Ortadoğu'nun sömürgeleştirilmesi süreci

Ümit Kardaş

27-06-2025 05:05

"Modern uygarlığın şiddetsizlik karakteri tam bir yanılsamadır." (Zygmunt Bauman)

Batının Ortadoğu'ya yönelik ilk emperyal müdahalesi kutsal yerlerin kurtarılması örtüsüyle başlatılan Haçlı Seferleri oldu. Başta kilise ve feodal beylerin yönlendirdiği bu seferlerde Doğu’nun zenginlikleri yağmalandı. Özellikle Venedik ve Ceneviz kentleri ticaret merkezlerine dönüşürken Avrupa kendi burjuvazisini yaratıyor, böylece Ortadoğu’nun sömürgeleştirilmesinin de yolu açılıyordu.

11. yüzyılda felsefeyi dışlayan, düşünme edimine kapalı, içtihat yaratma yolunu tıkayan akımlar İslam toplumlarında etkili olmaya başlamışlardı. Bu akımın öncüleri arasında Gazali gibi müderrisler bulunuyordu. 12. yüzyılın başında sömürgeleştirme dönemi yaşanırken İslam devlet kurumları çöküyor, zenginleşen iktidar sahipleri din adamları eliyle siyasi iktidarın despotik uygulamalarını ilahi kaynağa bağlayarak meşrulaştırıyor, eşitsizlik ve zulüm üreten bir düzeni yerleştiriyorlardı.

Batı’nın sömürgeleştirme amaçlı yayılımıyla İslam’ın kaynaklarının özgür düşünceye karşı olduğu yorumu çürümeyi hızlandırıyordu. Batı sanayideki gelişmeler sonucu hammaddelere ihtiyaç duyunca doğal kaynaklara sahip Doğu’nun önemi daha da artmaya başlamıştı. Doğu, Batı’nın hem hammadde kaynağına hem de pazarına dönüşürken yoksullaşıyordu.

19. yüzyıla gelindiğinde Ortadoğu, kölelik kurumuyla boyutlanan sömürge sisteminin alanı haline gelmişti. Sömürgeci ülkeler, sömürülen ülkelerin yoksulluğunu ve geri kalmışlığını o ülke halklarının inançlarına bağlayarak sömürüyü doğallaştırdılar. Sistemi meşrulaştırmak için toplumların siyasal, kültürel, ekonomik ve toplumsal birikimlerini yok ettiler. Batı’nın hukuksal, siyasal, ideolojik kurumlarının bu ülkelerde yerleştirilmesi sömürgeci sistemin yerli destekçilerinin güçlenmesini sağlamış oldu.

19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başlarında Ortadoğu’da bir Yahudi Devleti kurmak yönündeki planlar hayata geçirilmeye başlandığında, Filistin tam bir Arap ülkesiydi. 1855’te Filistin’de, göçmen olarak gelen 10.000 kadar Yahudi yaşıyordu. Ülkenin nüfusunun % 90’dan çoğu Arap olup toprağın da % 90’ı onlara aitti.

Yahudilerin Arap topraklarında devlet kurma amacıyla İngiltere’nin sömürgeci çıkarları tam anlamıyla örtüşmüştü. İngiltere, Hindistan yolunun güvenliği, zengin petrol yataklarının varlığı, Yahudi yerleşimi için seçilen toprakların burada bulunması, Osmanlı İmparatorluğu ve Rusya için bir kuşatma bölgesi yaratılması hedefleri bakımından Ortadoğu’ya büyük önem veriyordu. Bu nedenlerle bölgede var olmak isteyen Fransa’nın hamleleriyle Ortadoğu büyük bir çatışma alanı haline gelmişti.

Birinci Dünya Savaşı’nda İngiltere’nin açık hedefi; Osmanlı İmparatorluğu’nun tamamen yıkılıp Anadolu’da bir ulus-devlet kurulmasının yanı sıra, Ermenistan, Suriye ve kendi nüfuzu altında küçük Arap devletleri oluşturulmasıydı.

