Bilgelik yolunda ilerlemek

Ümit Kardaş

08-10-2026 04:54

"Bilge yaşadığı hayatı düşünür ve düşündüğünü yaşar." (Andre Comte Sponville)

"Başkalarının bilgisiyle bilgin olabiliriz, ama sadece kendi bilgeliğimizle bilge olabiliriz." (Michel de Montaigne)

 

Ruhumuzu kirleten, insanlarla ilişkimizi cehenneme çeviren kötülükleri yenebilmek için aklımız, kalbimiz ve vicdanımızla yaşamayı öğrenmek, bilgelik yolunda mücadele etmemiz gerekmekte.

Bilinçli, sorumluluktan kaçmayan, adil, özgür ve neşeli bir hayat idealine yönelerek, bir hayatı sanat eseri yaratır gibi yaşamaya gayret etmek. Bu yolun yolculuğunu sürdürürken bilgelik yolunda ilerlemek demek.

Bilgeliğe yaklaşmayı istemek bir tercih. Bu tercihi yapmamız hayatımızı değiştirecek bir seçimde etik değerlerimizi önem sırasına koymamız demek. Her şeyden önce var olmayı mı istiyoruz, varlıklı olmayı mı? Dışsal bir zenginliğe sahip olmayı mı istiyoruz, içsel zenginliği mi?

Bilgelik yolunda ilerlemek isteyen kişi akıl, yaratıcılık ve iyilik bakımından içindeki potansiyeli ortaya çıkarmayı, gelişmeyi ve olgunlaşmayı amaçlarken dünyanın kaderini daha iyiye götürme arayışına da girer. Montaigne’nin dediği gibi: "Gideceği limanı bilmeyene faydası dokunacak hiçbir rüzgâr yoktur." Kendine bir rota ve bir yön belirlemek, oraya varabileceğinden hiçbir zaman emin olmasan da bilgelik yolunda ilerlemek. (Frederic Lenoir, Bilgelik, çev. Yusuf Yıldırım, Türkiye İş Bankası Yayınları, 2023)

Bilgeliğe ulaşma yolunda ilerlemek, kişiyi devletin ve kodlanarak kafese girmiş büyük bir çoğunluğun baskı ve hükümranlığından kurtarıp bu yönde toplumu etkilediğinden siyasi ve dini otoritenin nezdinde baltalayıcı ve tahripkâr kabul edilir. Şiddete dayalı rejimin istikrarı için bu iki otorite birlikte çalışır. Kişi; aklı, vicdanı, yaratıcılığıyla rejimin kırmızı çizgilerini aşıp koşullandırmalardan kurtulmaya çalışırsa bütün dini-siyasi sistem çökme tehlikesiyle karşılaşır.

Bu nedenle insanları bilgeliğe yönelten, sevgi, şefkat ve merhametin yasalardan üstün olduğu mesajını verenler, dini-siyasi otoriteler tarafından ya hapsedilmiş ya da öldürülmüştür.

Buddha, her insanın kişisel ve ruhsal çabayla uyanışa varabileceği ve bunun için de bir dini kuruma ihtiyacı olmadığı öğretisini yayarak kast sistemini temelinden sarsıyor, Brahmanların iktidar iddialarını hiçe sayıyordu. Buddha’nın zehirlendiği konusunda güçlü iddialar bulunmakta.

Sevginin yasadan daha önemli olduğunu öne süren, bir kadını zina yaptığı için taşlamayı reddeden İsa, Yahudi yasasını çiğneyerek din adamlarının rolünü boşa çıkarıyordu. Sokrates de şehrin gençlerini yoldan çıkararak dine tehdit oluşturduğu gerekçesiyle suçlanarak ölüm cezasına mahkûm edildi.

Manevi arayışın ve bilgeliğin devrimci karakterini savunan Lenoir, din ile maneviyatın ayrımını şöyle yapmakta:

"Din aynı siyasi bütün içindeki bireyleri, her birini aşan görünmez bir aşkınlığa inanmalarını sağlayarak birbirine bağlar. Din, inançlara, dogmalara, kurallara ve normlara boyun eğilmesini talep eder. Maneviyat ise hakikati, sevgiyi ve gerçek mutluluğu arayan bireyin, kültürel koşullanmaların ve aklın öncüllerinin bağından sıyrılmak için gösterdiği bir kişisel çabadır. Manevi hayat hem ruhu hem kalbi içerir."

