Darbe anayasasının tekçi–despotik zihniyetinde donma hali

Ümit Kardaş

26-09-2024 05:18

Anayasanın değiştirilemez maddeleriyle ilgili tartışma, içerik ve üslup olarak, siyasi tarih, siyaset bilimi, hukuk, felsefe, sosyoloji, insan hak ve özgürlükleri, demokratik değerler ve demokrasi kültürü bakımından Türkiye’nin bugün içine düştüğü bilgisizlik ve bilinçsizlik durumunu göstermekte. Siyasi kadroların, bürokratların, gazetecilerin, akademisyenlerin, haber yorumcularının ve kendilerini bir “izm”in savunucuları görenlerin çoğunluğu neyi savunduklarının farkında bile değiller.

Türkiye kamuoyu, 1982 Anayasası’nın tekçi-despotik zihniyetinin yarattığı iklimin verili kırmızı çizgileri içinde düşünce üretildiğini sanıyor. Düşünce ürettiğini sanan kodlanmış bir kesim, tek bir yeni kelime ve kavram üretmeden klişeler içinde dönüp duruyor. Oysa düşünce edimi kalıplaşmış düşüncelerin dışına çıkıldığında başlar.

82 Anayasası çok defa değiştirilmiş olsa da başlangıç metni, felsefesi ve ruhuyla ortada duruyor. Anayasa değişikliğiyle 2018’de uygulanmaya başlanan despotik başkanlık sistemiyle tam da bu felsefeye uygun antidemokratik rejim inşa edilmiş oldu. Başta AKP olmak üzere Cumhur İttifakı bileşenleri, kurumsallaşmış bu zihniyetin rejimini zirveye taşımış durumda.

CHP, antidemokratik bir zihniyetle hazırlanan anayasada, ilk defa generallerce getirilen üç değişmez maddeye sahip çıktı. CHP, bu düzenlemeleri kurucu felsefeye bağlayarak değişmediğini, 12 Eylül zihniyetini içselleştirdiğini gösterdi.

DEM parti hariç sistemin tüm partileri hiçbir kadim soruna çözüm üretmeden Evren Anayasası’nın zihniyeti içinde donmuş vaziyetteler. Yoksa barış ve huzuru sağlamak için yamalı bohçaya dönmüş, felsefesi ve ruhuyla ülkenin gelişmesine set çeken bu anayasayı çoktan çöpe atarak toplumun tüm kesimleriyle birlikte müzakere-uzlaşı temelinde boş bir levhaya yazılacak yeni bir anayasa inşa etmeye öncülük etmiş olurlardı.

Topluluklar halinde yaşayan Türkiye, hem toplum olamamanın hem de bireyin ortaya çıkamamasının yarattığı sıkıntıları yaşamakta. Dindar muhafazakârlar, laikler, Kemalistler, solcular, Aleviler, Ermeniler, Rumlar, Yahudiler, aynı vilayetten göç etmiş kesimler birbirinden ayrı çeşitli cemaatler halinde yaşamaktalar. Topluluklar bir toplumu oluşturacak ortak uzlaşma ve işbirliği içinde değiller. Ayrıca hiyerarşik yapılar bireyin ortaya çıkmasına engel. Siyasi iktidar da uzlaşmadan değil, çatışmadan yana.

Cumhuriyet, Jön Türk-İttihat ve Terakki üzerinden çoğulculuğu reddeden tekçi ideoloji üzerinden şekillenmiş durumda. Ancak despotizmle var olabilen İslam sosuna bulanmış Türk milliyetçiliği bugün Cumhur İttifakı ile geriye sıçrama yapmış durumda.

Şimdi gelelim iç tutarlılığı kalmamış, başlangıç metni ve felsefesi sorunlu, partili cumhurbaşkanlığı düzenlemeleriyle yamalı bohçaya dönüşmüş 1982 Anayasası’nın değiştirilemez maddelerine.

