Zihnimiz sanki bölünmez küçük bir devlet!

Ümit Kardaş

02-11-2024 01:03

"Gölgeye girenin gölgesi olmaz." | Neşet Ertaş

 

Devlet, soyut bir kavram. Tanrı gibi kişinin kendisinden vazgeçmesine yönelik bir soyutlama. Kişinin yetişkin olamaması üzerinden varlığını sürdürürken kişiyi değersizleştirir, düşünmesine, soru sormasına, itiraz etmesine izin vermez (Ömer Faruk, Başkası Adına Konuşmanın Haysiyetsizliği, Ref.: Saul Newman).

Devlet kişiyi sınırlar, insanlaşma yönünde gelişmesine izin vermez. Soyut devlet, kendini kurumlarla somutlaştırır. Siyaset ve bürokrasi kurumları aracılığıyla "bir" ve "bütün" üzerinden kendi zihniyet kodlarını yaygınlaştırıp kişilerin zihinlerini doldurarak herkesi bir küçük devlete dönüştürür.

İlkel (atalardan kalma anlamında) toplumların aksine, devletli toplumlar "bir"e, devlet iktidarının kıyıcı, hoşgörüsüz, tahakkümcü zihniyetine teslim olmuş durumda. Pierre Clastres, Kötülüğün Olmadığı Ülke'yi arayan ilkel toplumun hangi talihsiz, önlenemez nedenlerle eşitsizliği ve despotun iktidarını önleme noktasından devletli topluma dönüştüğü sorusunu sorar. Cevabı, kaos-doğa-iktidar ilişkisine atfedilen anlamda bulur.

Ömer Faruk, Ahmet Tulgar ile yaptığı söyleşide, "Devleti fiziki bir organizasyon olmaktan çok 'küçük bir devlet olarak zihin' biçiminde ele almak birçok sorunu çözecek bence. İmge düşünceyi, düşünce kurumu, kurumlar toplamı ise devleti oluşturur. Her kurumlaşmış kişi ise yasa, ahlak ve devletin cisimleşmiş taşıyıcısıdır. Zihnimiz bir küçük devlet gibi çalışıyor."

Devlet kendini sadece ordu, polis, bürokrasi, üniversite, medya gibi kurumlar üzerinden değil, normal bireyler üzerinden de yeniden üretmekte. Foucault’a göre, iktidar doğrudan üretici bir ilişkidir. İktidar ilişkileri, egemen olan kadar egemen olunanların da bedenlerinden geçer. İktidar ilişkileri aşağıdan üretilir. Egemen olanlar kadar egemen olunanlar da ona katılır.

Neo-Gramscian yaklaşım olarak bilinen teoriye göre, hegemonya yalnızca tahakküm ve güç, yani baskı yoluyla kurulmamakta, aynı zamanda rıza da üreterek, gönüllük oluşturarak güç unsuruyla birlikte etki altına girme olarak değerlendirilmekte. Hegemonya kavramının, devletin toplumu şekillendirdiği; okullar, ordu, medya, aile, dini kurumlar gibi bütün aracı kurumları kapsadığı ifade edilmekte.

Ömer Faruk'un devlete ilişkin tespitlerini hakikat anlamında değerlendirmek gerekir (Faruk, a.g.e., s. 66-71):

Her devlet, "dış düşman"a muhtaçtır, varlığını onun varlığına bağlı kalarak sürdürür.

Her devlet, doğrularına karşı gelenleri “vatan haini”, “millet düşmanı”, “kökü dışarıda”, “sütü bozuk” diye suçlar, yargılar ve mahkûm eder.

Her devlet, aynı zamanda bir de “iç düşman”a sahiptir (Etienne Balibar).

Her devlet, hem yargıç, hem cellat, hem de jüridir = kamu vicdanıdır = adına konuşanlar toplamıdır.

Her devlet, bir defa kurulduktan sonra, tebaasına aşkınlık biçiminde görünür (Ulus Baker),

Her kurumsallaşmış kişi (Küçük bir devlete dönüşmüş kişi = puzzle parçası) devletin (=yasanın ve ahlakın) gündelik hayattaki cisimleşmiş taşıyıcısıdır.

