"Küresel eril sistem"in mağdurları: Kadınlar

Ümit Kardaş

08-01-2021 04:19

Yılın son günlerinde toplum olarak kadın cinayetleriyle sarsıldık. Kadına yönelik şiddetin artmasında kadınların topluma ve çalışma hayatına katılımı, iş ve ücret eşitliği, adalete erişim, hukuk güvenliği, siyasi temsil gücü gibi önemli alanlardaki cinsiyet eşitsizliği yatmakta.

Kadına yönelik şiddeti "küresel eril sistem" bağlamında düşünmek gerek. Eril sistem tüm dünyada kadınların eşitsizliğe ve şiddete maruz kalmalarına neden olmakta. Savaşlarda en çok zarar gören, devletlerin savaş aygıtı olan orduların, gayrinizami birliklerin, terör örgütlerinin hedefi olan kadınlar. Tecavüze uğruyorlar, köleleştiriliyorlar, çocukları ellerinden alınıyor, yokluğa mahkûm ediliyor ve öldürülüyorlar.

Eril iktidarın olağan süreçlerde eşitsizlik temelinde ötekileştirdiği ve istismar ettiği kadının bedenine ve ruhuna yönelik şiddet, savaş dilinin yoğunlaştığı dönemlerde daha da artıyor. Özellikle ülkemizde son yıllarda iktidarca en üst perdeden topluma boca edilen militarist, ötekileştirici, linçi özendiren söylemler şiddetin dozunu artırırken bundan en zayıf konumda tutulan kadınların etkilenmemesi mümkün değil.

Georgetown Kadın, Barış ve Güvenlik Enstitüsü ve Oslo Barış Araştırmaları Enstitüsü işbirliğiyle gerçekleştirilen 2019 yılı Kadın, Barış ve Güvenlik Endeksi'nde; kadınların topluma katılımı, güvenlik duygusu ve adalete erişimi gibi ölçütler baz alınarak, 167 ülke iyiden kötüye doğru sıralanmış.

167 ülkenin değerlendirildiği endekste, dünya ülkelerinin yüzde 90'ının cinsiyetçi yasalara sahip olduğu belirtiliyor. Veriler, bu ülkelerde kadınlara negatif ayrımcılık yapan en az bir yasa olduğunu göstermiş.

Kadın olmak için en uygun 10 ülke şöyle sıralanmış: Norveç, İsviçre, Finlandiya, Danimarka İzlanda, Avusturya, Birleşik Krallık, Lüksemburg, İsveç ve Hollanda... Türkiye ise 114. sırada yer alıyor.

Endeks, ülkemizde kadınların yönetimdeki temsiliyetinin ve çalışma hayatına katılımının ve ücret eşitliğinin kritik seviyelerde olduğunu gösteriyor.

Dünya Ekonomik Forumu (WEF), 2020 Cinsiyet Eşitliği Raporu'nda da listenin ilk sıralarında İzlanda, Norveç, Finlandiya ve İsveç bulunurken, Türkiye 153 ülkenin bulunduğu sıralamada 130. sırada yer alıyor.

Forum bu listeyi hazırlarken kadınların ekonomiye katılımı, fırsat eşitliği, eğitim imkânları, sağlık ve kadının siyasi güçlendirilmesi gibi kriterlere bakmakta.

Batı Avrupa, ortalama yüzde 76.7 ile cinsiyet eşitliğinin en yüksek olduğu bölge olurken, Türkiye'nin de yer aldığı Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesi, yüzde 60.5 ile cinsiyet eşitliği konusunda en geride.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD) verilerine göre kadına yönelik şiddette birinciyiz. OECD'nin "Tek Bakışta Toplum" başlıklı 2019 araştırmasına göre, örgütün 36 üyesi arasında ömürlerinde en az bir kez eşinden fiziksel veya duygusal şiddet gören kadın oranının en yüksek olduğu ülke yüzde 38 ile Türkiye. Son 1 yılda şiddet gören kadınların oranlarında da Türkiye yüzde 11 ile lider.

Birleşmiş Milletler'in yayınladığı rapora göre, kadınların yüzde 35'i ömründe en az 1 kez şiddete maruz kalmış. 15-49 yaş aralığındaki her 5 kadın ve kız çocuğundan biri yakınları tarafından fiziksel ve cinsel şiddet görüyor. 200 milyon kadın ve kız çocuğu "sünnet" gibi uygulamalarla sakat bırakılıyor.