1916 yılında İngiltere adına Mark Sykes, Fransa adına Georges Picot tarafından gizli bir şekilde imzalanan Sykes-Picot Anlaşması, İngiltere, Fransa ve Rusya’nın Osmanlı İmparatorluğu’nun Ortadoğu coğrafyasındaki toprakları nasıl paylaşılacaklarına ilişkin olarak etki ve kontrol alanlarını tanımlamaktaydı.

Anlaşmaya göre, Suriye’nin Batısı ile Kuzeyi, Şam, Halep, Musul Fransa’ya; Irak, Mısır, Filistin ile Arabistan’ın doğusu İngiltere’ye; Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis ile Güneydoğu Anadolu’nun bir kısmı Rusya’ya bırakılacaktı. Ayrıca İskenderun serbest liman olacak, kutsal yerleşim yeri olması nedeniyle Filistin’de bir uluslararası yönetim kurulacaktı.

Lev Troçki gizli olan bu anlaşmanın bir kopyasını 24 Kasım 1917’de İzvestiya gazetesinde yayımlayarak dünya kamuoyuna Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanmasına ilişkin gizli paylaşımları açıklamıştı.

2 Kasım 1917’de İngiltere Dışişleri Bakanı olan Arthur Balfour, Yahudi Cemaati’nin temsilcisi olan Lord Rothschild’e gönderdiği mektupta İngiliz hükümetinin Filistin’de bir Yahudi vatanının kurulmasını desteklediğini belirtir.

İngiltere 1922’de Filistin’i manda adı altında bir sömürge gibi yönetirken Yahudi hareketi de tampon bir güce dönüşüyordu. Artık Yahudi Devleti’nin ekonomik, kültürel, siyasal yapıları kuruluyor, Yahudi nüfus hızla artıyor, ordu kuruluyordu. Arap halkının muhalefeti İngiliz emperyalizminin varlığı karşısında cılız kalıyordu.

Arnold Toynbee gelişmeler karşısında şu tespiti yapıyordu:

"İsrail Devleti’nin bugün var oluşunun ve bugün 1.500.000 Filistinli Arabın mülteci haline gelişinin sebebi, göçmenler kendi işlerini kendi tankları ve uçakları ile halletmek için yeterince çoğalıncaya kadar, otuz yıl boyunca Yahudi göçünün, Araplara İngiliz askeri gücü vasıtasıyla zorla kabul ettirilmesidir."

ABD’nin bölgeye yönelik politikası 1920’lerde bölgede petrolün varlığının fark edilmesiyle ve buna paralel olarak Amerikan petrol şirketlerinin bölgedeki petrol ayrıcalıklarından pay kapma yarışına dahil olmalarıyla beraber başlamış oldu.

Süveyş krizinin ardından bölgede Sovyet etkisinin artması üzerine Başkan Dwight David Eisenhower, kendi adı ile bilinen bir doktrin ilan etti. Eisenhower 5 Ocak 1957’de Kongre’ye gönderdiği mesajında kendisine yetki verilmesini istemekteydi.

Eisenhower Doktrini’nin asıl amacının, İngiltere’nin zorunlu olarak bıraktığı boşluğu doldurmak ve batılı ülkeler için son derece önemli olan petrole soğuk savaşta düşman olarak kabul edilen ülkelerin sahip olmasını engellemek, eline geçmesini önlemek, bölgenin Rusya’nın ideolojik etkisine girmesini önlemek, ileride büyük çatışmalar çıkarabilecek Arap-İsrail savaşına serbestçe müdahale edebilme imkânını elde edebilmek olduğu anlaşılmakta.

Eisenhower Doktrini’nin uygulanmasıyla birlikte Ortadoğu’da sömürgeleştirme sürecinde Avrupa’nın özellikle İngiltere’nin etkili olduğu devir kapanıyor ve ABD-İsrail ekseninde gelişen bir süreç başlıyordu.

