03:00 Hukukun işlevi 01-01-1970 03:00 Barbarlığın son noktası: Çocuklarına kavuşamadan ölen anneler! 01-01-1970 03:00 Vandalizmin kurumlaşmış hali: Cezasızlık pratiği 01-01-1970 03:00 Beton avluların çocukları: Anne! Toprak ne demek? 01-01-1970 03:00 Medeniyetsizlik: Boğulan adalet 01-01-1970 03:00 Meşruiyet: Temel mutabakat – Kamusal müzakere 01-01-1970 03:00 Frenlenemeyen iktidar sorunu 01-01-1970 03:00 Bu kaçıncı Cumhuriyet! 01-01-1970 03:00 İslam'ın siyasetle serüveni: Milliyetçiliğe savrulma 01-01-1970 03:00 Devlet: Güç ve çıkar çatışmalarının alanı 01-01-1970 03:00 Sürgünün trajedisi: Toprağın tadını özlemek 01-01-1970 03:00 Devletin emrindeki din: Diyanet İslam'ı 01-01-1970 03:00