Frankfurt Okulu Marksistlerinden Theodor Adorno, “bütün yanlıştır” ilkesinden hareketle, toplumda egemen olan ideolojinin bu “bütünsel” yanlışın ya da yalanın bir yansımasından ibaret olduğunu belirtir. Bu nedenle “gerçek tarihsel savaşım”, ideolojiye karşı bir savaşımdır; çünkü savaşılması gereken, toplumu temelden biçimlendiren “toplumsal bilinç”tir. Bu, toplum içindeki insanların en incelmiş beğenilerinden en gündelik algılarına dek, onların düşünsel yapılarını derinlemesine biçimlendirir.

İdeolojiyi iktidarla özdeşleştiren Habermas’a göre, "iktidar tarafından sistemli biçimde çarpıtılan bir iletişim biçimi" olan ideoloji, "bir tahakküm aracı haline gelmekte ve güç ilişkilerini meşrulaştırmaya" hizmet etmekte. Dilin iletişimsel yapısı da iktidar çıkarları tarafından bozulup kuşatılmakta.

Doğduğunda insanın zihni, boş bir sayfadır (tabula rasa). Büyüdükçe zihnine aile, devlet ve onun ideolojik aparatları olan okul, çevre, ordu, yargı, bürokratik kurumlar ideolojik kodlarla saldırmaya başlar. Böylece devlet ideolojisinin kodlarıyla dolan zihin artık hayatla ve toplumla ilişkisini bunun üzerinden kurar.

Zihinlerde oluşan ve hayata yansıyan zihniyet çoğalarak çoğunluğu oluşturur. Ne kadar farklı olmaya çalışsanız, ne kadar okuyup gözlem yapsanız da sözkonusu zihniyet sizi bir yerde yakalar ve aşağıya doğru çekmeye çalışır. Hele bu zihniyet çıkarların maskesi haline getirilmişse iş daha da karmaşık bir hal alır.

Kuşkusuz toplum, birey olamamış kişiyi, devlet ideolojisi kodlarının oluşturduğu zihniyet üzerinden ele geçirmeye çalışmakta. İşte “ele geçirilemez” olmak bu anlamda çok önemli.

"Devlet-içi düşünce", yaratıcılığı, deneyimlemeyi, özgürleşmeyi, coşkuyu ve neşeyi engellemekte. Kemalizm, tüm kesimleri devlet-içi bir düşünce tornasından geçirdiği için çoğunluk hayatı “kurucu özne”, “tarihi bilinç”, “devletin milleti ve ülkesiyle bölünmez bütünlüğü” gibi aşkınlık kavramları üzerinden okumakta.

Oysa içkinlik boyutunda hayat temsildeki hiyerarşiyi reddeden, özneye ve nesneye bağlı olmayan, deneyimlemekten çekinmeyen, kendini keşfederken tekrar tekrar yeniden icat eden bir düzlemde yaşanır (Dışarıdan Düşünmek, Cengiz Baysoy – Sinem Özer).

Deleuze'e göre, “halkın istediği şey”, halkın istediği şey değil, birinin halkın istediği şey olduğunu düşündüğü şeydir. Halkın istedikleri “temsil edenlerin” istedikleri şeydir. Böylece devlet-içi düşüncenin “temsile” dayandığı ortaya çıkmakta.

Küçük bir devlet olarak tanımlanan iyi yurttaş, devlet-içi düşünerek, onunla özdeşleşerek “normal birey” haline gelir. Bunun politikadaki karşılığı hükmedilen, itaat altına alınmış ve disipline edilmiş kalabalıklardır (tabi grup).

Türkiye özeline geldiğimizde devletin kurucu ideolojisi “çoğulculuk”, “farklılıklara saygı”, “katılımcılık”, “müzakere-uzlaşma” kavramlarının aksine “tekçilik”, “farklı olanı asimile veya inkâr ya da imha etme”, “merkeziyetçilik” esaslarına dayalı olduğundan ve devlet organizasyonu (iktidar, yasama, yargı, bürokrasi) ve tüm aparatları ile bu ideolojiyi besleyip sürekli olarak yeniden var edebildiğinden değişmezlik yönünde ortaya aşılamaz muazzam bir bariyer çıkmakta.