1970’te başkan Richard Nixon yeni bir doktrin açıklıyordu. Buna göre, bölgesel çatışmalara ABD doğrudan askeri müdahalelerde bulunmayacak ve yerine askeri ve ekonomik yardımla yetinecekti. Nitekim 1979’daki İran devrimi ve Afganistan’ın Sovyetler Birliği tarafından işgaline kadar devam eden süre içerisinde Irak dışında İran ve Suudi Arabistan’a silah transferi artırılmış oldu.

Körfez bölgesinde denetim Şah Pehlevi zamanında ABD ile işbirliği içinde olan İran’ın elinde bulunuyordu. Devrim sonrası ABD-İran ilişkileri bozulmuş ve körfezin denetiminde Irak ve Suudi Arabistan’ın rolü artmış oldu.

İran’da meydana gelen rejim değişikliğinin Irak’ı tehdit etmesi sonucu 22 Eylül 1980’de Irak-İran arasında savaş başladı. Bir milyon kişinin öldüğü, milyonlarca insanın yaralandığı, sınırların değişmediği 8 yıl süren bu savaşta ABD, Rusya, Avrupa, Afrika ülkeleri kendi çıkarları doğrultusunda her iki tarafa silah satarak ve askeri yardımda bulunarak destek verdiler.

21. yüzyılın başlarında Amerika’ya karşı düzenlenen 11 Eylül saldırısı, küresel bağlamda yaşanan değişikliklerin başlangıcı olma özelliğini taşımakta. 2002 yılından itibaren daha yoğun tartışılmaya başlayan Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) Ortadoğu’daki petrolün sorunsuz ve devamlı şekilde akışının ve bölgede ABD’yi tatmin edebilecek şekilde istikrar ve güvenliğin sağlanması bakımından düşünülmüş bir proje.

İsrail-Filistin-Arap çatışmasının yıllardır devam etmesi, Irak’ta ABD’nin taleplerine boyun eğmeyen Saddam Hüseyin’in dikta rejiminin varlığını sürdürmesi, İran ve Suriye’nin kitle imha silah projesi çalışmalarına hız vermesi, ileri karakol görevi yapan İsrail’in güvenliğini ve ABD’nin bölgedeki çıkarlarını tehdit etmesi BOP’un en önemli konuları haline gelmişti.

Projenin ilk uygulaması Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesini sağlayan Irak’a müdahale operasyonu oldu. 20 Mart 2003’te Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık önderliğinde oluşturulmuş Çokuluslu Koalisyon Kuvvetleri bir askeri harekâtla Irak'a girdiler. 15 Aralık 2011 tarihinde Bağdat’ta bulunan Amerikan Üssü’nden son Amerikan Bayrağı’nın indirilmesiyle işgal resmen sona erdi.

İşgal sırasında ve sonrasındaki sivil kayıpların çokluğu ve oluşan yıkımın yanı sıra saldırının çevreye büyük zararları oldu. Kuveyt’te yakılan petrol kuyuları 600 milyon ton petrolü tüketerek havada gazlar ve tehlikeli kimyasallardan oluşan bir battaniye meydana getirdi, bölge ülkelerinde ısı yaklaşık 10 °C’ye düşerken asit yağmurları meydana geldi. Kanalizasyon ve ABD ordusu atıklarının karıştığı Dicle Nehri’nin sularını kullanan bölge halkında sıklıkla kanser, sinir hastalıkları ve doğum anomalilikleri görüldü.

Projenin ikinci adımı Suriye’yi parçalamak, Rusya Fedrasyonu’nun etkisini kırıp kurumları yok olmuş, ordusuz, aciz bir duruma düşürmek ve daha sonra terörist olarak nitelediği kişileri destekleyerek sadece ABD çıkarlarını koruyacak tabi bir rejim kurmak oldu. İsrail’in vurucu gücüyle gerçekleşen bu durumda İsrail’in de güvenliğini sağlanmış oldu.