En gelişmişinden en yoksuluna kadar tüm dünyada, toplumun yarısı şiddet cenderesinde yaşamaya devam ediyor. Bu şiddet kendini "cinsiyet temelli şiddet",  "işyerinde şiddet", "savaş ve çatışma bölgelerinde şiddet" olarak gösteriyor.

Doğu ve Güney Avrupa'daki durum, kadınların yaşadığı şiddetin ülkelerin demokratik ve ekonomik gelişmesiyle ilgili olduğunu gösteriyor. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'nın yayımladığı rapora göre, kıtanın bu bölgesinde (Bosna Hersek, Arnavutluk, Karadağ, Kosova, Kuzey Makedonya, Sırbistan, Moldova ve Ukrayna) yaşayan kadınların yüzde yetmişi bir tür şiddet yaşamış.

Otoriterleşmeyle kadına şiddet arasındaki ilişkiye verilebilecek en iyi örnek, aşırı sağcı, otokrat başkan Jair Bolsonaro'nun Brezilya'sı. Latin Amerika'daki kadın cinayetlerinin yarısı bu ülkede işleniyor. Irkçılığın ve kadın düşmanlığının güçlendiği ülkede 2018 yılında 1206 kadın cinayeti işlenmiş.

Türkiye'de de kadın cinayetleri 2008'den itibaren giderek artmış bulunuyor. 2008'de 80, 2009'da 109, 2010'da 180, 2011'de 121, 2012'de 210, 2013'te 237, 2014'te 294, 2015'te 303, 2016'da 328, 2017'de 409, 2018'de 440, 2019'da 474 olmak üzere son 12 yılda toplam 3185 kadın öldürülmüş durumda.

2019'da işlenen 474 kadın cinayetinden 115'i şüpheli olarak kayıtlara geçmiş ve suçluları bulunamamış. 2008-2018 yılları arasında gerçekleşen kadın cinayetlerinden failler listesinin en başında öldürülen kadının kocası, sevgilisi ya da eski kocası gelmekte. Listede daha sonra tanıdık biri tarafından işlenen cinayetler, hırsızlık ve tecavüz vakaları ile gerçekleşen cinayetler ve akraba cinayetleri gelmekte.

2019'da öldürülen 474 kadından 185'i ateşli silahla, 101'i kesici aletle, 29'u boğularak, 27'si darp edilerek, 19'u yüksekten atılarak, 6'sı kimyasal ilaç içirilerek, 6'sı yakılarak öldürülmüş. 101'inin nasıl öldürüldüğü tespit edilememiş.

Kadına yönelik şiddete karşı en kapsamlı uluslararası sözleşme olan "Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele Hakkındaki Avrupa Sözleşmesi (İstanbul Sözleşmesi)" 2012 yılında ilk olarak Türkiye tarafından imzalandı ve 1 Ağustos 2014'te yürürlüğe girdi.

Bu sözleşme imzaya açılmasından bu yana ulusal, bölgesel ve yerel yönetimlerden, toplumdan, parlamentolardan, diğer ulusal, bölgesel ve uluslararası insan hakları örgütlerinden, sivil toplum örgütlerinden ve medyadan kayda değer destek görmüş, kadınları ve kız çocuklarını şiddetten koruma vizyonundan ötürü ulusal ve uluslararası ödüller almış bulunmakta.

Sözleşmeyi kabul etmekle hükümetler, kadına yönelik ve ev içi şiddete sıfır hoşgörüyle yaklaşmak adına kanunlarını değiştirmeye, uygulanabilir önlemler sunmaya ve kaynak aktarımına mecburlar. Bu tür bir şiddetin önlenmesi ve bununla savaşılması artık iyi niyet meselesi olmaktan çıkmış, yasal bir yükümlülük haline gelmiş durumda.

Yasal yükümlülükler dışında, sözleşme aynı zamanda toplumun tamamına kadına yönelik ve ev içi şiddetin kabul edilmez olduğu yönünde önemli bir siyasi mesaj vermekte. Bu sözleşmenin hedefinin şiddeti deneyimleyen birçok kadının ve kız çocuğunun gerçekliğini gün yüzüne çıkarmak, farkındalığı yükseltmek ve uzun vadede zihniyeti değiştirmek olduğu anlaşılmakta.