Türk-İslam sentezine dayalı ideolojik yapının oluşturduğu zihniyet ve ürettiği “kodlar” toplumu ve seçimlerde oy veren kitlenin büyük bir çoğunluğunu kuşatmış ve bu çoğunluk sözkonusu zihniyeti içselleştirmiş durumda. Bu çoğunluğa karşılık gelen, ister sağda ister solda olsun, tüm siyasi partiler programlarına ne yazarlarsa yazsınlar aynı zihniyetle sakatlanmış durumdalar.

Şevket Süreyya Aydemir, vatanın daima tezatsız bir cemiyetin yurdu olacağını belirtirken, Mustafa Kemal, hâkimiyetin güçle, kudretle alınacağını söylüyor, kendisinin belirlediği temsil mekanizması yoluyla halkı modernleştirmeyi hedefliyordu.

Cumhuriyet kurulurken ortada örgütlü bir ulus bulunmayıp kurgulanmış olduğundan siyasi temsil de güdük kalmış bir ilişkiye dayanıyordu. Kemalizm siyasi alanda da seçkinlerin tekelini korurken, Mustafa Kemal siyasi temsilin aktörlerini kendisi belirliyordu. Seçkinlere dayalı Osmanlı devletçiliği milli devletçiliğe dönüşürken devletçilik Kemalist hareketin ideolojisinin aparatı haline gelecekti.

Türkiye temsil krizinden çıkabilmiş değil. Parti içi demokrasinin olmadığı, lider kültünün egemen olduğu bir siyasi yapılanmada temsil, temsil edileni bozarken, temsil etme yıkıma ve ölüme neden olan bir şiddete dönüşmekte.

Müzakere-uzlaşı geleneği olmayan, şiddet ve ölüm yoluyla imha ederek sorun çözme geleneğine sahip olan Türkiye, çatışma, gerilim ve ölümlerin yaşandığı ülkelerin başında geliyor.

Toplumu türlü yol ve yöntemlerle korkutan devletin etnik ayıklamalarına “din”i referans alanlar da karşı çıkmayıp, savaşın, ölümün dili bütüne yayılırken toplum yönetenlerle birlikte bir suç ortaklığı organizasyonuna dönüşmüş durumda.

Türkiye, bu kısırdöngüden nasıl çıkacak? Tarihsel, siyasi, toplumsal birikim kırılmaz çekirdeğe dönüşmüştür. Ülkenin zaten az olan entelektüel gücü yok edilmiş, sermaye gücü tüketilmiş, kamusal müzakere alanı boğulmuş, siyaset çözüm yeri olmaktan çıkmıştır.

Her kişi zihnini boşaltarak küçük bir devletçik olmaktan kurtulmadan, yani kendi sıçramasını yapmadan, bu sıçramaya rehberlik edecek entelektüel güç öne çıkmadan, bu sıçramayı destekleyecek sınıfsal güç olmadan değişim hayal.

