Atilla Aytemur
Atilla Aytemur
Giriş Tarihi : 08-07-2020 00:46
Güncelleme : 08-07-2020 00:56

İktidar, kıdem tazminatında IMF ile aynı noktada buluştu

AK Parti iktidarının gündemini takip etmek çok zorlaştı. Hak ve özgürlüklerine dokunmadığı kimse kalmadı. Muhalefeti ayağa kaldıran politikaların ardı arkası kesilmiyor.

Barolar operasyonu bitmeden, işçilerin kıdem tazminatının fona devredilmesini gündeme getirdi. Sosyal medyayı sınırlama, sansürleme ve cezalandırma sırada. Millet İttifakı'nın genişlemesini engellemek için Seçim ve Siyasal Partiler yasalarını değiştirme hazırlığı ise çantada.

Bunlara bakınca, Covid-19 günlerinde bile, iktidarın her alanda harıl harıl çalıştığını anlıyoruz!

İşçi gelecek, iktidar fon derdinde

Kıdem tazminatının fona devredilmesi için çok cafcaflı bir de isim bulmuşlar: Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES). Halbuki işçiler, bu fonların ne menem şeyler olduğunu, Konut Edindirme Fonu gibi örnekler üzerinden yeterince tecrübe etmiş durumdalar.

Peki, bu yönde adım atılmasını iktidardan isteyen bir taraf var mı? İşçiler ve sendikalar "Bizim iktidardan böyle bir talebimiz yok!" derken, işveren temsilcileri "Biz böyle bir istekte bulunmadık" diyorlar. Herkes iktidara o soruyu sordu: "Bunu sizden isteyen mi var?" Tıs yok.

AK Parti iktidarının, dibe vuran ekonomi için kaynak bulmakta epeydir zorlandığını biliyoruz. Aklına işçilerin ve ailelerinin yegâne gelecek güvencesi olan kıdem tazminatlarını, elinin altında kolayca kullanabileceği bir fona devretmek geldi. Bununla da yetinmeyip, 25 yaş altı ve 50 yaş üstü için kıdem tazminatı hakkından yoksun, güvencesiz ve esnek çalışma koşullarını yaygınlaştırmayı düşünüyorlar.

Hazin olan nokta, IMF'nin istikrar programlarına karşı olduğunu söyleyen iktidarın kıdem tazminatı kaldırma konusunda onunla aynı noktaya düşmesi... Tabii sadece bu değil, 12 Eylül 1980 Darbesi sonrasındaki iktidarların ve işverenlerin saplantısı da hep buydu.

Kıdem tazminatı işçiye verilen hibe değil!

Kıdem tazminatını işçiye kimse babasının kesesinden ödemiyor. Türk-İş Genel Başkanı’nın dediği gibi, "...bir ömrün karşılığı."

İşçi sözkonusu kıdem tazminatının karşılığı olan bedeli, her gün belirlenen saatler içinde çalışarak işverene peşinen ödüyor. İşçinin ücreti belirlenirken daha baştan bu hesaba katılıyor ve işçinin çalışma zamanı ona göre hesaplanıyor.

İşçi bütün aktif çalışma yaşamı boyunca, emekliliğinde kendisinin ve ailesinin yaşam standardını, hayat pahalılığı karşısında bir nebze koruyabilmek için, yasaların öngördüğü şartlar çerçevesinde işverenin hesabında biriktiriyor. Sigorta primi olarak ödenen kesintilerle, işçi çalışırken gelecek güvencesini de satın almış oluyor.

Geçmiş yıllarda emekli olan işçiler, kıdem tazminatlarıyla ev alarak kiradan kurtulurlardı. Hayat pahalılığının olağanüstü yükseldiği günümüz şartlarında, artık o ihtimal çok zayıfladı. Ama yine de o birikmiş para, emeklilik döneminde işçinin yaşam zorluklarını hafifleten bir imkân olmaya devam ediyor. O sebeple, bu kıdem tazminatı üzerinde işçiden başka, devlet ve/veya işveren dahil hiçbir kimse ve kurumun tasarrufu sözkonusu olamaz. Aksi davranış doğrudan hak gaspına girer.

84 yıllık kazanılmış haktan kim vazgeçer!