Bundan daha vahimi Yahudi milliyetçiliği temelinde kurulmuş İsrail’in kadim olan Filistin halkına çeşitli katliamlarla uyguladığı soykırım süreci. ABD, İngiltere ve Avrupa’nın Ortadoğu’daki çıkarlarının koruyucusu olan İsrail devleti son operasyonlarıyla kadim Filistin halkını ya öldürerek ya da göçe zorlayarak yok etmiş durumda.

İsrail, Filistin’in deniz sınırlarına giren bölgede Aralık 2022’de açtığı ihalelerde uluslararası şirketlere verdiği doğalgaz arama ruhsatlarıyla bölgenin kaynaklarını da işgal etmiş durumda. Bu fiili durum, uluslararası hukuka tamamen aykırı.

İsrail’in Filistinlilere uyguladığı soykırımı görmezden gelen Trump’ın açıkladığı Gazze planı, ABD’nin iki devletli çözümden vazgeçtiğini, Gazze’yi etnik arındırma yaparak İsrail ile birlikte işgal edip doğal kaynaklarına el koyma niyetinde olduğunu göstermekte.

İsrail için tehlike olarak algılanan İran’a karşı yapılan müdahale son aşamayı oluşturmakta. Dirençli çıkan İran’ın nükleer güce ulaşmadaki faaliyetlerini sınırlamak bu aşamada ABD için yeterli olabilir.

İngiltere, ABD ve İsrail’in sömürgeleştirdiği, cehenneme, hatta bir mezbahaya dönüştürdüğü Ortadoğu bu güce büyük payı kaptırmak istemeyen, ekonomik ve siyasi pastadan pay almak isteyen AB, Rusya, Çin ve Japonya arasında bir mücadele sahası haline gelmiş durumda.

Ahlaki üstünlüklerini kaybetmiş güçlü ülkelerin dünyayı bir cehenneme çevirdikleri açık. İnsanlığın binlerce yıllık yolculuğu sonunda vardığı nokta; sürekli gerilim, çatışma, savaş ve yıkımla birlikte adaletsizlik ve eşitsizlik üreten seçilmiş tek adam rejimleri ve doğanın insafsızca tahrip ve talan edilmesi oldu.