Aklın öncülleri veya felsefi tabiriyle aklın ilkeleri, insan zihninin doğru düşünmek, varlığı anlamlandırmak ve mantıklı çıkarımlar yapmak için zorunlu olarak kabul ettiği en temel kurallardır. Günlük hayatta, bilimsel metodolojide ve hukukta bu ilkelere bağlı kalmak hayati önem taşır. Ancak sakıncası, bu ilkelerin yanlış olmasında değil; zihnimizin esnekliğini kaybettirip bizi dogmatik veya aşırı mekanik bir düşünce yapısına sürüklemesindedir.

Bilgelik, sadece aklın ilkeleriyle inşa edilen "mantıklı ve rasyonel" bir zihin yapısının ötesine geçmeyi gerektirir. Aklın öncülleri (özdeşlik, çelişmezlik vb.) dünyayı kutuplara ayırarak çalışır: İyi-kötü, doğru-yanlış, ben-öteki. Bilgelik ise bu kutupların ötesindeki bütünlüğü ve birliği görebilme becerisidir. Bu nedenle bilgelik yolunda aklın katı sınırlarından bir ölçüde sıyrılmak bir sakınca değil, aksine bir olgunlaşma basamağıdır.

Bilgi (rasyonalite), parçalara ayırır, analiz eder, etiketler ve kategorize eder. Aklın öncüllerini kullanır. Bir ağacın hücrelerini, fotosentez formülünü bilmek bilgidir. Bilgelik (sezgi/bütünlük), birleştirir, hisseder, büyük resmi görür. Ağacın evrenle olan bağını, onun gölgesindeki huzuru ve yaşamın döngüsünü kavramak için analitik zihni susturmak gerekir.

Metafizik sorulardan hareket eden Sapiens önce dinleri inşa etti, sonra bu dinlerden kısmen ya da tamamen özgürleşerek din dışı maneviyat akımları geliştirdi. Antikçağın büyük felsefe okulları dinsel inanç üzerine değil, akıl üzerine kurulu bir maneviyatı, bilgeliği telkin ettiler.

Antik felsefe akımları olan Platonculuk, Aristotelesçilik, Epikurosçuluk, Stoacılık, Kiniklik, Şüphecilik, Yeni Platonculuk'un ortak hedefi bilgelik arayışı idi. Ruhani alıştırmalar arasında odaklanmak, bilincini sınamak, hayat düsturları edinmek, kendine hâkim olmak, tutkulardan arınmak, iyiyi hatırlamak gibi öneriler bulunmakta. Bu anlamda felsefe uzman yetiştirme işi değil, insan yetiştirme işiydi.

Antikçağ felsefesi uzmanı Pierre Hadot’un belirttiği gibi, "felsefe yapma eylemi salt bilgi düzleminde yer almaz, bir ‘kendi olma’ ve varlık düzleminde yer alır. Bizi var kılan ve daha iyiye yönelten bir ilerlemedir. Bu bütün hayatı sarsan bir dönüşümdür ve onu gerçekleştiren kişinin varlığını değiştirir. İnsanın kendi bilincine vardığı, içsel huzura ve özgürlüğe kavuştuğu sahici bir yaşama haline geçiştir." (Lenoir, a.g.e.)

Roma İmparatorluğu Hıristiyanlığı kabul ettikten sonra antikçağın bilgelik okulları ortadan kalktı. Justinianus, 529 yılında Atina Okulu’nu, Müslüman Araplar da 640 yılında İskenderiye Okulu’nu kapattı. Ancak Müslümanlar Yunan felsefesinin önemli eserlerini tercüme ettirdiler. Bu eserler Rönesans ile birlikte antik bilgeliklerin yeniden keşfedilmesinde etkili oldu. Sonuç olarak antik felsefenin ölüm fermanını imzalayan tek tanrılı dinlerin zaferi oldu. İman aklın, dogmatik kesinlik de bilgelik arayışının yerini aldı. (Lenoir, a.g.e)

Antikçağın felsefe akımlarına paralel olarak Doğu’da da Budizm, Konfüçyüsçülük ve Taoizm hayat buldu. Doğu felsefeleri, aklın “A, A’dır ve B olamaz” kuralını bilerek kırdı. Taoizm’de evren Yin ve Yang’ın dengesidir. Işık karanlığı, karanlık ışığı içinde barındırır. Akıl buna çelişki derken, bilgelik buna uyum der.

