Atilla Aytemur
Atilla Aytemur
Giriş Tarihi : 30-06-2020 02:31

Ak Parti’nin "ince" hesapları

İster iktidara yakın, ister uzak olsun, uluslararası kriterlere uygun araştırma yaptığı bilinen çok sayıda kuruluşun kamuoyuna yansıyan anket sonuçları Cumhur İttifakı için alarm zillerinin çalmaya başladığını söylüyor.

Belli ki, son yerel ve genel seçimlerden beri, Ak Parti ve ittifak ortağı MHP, seçmen desteklerindeki erimeyi bir türlü durduramıyorlar.

Bağımsız ve hakkaniyetli değerlendirme yapan analistler de aşağı yukarı bu tabloyu teyit ediyorlar.

2023’te, Cumhuriyet’in 100. yılında Ak Parti’nin bir kez daha iktidar olma rüyasının giderek kaybetme kabusuna dönme ihtimali güç kazanıyor. Bu gidişatı tersine çevirmek için iktidarın canhıraş arayışlara yöneldiğini, hesaplı ve hesapsız hamleler yaptığını görüyoruz.

Son olarak, çok sayıda baro başkanı ve avukatın tepkisine ve Ankara’ya yürümesine yol açan ve ardından TBMM’de grubu olan muhalefet partilerine sözlü olarak anlatılan  “çoklu baro” için yasa teklifi de bunlardan biri.

2023 yolundaki pürüzler temizlemek

Ak Parti ve küçük ortağının söylemlerinden ve attıkları adımlardan anlaşılan, seçim sürecine giderken iki önemli hesapları ve hazırlıkları var.

Bunlardan biri yönetimlerini bir türlü kontrolleri altına alamadıkları meslek oda ve birliklerinin yasalarını değiştirip parçalama yoluna gitmek. Böylece hem bu kuruluşların genel toplumsal muhalefet içindeki etkin rollerini kırmak, hem de başta CHP olmak üzere muhalefetin bu alandaki etki ve gücünü dağıtmak istiyorlar. Esas olarak bu kuruluşlara CHP’nin arka bahçesi gözüyle bakıyorlar.

Diğer konu ise, Seçim Yasası(SP) ve Siyasi Partiler Yasasının(SPY) bazı kritik maddelerinde değişikliğe giderek, muhalefetin önümüzdeki seçimde kendisini iktidardan indirecek güçlü ve etkili bir ittifak oluşturmasını engellemek. Bu isteğin sahibi ise iktidarın küçük ortağı MHP’nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli.

İki partinin uzmanları kafa kafaya vermiş üzerinde halen çalışıyorlar. Dar veya daraltılmış seçim bölgesi uygulamasını getirmek ve güya “barajı aşağı çekiyoruz” diyerek, %5’lik bir baraj uygulamasıyla, özellikle Gelecek, Deva ve Saadet partilerinin etkisiz kalacağı sonuçları elde etmek gibi bir niyetleri olduğu medyaya sızdı.

Dar ya da daraltılmış seçim bölgelerinin de doğrudan iktidar tarafından belirleneceği dikkate alınırsa, bu değişikliklerin kime hizmet edeceği iyice açığa çıkıyor.

Cumhur İttifakı, bu iki kanalda sürdürmeyi hesapladığı operasyonlarda başarılı olabilirse, meslek birlikleri alanında ve genişletilmiş Millet İttifakı projesinde muhalefetin elini zayıflatarak durumu bir nebze kendi lehlerine çevirmeyi ya da en azından denge sağlamayı hesaplıyor.

Madem biz yönetemiyoruz, bari bölelim!

İktidar sözcülerinin kimi zaman barolardan, odalardan ve birliklerden söz edip, rahatsızlıklarını belirtip, yasalarını değiştirme niyetlerini açık ettiklerini hatırlıyoruz.  Anlaşılan kongreleri önümüzdeki baharda başlayacağı için, işe evvela barolardan başladılar.