DİĞER YAZILARI Mutlakıyete dönüş 01-01-1970 03:00 KHK zulmü: İnsan onurunu hiçe sayma ve sivil ölüm 01-01-1970 03:00 Türkiye: Magnitsky yasasını ihlal etme noktasını da aştı 01-01-1970 03:00 Arafta kalanlar 01-01-1970 03:00 Temel mutabakatın yokluğu 01-01-1970 03:00 Utanç duygusunun yitimi 01-01-1970 03:00 Savaşı meşrulaştıran bir vesayet kurumu: Birleşmiş Milletler 01-01-1970 03:00 Hukukun her alanında gerileyen Türkiye 01-01-1970 03:00 Tekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 01-01-1970 03:00 Barbar medenileşmenin sonu 01-01-1970 03:00 'Ortaklaşmacı demokrasi' örneği: Danimarka–Faroe-Grönland Adaları 01-01-1970 03:00 Ortaklaşmacı demokrasi örneği-4: Büyük Britanya 01-01-1970 03:00 Entelektüel üretimin kaybı, rejimin vesayeti, siyasetin iflası 01-01-1970 03:00 'Ortaklaşmacı demokrasi' örneği: İspanya 01-01-1970 03:00 Selahattin Demirtaş'ın yazısı, zihnimiz ve zihniyet labirenti 01-01-1970 03:00 Trump’ın meşruiyeti var mı ki! 01-01-1970 03:00 'Ortaklaşmacı demokrasi' örnekleri: Fransa–Yeni Kaledonya Özerk Bölgesi 01-01-1970 03:00 Cassandra Çığlığı * 01-01-1970 03:00 'Ortaklaşmacı demokrasi' örnekleri: İtalya–Güney Tirol özerk bölgesi 01-01-1970 03:00 Âdemimerkeziyet: Dikey güçler ayrılığı ya da paylaşımı–2 01-01-1970 03:00 Âdemimerkeziyet: Dikey güçler ayrılığı ya da paylaşımı 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin 'dilemma'sı 01-01-1970 03:00 RTÜK eliyle temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunmak 01-01-1970 03:00 Mevcut koşullarda demokratik bir anayasa inşa etmek mümkün değil 01-01-1970 03:00 Bir anayasa inşa süreci deneyimi: Yeni Anayasa Platformu (YAP) 01-01-1970 03:00 Bir ülkeyi yaşanılır kılan adalet ve özgürlüktür! 01-01-1970 03:00 Hukuk devletinin temeli: Adil yargılanma hakkı 01-01-1970 03:00 Adil yargılanma hakkının temeli: Tabii hakim ilkesi 01-01-1970 03:00 Devletin gölgesinde değişim mümkün mü? 01-01-1970 03:00 Etik, estetik ve adalet yoksunluğu içinde yaşamak 01-01-1970 03:00 Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi 01-01-1970 03:00 İtaatsizliğin erdemi 01-01-1970 03:00 'Meşruiyet'in kaybı 01-01-1970 03:00 "Gücü, gücü yetene!' dünyası 01-01-1970 03:00 Gücün ve kötülüğün egemen olduğu bir dünyada yaşamak 01-01-1970 03:00 Adaletten yoksun bir toplum, kalitesiz bir hayat yaşamaya mahkûmdur 01-01-1970 03:00 Barışın, özgürlüğün, adaletin önündeki engel 01-01-1970 03:00 Hukuk güvenliği bağlamında: Hakimin bağımsızlığı, tarafsızlığı, niteliği 01-01-1970 03:00 Hukuk güvenliği bağlamında: Gözaltı ve tutuklama 01-01-1970 03:00 Utanç duygusunun kaybı 01-01-1970 03:00 Siyasi cinayet üreten zihniyetin kurbanı: Hrant Dink 01-01-1970 03:00 'Aşk Biter mi?' 01-01-1970 03:00 Devletin cezasızlık politikası 01-01-1970 03:00 2025, kaldıramayacağı bir yükle geliyor 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Çocuklar (3) 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Çocuklar (2) 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Çocuklar (1) 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Kadınlar (3) 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Kadınlar (2) 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Kadınlar (1) 01-01-1970 03:00 'İnsan tamamlanmamıştır' (*) 01-01-1970 03:00 İnsan onurunu koruyamayan hukuk adaleti sağlayamaz 01-01-1970 03:00 Zihnimiz sanki bölünmez küçük bir devlet! 