İstanbul Sözleşmesi kadınlara yönelik şiddetin kadın erkek eşitsizliğinden kaynaklandığını, dolayısıyla da bu olgu ile mücadele için cinsiyet eşitliğine yönelik, her alanı kapsayan, bütüncül politikalar yürütülmesi gerektiğini belirtmekte.

Sözleşme, kadına yönelik şiddetin kadınlarla erkekler arasındaki tarihten gelen bir eşitsizliğin yansıması olduğuna vurgu yaparken, yapısal sorunlara işaret ediyor. Bu nedenle mücadeleyi ekonomik ve siyasi alanda ve idari yapıda, yani toplumun her alanında yaparak kadın erkek eşitliğinin sağlanması gerekmekte.

Yapısal sorunlar giderilmeye çalışılırken meydana gelen şiddet vakalarında mağdurların korunması, şiddeti uygulayanların kovuşturulması, gereken cezaların verilmesini sağlayacak yapıların acilen geliştirilmesi zorunlu.

İspanya'da uygulanmakta olan özel eğitimli 600 hakimin görev aldığı "Kadına Yönelik Şiddet Mahkemeleri" kurulması örnek alınabilir. Fransa’da olduğu gibi "Kadın-Erkek Eşitliğinden Sorumlu" bakanlık oluşturulabilir.

Kadına yönelik şiddetin çoğunlukla aile ve aileye yakın ilişkilerin içinde üretildiği gerçeği göz önüne alınarak kadın üzerinden muhafazakâr ve dini değerlerin yaygınlaştırılması değil, kadınların insan haklarından eşit bir biçimde yararlanabileceği ve güçlenebileceği imkânların sunulması sağlanmalı.

Tüm yaygın ve örgün eğitim müfredatının toplumsal cinsiyet ayrımcılığı içeren ifadelerden arındırılarak insan hakları ve ayrımcılık konularında zorunlu dersler konulması önemli bir adım olacaktır.

Şiddete maruz kalan kadınlarla çocukları genel sağlık sigortasından yararlandırılmalı, ücretsiz kreş hakkı sağlanmalı.

İstanbul Sözleşmesi'nin öngördüğü standartlarda hem kırsal bölgelerin, hem kentlerin ihtiyacını karşılamayı esas alan yaygınlıkta ve sayıda cinsel şiddet kriz merkezi açılarak bu merkezlerden göçmenler, mülteciler, engelliler yararlanmalı.

Erkeklik, sürekli başka konumların ne olması gerektiğini belirleme hakkını kendi elinde tutan ve bu sayede kendi bulunduğu konumu sorgulama dışı bırakan bir iktidar odağı.

Sözkonusu erkeklik tahakkümüne karşı çıkacak farklı bir tür erkeklik inşa stratejisi ve politikası geliştirilebilir mi? Bunun için bu egemenliğe karşı farklı duruş sergileyebilecek farklı erkeklik deneyimlerini açığa çıkartmak, bu farklı deneyimlerin nasıl oluştuğunu anlamak gerekir.

İnsan haklarının ciddi bir ihlali olan kadına karşı şiddet kullanmanın sosyal, ekonomik ve ulusal sınırları tanımayan; yapısal ve küresel bir olgu olduğunu kabul etmek gerekmekte.

Ulusal boyutta ve Avrupa'da yapılan anketler ve farkındalık yükseltici kampanyalar ev içi şiddetle birlikte cinsel şiddetin ne kadar yaygın olduğunu göstermekte.

İkinci Dünya Savaşı sonrası "refah devleti", 90'lı yılların Yeni Dünya Düzeni vaatleri ve günümüze kadar gelen neoliberal politikalar savaşsız, tam hak eşitliğine dayalı, çatışmasız ve şiddetsiz bir dünya sağlayamadı.

Küresel anlamda eril zihniyetin mağduru olan erkekler de var. Bu nedenle kadın ve erkeklerin dayanışma içinde küresel ve yerel mücadeleyi birlikte yapmaları gerekmekte.

Çünkü toplum ancak o zaman özgürleşip demokratikleşebilir.