Muhalefet partileri ezberledikleri klişeleri tekrarlayarak değiştirilemez maddeleri tartışmaya açmak istememekte. Oysa darbe ürünü 1982 Anayasası’nın 2 ve 3. maddeleri hem Türkçe yazılış hem de içerik bakımından sorunlu.

Anayasanın “cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2. maddesinde bulunan “Atatürk milliyetçiliği” vurgusu muğlak, tartışmalı, ideolojik bir düzenleme. Yine bu maddede devletin nitelikleriyle ilgili "...başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir" düzenlemesi de sorunlu.

Başlangıç metni ortada dururken ve değiştirilemez 2. madde bu metindeki kriterlere bağlanmışken parti liderleri hangi değişmezliği savunmakta?

Başlangıç metninin ilk paragrafı, "Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünün" belirleyiciliğiyle başlıyor, "Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O'nun inkılap ve ilkeleri doğrultusunda" düzenlemesiyle kırmızı çizgiler çiziliyor.

Metnin 5. paragrafı demokrasinin sınırlarını gösteriyor:

"Hiçbir faaliyetin Türk milli menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ülkesi ve milletiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılapları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve laiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı..."

Sınırlar çizilirken son cümlede laiklik ilkesinin iki boyutundan biri belirtilip ikinci önemli boyutu olan "devletin de din işlerine karışmayacağı ve dinin politikanın bir aracı haline getirilemeyeceği" esası atlanmış.

Devletin 2. maddede belirtilen nitelikleri başlangıç metniyle paradoks oluşturmakta. Çünkü Anayasa’nın başlangıç metni darbeyi yapanların iradesiyle muğlak, indi, tekçi kavramlarla doldurulmuş durumda. Başlangıç metninin antidemokratik rejim kriterlerine bağlanmış değiştirilemez olan 2. maddesi çoklu, çoğulcu, katılımcı, özgürlükçü, uzlaşı, işbirliği ve barışı sağlayıcı, insan onuruna saygılı bir anayasa yapmaya engel.

1982 Anayasası’nın 3. Maddesindeki, "Türkiye Devleti, ülkesiyle ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir" düzenlemesi hiçbir anlam ifade etmemekte. Başlangıç metnindeki muğlak bir cümleyi değiştirilmez bir madde haline getirmek ancak darbe yapanların sığ zihniyetiyle izah edilebilir.

Ayrıca soyut olan devletin dili olmaz. Bilindiği üzere aynı ülkede yaşayan insanların devletle olan ilişkilerinde kullandığı dil “resmi dil” olarak ifade edilir. Bölgesel olarak kullanılmasına ihtiyaç duyulan diller anayasalarda resmi dil olarak ifade edilir. (Kanada’da hem İngilizce hem Fransızca resmi dildir. İsviçre’de anayasada öngörülmüş 4 resmi dil vardır: Almanca, Fransızca, İtalyanca ve Romanş dili. Filipinler’de Filipince (Takalotça) ve İngilizce; Finlandiya’da Fince ve İsveççe; İrlanda’da İrlandaca ve İngilizce; Lüksemburg’da Lüksemburgca, Fransızca, Almanca ve Portekizce; Belçika’da Fransızca, Almanca ve Flamanca; Bosna-Hersek’te Boşnakça, Hırvatça ve Sırpça; Güney Kıbrıs’ta Türkçe ve Yunanca; Irak’ta Arapça, Kürtçe, Türkmence resmi dildir. Güney Afrika Cumhuriyeti’nde anayasada başta İngilizce, Afrikaans ve İsizulu dilleri olmak üzere yerli halkın kullandığı 11 adet dil, resmi dil olarak kabul edilmiş durumda. Bolivya’da 2008 tarihli anayasada İspanyolca ile birlikte yerli halklar tarafından konuşulan 36 dil, resmi dil olarak kabul görmekte.)

1921 Anayasası yapılırken Birinci Meclis, Anayasa’da değişmez maddeye ihtiyaç duymamıştır. İlk defa 1924 Anayasası’nda sadece “devlet şeklinin cumhuriyet olduğu” şeklindeki 1. maddenin 102. maddeyle değiştirilemez olduğu kabul edilmiştir.