01-01-1970 03:00 Cumhur İttifakı samimi mi? Muhalefet yeterli mi? 01-01-1970 03:00 1971–1980 cuntalarının temel mottosu: 'Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü' 01-01-1970 03:00 Siyasetin sefaleti 01-01-1970 03:00 'Eylül'ün içinden geçen duygular 01-01-1970 03:00 Darbe anayasasının tekçi–despotik zihniyetinde donma hali 01-01-1970 03:00 İnsanın varlığını şiddet kullanarak inşa etmesi 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–10 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–9 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–8 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–7 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–6 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–5 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–4 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–3 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–2 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–1 01-01-1970 03:00 Tekrar ediyorum: 'Adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun!' 01-01-1970 03:00 Nekropolitik Çağ 01-01-1970 03:00 Kayyım rejimi: Türkiye'nin geleceğine vurulan kilit 01-01-1970 03:00 Kobani davası: Ölümlerden kim sorumlu? – 2 01-01-1970 03:00 Kobani davasına giden süreç – 1 01-01-1970 03:00 İnsanlık tarihinin saygın anıtı: Angkor Wat 01-01-1970 03:00 'Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun' 01-01-1970 03:00 CHP: Altı oku revize edebilecek mi? – 3 01-01-1970 03:00 CHP: Çok partili dönem–2 01-01-1970 03:00 CHP: Tek partili dönem–1 01-01-1970 03:00 Seçim sonrasının düşündürdükleri 01-01-1970 03:00 Hakikat yolunda yürümek 01-01-1970 03:00 1971-1973: Geriye gidişin ara rejimi 01-01-1970 03:00 Hukukla bağını koparan Türkiye 01-01-1970 03:00 Afrika balladı! 01-01-1970 03:00 Güney Afrika Vicdan Girişimi 01-01-1970 03:00 Cumhuriyetin tercihi tekçi otokratik rejim: 1925 Kürt ayaklanması 01-01-1970 03:00 Postkolonyal dönemde insanın durumu 01-01-1970 03:00 İnsanın medeniyetle tanışması 01-01-1970 03:00 İnsan olmanın anlamı 01-01-1970 03:00 Hafıza aktivizmiyle hakikate ulaşma çabası 01-01-1970 03:00 Bahçeden yeryüzüne bakmak 01-01-1970 03:00 'Demokratik süreç odaklı' bir anayasa inşa edebilecek miyiz? 01-01-1970 03:00 İktidarın amaç ve zihniyetiyle yeni-sivil Anayasa inşa edilebilir mi? 01-01-1970 03:00 Kassandra çağrısı 01-01-1970 03:00 Küresel kozmopolit demokrasi 01-01-1970 03:00 Barbarlığı aşamamak: Savaşmaktan vazgeçmeyen insanlık 01-01-1970 03:00 Cumhuriyet oryantalizmi ve modernleştirmeci milliyetçilik 01-01-1970 03:00 'Eylül'ün içinden geçen şiirler 01-01-1970 03:00 Rumlar üzerinden otoriterleşmeyi meşrulaştırma 01-01-1970 03:00 6-7 Eylül’e giden süreç–2 01-01-1970 03:00 6-7 Eylül'e giden süreç 01-01-1970 03:00 Değişimin önündeki aşılmaz duvar: İdeolojik zihniyetin kemikleşmesi 01-01-1970 03:00 Türkiye değişebilir mi? 01-01-1970 03:00 Zihniyet değişikliğine ülke isimlerinden başlamak! 