İktidar, işçilerin 84 yıl önce kazandıkları bu hakkı geri almayı gündeme getirdiğinde, bütün sendikalar reddettiler. Türk-İş ve DİSK "Bu bizim kırmızı çizgimizdir, genel greve gideriz" diyerek, ikircimsiz tavır aldılar. Hak-İş böyle bir adıma razı olmadığını belirtti. Ekonominin teklediği koşullarda, toplumsal temeli zayıflamakta olan bir iktidar için bu, çok ciddi bir ikazdı.

Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, "Kıdem tazminatı İş Kanunu’nun temel direğidir. Kıdem tazminatının temelini oluşturan hususlar ortadan kalkarsa İş Kanunu’nun birçok maddesi de anlam ve işlevini yitirecektir. Aynı şekilde, sendikal hakların kullanılması ve sendikal örgütlenmenin yapılmasında da kıdem tazminatı çoğu zaman önemli bir işlev görmekte ve güvence olmaktadır. Kıdem tazminatı işçinin yıllardır döktüğü terin, verdiği bir ömrün karşılığıdır" dedi.

Türk-İş Başkanlar Kurulu ise, "Kıdem tazminatı, Türkiye işçi sınıfının ve Türk-İş’in kırmızı çizgisidir. İş ve gelecek güvencesidir... Özüne yönelik hiçbir düzenlemeye katılım ve onay vermeyecektir" açıklamasını yaptı.

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ise yaptığı açıklamada, devletin köprü ve yol yapan inşaat firmalarına güvence vermesi gibi, kıdem tazminatına da Hazine garantisi vermesini istedi. İstifa eden işçinin de hak ettiği kıdemi almasını; işletmenin iflası vb. durumlarda kıdem tazminatı ödemelerinin devlet garantisiyle yapılması hususunun mevcut yasaya ilave edilmesini önerdi. Ayrıca, kıdem tazminatına tavan sınırlamasının kaldırılması ve hesaplanmasının aylık kazançlar üzerinden yapılmasını istedi.

İktidarın siyasi hattına yakın olan Hak-İş’in yönetim kurulu ise, "Kıdem tazminatı gibi çalışma hayatının tüm kesimlerini ilgilendiren böylesine mühim ve hassas bir konunun tartışılmasını, yöntem ve zamanlama açısından uygun görmemekteyiz... Kıdem tazminatı konusunda temel prensibimiz, kazanılmış hakların korunarak, var olan hakların güvence altına alındığı, işleyen bir sistemin kurulmasıdır" diyerek projeye mesafesini koydu.

İşçilere ve sendikalara kulak vermek lazım

Cumhurbaşkanı Erdoğan bu konuda yaptığı bir konuşmada, işçi sendikaları ve işveren örgütlerine seslenip, "Kendi aranızda halledemeyip bunu kabine halletsin diyorsanız burada art niyet vardır. Kusura bakmayın böyle bir art niyete ne şahsım ne kabinemiz alet olamayız" dedi. Ama suret-i haktan görünen bu savunma başta işçiler ve sendikalar olmak üzere kimse için ikna edici olmadı.

Sözü toparlayacak olursak, işçilerin ve sendikaların talepleri şöyle:

İktidar kıdem tazminatını fona devretme projesinden hemen vazgeçmelidir.

İşçi bir gün çalışsa da, işyerinden kendi istifa etse de tazminatını alabilmelidir. İşverenin iflası, icraya verilmesi vb. durumlarında kıdem tazminatı devlet garantisi altında ödenmelidir.