Geniş çaplı bir toplumsal tepkiye yol açmasın diye, değişiklik önerilerini meclise parça parça getirme stratejisi de elbette anlaşılır bir taktik. O alanın mensuplarını ve kamuoyunu niyeti şüpheli böyle değişikliklere ikna etmek kolay olmaz.

Barolara gelince: şüphesiz bu kurumların işleyiş, temsiliyet, iç demokrasi ve çoğulculuk ve güç odaklarına mesafeli durma vb. konularda eleştirilmesi ve düzeltilmesi gereken birçok yönü bulunabilir. Hatta bazı dönemlerde demokrasi dışı odaklara angaje oldukları da söylenebilir.

Ama parlamentonun kenara itildiği, güçler ayrılığının tarihe karıştığı, bütün yetkilerin tek kişide toplandığı, yargının Cumhurbaşkanı’nın ağzından çıkacak söze baktığı bir ülkede, barolar ve meslek birliklerinden şikâyet etmek artık fantezi bile sayılmaz.

Zaten Ak Parti de, TBMM’de grubu bulunan muhalefet partilerine sözlü olarak sunduğu değişiklik teklifinde, bu kuruluşlarda temsiliyeti güçlendirme, seçim sisteminde çoğulculuğu sağlama, demokrasi ve katılım yönünde yenilikler getirme, vb gibi herhangi bir olumlu önerilerden bahsetmedi.

Hangi baroya üye olduğunu söyle sana...

Önerdikleri sonuç itibariyle sadece “Müslüman Avukatlar Barosu, Milliyetçi Avukatlar Barosu, Liberal Avukatlar Barosu, Demokrat Avukatlar Barosu, Sosyalist Avukatlar Barosu” gibi bariz bölünmeler getirecek bir değişiklik paketi.

Buradan da anlıyoruz ki, iktidarın asıl niyetinin aksamaları gidermek filan değil. Bu kurumları bölerek, kendine yandaş meslek birlikleri yaratmak istiyor. Seçime giderken bu alandan yükselecek muhalif sesleri kontrol altına almak niyetinde. Geniş bir kesimin ortak kanaati de bu yönde.

Doğal olarak, bu adımın sonucunda, adalet sistemimizin üç temel ayağından biri olan savunma ideolojilere ve politik tercihlere göre bölünecek. Bu da baroların ve avukatların kutuplaşma ve politik olarak etiketlenmesine neden olacak.

Özellikle üç büyük şehirde, iktidarın baro yönetimlerini ele geçirmek için çok çaba gösterdiğini ama kongrelerde başarılı olamadığını biliyoruz. Ama kongrelerde başarılı olamamak gibi basit sebeplerle, bu denli önemli ve geleneği olan kurumların ve meslek grubunun bölünmesi öneren zihniyet sorgulanmaya muhtaçtır. Kutuplaşma geleneğinin çok güçlü bir ülkede bunu önermek resmen düşmanlaştırma politikasının değirmenine su taşımaktır.

Sırada mühendis odaları ve diğer birlikler var

Malum, Mimar ve Mühendis Odaları Birliği, Tabip Odaları Birliği, Veteriner Hekimler Odaları Birliği, Eczacı Odaları Birliği, Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavir Odaları Birliği’nin de barolar gibi benzeri statüleri bulunuyor.

Barolar dahil (100.000 üye avukat) bütün bu tür oda ve birliklerin bünyesinde toplam 920.000 civarında meslek sahibi var. Ülke nüfusuna oranı fazla olmamakla beraber, herkesin hayatına dokunan meslekleri, iyi eğitimli, organize olmaları ve sistem içindeki yerleri onları etkili ve çok önemli bir konuma taşıyor.

Eğer iktidar barolarla ilgili değişiklikte başarılı olursa, muhalif konumları bakımından daha radikal görünen oda ve birliklere sıranın gelmesi kuvvetli bir ihtimal. Hele Gezi Olayları’ndaki rolleri hakkında iktidarda oluşan algı dikkate alınırsa, böyle bir gelişmenin olması kimseyi şaşırtmayacaktır.