01-01-1970 03:00 Tekçi-tek kişilik siyasi rejimin kendi hukukunu oluşturması 01-01-1970 03:00 İktidara uzanan yerleşik düşünceden itirazcı-ihlalci göçebe düşünceye 01-01-1970 03:00 ‘Boşluk’tan ‘toz’a, ‘kültür’den ‘uygarlığa’ 01-01-1970 03:00 İnsanın hangi hali – 2 01-01-1970 03:00 İnsanın hangi hali! – 1 01-01-1970 03:00 Yalanların hakikate dönüşmesi 01-01-1970 03:00 Anayasanın temeli ne olmalı? 01-01-1970 03:00 Vicdan, mazlumlardan kelimeleri esirger mi? 01-01-1970 03:00 Yargının yeniden inşası: Adil yargılanma hakkı 01-01-1970 03:00 Yargının yeniden inşası: Hukuksal pozitivizmden doğal hukuka 01-01-1970 03:00 Enkaz altında kalmanın dayattığı zaruret: Adem-i merkeziyet 01-01-1970 03:00 Sorumlular ayağa kalksın! 01-01-1970 03:00 Kürtlerin siyasal temsilde var olma mücadelesi – 2 01-01-1970 03:00 Kürtlerin siyasal temsilde var olma mücadelesi – 1 01-01-1970 03:00 Hrant'ın ideallerini yaşatmak! 01-01-1970 03:00 Tarihsel kronik çizgi: İktidarın merkezde şahsileşmesi 01-01-1970 03:00 Şiddetin vardığı son nokta: Otosansür 01-01-1970 03:00 Rejimin HDP üzerinden yarattığı gerilim 01-01-1970 03:00 Hukukla bağını kesen devlet şiddeti 01-01-1970 03:00 Devlet - Demokrasi - Değişim 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin çıkmazı: Korku duvarını aşamamak (3) 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin çıkmazı: Merkeziyetçi devletten bölgesel devlete (2) 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin çıkmazı: Sömürge tipi idari vesayet rejimi (1) 01-01-1970 03:00 Neden 'Yetmez ama evet' denildi? (3) 01-01-1970 03:00 Neden 'Yetmez ama evet' denildi? (2) 01-01-1970 03:00 Neden ‘Yetmez ama evet’ denildi? (1) 01-01-1970 03:00 Zihniyetin esaretinde yozlaşan dil 01-01-1970 03:00 Zihniyet ikliminde bir çıkmaz: Kısırdöngüde debelenen Türkiye 01-01-1970 03:00 Halife Sultan II. Abdülhamid 01-01-1970 03:00 Adığe (Çerkez) Katliamı 01-01-1970 03:00 Gerçekdışının karşısındaki güç: Sevgi 01-01-1970 03:00 Otokratik rejimin ceza kanunundaki aygıtları 01-01-1970 03:00 Adaletin yitiminde son nokta: Kavala davası 01-01-1970 03:00 Küreselleşmenin bencil aktörleri: Çöküşe giden yol 01-01-1970 03:00 Duvarları yıkabilecek miyiz? 01-01-1970 03:00 Süpürenler ve süpürülenler 01-01-1970 03:00 Dünya: Hassas kalplerin cehennemi 01-01-1970 03:00 Yeni bir dünya inşası-2: Rusya rol alabilir mi? 01-01-1970 03:00 Yeni bir dünya inşası: Madalyonun iki yüzü 01-01-1970 03:00 Birlikte yapabiliriz! 01-01-1970 03:00 Türkiye Mahkemesi nihai mütalaası: 'Yargı bağımsızlığı ve adalete erişim' 01-01-1970 03:00 Kalıcı istisna hali: Hukuksuzluğun normalleşmesi 01-01-1970 03:00 Şiddetin sıradanlaşması 01-01-1970 03:00 İnsanın güçle sınanması 01-01-1970 03:00 Siyaset-bürokrasi-mafya-organize suç örgütü döngüsü 01-01-1970 03:00 Hukukun askıya alınması 01-01-1970 03:00 Yükseltin vicdanınızı! 01-01-1970 03:00 Bırakın adalet yerini bulsun... 01-01-1970 03:00 Düşüncenin erotikleşmesi 01-01-1970 03:00 Akıldışılığın büyüsüne kapılmak 01-01-1970 03:00 Dekadans: Çöküş! 