DİĞER YAZILARI Türkiye'nin hal-i pürmelali-1 01-01-1970 03:00 Anlamsızlık çağında vicdan sahibi olmak 01-01-1970 03:00 Topluma ikinci defa giydirilmek istenen deli gömleği 01-01-1970 03:00 Mutlakıyete dönüş 01-01-1970 03:00 KHK zulmü: İnsan onurunu hiçe sayma ve sivil ölüm 01-01-1970 03:00 Türkiye: Magnitsky yasasını ihlal etme noktasını da aştı 01-01-1970 03:00 Arafta kalanlar 01-01-1970 03:00 Temel mutabakatın yokluğu 01-01-1970 03:00 Utanç duygusunun yitimi 01-01-1970 03:00 Savaşı meşrulaştıran bir vesayet kurumu: Birleşmiş Milletler 01-01-1970 03:00 Hukukun her alanında gerileyen Türkiye 01-01-1970 03:00 Tekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 01-01-1970 03:00 Barbar medenileşmenin sonu 01-01-1970 03:00 'Ortaklaşmacı demokrasi' örneği: Danimarka–Faroe-Grönland Adaları 01-01-1970 03:00 Ortaklaşmacı demokrasi örneği-4: Büyük Britanya 01-01-1970 03:00 Entelektüel üretimin kaybı, rejimin vesayeti, siyasetin iflası 01-01-1970 03:00 'Ortaklaşmacı demokrasi' örneği: İspanya 01-01-1970 03:00 Selahattin Demirtaş'ın yazısı, zihnimiz ve zihniyet labirenti 01-01-1970 03:00 Trump’ın meşruiyeti var mı ki! 01-01-1970 03:00 'Ortaklaşmacı demokrasi' örnekleri: Fransa–Yeni Kaledonya Özerk Bölgesi 01-01-1970 03:00 Cassandra Çığlığı * 01-01-1970 03:00 'Ortaklaşmacı demokrasi' örnekleri: İtalya–Güney Tirol özerk bölgesi 01-01-1970 03:00 Âdemimerkeziyet: Dikey güçler ayrılığı ya da paylaşımı–2 01-01-1970 03:00 Âdemimerkeziyet: Dikey güçler ayrılığı ya da paylaşımı 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin 'dilemma'sı 01-01-1970 03:00 RTÜK eliyle temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunmak 01-01-1970 03:00 Ortadoğu'nun sömürgeleştirilmesi süreci 01-01-1970 03:00 Mevcut koşullarda demokratik bir anayasa inşa etmek mümkün değil 01-01-1970 03:00 Bir anayasa inşa süreci deneyimi: Yeni Anayasa Platformu (YAP) 01-01-1970 03:00 Bir ülkeyi yaşanılır kılan adalet ve özgürlüktür! 01-01-1970 03:00 Hukuk devletinin temeli: Adil yargılanma hakkı 01-01-1970 03:00 Adil yargılanma hakkının temeli: Tabii hakim ilkesi 01-01-1970 03:00 Devletin gölgesinde değişim mümkün mü? 01-01-1970 03:00 Etik, estetik ve adalet yoksunluğu içinde yaşamak 01-01-1970 03:00 Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi 01-01-1970 03:00 İtaatsizliğin erdemi 01-01-1970 03:00 'Meşruiyet'in kaybı 01-01-1970 03:00 "Gücü, gücü yetene!' dünyası 01-01-1970 03:00 Gücün ve kötülüğün egemen olduğu bir dünyada yaşamak 01-01-1970 03:00 Adaletten yoksun bir toplum, kalitesiz bir hayat yaşamaya mahkûmdur 01-01-1970 03:00 Barışın, özgürlüğün, adaletin önündeki engel 01-01-1970 03:00 Hukuk güvenliği bağlamında: Hakimin bağımsızlığı, tarafsızlığı, niteliği 01-01-1970 03:00 Hukuk güvenliği bağlamında: Gözaltı ve tutuklama 01-01-1970 03:00 Utanç duygusunun kaybı 01-01-1970 03:00 Siyasi cinayet üreten zihniyetin kurbanı: Hrant Dink 01-01-1970 03:00 'Aşk Biter mi?' 01-01-1970 03:00 Devletin cezasızlık politikası 01-01-1970 03:00 2025, kaldıramayacağı bir yükle geliyor 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Çocuklar (3) 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Çocuklar (2) 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Çocuklar (1) 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Kadınlar (3) 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Kadınlar (2) 01-01-1970 03:00 Küresel eril sistemin mağdurları: Kadınlar (1) 01-01-1970 03:00 'İnsan tamamlanmamıştır' (*) 01-01-1970 03:00 İnsan onurunu koruyamayan hukuk adaleti sağlayamaz 01-01-1970 03:00 Zihnimiz sanki bölünmez küçük bir devlet! 