DİĞER YAZILARI Türkiye'nin hal-i pürmelali-1 01-01-1970 03:00 Anlamsızlık çağında vicdan sahibi olmak 01-01-1970 03:00 Topluma ikinci defa giydirilmek istenen deli gömleği 01-01-1970 03:00 Mutlakıyete dönüş 01-01-1970 03:00 KHK zulmü: İnsan onurunu hiçe sayma ve sivil ölüm 01-01-1970 03:00 Türkiye: Magnitsky yasasını ihlal etme noktasını da aştı 01-01-1970 03:00 Arafta kalanlar 01-01-1970 03:00 Temel mutabakatın yokluğu 01-01-1970 03:00 Utanç duygusunun yitimi 01-01-1970 03:00 Savaşı meşrulaştıran bir vesayet kurumu: Birleşmiş Milletler 01-01-1970 03:00 Hukukun her alanında gerileyen Türkiye 01-01-1970 03:00 Tekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 01-01-1970 03:00 Barbar medenileşmenin sonu 01-01-1970 03:00 'Ortaklaşmacı demokrasi' örneği: Danimarka–Faroe-Grönland Adaları 01-01-1970 03:00 Ortaklaşmacı demokrasi örneği-4: Büyük Britanya 01-01-1970 03:00 Entelektüel üretimin kaybı, rejimin vesayeti, siyasetin iflası 01-01-1970 03:00 'Ortaklaşmacı demokrasi' örneği: İspanya 01-01-1970 03:00 Selahattin Demirtaş'ın yazısı, zihnimiz ve zihniyet labirenti 01-01-1970 03:00 Trump’ın meşruiyeti var mı ki! 01-01-1970 03:00 'Ortaklaşmacı demokrasi' örnekleri: Fransa–Yeni Kaledonya Özerk Bölgesi 01-01-1970 03:00 Cassandra Çığlığı * 01-01-1970 03:00 'Ortaklaşmacı demokrasi' örnekleri: İtalya–Güney Tirol özerk bölgesi 01-01-1970 03:00 Âdemimerkeziyet: Dikey güçler ayrılığı ya da paylaşımı–2 01-01-1970 03:00 Âdemimerkeziyet: Dikey güçler ayrılığı ya da paylaşımı 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin 'dilemma'sı 01-01-1970 03:00 RTÜK eliyle temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunmak 01-01-1970 03:00 Ortadoğu'nun sömürgeleştirilmesi süreci 01-01-1970 03:00 Mevcut koşullarda demokratik bir anayasa inşa etmek mümkün değil 01-01-1970 03:00 Bir anayasa inşa süreci deneyimi: Yeni Anayasa Platformu (YAP) 01-01-1970 03:00 Bir ülkeyi yaşanılır kılan adalet ve özgürlüktür! 01-01-1970 03:00 Hukuk devletinin temeli: Adil yargılanma hakkı 01-01-1970 03:00 Adil yargılanma hakkının temeli: Tabii hakim ilkesi 01-01-1970 03:00 Devletin gölgesinde değişim mümkün mü? 01-01-1970 03:00 Etik, estetik ve adalet yoksunluğu içinde yaşamak 01-01-1970 03:00 Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi 01-01-1970 03:00 İtaatsizliğin erdemi 01-01-1970 03:00 'Meşruiyet'in kaybı 01-01-1970 03:00 "Gücü, gücü yetene!' dünyası 01-01-1970 03:00 Gücün ve kötülüğün egemen olduğu bir dünyada yaşamak 01-01-1970 03:00 Adaletten yoksun bir toplum, kalitesiz bir hayat yaşamaya mahkûmdur 01-01-1970 03:00 Barışın, özgürlüğün, adaletin önündeki engel 01-01-1970 03:00 Hukuk güvenliği bağlamında: Hakimin bağımsızlığı, tarafsızlığı, niteliği 01-01-1970 03:00 Hukuk güvenliği bağlamında: Gözaltı ve tutuklama 01-01-1970 03:00 Utanç duygusunun kaybı 01-01-1970 03:00 Siyasi cinayet üreten zihniyetin kurbanı: Hrant Dink 01-01-1970 03:00 'Aşk Biter mi?' 01-01-1970 03:00 Devletin cezasızlık politikası 01-01-1970 03:00 2025, kaldıramayacağı bir yükle geliyor 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Çocuklar (3) 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Çocuklar (2) 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Çocuklar (1) 