1961 Anayasası da aynı yoldan gitmiş, sadece devlet şekli olarak kabul edilen cumhuriyetin (An. m. 1) değiştirilemeyeceğini kabul etmiştir (An. m. 9). Fransa’da da sadece cumhuriyetçi yapının değişmeyeceğine ilişkin tek madde bulunmakta (An. m. 89).

82 darbesini yapan generaller ise değişime kapalı, despotik bir rejim hedeflediklerinden değiştirilemez maddeleri muğlak içeriklerle artırdılar. CHP’nin darbeci generallerin değiştirilemez maddelerini şiddetle savunması ise tam bir umutsuz vaka.

Alman Anayasası'ndaki değişmez maddelere bakalım (Serkan Köybaşı, Dünya Anayasalarındaki Değişmez Maddeler):

"Md. 1- İnsan onuru ihlal edilemez. Ona saygı duymak ve onu korumak tüm devlet otoritelerinin görevidir.

Bu nedenle Alman halkı, ihlal edilemez ve değiştirilemez insan haklarını tüm toplulukların, barışın ve dünyadaki adaletin temeli kabul eder.

Aşağıda sayılan temel haklar, doğrudan uygulanan hukuk olarak yasama, yürütme ve yargıyı bağlar."

"Md. 20- Almanya Federal Cumhuriyeti demokratik ve sosyal bir federal devlettir.

Tüm devlet otoritesi halktan kaynaklanır. Seçimler ve diğer oylamalar yasama, yürütme ve yargı kurumları eliyle halk tarafından kullanılır.

Yasama anayasal düzenle, yürütme ve yargı hukuk ve adaletle bağlıdır.

Başka hiçbir çare kalmadıysa tüm Almanların, bu anayasal düzeni ortadan kaldırmayı amaçlayan herkese karşı direnme hakları vardır.”

"Md. 79- Bu Temel Yasa’daki Federasyon'un Land’lara bölünmesini, bunların prensip olarak yasama işlemlerine katılmasını veya 1 ve 20. maddelerde belirtilen ilkeleri etkileyen değişikleri kabul edilemez.”

Siyasi partiler, dindar muhafazakârlar, solcular, Atatürkçü/Kemalist kesim tekçi-despotik zihniyet kodlarından sıyrılıp “insan onuruna saygı”yı esas alan bir anayasa inşasının toplumdaki öncüsü olabilecekler mi?

Buyurun demokrasi sınavına! Evrensel insani değerler taşıyan Alman Anayasası’nın dokunulamaz maddelerini değiştirilemez kılmaya ne dersiniz?