Bu kurumların ülkenin ekonomik, siyasi ve toplumsal sorunlarıyla hakkında görüş açıklamaları, ülkenin en etkili baskı grupları arasında görülmelerine yol açıyor. Aslında bu durum onların meslek etiğine, demokrasiye ve bütün yurttaşların hak ve hukukuna sahip çıkmalarıyla ilgilidir. Bu durum herhangi bir güç odağını zorlamasıyla gerçekleşebilecek bir şey olmayıp, bu kuruluşların ülke sorunlarına kayıtsız kalmaları beklenemez.

Devletten ve güç odaklarından bağımsız olmaları, onları düşünce ve görüşlerini her şart altında açıklamaları, halk indinde saygı görmelerini sağlar. Deneyleri, gözlemleri ve ürettikleri bilgiler toplum için daima başvurulan güvenilir kaynaklardır. Yöneticilerinin şu ya da bu siyasal eğilimde olması, toplumun bu kurumlar hakkındaki temel kanaati değiştirmez.

Bu siyasi mühendislik değilse, ne!..

İktidarın “madem ele geçiremiyoruz, o halde bölelim” yaklaşımı, özü itibariyle siyasal mühendisliktir. Muhalefetin önünü kesmek için, onlarca yıllık saygın kurumların yapılarını altüst edip, bölük pörçük hale getirmek akla seza bir durum.

Sonuç olarak Ak Parti ve MHP’nin meclisteki çoğunluğu nedeniyle barolarla ilgili değişikliğin geçmesi, sürpriz bir gelişme olmazsa, kesin gibi bir şey. Meclisin yeni döneminin açılmasını takiben, uygun zamanlamayla SP ve SPY ile diğer oda ve birliklere ilişkin değişiklikler teker teker gündeme getirebilir.

Eğer yeniden iktidara gelmek uğruna, yapılan bu gözü kara hamleler sonuç vermezse, Ak Parti’nin milliyetçi ortaklarının homurdanmasına rağmen, beklenmedik hamle peşinde koşabilir. Zeminini yaratıp, muhalif toplumsal dinamiklerden dengeleri kendi lehine değiştirebileceğini hesap ettiği birine yönelmeyi deneyebilir.  Ancak, bunun nasıl ve ne ölçüde gerçekleşebilir olduğunu irdelemek ve kurcalamak için daha vaktimiz var.