01-01-1970 03:00 Cumhur İttifakı samimi mi? Muhalefet yeterli mi? 01-01-1970 03:00 1971–1980 cuntalarının temel mottosu: 'Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü' 01-01-1970 03:00 Siyasetin sefaleti 01-01-1970 03:00 'Eylül'ün içinden geçen duygular 01-01-1970 03:00 Darbe anayasasının tekçi–despotik zihniyetinde donma hali 01-01-1970 03:00 İnsanın varlığını şiddet kullanarak inşa etmesi 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–10 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–9 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–8 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–7 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–6 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–5 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–4 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–3 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–2 01-01-1970 03:00 Mecburi istikamet: Kürtlerle birlikte demokrasiyi inşa etmek–1 01-01-1970 03:00 Tekrar ediyorum: 'Adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun!' 01-01-1970 03:00 Nekropolitik Çağ 01-01-1970 03:00 Kayyım rejimi: Türkiye'nin geleceğine vurulan kilit 01-01-1970 03:00 Kobani davası: Ölümlerden kim sorumlu? – 2 01-01-1970 03:00 Kobani davasına giden süreç – 1 01-01-1970 03:00 İnsanlık tarihinin saygın anıtı: Angkor Wat 01-01-1970 03:00 'Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun' 01-01-1970 03:00 CHP: Altı oku revize edebilecek mi? – 3 01-01-1970 03:00 CHP: Çok partili dönem–2 01-01-1970 03:00 CHP: Tek partili dönem–1 01-01-1970 03:00 Seçim sonrasının düşündürdükleri 01-01-1970 03:00 Hakikat yolunda yürümek 01-01-1970 03:00 1971-1973: Geriye gidişin ara rejimi 01-01-1970 03:00 Hukukla bağını koparan Türkiye 01-01-1970 03:00 Afrika balladı! 01-01-1970 03:00 Güney Afrika Vicdan Girişimi 01-01-1970 03:00 Cumhuriyetin tercihi tekçi otokratik rejim: 1925 Kürt ayaklanması 01-01-1970 03:00 Postkolonyal dönemde insanın durumu 01-01-1970 03:00 İnsanın medeniyetle tanışması 01-01-1970 03:00 İnsan olmanın anlamı 01-01-1970 03:00 Hafıza aktivizmiyle hakikate ulaşma çabası 01-01-1970 03:00 Bahçeden yeryüzüne bakmak 01-01-1970 03:00 'Demokratik süreç odaklı' bir anayasa inşa edebilecek miyiz? 01-01-1970 03:00 İktidarın amaç ve zihniyetiyle yeni-sivil Anayasa inşa edilebilir mi? 01-01-1970 03:00 Kassandra çağrısı 01-01-1970 03:00 Küresel kozmopolit demokrasi 01-01-1970 03:00 Barbarlığı aşamamak: Savaşmaktan vazgeçmeyen insanlık 01-01-1970 03:00 Cumhuriyet oryantalizmi ve modernleştirmeci milliyetçilik 01-01-1970 03:00 'Eylül'ün içinden geçen şiirler 01-01-1970 03:00 Rumlar üzerinden otoriterleşmeyi meşrulaştırma 01-01-1970 03:00 6-7 Eylül’e giden süreç–2 01-01-1970 03:00 6-7 Eylül'e giden süreç 01-01-1970 03:00 Değişimin önündeki aşılmaz duvar: İdeolojik zihniyetin kemikleşmesi 01-01-1970 03:00 Türkiye değişebilir mi? 01-01-1970 03:00 Zihniyet değişikliğine ülke isimlerinden başlamak! 