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Kadınlar (3) 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Kadınlar (2) 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Kadınlar (1) 01-01-1970 03:00 'İnsan tamamlanmamıştır' (*) 01-01-1970 03:00 İnsan onurunu koruyamayan hukuk adaleti sağlayamaz 01-01-1970 03:00 Cumhur İttifakı samimi mi? Muhalefet yeterli mi? 01-01-1970 03:00 1971–1980 cuntalarının temel mottosu: 'Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü' 01-01-1970 03:00 Siyasetin sefaleti 01-01-1970 03:00 'Eylül'ün içinden geçen duygular 01-01-1970 03:00 Darbe anayasasının tekçi–despotik zihniyetinde donma hali 01-01-1970 03:00 İnsanın varlığını şiddet kullanarak inşa etmesi 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–10 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–9 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–8 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–7 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–6 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–5 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–4 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–3 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–2 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–1 01-01-1970 03:00 Tekrar ediyorum: 'Adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun!' 01-01-1970 03:00 Nekropolitik Çağ 01-01-1970 03:00 Kayyım rejimi: Türkiye'nin geleceğine vurulan kilit 01-01-1970 03:00 Kobani davası: Ölümlerden kim sorumlu? – 2 01-01-1970 03:00 Kobani davasına giden süreç – 1 01-01-1970 03:00 İnsanlık tarihinin saygın anıtı: Angkor Wat 01-01-1970 03:00 'Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun' 01-01-1970 03:00 CHP: Altı oku revize edebilecek mi? – 3 01-01-1970 03:00 CHP: Çok partili dönem–2 01-01-1970 03:00 CHP: Tek partili dönem–1 01-01-1970 03:00 Seçim sonrasının düşündürdükleri 01-01-1970 03:00 Hakikat yolunda yürümek 01-01-1970 03:00 1971-1973: Geriye gidişin ara rejimi 01-01-1970 03:00 Hukukla bağını koparan Türkiye 01-01-1970 03:00 Afrika balladı! 01-01-1970 03:00 Güney Afrika Vicdan Girişimi 01-01-1970 03:00 Cumhuriyetin tercihi tekçi otokratik rejim: 1925 Kürt ayaklanması 01-01-1970 03:00 Postkolonyal dönemde insanın durumu 01-01-1970 03:00 İnsanın medeniyetle tanışması 01-01-1970 03:00 İnsan olmanın anlamı 01-01-1970 03:00 Hafıza aktivizmiyle hakikate ulaşma çabası 01-01-1970 03:00 Bahçeden yeryüzüne bakmak 01-01-1970 03:00 'Demokratik süreç odaklı' bir anayasa inşa edebilecek miyiz? 01-01-1970 03:00 İktidarın amaç ve zihniyetiyle yeni-sivil Anayasa inşa edilebilir mi? 01-01-1970 03:00 Kassandra çağrısı 01-01-1970 03:00 Küresel kozmopolit demokrasi 01-01-1970 03:00 Barbarlığı aşamamak: Savaşmaktan vazgeçmeyen insanlık 01-01-1970 03:00 Cumhuriyet oryantalizmi ve modernleştirmeci milliyetçilik 01-01-1970 03:00 'Eylül'ün içinden geçen şiirler 01-01-1970 03:00 Rumlar üzerinden otoriterleşmeyi meşrulaştırma 01-01-1970 03:00 6-7 Eylül’e giden süreç–2 01-01-1970 03:00 6-7 Eylül'e giden süreç 01-01-1970 03:00 Değişimin önündeki aşılmaz duvar: İdeolojik zihniyetin kemikleşmesi 01-01-1970 03:00 Türkiye değişebilir mi? 01-01-1970 03:00 Zihniyet değişikliğine ülke isimlerinden başlamak! 