NELER SÖYLENDİ?
@
Atilla Aytemur

Atilla Aytemur

DİĞER YAZILARI Bugün CHP'den ayrılma ne anlama gelir? 08-08-2020 02:04 CHP'deki muhalefet ne diyor? 02-08-2020 02:48 AK Parti'yle nereye kadar? 24-07-2020 01:45 Muteber işadamı ve durmaksızın patlayan fabrikası 16-07-2020 02:51 İktidar, kıdem tazminatında IMF ile aynı noktada buluştu 08-07-2020 00:46 Ak Parti’nin "ince" hesapları 30-06-2020 02:31 Türkiye, Kürt sorununu kiminle çözecek? 22-06-2020 02:30 HDP'yi kapattırma sevdası 11-06-2020 23:20 Yine neler oluyor? 06-06-2020 00:53 Siyasette iki tıkanma 29-05-2020 23:56 Hayır, cüretleri cehaletlerinden değil! 15-05-2020 23:09 Kullanım süresi geçmiş suçlama 06-05-2020 20:50 Adalete ve eşitliğe uzak İnfaz Yasası 17-04-2020 23:31 Vebadan sonra Avrupa’da ne oldu? 14-04-2020 00:49 Salgınla mücadelenin üzerine düşen gölge 02-04-2020 20:56 Korona günlerinde siyaset 15-03-2020 01:28 Ömer Faruk'tan 'Aşk ve Ereksiyon Aşk'ı' 28-02-2020 03:05 Kavala şimdi de FETÖ’nün beyni ve finansörü mü oldu? 20-02-2020 23:42 Vesayet ve darbe tehlikesi hortladı mı? 18-02-2020 23:44 Siyasi ayağı ararken 11-02-2020 21:38 Kanal İstanbul tartışması ve son gerçekler 31-12-2019 18:03 Kamu yetkililerinin sorunlu zihniyeti 20-12-2019 18:59 Kanal İstanbul-3: Risk bombası! 14-12-2019 02:00 Türkiye ücretli geçişe zorlayabilir mi? * 08-12-2019 01:02 Kanal İstanbul hakiki bir ihtiyaç mı? * 03-12-2019 23:06 Bunu da gördük: Üniversiteye haciz! 25-11-2019 23:32 Dipsiz Göl’ün ölümü 17-11-2019 23:37 Otizmli çocuklara ayrımcılık 11-11-2019 00:57 Zor denklem! 02-11-2019 21:29 Yargı ve adalet krizi 08-10-2019 00:06 Bütün anneler birleşin! 29-09-2019 00:06 Sosyal medya ve 'Gariplikler' * 04-09-2019 16:17 İstanbul Belediyesi meğer kimleri finanse etmiş! 29-08-2019 21:57 Yine mi kayyım! 26-08-2019 21:57 HDP Diyarbakır Mitingi'nin düşündürdükleri 31-07-2019 21:54 Hedefteki adalet! 22-07-2019 21:53 Doğu Akdeniz krizi ve iklim değişikliği 20-07-2019 21:51 Ak Parti’de ayrılık rüzgârları 12-07-2019 21:50 Başkanlık tartışmasının ardında dış güçler mi var? 06-07-2019 21:49 Metamorfoz (başkalaşma) ve 23 Haziran Seçimi 28-06-2019 21:48 S-400'ler ve sol partiler 20-06-2019 21:47 "KHK uygulamaları ve Medeni Ölüm" 26-08-2019 21:45 Türkiye Gemisi 23-05-2019 21:43 #sanatçıyadokunma! 15-05-2019 21:41 İktidar, YSK kararı ve muhalefet 07-05-2019 21:38 Ortada kalan İttifak 02-05-2019 21:37 23 Nisan ve linç girişimi 25-04-2019 21:35 HDP bu seçimlerde ne yaptı? 18-04-2019 21:34 Ak Parti ülkeyi nereye sürüklediğinin farkında mı? 11-04-2019 21:33 Ak Parti mahallesinde adresini arayan uyarı 03-04-2019 21:32 Sıradaki kriz: S-400’ler 26-03-2019 21:29 Başkası Adına Konuşmanın Haysiyetsizliği * 15-03-2019 21:27 Zorlamayalım, “beka” seçimlere sığmaz! 07-03-2019 21:25 CHP manifestosu neler vaat ediyor? 27-02-2019 21:09 Ak Parti manifestoda ne diyor, ne demiyor? 14-02-2019 21:11 Seçilmişlerin meşruiyeti ve Venezüela 06-02-2019 21:23 Kaz Dağları'nda itiraz ve isyan! 26-08-2019 12:45
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Başakşehir FK3469
  • 2Trabzonspor3465
  • 3Beşiktaş3462
  • 4Sivasspor3460
  • 5Alanyaspor3457
  • 6Galatasaray3456
  • 7Fenerbahçe3453
  • 8Gaziantep FK3446
  • 9Antalyaspor3445
  • 10Kasımpaşa3443
  • 11Göztepe3442
  • 12Gençlerbirliği3436
  • 13Konyaspor3436
  • 14Denizlispor3435
  • 15Çaykur Rizespor3435
  • 16Yeni Malatyaspor3432
  • 17Kayserispor3432
  • 18MKE Ankaragücü3432
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Pandemide 2'nci dalga olur mu? Türkiye ne kadar etkilenir?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
webmaster forum