01-01-1970 03:00 Alevilik (8): Başat kimliğin yarattığı çıkmaz 01-01-1970 03:00 Alevilik (7): Ayrı bir inanç sistemi mi? 01-01-1970 03:00 Alevilik (6): Devletin değişmeyen politikası 01-01-1970 03:00 Tekçi Cumhuriyet'ten Çoğulcu Demokrasi'ye 01-01-1970 03:00 Alevilik (5): 18-19. yüzyıl katliamlar zinciri 01-01-1970 03:00 Alevilik (4): Yeniçerilikle ilişkisi bağlamında Bektaşilik 01-01-1970 03:00 Alevilik (3): 15–16. Yüzyıl: 'Kıyım dönemi' 01-01-1970 03:00 Alevilik (2): Babai Ayaklanması 01-01-1970 03:00 'Turkey Tribunal' ('Türkiye Mahkemesi') 01-01-1970 03:00 Alevilik (1): Aleviliğin oluşum süreci 01-01-1970 03:00 "Tekçi-Otokratik" rejimin simgesi: Diyanet İşleri Başkanlığı 01-01-1970 03:00 12 Eylül'ün simgesi: Diyarbakır Cezaevi 01-01-1970 03:00 "Eylül" 01-01-1970 03:00 Kürtler (13): Talepler - Yeni bir inşa için öneriler - 2 01-01-1970 03:00 Kürtler (12): Yeni bir inşa için öneriler 01-01-1970 03:00 Kürtler (11): Yüzleşme-Müzakere-Uzlaşma-İşbirliği ihtiyacı 01-01-1970 03:00 Kürtler (10): Devlet iktidarının hedefindeki HDP 01-01-1970 03:00 Kürtler-9: Taleplerin siyasallaşmasını engelleme süreci 01-01-1970 03:00 Kürtler (8): 1980 Askeri Darbesi'ne uzanan süreç 01-01-1970 03:00 Kürtler (7): Dersim'den "Tunç Eli"ne 01-01-1970 03:00 Kürtler (6): Ağrı İsyanı'ndan Zilan katliamına! 01-01-1970 03:00 Kürtler (5): Takrir-i Sükûn rejimine geçiş 01-01-1970 03:00 Kürtler (4): 1922-1924 01-01-1970 03:00 Kürtler (3): 1916-1923 01-01-1970 03:00 Kürtler (2): 19. yüzyıl 01-01-1970 03:00 Kürtler (1): 16-18. yüzyıl 01-01-1970 03:00 Çağdaş tiranlığın terör yönetimi 01-01-1970 03:00 Organize suç örgütlenmesi bağlamında mafya 01-01-1970 03:00 "Bir daha asla!" diyebilmek için - 3 01-01-1970 03:00 "Bir daha asla!" diyebilmek için - 2 01-01-1970 03:00 "Bir daha asla!" diyebilmek için 01-01-1970 03:00 İnsanın hangi hali? 01-01-1970 03:00 Mağdurların empati ittifakı 01-01-1970 03:00 "Dil"den "Gönül"lere akmak! 01-01-1970 03:00 Kanımla düşünüyorum! / Hermann Göring 01-01-1970 03:00 Yeni anayasa inşa sürecinin açmazları 01-01-1970 03:00 Türk anayasaları bağlamında yasama-yürütme dengesi 01-01-1970 03:00 Sıfırdan Anayasa İnşası: Yeni Anayasa Platformu (YAP) örneği 01-01-1970 03:00 "Küresel eril sistem"in mağdurları: Kadınlar 01-01-1970 03:00 Çok dilli - çok bölgeli anayasa: Güney Afrika anayasası 01-01-1970 03:00 Tabula Rasa: Sıfırdan anayasa inşası 01-01-1970 03:00 Kayyım atamaları bağlamında 1921 Anayasası 01-01-1970 03:00 Anayasacılık: Batı-Osmanlı anayasa hareketleri 01-01-1970 03:00 Sistemin saldırısı karşısında direniş odağı: Aşk 01-01-1970 03:00 Empati ihtiyacı 01-01-1970 03:00 'Çok Kalpli Asi' 01-01-1970 03:00 Eylül’le gelen 01-01-1970 03:00 Tercihiniz; otokrasi mi, demokrasi mi? 01-01-1970 03:00 Hukukun işlevi 01-01-1970 03:00 Barbarlığın son noktası: Çocuklarına kavuşamadan ölen anneler! 01-01-1970 03:00 Vandalizmin kurumlaşmış hali: Cezasızlık pratiği 01-01-1970 03:00 Beton avluların çocukları: Anne! Toprak ne demek? 01-01-1970 03:00 Medeniyetsizlik: Boğulan adalet 01-01-1970 03:00 Meşruiyet: Temel mutabakat – Kamusal müzakere 01-01-1970 03:00 Frenlenemeyen iktidar sorunu 01-01-1970 03:00 Bu kaçıncı Cumhuriyet! 01-01-1970 03:00 İslam'ın siyasetle serüveni: Milliyetçiliğe savrulma 01-01-1970 03:00 Devlet: Güç ve çıkar çatışmalarının alanı 01-01-1970 03:00 Sürgünün trajedisi: Toprağın tadını özlemek 01-01-1970 03:00 Devletin emrindeki din: Diyanet İslam'ı 01-01-1970 03:00