NELER SÖYLENDİ?
@
Atilla Aytemur

Atilla Aytemur

DİĞER YAZILARI Bugün CHP'den ayrılma ne anlama gelir? 08-08-2020 02:04 CHP'deki muhalefet ne diyor? 02-08-2020 02:48 AK Parti'yle nereye kadar? 24-07-2020 01:45 Muteber işadamı ve durmaksızın patlayan fabrikası 16-07-2020 02:51 İktidar, kıdem tazminatında IMF ile aynı noktada buluştu 08-07-2020 00:46 Ak Parti’nin "ince" hesapları 30-06-2020 02:31 Türkiye, Kürt sorununu kiminle çözecek? 22-06-2020 02:30 HDP'yi kapattırma sevdası 11-06-2020 23:20 Yine neler oluyor? 06-06-2020 00:53 Siyasette iki tıkanma 29-05-2020 23:56 Hayır, cüretleri cehaletlerinden değil! 15-05-2020 23:09 Kullanım süresi geçmiş suçlama 06-05-2020 20:50 Adalete ve eşitliğe uzak İnfaz Yasası 17-04-2020 23:31 Vebadan sonra Avrupa’da ne oldu? 14-04-2020 00:49 Salgınla mücadelenin üzerine düşen gölge 02-04-2020 20:56 Korona günlerinde siyaset 15-03-2020 01:28 Ömer Faruk'tan 'Aşk ve Ereksiyon Aşk'ı' 28-02-2020 03:05 Kavala şimdi de FETÖ’nün beyni ve finansörü mü oldu? 20-02-2020 23:42 Vesayet ve darbe tehlikesi hortladı mı? 18-02-2020 23:44 Siyasi ayağı ararken 11-02-2020 21:38 Kanal İstanbul tartışması ve son gerçekler 31-12-2019 18:03 Kamu yetkililerinin sorunlu zihniyeti 20-12-2019 18:59 Kanal İstanbul-3: Risk bombası! 14-12-2019 02:00 Türkiye ücretli geçişe zorlayabilir mi? * 08-12-2019 01:02 Kanal İstanbul hakiki bir ihtiyaç mı? * 03-12-2019 23:06 Bunu da gördük: Üniversiteye haciz! 25-11-2019 23:32 Dipsiz Göl’ün ölümü 17-11-2019 23:37 Otizmli çocuklara ayrımcılık 11-11-2019 00:57 Zor denklem! 02-11-2019 21:29 Yargı ve adalet krizi 08-10-2019 00:06 Bütün anneler birleşin! 29-09-2019 00:06 Sosyal medya ve 'Gariplikler' * 04-09-2019 16:17 İstanbul Belediyesi meğer kimleri finanse etmiş! 29-08-2019 21:57 Yine mi kayyım! 26-08-2019 21:57 HDP Diyarbakır Mitingi'nin düşündürdükleri 31-07-2019 21:54 Hedefteki adalet! 22-07-2019 21:53 Doğu Akdeniz krizi ve iklim değişikliği 20-07-2019 21:51 Ak Parti’de ayrılık rüzgârları 12-07-2019 21:50 Başkanlık tartışmasının ardında dış güçler mi var? 06-07-2019 21:49 Metamorfoz (başkalaşma) ve 23 Haziran Seçimi 28-06-2019 21:48 S-400'ler ve sol partiler 20-06-2019 21:47 "KHK uygulamaları ve Medeni Ölüm" 26-08-2019 21:45 Türkiye Gemisi 23-05-2019 21:43 #sanatçıyadokunma! 15-05-2019 21:41 İktidar, YSK kararı ve muhalefet 07-05-2019 21:38 Ortada kalan İttifak 02-05-2019 21:37 23 Nisan ve linç girişimi 25-04-2019 21:35 HDP bu seçimlerde ne yaptı? 18-04-2019 21:34 Ak Parti ülkeyi nereye sürüklediğinin farkında mı? 11-04-2019 21:33 Ak Parti mahallesinde adresini arayan uyarı 03-04-2019 21:32 Sıradaki kriz: S-400’ler 26-03-2019 21:29 Başkası Adına Konuşmanın Haysiyetsizliği * 15-03-2019 21:27 Zorlamayalım, “beka” seçimlere sığmaz! 07-03-2019 21:25 CHP manifestosu neler vaat ediyor? 27-02-2019 21:09 Ak Parti manifestoda ne diyor, ne demiyor? 14-02-2019 21:11 Seçilmişlerin meşruiyeti ve Venezüela 06-02-2019 21:23 Kaz Dağları'nda itiraz ve isyan! 26-08-2019 12:45
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Başakşehir FK3469
  • 2Trabzonspor3465
  • 3Beşiktaş3462
  • 4Sivasspor3460
  • 5Alanyaspor3457
  • 6Galatasaray3456
  • 7Fenerbahçe3453
  • 8Gaziantep FK3446
  • 9Antalyaspor3445
  • 10Kasımpaşa3443
  • 11Göztepe3442
  • 12Gençlerbirliği3436
  • 13Konyaspor3436
  • 14Denizlispor3435
  • 15Çaykur Rizespor3435
  • 16Yeni Malatyaspor3432
  • 17Kayserispor3432
  • 18MKE Ankaragücü3432
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Pandemide 2'nci dalga olur mu? Türkiye ne kadar etkilenir?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
webmaster forum