Zen Budizminde kullanılan Koan adı verilen bilmeceler (örneğin: "Tek elin alkış sesi nasıldır?") aklın mantık mekanizmasını kilitlemek ve insanı mantığın ötesindeki saf farkındalığa, bilgeliğe ulaştırmak için tasarlanmıştır.

Bilgelik idealinde insan, bağlı olduğu bütünün bir parçasıdır ve doğanın evrensel yasalarını izlemekle yükümlüdür. Baruch Spinoza, bu görüşü derinleştirerek bilgeliğin kazanılmasına adanmış etik bir felsefe inşa etti. Nietzsche de hayatı sadece mantık ve rasyonaliteye (Apolloncu güç) indirgemenin yaşamın coşkusunu, kaosunu ve yaratıcılığını (Dionysosçu güç) öldürdüğünü savundu.

Tasavvufta da rasyonel akıl (Akl-ı maaş), günlük işleri yürütmek için gereklidir, ancak hakikate ulaşmada yetersiz kalır. Mevlana, aklı çamura saplanmış bir eşeğe benzetir ve yüce gerçekleri anlamak için aklın ötesine geçen bir "gönül gözüne" (sezgiye) ihtiyaç olduğunu söyler. Akıl çelişkilerden kaçarken, bilge kişi çelişkilerin içindeki evrensel düzeni görür.

Aklın öncülleri, bizi delilikten ve dünyadaki kargaşadan koruyan sağlam bir zemin (iskele) gibidir. Ancak o iskelede sonsuza kadar kalırsanız açık denizlere açılamazsınız. Bilgelik; iskeleyi yıkmak değil, gerektiğinde ondan ayrılıp sezginin, paradoksların ve hayatın akışının derin sularına yüzebilme cesaretidir.

Bu noktada, hayatta akılla asla çözülemeyecek, sadece yaşanarak veya hissedilerek anlaşılabilecekken büyük paradoks ya da kavram hangisi olabilir?

Cevabı sonraki yazıda.