DİĞER YAZILARI Mutlakıyete dönüş 01-01-1970 03:00 KHK zulmü: İnsan onurunu hiçe sayma ve sivil ölüm 01-01-1970 03:00 Türkiye: Magnitsky yasasını ihlal etme noktasını da aştı 01-01-1970 03:00 Arafta kalanlar 01-01-1970 03:00 Temel mutabakatın yokluğu 01-01-1970 03:00 Utanç duygusunun yitimi 01-01-1970 03:00 Savaşı meşrulaştıran bir vesayet kurumu: Birleşmiş Milletler 01-01-1970 03:00 Hukukun her alanında gerileyen Türkiye 01-01-1970 03:00 Tekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 01-01-1970 03:00 Barbar medenileşmenin sonu 01-01-1970 03:00 'Ortaklaşmacı demokrasi' örneği: Danimarka–Faroe-Grönland Adaları 01-01-1970 03:00 Ortaklaşmacı demokrasi örneği-4: Büyük Britanya 01-01-1970 03:00 Entelektüel üretimin kaybı, rejimin vesayeti, siyasetin iflası 01-01-1970 03:00 'Ortaklaşmacı demokrasi' örneği: İspanya 01-01-1970 03:00 Selahattin Demirtaş'ın yazısı, zihnimiz ve zihniyet labirenti 01-01-1970 03:00 Trump’ın meşruiyeti var mı ki! 01-01-1970 03:00 'Ortaklaşmacı demokrasi' örnekleri: Fransa–Yeni Kaledonya Özerk Bölgesi 01-01-1970 03:00 Cassandra Çığlığı * 01-01-1970 03:00 'Ortaklaşmacı demokrasi' örnekleri: İtalya–Güney Tirol özerk bölgesi 01-01-1970 03:00 Âdemimerkeziyet: Dikey güçler ayrılığı ya da paylaşımı–2 01-01-1970 03:00 Âdemimerkeziyet: Dikey güçler ayrılığı ya da paylaşımı 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin 'dilemma'sı 01-01-1970 03:00 RTÜK eliyle temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunmak 01-01-1970 03:00 Ortadoğu'nun sömürgeleştirilmesi süreci 01-01-1970 03:00 Mevcut koşullarda demokratik bir anayasa inşa etmek mümkün değil 01-01-1970 03:00 Bir anayasa inşa süreci deneyimi: Yeni Anayasa Platformu (YAP) 01-01-1970 03:00 Bir ülkeyi yaşanılır kılan adalet ve özgürlüktür! 01-01-1970 03:00 Hukuk devletinin temeli: Adil yargılanma hakkı 01-01-1970 03:00 Adil yargılanma hakkının temeli: Tabii hakim ilkesi 01-01-1970 03:00 Devletin gölgesinde değişim mümkün mü? 01-01-1970 03:00 Etik, estetik ve adalet yoksunluğu içinde yaşamak 01-01-1970 03:00 Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi 01-01-1970 03:00 İtaatsizliğin erdemi 01-01-1970 03:00 'Meşruiyet'in kaybı 01-01-1970 03:00 "Gücü, gücü yetene!' dünyası 01-01-1970 03:00 Gücün ve kötülüğün egemen olduğu bir dünyada yaşamak 01-01-1970 03:00 Adaletten yoksun bir toplum, kalitesiz bir hayat yaşamaya mahkûmdur 01-01-1970 03:00 Barışın, özgürlüğün, adaletin önündeki engel 01-01-1970 03:00 Hukuk güvenliği bağlamında: Hakimin bağımsızlığı, tarafsızlığı, niteliği 01-01-1970 03:00 Hukuk güvenliği bağlamında: Gözaltı ve tutuklama 01-01-1970 03:00 Utanç duygusunun kaybı 01-01-1970 03:00 Siyasi cinayet üreten zihniyetin kurbanı: Hrant Dink 01-01-1970 03:00 'Aşk Biter mi?' 01-01-1970 03:00 Devletin cezasızlık politikası 01-01-1970 03:00 2025, kaldıramayacağı bir yükle geliyor 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Çocuklar (3) 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Çocuklar (2) 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Çocuklar (1) 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Kadınlar (3) 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Kadınlar (2) 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Kadınlar (1) 01-01-1970 03:00 'İnsan tamamlanmamıştır' (*) 01-01-1970 03:00 İnsan onurunu koruyamayan hukuk adaleti sağlayamaz 01-01-1970 03:00 Zihnimiz sanki bölünmez küçük bir devlet! 