01-01-1970 03:00 Tekçi-tek kişilik siyasi rejimin kendi hukukunu oluşturması 01-01-1970 03:00 İktidara uzanan yerleşik düşünceden itirazcı-ihlalci göçebe düşünceye 01-01-1970 03:00 ‘Boşluk’tan ‘toz’a, ‘kültür’den ‘uygarlığa’ 01-01-1970 03:00 İnsanın hangi hali – 2 01-01-1970 03:00 İnsanın hangi hali! – 1 01-01-1970 03:00 Yalanların hakikate dönüşmesi 01-01-1970 03:00 Anayasanın temeli ne olmalı? 01-01-1970 03:00 Vicdan, mazlumlardan kelimeleri esirger mi? 01-01-1970 03:00 Yargının yeniden inşası: Adil yargılanma hakkı 01-01-1970 03:00 Yargının yeniden inşası: Hukuksal pozitivizmden doğal hukuka 01-01-1970 03:00 Enkaz altında kalmanın dayattığı zaruret: Adem-i merkeziyet 01-01-1970 03:00 Sorumlular ayağa kalksın! 01-01-1970 03:00 Kürtlerin siyasal temsilde var olma mücadelesi – 2 01-01-1970 03:00 Kürtlerin siyasal temsilde var olma mücadelesi – 1 01-01-1970 03:00 Hrant'ın ideallerini yaşatmak! 01-01-1970 03:00 Tarihsel kronik çizgi: İktidarın merkezde şahsileşmesi 01-01-1970 03:00 Şiddetin vardığı son nokta: Otosansür 01-01-1970 03:00 Rejimin HDP üzerinden yarattığı gerilim 01-01-1970 03:00 Hukukla bağını kesen devlet şiddeti 01-01-1970 03:00 Devlet - Demokrasi - Değişim 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin çıkmazı: Korku duvarını aşamamak (3) 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin çıkmazı: Merkeziyetçi devletten bölgesel devlete (2) 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin çıkmazı: Sömürge tipi idari vesayet rejimi (1) 01-01-1970 03:00 Neden 'Yetmez ama evet' denildi? (3) 01-01-1970 03:00 Neden 'Yetmez ama evet' denildi? (2) 01-01-1970 03:00 Neden ‘Yetmez ama evet’ denildi? (1) 01-01-1970 03:00 Zihniyetin esaretinde yozlaşan dil 01-01-1970 03:00 Zihniyet ikliminde bir çıkmaz: Kısırdöngüde debelenen Türkiye 01-01-1970 03:00 Halife Sultan II. Abdülhamid 01-01-1970 03:00 Adığe (Çerkez) Katliamı 01-01-1970 03:00 Gerçekdışının karşısındaki güç: Sevgi 01-01-1970 03:00 Otokratik rejimin ceza kanunundaki aygıtları 01-01-1970 03:00 Adaletin yitiminde son nokta: Kavala davası 01-01-1970 03:00 Küreselleşmenin bencil aktörleri: Çöküşe giden yol 01-01-1970 03:00 Duvarları yıkabilecek miyiz? 01-01-1970 03:00 Süpürenler ve süpürülenler 01-01-1970 03:00 Dünya: Hassas kalplerin cehennemi 01-01-1970 03:00 Yeni bir dünya inşası-2: Rusya rol alabilir mi? 01-01-1970 03:00 Yeni bir dünya inşası: Madalyonun iki yüzü 01-01-1970 03:00 Birlikte yapabiliriz! 01-01-1970 03:00 Türkiye Mahkemesi nihai mütalaası: 'Yargı bağımsızlığı ve adalete erişim' 01-01-1970 03:00 Kalıcı istisna hali: Hukuksuzluğun normalleşmesi 01-01-1970 03:00 Şiddetin sıradanlaşması 01-01-1970 03:00 İnsanın güçle sınanması 01-01-1970 03:00 Siyaset-bürokrasi-mafya-organize suç örgütü döngüsü 01-01-1970 03:00 Hukukun askıya alınması 01-01-1970 03:00 Yükseltin vicdanınızı! 01-01-1970 03:00 Bırakın adalet yerini bulsun... 01-01-1970 03:00 Düşüncenin erotikleşmesi 01-01-1970 03:00 Akıldışılığın büyüsüne kapılmak 01-01-1970 03:00 Dekadans: Çöküş! 