01-01-1970 03:00 Tekçi-tek kişilik siyasi rejimin kendi hukukunu oluşturması 01-01-1970 03:00 İktidara uzanan yerleşik düşünceden itirazcı-ihlalci göçebe düşünceye 01-01-1970 03:00 ‘Boşluk’tan ‘toz’a, ‘kültür’den ‘uygarlığa’ 01-01-1970 03:00 İnsanın hangi hali – 2 01-01-1970 03:00 İnsanın hangi hali! – 1 01-01-1970 03:00 Yalanların hakikate dönüşmesi 01-01-1970 03:00 Anayasanın temeli ne olmalı? 01-01-1970 03:00 Vicdan, mazlumlardan kelimeleri esirger mi? 01-01-1970 03:00 Yargının yeniden inşası: Adil yargılanma hakkı 01-01-1970 03:00 Yargının yeniden inşası: Hukuksal pozitivizmden doğal hukuka 01-01-1970 03:00 Enkaz altında kalmanın dayattığı zaruret: Adem-i merkeziyet 01-01-1970 03:00 Sorumlular ayağa kalksın! 01-01-1970 03:00 Kürtlerin siyasal temsilde var olma mücadelesi – 2 01-01-1970 03:00 Kürtlerin siyasal temsilde var olma mücadelesi – 1 01-01-1970 03:00 Hrant'ın ideallerini yaşatmak! 01-01-1970 03:00 Tarihsel kronik çizgi: İktidarın merkezde şahsileşmesi 01-01-1970 03:00 Şiddetin vardığı son nokta: Otosansür 01-01-1970 03:00 Rejimin HDP üzerinden yarattığı gerilim 01-01-1970 03:00 Hukukla bağını kesen devlet şiddeti 01-01-1970 03:00 Devlet - Demokrasi - Değişim 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin çıkmazı: Korku duvarını aşamamak (3) 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin çıkmazı: Merkeziyetçi devletten bölgesel devlete (2) 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin çıkmazı: Sömürge tipi idari vesayet rejimi (1) 01-01-1970 03:00 Neden 'Yetmez ama evet' denildi? (3) 01-01-1970 03:00 Neden 'Yetmez ama evet' denildi? (2) 01-01-1970 03:00 Neden ‘Yetmez ama evet’ denildi? (1) 01-01-1970 03:00 Zihniyetin esaretinde yozlaşan dil 01-01-1970 03:00 Zihniyet ikliminde bir çıkmaz: Kısırdöngüde debelenen Türkiye 01-01-1970 03:00 Halife Sultan II. Abdülhamid 01-01-1970 03:00 Adığe (Çerkez) Katliamı 01-01-1970 03:00 Gerçekdışının karşısındaki güç: Sevgi 01-01-1970 03:00 Otokratik rejimin ceza kanunundaki aygıtları 01-01-1970 03:00 Adaletin yitiminde son nokta: Kavala davası 01-01-1970 03:00 Küreselleşmenin bencil aktörleri: Çöküşe giden yol 01-01-1970 03:00 Duvarları yıkabilecek miyiz? 01-01-1970 03:00 Süpürenler ve süpürülenler 01-01-1970 03:00 Dünya: Hassas kalplerin cehennemi 01-01-1970 03:00 Yeni bir dünya inşası-2: Rusya rol alabilir mi? 01-01-1970 03:00 Yeni bir dünya inşası: Madalyonun iki yüzü 01-01-1970 03:00 Birlikte yapabiliriz! 01-01-1970 03:00 Türkiye Mahkemesi nihai mütalaası: 'Yargı bağımsızlığı ve adalete erişim' 01-01-1970 03:00 Kalıcı istisna hali: Hukuksuzluğun normalleşmesi 01-01-1970 03:00 Şiddetin sıradanlaşması 01-01-1970 03:00 İnsanın güçle sınanması 01-01-1970 03:00 Siyaset-bürokrasi-mafya-organize suç örgütü döngüsü 01-01-1970 03:00 Hukukun askıya alınması 01-01-1970 03:00 Yükseltin vicdanınızı! 01-01-1970 03:00 Bırakın adalet yerini bulsun... 01-01-1970 03:00 Düşüncenin erotikleşmesi 01-01-1970 03:00 Akıldışılığın büyüsüne kapılmak 01-01-1970 03:00 Dekadans: Çöküş! 