01-01-1970 03:00 Cumhur İttifakı samimi mi? Muhalefet yeterli mi? 01-01-1970 03:00 1971–1980 cuntalarının temel mottosu: 'Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü' 01-01-1970 03:00 Siyasetin sefaleti 01-01-1970 03:00 'Eylül'ün içinden geçen duygular 01-01-1970 03:00 İnsanın varlığını şiddet kullanarak inşa etmesi 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–10 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–9 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–8 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–7 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–6 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–5 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–4 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–3 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–2 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–1 01-01-1970 03:00 Tekrar ediyorum: 'Adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun!' 01-01-1970 03:00 Nekropolitik Çağ 01-01-1970 03:00 Kayyım rejimi: Türkiye'nin geleceğine vurulan kilit 01-01-1970 03:00 Kobani davası: Ölümlerden kim sorumlu? – 2 01-01-1970 03:00 Kobani davasına giden süreç – 1 01-01-1970 03:00 İnsanlık tarihinin saygın anıtı: Angkor Wat 01-01-1970 03:00 'Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun' 01-01-1970 03:00 CHP: Altı oku revize edebilecek mi? – 3 01-01-1970 03:00 CHP: Çok partili dönem–2 01-01-1970 03:00 CHP: Tek partili dönem–1 01-01-1970 03:00 Seçim sonrasının düşündürdükleri 01-01-1970 03:00 Hakikat yolunda yürümek 01-01-1970 03:00 1971-1973: Geriye gidişin ara rejimi 01-01-1970 03:00 Hukukla bağını koparan Türkiye 01-01-1970 03:00 Afrika balladı! 01-01-1970 03:00 Güney Afrika Vicdan Girişimi 01-01-1970 03:00 Cumhuriyetin tercihi tekçi otokratik rejim: 1925 Kürt ayaklanması 01-01-1970 03:00 Postkolonyal dönemde insanın durumu 01-01-1970 03:00 İnsanın medeniyetle tanışması 01-01-1970 03:00 İnsan olmanın anlamı 01-01-1970 03:00 Hafıza aktivizmiyle hakikate ulaşma çabası 01-01-1970 03:00 Bahçeden yeryüzüne bakmak 01-01-1970 03:00 'Demokratik süreç odaklı' bir anayasa inşa edebilecek miyiz? 01-01-1970 03:00 İktidarın amaç ve zihniyetiyle yeni-sivil Anayasa inşa edilebilir mi? 01-01-1970 03:00 Kassandra çağrısı 01-01-1970 03:00 Küresel kozmopolit demokrasi 01-01-1970 03:00 Barbarlığı aşamamak: Savaşmaktan vazgeçmeyen insanlık 01-01-1970 03:00 Cumhuriyet oryantalizmi ve modernleştirmeci milliyetçilik 01-01-1970 03:00 'Eylül'ün içinden geçen şiirler 01-01-1970 03:00 Rumlar üzerinden otoriterleşmeyi meşrulaştırma 01-01-1970 03:00 6-7 Eylül’e giden süreç–2 01-01-1970 03:00 6-7 Eylül'e giden süreç 01-01-1970 03:00 Değişimin önündeki aşılmaz duvar: İdeolojik zihniyetin kemikleşmesi 01-01-1970 03:00 Türkiye değişebilir mi? 01-01-1970 03:00 Zihniyet değişikliğine ülke isimlerinden başlamak! 