01-01-1970 03:00 Alevilik (8): Başat kimliğin yarattığı çıkmaz 01-01-1970 03:00 Alevilik (7): Ayrı bir inanç sistemi mi? 01-01-1970 03:00 Alevilik (6): Devletin değişmeyen politikası 01-01-1970 03:00 Tekçi Cumhuriyet'ten Çoğulcu Demokrasi'ye 01-01-1970 03:00 Alevilik (5): 18-19. yüzyıl katliamlar zinciri 01-01-1970 03:00 Alevilik (4): Yeniçerilikle ilişkisi bağlamında Bektaşilik 01-01-1970 03:00 Alevilik (3): 15–16. Yüzyıl: 'Kıyım dönemi' 01-01-1970 03:00 Alevilik (2): Babai Ayaklanması 01-01-1970 03:00 'Turkey Tribunal' ('Türkiye Mahkemesi') 01-01-1970 03:00 Alevilik (1): Aleviliğin oluşum süreci 01-01-1970 03:00 "Tekçi-Otokratik" rejimin simgesi: Diyanet İşleri Başkanlığı 01-01-1970 03:00 12 Eylül'ün simgesi: Diyarbakır Cezaevi 01-01-1970 03:00 "Eylül" 01-01-1970 03:00 Kürtler (13): Talepler - Yeni bir inşa için öneriler - 2 01-01-1970 03:00 Kürtler (12): Yeni bir inşa için öneriler 01-01-1970 03:00 Kürtler (11): Yüzleşme-Müzakere-Uzlaşma-İşbirliği ihtiyacı 01-01-1970 03:00 Kürtler (10): Devlet iktidarının hedefindeki HDP 01-01-1970 03:00 Kürtler-9: Taleplerin siyasallaşmasını engelleme süreci 01-01-1970 03:00 Kürtler (8): 1980 Askeri Darbesi'ne uzanan süreç 01-01-1970 03:00 Kürtler (7): Dersim'den "Tunç Eli"ne 01-01-1970 03:00 Kürtler (6): Ağrı İsyanı'ndan Zilan katliamına! 01-01-1970 03:00 Kürtler (5): Takrir-i Sükûn rejimine geçiş 01-01-1970 03:00 Kürtler (4): 1922-1924 01-01-1970 03:00 Kürtler (3): 1916-1923 01-01-1970 03:00 Kürtler (2): 19. yüzyıl 01-01-1970 03:00 Kürtler (1): 16-18. yüzyıl 01-01-1970 03:00 Çağdaş tiranlığın terör yönetimi 01-01-1970 03:00 Organize suç örgütlenmesi bağlamında mafya 01-01-1970 03:00 "Bir daha asla!" diyebilmek için - 3 01-01-1970 03:00 "Bir daha asla!" diyebilmek için - 2 01-01-1970 03:00 "Bir daha asla!" diyebilmek için 01-01-1970 03:00 İnsanın hangi hali? 01-01-1970 03:00 Mağdurların empati ittifakı 01-01-1970 03:00 "Dil"den "Gönül"lere akmak! 01-01-1970 03:00 Kanımla düşünüyorum! / Hermann Göring 01-01-1970 03:00 Yeni anayasa inşa sürecinin açmazları 01-01-1970 03:00 Türk anayasaları bağlamında yasama-yürütme dengesi 01-01-1970 03:00 Sıfırdan Anayasa İnşası: Yeni Anayasa Platformu (YAP) örneği 01-01-1970 03:00 "Küresel eril sistem"in mağdurları: Kadınlar 01-01-1970 03:00 Çok dilli - çok bölgeli anayasa: Güney Afrika anayasası 01-01-1970 03:00 Tabula Rasa: Sıfırdan anayasa inşası 01-01-1970 03:00 Kayyım atamaları bağlamında 1921 Anayasası 01-01-1970 03:00 Anayasacılık: Batı-Osmanlı anayasa hareketleri 01-01-1970 03:00 Sistemin saldırısı karşısında direniş odağı: Aşk 01-01-1970 03:00 Empati ihtiyacı 01-01-1970 03:00 'Çok Kalpli Asi' 01-01-1970 03:00 Eylül’le gelen 01-01-1970 03:00 Tercihiniz; otokrasi mi, demokrasi mi? 01-01-1970 03:00 Hukukun işlevi 01-01-1970 03:00 Barbarlığın son noktası: Çocuklarına kavuşamadan ölen anneler! 01-01-1970 03:00 Vandalizmin kurumlaşmış hali: Cezasızlık pratiği 01-01-1970 03:00 Beton avluların çocukları: Anne! Toprak ne demek? 01-01-1970 03:00 Medeniyetsizlik: Boğulan adalet 01-01-1970 03:00 Meşruiyet: Temel mutabakat – Kamusal müzakere 01-01-1970 03:00 Frenlenemeyen iktidar sorunu 01-01-1970 03:00 Bu kaçıncı Cumhuriyet! 01-01-1970 03:00 İslam'ın siyasetle serüveni: Milliyetçiliğe savrulma 01-01-1970 03:00 Devlet: Güç ve çıkar çatışmalarının alanı 01-01-1970 03:00 Sürgünün trajedisi: Toprağın tadını özlemek 01-01-1970 03:00 Devletin emrindeki din: Diyanet İslam'ı 01-01-1970 03:00