DİĞER YAZILARI Bir ara duraktı 'eylül' 01-01-1970 03:00 Hukukun anlamını yitirdiği yerde barışın güvencesi olmaz 01-01-1970 03:00 Barış sürecinde öncelik hukuka ve demokrasiye dönmek olmalı! 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin hal-i pürmelali / 3 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin hal-i pürmelali / 2 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin hal-i pürmelali-1 01-01-1970 03:00 Anlamsızlık çağında vicdan sahibi olmak 01-01-1970 03:00 Topluma ikinci defa giydirilmek istenen deli gömleği 01-01-1970 03:00 Mutlakıyete dönüş 01-01-1970 03:00 KHK zulmü: İnsan onurunu hiçe sayma ve sivil ölüm 01-01-1970 03:00 Türkiye: Magnitsky yasasını ihlal etme noktasını da aştı 01-01-1970 03:00 Arafta kalanlar 01-01-1970 03:00 Temel mutabakatın yokluğu 01-01-1970 03:00 Utanç duygusunun yitimi 01-01-1970 03:00 Savaşı meşrulaştıran bir vesayet kurumu: Birleşmiş Milletler 01-01-1970 03:00 Hukukun her alanında gerileyen Türkiye 01-01-1970 03:00 Tekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 01-01-1970 03:00 Barbar medenileşmenin sonu 01-01-1970 03:00 'Ortaklaşmacı demokrasi' örneği: Danimarka–Faroe-Grönland Adaları 01-01-1970 03:00 Ortaklaşmacı demokrasi örneği-4: Büyük Britanya 01-01-1970 03:00 Entelektüel üretimin kaybı, rejimin vesayeti, siyasetin iflası 01-01-1970 03:00 'Ortaklaşmacı demokrasi' örneği: İspanya 01-01-1970 03:00 Selahattin Demirtaş'ın yazısı, zihnimiz ve zihniyet labirenti 01-01-1970 03:00 Trump’ın meşruiyeti var mı ki! 01-01-1970 03:00 'Ortaklaşmacı demokrasi' örnekleri: Fransa–Yeni Kaledonya Özerk Bölgesi 01-01-1970 03:00 Cassandra Çığlığı * 01-01-1970 03:00 'Ortaklaşmacı demokrasi' örnekleri: İtalya–Güney Tirol özerk bölgesi 01-01-1970 03:00 Âdemimerkeziyet: Dikey güçler ayrılığı ya da paylaşımı–2 01-01-1970 03:00 Âdemimerkeziyet: Dikey güçler ayrılığı ya da paylaşımı 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin 'dilemma'sı 01-01-1970 03:00 RTÜK eliyle temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunmak 01-01-1970 03:00 Ortadoğu'nun sömürgeleştirilmesi süreci 01-01-1970 03:00 Mevcut koşullarda demokratik bir anayasa inşa etmek mümkün değil 01-01-1970 03:00 Bir anayasa inşa süreci deneyimi: Yeni Anayasa Platformu (YAP) 01-01-1970 03:00 Bir ülkeyi yaşanılır kılan adalet ve özgürlüktür! 01-01-1970 03:00 Hukuk devletinin temeli: Adil yargılanma hakkı 01-01-1970 03:00 Adil yargılanma hakkının temeli: Tabii hakim ilkesi 01-01-1970 03:00 Devletin gölgesinde değişim mümkün mü? 01-01-1970 03:00 Etik, estetik ve adalet yoksunluğu içinde yaşamak 01-01-1970 03:00 Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi 01-01-1970 03:00 İtaatsizliğin erdemi 01-01-1970 03:00 'Meşruiyet'in kaybı 01-01-1970 03:00 "Gücü, gücü yetene!' dünyası 01-01-1970 03:00 Gücün ve kötülüğün egemen olduğu bir dünyada yaşamak 01-01-1970 03:00 Adaletten yoksun bir toplum, kalitesiz bir hayat yaşamaya mahkûmdur 01-01-1970 03:00 Barışın, özgürlüğün, adaletin önündeki engel 01-01-1970 03:00 Hukuk güvenliği bağlamında: Hakimin bağımsızlığı, tarafsızlığı, niteliği 01-01-1970 03:00 Hukuk güvenliği bağlamında: Gözaltı ve tutuklama 01-01-1970 03:00 Utanç duygusunun kaybı 01-01-1970 03:00 Siyasi cinayet üreten zihniyetin kurbanı: Hrant Dink 01-01-1970 03:00 'Aşk Biter mi?' 01-01-1970 03:00 Devletin cezasızlık politikası 