01-01-1970 03:00 Tekçi-tek kişilik siyasi rejimin kendi hukukunu oluşturması 01-01-1970 03:00 İktidara uzanan yerleşik düşünceden itirazcı-ihlalci göçebe düşünceye 01-01-1970 03:00 ‘Boşluk’tan ‘toz’a, ‘kültür’den ‘uygarlığa’ 01-01-1970 03:00 İnsanın hangi hali – 2 01-01-1970 03:00 İnsanın hangi hali! – 1 01-01-1970 03:00 Yalanların hakikate dönüşmesi 01-01-1970 03:00 Anayasanın temeli ne olmalı? 01-01-1970 03:00 Vicdan, mazlumlardan kelimeleri esirger mi? 01-01-1970 03:00 Yargının yeniden inşası: Adil yargılanma hakkı 01-01-1970 03:00 Yargının yeniden inşası: Hukuksal pozitivizmden doğal hukuka 01-01-1970 03:00 Enkaz altında kalmanın dayattığı zaruret: Adem-i merkeziyet 01-01-1970 03:00 Sorumlular ayağa kalksın! 01-01-1970 03:00 Kürtlerin siyasal temsilde var olma mücadelesi – 2 01-01-1970 03:00 Kürtlerin siyasal temsilde var olma mücadelesi – 1 01-01-1970 03:00 Hrant'ın ideallerini yaşatmak! 01-01-1970 03:00 Tarihsel kronik çizgi: İktidarın merkezde şahsileşmesi 01-01-1970 03:00 Şiddetin vardığı son nokta: Otosansür 01-01-1970 03:00 Rejimin HDP üzerinden yarattığı gerilim 01-01-1970 03:00 Hukukla bağını kesen devlet şiddeti 01-01-1970 03:00 Devlet - Demokrasi - Değişim 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin çıkmazı: Korku duvarını aşamamak (3) 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin çıkmazı: Merkeziyetçi devletten bölgesel devlete (2) 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin çıkmazı: Sömürge tipi idari vesayet rejimi (1) 01-01-1970 03:00 Neden 'Yetmez ama evet' denildi? (3) 01-01-1970 03:00 Neden 'Yetmez ama evet' denildi? (2) 01-01-1970 03:00 Neden ‘Yetmez ama evet’ denildi? (1) 01-01-1970 03:00 Zihniyetin esaretinde yozlaşan dil 01-01-1970 03:00 Zihniyet ikliminde bir çıkmaz: Kısırdöngüde debelenen Türkiye 01-01-1970 03:00 Halife Sultan II. Abdülhamid 01-01-1970 03:00 Adığe (Çerkez) Katliamı 01-01-1970 03:00 Gerçekdışının karşısındaki güç: Sevgi 01-01-1970 03:00 Otokratik rejimin ceza kanunundaki aygıtları 01-01-1970 03:00 Adaletin yitiminde son nokta: Kavala davası 01-01-1970 03:00 Küreselleşmenin bencil aktörleri: Çöküşe giden yol 01-01-1970 03:00 Duvarları yıkabilecek miyiz? 01-01-1970 03:00 Süpürenler ve süpürülenler 01-01-1970 03:00 Dünya: Hassas kalplerin cehennemi 01-01-1970 03:00 Yeni bir dünya inşası-2: Rusya rol alabilir mi? 01-01-1970 03:00 Yeni bir dünya inşası: Madalyonun iki yüzü 01-01-1970 03:00 Birlikte yapabiliriz! 01-01-1970 03:00 Türkiye Mahkemesi nihai mütalaası: 'Yargı bağımsızlığı ve adalete erişim' 01-01-1970 03:00 Kalıcı istisna hali: Hukuksuzluğun normalleşmesi 01-01-1970 03:00 Şiddetin sıradanlaşması 01-01-1970 03:00 İnsanın güçle sınanması 01-01-1970 03:00 Siyaset-bürokrasi-mafya-organize suç örgütü döngüsü 01-01-1970 03:00 Hukukun askıya alınması 01-01-1970 03:00 Yükseltin vicdanınızı! 01-01-1970 03:00 Bırakın adalet yerini bulsun... 01-01-1970 03:00 Düşüncenin erotikleşmesi 01-01-1970 03:00 Akıldışılığın büyüsüne kapılmak 01-01-1970 03:00 Dekadans: Çöküş! 