01-01-1970 03:00 Alevilik (8): Başat kimliğin yarattığı çıkmaz 01-01-1970 03:00 Alevilik (7): Ayrı bir inanç sistemi mi? 01-01-1970 03:00 Alevilik (6): Devletin değişmeyen politikası 01-01-1970 03:00 Tekçi Cumhuriyet'ten Çoğulcu Demokrasi'ye 01-01-1970 03:00 Alevilik (5): 18-19. yüzyıl katliamlar zinciri 01-01-1970 03:00 Alevilik (4): Yeniçerilikle ilişkisi bağlamında Bektaşilik 01-01-1970 03:00 Alevilik (3): 15–16. Yüzyıl: 'Kıyım dönemi' 01-01-1970 03:00 Alevilik (2): Babai Ayaklanması 01-01-1970 03:00 'Turkey Tribunal' ('Türkiye Mahkemesi') 01-01-1970 03:00 Alevilik (1): Aleviliğin oluşum süreci 01-01-1970 03:00 "Tekçi-Otokratik" rejimin simgesi: Diyanet İşleri Başkanlığı 01-01-1970 03:00 12 Eylül'ün simgesi: Diyarbakır Cezaevi 01-01-1970 03:00 "Eylül" 01-01-1970 03:00 Kürtler (13): Talepler - Yeni bir inşa için öneriler - 2 01-01-1970 03:00 Kürtler (12): Yeni bir inşa için öneriler 01-01-1970 03:00 Kürtler (11): Yüzleşme-Müzakere-Uzlaşma-İşbirliği ihtiyacı 01-01-1970 03:00 Kürtler (10): Devlet iktidarının hedefindeki HDP 01-01-1970 03:00 Kürtler-9: Taleplerin siyasallaşmasını engelleme süreci 01-01-1970 03:00 Kürtler (8): 1980 Askeri Darbesi'ne uzanan süreç 01-01-1970 03:00 Kürtler (7): Dersim'den "Tunç Eli"ne 01-01-1970 03:00 Kürtler (6): Ağrı İsyanı'ndan Zilan katliamına! 01-01-1970 03:00 Kürtler (5): Takrir-i Sükûn rejimine geçiş 01-01-1970 03:00 Kürtler (4): 1922-1924 01-01-1970 03:00 Kürtler (3): 1916-1923 01-01-1970 03:00 Kürtler (2): 19. yüzyıl 01-01-1970 03:00 Kürtler (1): 16-18. yüzyıl 01-01-1970 03:00 Çağdaş tiranlığın terör yönetimi 01-01-1970 03:00 Organize suç örgütlenmesi bağlamında mafya 01-01-1970 03:00 "Bir daha asla!" diyebilmek için - 3 01-01-1970 03:00 "Bir daha asla!" diyebilmek için - 2 01-01-1970 03:00 "Bir daha asla!" diyebilmek için 01-01-1970 03:00 İnsanın hangi hali? 01-01-1970 03:00 Mağdurların empati ittifakı 01-01-1970 03:00 "Dil"den "Gönül"lere akmak! 01-01-1970 03:00 Kanımla düşünüyorum! / Hermann Göring 01-01-1970 03:00 Yeni anayasa inşa sürecinin açmazları 01-01-1970 03:00 Türk anayasaları bağlamında yasama-yürütme dengesi 01-01-1970 03:00 Sıfırdan Anayasa İnşası: Yeni Anayasa Platformu (YAP) örneği 01-01-1970 03:00 Çok dilli - çok bölgeli anayasa: Güney Afrika anayasası 01-01-1970 03:00 Tabula Rasa: Sıfırdan anayasa inşası 01-01-1970 03:00 Kayyım atamaları bağlamında 1921 Anayasası 01-01-1970 03:00 Anayasacılık: Batı-Osmanlı anayasa hareketleri 01-01-1970 03:00 Sistemin saldırısı karşısında direniş odağı: Aşk 01-01-1970 03:00 Empati ihtiyacı 01-01-1970 03:00 'Çok Kalpli Asi' 01-01-1970 03:00 Eylül’le gelen 01-01-1970 03:00 Tercihiniz; otokrasi mi, demokrasi mi? 01-01-1970 03:00 Hukukun işlevi 01-01-1970 03:00 Barbarlığın son noktası: Çocuklarına kavuşamadan ölen anneler! 01-01-1970 03:00 Vandalizmin kurumlaşmış hali: Cezasızlık pratiği 01-01-1970 03:00 Beton avluların çocukları: Anne! Toprak ne demek? 01-01-1970 03:00 Medeniyetsizlik: Boğulan adalet 01-01-1970 03:00 Meşruiyet: Temel mutabakat – Kamusal müzakere 01-01-1970 03:00 Frenlenemeyen iktidar sorunu 01-01-1970 03:00 Bu kaçıncı Cumhuriyet! 01-01-1970 03:00 İslam'ın siyasetle serüveni: Milliyetçiliğe savrulma 01-01-1970 03:00 Devlet: Güç ve çıkar çatışmalarının alanı 01-01-1970 03:00 Sürgünün trajedisi: Toprağın tadını özlemek 01-01-1970 03:00 Devletin emrindeki din: Diyanet İslam'ı 01-01-1970 03:00