01-01-1970 03:00 2025, kaldıramayacağı bir yükle geliyor 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Çocuklar (3) 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Çocuklar (2) 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Çocuklar (1) 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Kadınlar (3) 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Kadınlar (2) 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Kadınlar (1) 01-01-1970 03:00 'İnsan tamamlanmamıştır' (*) 01-01-1970 03:00 İnsan onurunu koruyamayan hukuk adaleti sağlayamaz 01-01-1970 03:00 Zihnimiz sanki bölünmez küçük bir devlet! 01-01-1970 03:00 Cumhur İttifakı samimi mi? Muhalefet yeterli mi? 01-01-1970 03:00 1971–1980 cuntalarının temel mottosu: 'Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü' 01-01-1970 03:00 Siyasetin sefaleti 01-01-1970 03:00 'Eylül'ün içinden geçen duygular 01-01-1970 03:00 Darbe anayasasının tekçi–despotik zihniyetinde donma hali 01-01-1970 03:00 İnsanın varlığını şiddet kullanarak inşa etmesi 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–10 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–9 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–8 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–7 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–6 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–5 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–4 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–3 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–2 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–1 01-01-1970 03:00 Tekrar ediyorum: 'Adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun!' 01-01-1970 03:00 Nekropolitik Çağ 01-01-1970 03:00 Kayyım rejimi: Türkiye'nin geleceğine vurulan kilit 01-01-1970 03:00 Kobani davası: Ölümlerden kim sorumlu? – 2 01-01-1970 03:00 Kobani davasına giden süreç – 1 01-01-1970 03:00 İnsanlık tarihinin saygın anıtı: Angkor Wat 01-01-1970 03:00 'Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun' 01-01-1970 03:00 CHP: Altı oku revize edebilecek mi? – 3 01-01-1970 03:00 CHP: Çok partili dönem–2 01-01-1970 03:00 CHP: Tek partili dönem–1 01-01-1970 03:00 Seçim sonrasının düşündürdükleri 01-01-1970 03:00 Hakikat yolunda yürümek 01-01-1970 03:00 1971-1973: Geriye gidişin ara rejimi 01-01-1970 03:00 Hukukla bağını koparan Türkiye 01-01-1970 03:00 Afrika balladı! 01-01-1970 03:00 Güney Afrika Vicdan Girişimi 01-01-1970 03:00 Cumhuriyetin tercihi tekçi otokratik rejim: 1925 Kürt ayaklanması 01-01-1970 03:00 Postkolonyal dönemde insanın durumu 01-01-1970 03:00 İnsanın medeniyetle tanışması 01-01-1970 03:00 İnsan olmanın anlamı 01-01-1970 03:00 Hafıza aktivizmiyle hakikate ulaşma çabası 01-01-1970 03:00 Bahçeden yeryüzüne bakmak 01-01-1970 03:00 'Demokratik süreç odaklı' bir anayasa inşa edebilecek miyiz? 01-01-1970 03:00 İktidarın amaç ve zihniyetiyle yeni-sivil Anayasa inşa edilebilir mi? 01-01-1970 03:00 Kassandra çağrısı 01-01-1970 03:00 Küresel kozmopolit demokrasi 01-01-1970 03:00 Barbarlığı aşamamak: Savaşmaktan vazgeçmeyen insanlık 01-01-1970 03:00 Cumhuriyet oryantalizmi ve modernleştirmeci milliyetçilik 01-01-1970 03:00 'Eylül'ün içinden geçen şiirler 01-01-1970 03:00 Rumlar üzerinden otoriterleşmeyi meşrulaştırma 01-01-1970 03:00 6-7 Eylül’e giden süreç–2 01-01-1970 03:00 6-7 Eylül'e giden süreç 01-01-1970 03:00 Değişimin önündeki aşılmaz duvar: İdeolojik zihniyetin kemikleşmesi 01-01-1970 03:00 Türkiye değişebilir mi? 01-01-1970 03:00 Zihniyet değişikliğine ülke isimlerinden başlamak! 