01-01-1970 03:00 Alevilik (8): Başat kimliğin yarattığı çıkmaz 01-01-1970 03:00 Alevilik (7): Ayrı bir inanç sistemi mi? 01-01-1970 03:00 Alevilik (6): Devletin değişmeyen politikası 01-01-1970 03:00 Tekçi Cumhuriyet'ten Çoğulcu Demokrasi'ye 01-01-1970 03:00 Alevilik (5): 18-19. yüzyıl katliamlar zinciri 01-01-1970 03:00 Alevilik (4): Yeniçerilikle ilişkisi bağlamında Bektaşilik 01-01-1970 03:00 Alevilik (3): 15–16. Yüzyıl: 'Kıyım dönemi' 01-01-1970 03:00 Alevilik (2): Babai Ayaklanması 01-01-1970 03:00 'Turkey Tribunal' ('Türkiye Mahkemesi') 01-01-1970 03:00 Alevilik (1): Aleviliğin oluşum süreci 01-01-1970 03:00 "Tekçi-Otokratik" rejimin simgesi: Diyanet İşleri Başkanlığı 01-01-1970 03:00 12 Eylül'ün simgesi: Diyarbakır Cezaevi 01-01-1970 03:00 "Eylül" 01-01-1970 03:00 Kürtler (13): Talepler - Yeni bir inşa için öneriler - 2 01-01-1970 03:00 Kürtler (12): Yeni bir inşa için öneriler 01-01-1970 03:00 Kürtler (11): Yüzleşme-Müzakere-Uzlaşma-İşbirliği ihtiyacı 01-01-1970 03:00 Kürtler (10): Devlet iktidarının hedefindeki HDP 01-01-1970 03:00 Kürtler-9: Taleplerin siyasallaşmasını engelleme süreci 01-01-1970 03:00 Kürtler (8): 1980 Askeri Darbesi'ne uzanan süreç 01-01-1970 03:00 Kürtler (7): Dersim'den "Tunç Eli"ne 01-01-1970 03:00 Kürtler (6): Ağrı İsyanı'ndan Zilan katliamına! 01-01-1970 03:00 Kürtler (5): Takrir-i Sükûn rejimine geçiş 01-01-1970 03:00 Kürtler (4): 1922-1924 01-01-1970 03:00 Kürtler (3): 1916-1923 01-01-1970 03:00 Kürtler (2): 19. yüzyıl 01-01-1970 03:00 Kürtler (1): 16-18. yüzyıl 01-01-1970 03:00 Çağdaş tiranlığın terör yönetimi 01-01-1970 03:00 Organize suç örgütlenmesi bağlamında mafya 01-01-1970 03:00 "Bir daha asla!" diyebilmek için - 3 01-01-1970 03:00 "Bir daha asla!" diyebilmek için - 2 01-01-1970 03:00 "Bir daha asla!" diyebilmek için 01-01-1970 03:00 İnsanın hangi hali? 01-01-1970 03:00 Mağdurların empati ittifakı 01-01-1970 03:00 "Dil"den "Gönül"lere akmak! 01-01-1970 03:00 Kanımla düşünüyorum! / Hermann Göring 01-01-1970 03:00 Yeni anayasa inşa sürecinin açmazları 01-01-1970 03:00 Türk anayasaları bağlamında yasama-yürütme dengesi 01-01-1970 03:00 Sıfırdan Anayasa İnşası: Yeni Anayasa Platformu (YAP) örneği 01-01-1970 03:00 "Küresel eril sistem"in mağdurları: Kadınlar 01-01-1970 03:00 Çok dilli - çok bölgeli anayasa: Güney Afrika anayasası 01-01-1970 03:00 Tabula Rasa: Sıfırdan anayasa inşası 01-01-1970 03:00 Kayyım atamaları bağlamında 1921 Anayasası 01-01-1970 03:00 Anayasacılık: Batı-Osmanlı anayasa hareketleri 01-01-1970 03:00 Sistemin saldırısı karşısında direniş odağı: Aşk 01-01-1970 03:00 Empati ihtiyacı 01-01-1970 03:00 'Çok Kalpli Asi' 01-01-1970 03:00 Eylül’le gelen 01-01-1970 03:00 Tercihiniz; otokrasi mi, demokrasi mi? 01-01-1970 03:00 Hukukun işlevi 01-01-1970 03:00 Barbarlığın son noktası: Çocuklarına kavuşamadan ölen anneler! 01-01-1970 03:00 Vandalizmin kurumlaşmış hali: Cezasızlık pratiği 01-01-1970 03:00 Beton avluların çocukları: Anne! Toprak ne demek? 01-01-1970 03:00 Medeniyetsizlik: Boğulan adalet 01-01-1970 03:00 Meşruiyet: Temel mutabakat – Kamusal müzakere 01-01-1970 03:00 Frenlenemeyen iktidar sorunu 01-01-1970 03:00 Bu kaçıncı Cumhuriyet! 01-01-1970 03:00 İslam'ın siyasetle serüveni: Milliyetçiliğe savrulma 01-01-1970 03:00 Devlet: Güç ve çıkar çatışmalarının alanı 01-01-1970 03:00 Sürgünün trajedisi: Toprağın tadını özlemek 01-01-1970 03:00 Devletin emrindeki din: Diyanet İslam'ı 01-01-1970 03:00