01-01-1970 03:00 Tekçi-tek kişilik siyasi rejimin kendi hukukunu oluşturması 01-01-1970 03:00 İktidara uzanan yerleşik düşünceden itirazcı-ihlalci göçebe düşünceye 01-01-1970 03:00 ‘Boşluk’tan ‘toz’a, ‘kültür’den ‘uygarlığa’ 01-01-1970 03:00 İnsanın hangi hali – 2 01-01-1970 03:00 İnsanın hangi hali! – 1 01-01-1970 03:00 Yalanların hakikate dönüşmesi 01-01-1970 03:00 Anayasanın temeli ne olmalı? 01-01-1970 03:00 Vicdan, mazlumlardan kelimeleri esirger mi? 01-01-1970 03:00 Yargının yeniden inşası: Adil yargılanma hakkı 01-01-1970 03:00 Yargının yeniden inşası: Hukuksal pozitivizmden doğal hukuka 01-01-1970 03:00 Enkaz altında kalmanın dayattığı zaruret: Adem-i merkeziyet 01-01-1970 03:00 Sorumlular ayağa kalksın! 01-01-1970 03:00 Kürtlerin siyasal temsilde var olma mücadelesi – 2 01-01-1970 03:00 Kürtlerin siyasal temsilde var olma mücadelesi – 1 01-01-1970 03:00 Hrant'ın ideallerini yaşatmak! 01-01-1970 03:00 Tarihsel kronik çizgi: İktidarın merkezde şahsileşmesi 01-01-1970 03:00 Şiddetin vardığı son nokta: Otosansür 01-01-1970 03:00 Rejimin HDP üzerinden yarattığı gerilim 01-01-1970 03:00 Hukukla bağını kesen devlet şiddeti 01-01-1970 03:00 Devlet - Demokrasi - Değişim 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin çıkmazı: Korku duvarını aşamamak (3) 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin çıkmazı: Merkeziyetçi devletten bölgesel devlete (2) 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin çıkmazı: Sömürge tipi idari vesayet rejimi (1) 01-01-1970 03:00 Neden 'Yetmez ama evet' denildi? (3) 01-01-1970 03:00 Neden 'Yetmez ama evet' denildi? (2) 01-01-1970 03:00 Neden ‘Yetmez ama evet’ denildi? (1) 01-01-1970 03:00 Zihniyetin esaretinde yozlaşan dil 01-01-1970 03:00 Zihniyet ikliminde bir çıkmaz: Kısırdöngüde debelenen Türkiye 01-01-1970 03:00 Halife Sultan II. Abdülhamid 01-01-1970 03:00 Adığe (Çerkez) Katliamı 01-01-1970 03:00 Gerçekdışının karşısındaki güç: Sevgi 01-01-1970 03:00 Otokratik rejimin ceza kanunundaki aygıtları 01-01-1970 03:00 Adaletin yitiminde son nokta: Kavala davası 01-01-1970 03:00 Küreselleşmenin bencil aktörleri: Çöküşe giden yol 01-01-1970 03:00 Duvarları yıkabilecek miyiz? 01-01-1970 03:00 Süpürenler ve süpürülenler 01-01-1970 03:00 Dünya: Hassas kalplerin cehennemi 01-01-1970 03:00 Yeni bir dünya inşası-2: Rusya rol alabilir mi? 01-01-1970 03:00 Yeni bir dünya inşası: Madalyonun iki yüzü 01-01-1970 03:00 Birlikte yapabiliriz! 01-01-1970 03:00 Türkiye Mahkemesi nihai mütalaası: 'Yargı bağımsızlığı ve adalete erişim' 01-01-1970 03:00 Kalıcı istisna hali: Hukuksuzluğun normalleşmesi 01-01-1970 03:00 Şiddetin sıradanlaşması 01-01-1970 03:00 İnsanın güçle sınanması 01-01-1970 03:00 Siyaset-bürokrasi-mafya-organize suç örgütü döngüsü 01-01-1970 03:00 Hukukun askıya alınması 01-01-1970 03:00 Yükseltin vicdanınızı! 01-01-1970 03:00 Bırakın adalet yerini bulsun... 01-01-1970 03:00 Düşüncenin erotikleşmesi 01-01-1970 03:00 Akıldışılığın büyüsüne kapılmak 01-01-1970 03:00 Dekadans: Çöküş! 01-01-1970 03:00 Alevilik (8): Başat kimliğin yarattığı çıkmaz 01-01-1970 03:00 Alevilik (7): Ayrı bir inanç sistemi mi? 01-01-1970 03:00 Alevilik (6): Devletin değişmeyen politikası 01-01-1970 03:00 Tekçi Cumhuriyet'ten Çoğulcu Demokrasi'ye 01-01-1970 03:00 Alevilik (5): 18-19. yüzyıl katliamlar zinciri 01-01-1970 03:00 Alevilik (4): Yeniçerilikle ilişkisi bağlamında Bektaşilik 01-01-1970 03:00 Alevilik (3): 15–16. Yüzyıl: 'Kıyım dönemi' 01-01-1970 03:00 Alevilik (2): Babai Ayaklanması 01-01-1970 03:00 'Turkey Tribunal' ('Türkiye Mahkemesi') 01-01-1970 03:00 Alevilik (1): Aleviliğin oluşum süreci 01-01-1970 03:00 "Tekçi-Otokratik" rejimin simgesi: Diyanet İşleri Başkanlığı 01-01-1970 03:00 12 Eylül'ün simgesi: Diyarbakır Cezaevi 01-01-1970 03:00 "Eylül" 01-01-1970 03:00 Kürtler (13): Talepler - Yeni bir inşa için öneriler - 2 01-01-1970 03:00 Kürtler (12): Yeni bir inşa için öneriler 01-01-1970 03:00 Kürtler (11): Yüzleşme-Müzakere-Uzlaşma-İşbirliği ihtiyacı 01-01-1970 03:00 Kürtler (10): Devlet iktidarının hedefindeki HDP 01-01-1970 03:00 Kürtler-9: Taleplerin siyasallaşmasını engelleme süreci 01-01-1970 03:00 Kürtler (8): 1980 Askeri Darbesi'ne uzanan süreç 01-01-1970 03:00 Kürtler (7): Dersim'den "Tunç Eli"ne 01-01-1970 03:00 Kürtler (6): Ağrı İsyanı'ndan Zilan katliamına! 01-01-1970 03:00 Kürtler (5): Takrir-i Sükûn rejimine geçiş 01-01-1970 03:00 Kürtler (4): 1922-1924 01-01-1970 03:00 Kürtler (3): 1916-1923 01-01-1970 03:00 Kürtler (2): 19. yüzyıl 01-01-1970 03:00 Kürtler (1): 16-18. yüzyıl 01-01-1970 03:00 Çağdaş tiranlığın terör yönetimi 01-01-1970 03:00 Organize suç örgütlenmesi bağlamında mafya 01-01-1970 03:00 "Bir daha asla!" diyebilmek için - 3 01-01-1970 03:00 "Bir daha asla!" diyebilmek için - 2 01-01-1970 03:00 "Bir daha asla!" diyebilmek için 01-01-1970 03:00 İnsanın hangi hali? 01-01-1970 03:00 Mağdurların empati ittifakı 01-01-1970 03:00 "Dil"den "Gönül"lere akmak! 01-01-1970 03:00 Kanımla düşünüyorum! / Hermann Göring 01-01-1970 03:00 Yeni anayasa inşa sürecinin açmazları 01-01-1970 03:00 Türk anayasaları bağlamında yasama-yürütme dengesi 01-01-1970 03:00 Sıfırdan Anayasa İnşası: Yeni Anayasa Platformu (YAP) örneği 01-01-1970 03:00 "Küresel eril sistem"in mağdurları: Kadınlar 01-01-1970 03:00 Çok dilli - çok bölgeli anayasa: Güney Afrika anayasası 01-01-1970 03:00 Tabula Rasa: Sıfırdan anayasa inşası 01-01-1970 03:00 Kayyım atamaları bağlamında 1921 Anayasası 01-01-1970 03:00 Anayasacılık: Batı-Osmanlı anayasa hareketleri 01-01-1970 03:00 Sistemin saldırısı karşısında direniş odağı: Aşk 01-01-1970 03:00 Empati ihtiyacı 01-01-1970 03:00 'Çok Kalpli Asi' 01-01-1970 03:00 Eylül’le gelen 01-01-1970 03:00 Tercihiniz; otokrasi mi, demokrasi mi? 01-01-1970 03:00 Hukukun işlevi 01-01-1970 03:00 Barbarlığın son noktası: Çocuklarına kavuşamadan ölen anneler! 01-01-1970 03:00 Vandalizmin kurumlaşmış hali: Cezasızlık pratiği 01-01-1970 03:00 Beton avluların çocukları: Anne! Toprak ne demek? 01-01-1970 03:00 Medeniyetsizlik: Boğulan adalet 01-01-1970 03:00 Meşruiyet: Temel mutabakat – Kamusal müzakere 01-01-1970 03:00 Frenlenemeyen iktidar sorunu 01-01-1970 03:00 Bu kaçıncı Cumhuriyet! 01-01-1970 03:00 İslam'ın siyasetle serüveni: Milliyetçiliğe savrulma 01-01-1970 03:00 Devlet: Güç ve çıkar çatışmalarının alanı 01-01-1970 03:00 Sürgünün trajedisi: Toprağın tadını özlemek 01-01-1970 03:00 Devletin emrindeki din: Diyanet İslam'ı 01-01-1970 03:00