İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 25 şüphelinin hakimlikteki işlemleri tamamlandı.

Sulh ceza hakimliği, aralarında Ahbap Derneği'nin kurucusu Haluk Levent'in de bulunduğu 14 şüphelinin tutuklanmasına karar verdi.

11 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasına hükmedildi.

Tutuklanan isimler

Haluk Levent, Ece Güner, İlker Çetin, Nurdan Eriş, Yusuf Can Ertit, Kemal Ötünç, Şehmuz Baştuğ, Abdülcevat Özkan, Emrah Gödeliner, Erhan Dökmeci, Halil Bostancı, Mehmet Ulu, Yeliz Kaya ve Zafer Yay.

Öte yandan, jandarma ekiplerince gözaltına alınan 17 şüphelinin işlemlerinin sürdüğü bildirildi.

Bakan Gürlek'ten açıklama

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nce Ankara'daki bir otelde, 81 il başsavcısı ve adalet komisyonu başkanlarının katılımıyla 'Adli Yargı Değerlendirme Toplantısı' düzenlendi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, toplantının açılışında yaptığı konuşmada ceza adalet sisteminin işleyişini, sahada karşılaşılan sorunları, çözüm yollarını ve Yargı Reformu Strateji Belgesi'nde ortaya konulan hedefleri değerlendireceklerini belirtti.

Yargının hukuk devletinin belkemiği olduğunu ifade eden Gürlek, hakim ve savcıların anayasa, kanunlar, dosyadaki deliller ve vicdani kanaatleri doğrultusunda görev yaptığını söyledi.

Gürlek, yargı kararlarının demokratik toplumlarda eleştirilebileceğini, kararların hukuki zeminde değerlendirilmesinin ifade özgürlüğünün doğal bir sonucu olduğunu vurguladı.

"Adaletin terazisi makama, servete, unvana veya siyasi kimliğe göre tartmaz"

Gürlek, eleştiri ile hakim ve savcıları hedef göstermenin farklı şeyler olduğunu belirterek şunları söyledi:

Siyasi saiklerle, kişisel hesaplarla ve kamuoyu baskısı oluşturarak yargı organlarını yıpratmaya yönelik girişimlerde bulunmak yargı mensuplarımıza değil, doğrudan hukuk devletine zarar vermektedir. Adalete olan toplumsal güveni zedelemeyi, yargının tarafsızlığına gölge düşürmeyi, hakimlerimiz ile savcılarımız üzerinde baskı oluşturmayı amaçlayan hiçbir yaklaşımın sonuç vermesine izin vermeyeceğiz. Türk yargısının kararlarına saygı göstermek yalnızca hukuki bir zorunluluk değil, aynı zamanda demokratik toplum düzeninin gereğidir. Hakim ve savcılarımızın şahsiyetine yönelen, onları tehdit eden veya baskı altına almayı amaçlayan her türlü girişim karşısında hukuk devleti olarak en güçlü duruşu göstermeye kararlıyız. Adaletin terazisi makama, servete, unvana veya siyasi kimliğe göre tartmaz. Yalnızca hakkı, hukuku, delili ve vicdanı esas alır. Bizim temel hedefimiz, vatandaşımızın adalete güven duyduğu, hakkına zamanında ulaştığı ve herkesin hukuk önünde eşit olduğunu hissettiği bir sistemi daha ileri taşımaktır.

"Her dosyanın arkasında tecelli etmeyi bekleyen bir adalet duygusu vardır"

Suç türleri ve suç örgütlerinin yöntemlerinin hızla değiştiğini belirten Gürlek, dijital araçların, finansal sistemlerin, kripto varlıkların ve sosyal medya platformlarının suç amacıyla kullanıldığı bir dönemde eski yöntemlerle mücadele etmenin yeterli olmadığını kaydetti.

Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde yeni ve uzmanlaşmış daire başkanlıkları kurduklarını hatırlatan Gürlek, faili meçhul suçlardan terör suçlarına, narkotik ve ekonomik suçlardan terörizmin finansmanı ve suç gelirlerinin aklanmasına, dijital ortam güvenliğinden dezenformasyonla mücadeleye kadar pek çok alanda daha güçlü bir kurumsal yapı oluşturduklarını söyledi.

Gürlek, yıllardır ailelerin yüreğinde bir yara olarak duran faili meçhul dosyalar konusunda güçlü bir irade ortaya koyduklarını belirterek şunları dile getirdi:

Her dosyanın arkasında cevabını bekleyen bir aile, yarım kalan bir hayat ve tecelli etmeyi bekleyen bir adalet duygusu bulunmaktadır. Bugüne kadar 19 dosyada faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasına yönelik işlemler tesis ettik. Adli bilimlerdeki gelişmeleri, yeni teknik imkânları, dijital verileri ve kurumlar arası koordinasyonu kullanarak geçmişte aydınlatılamayan dosyaları yeniden ele alıyoruz. Aradan kaç yıl geçerse geçsin hiçbir dosyayı zamanın karanlığına terk etmeyecek, hiçbir mağdurun hakkını sahipsiz bırakmayacak ve faillerin adalet önüne çıkarılması için tüm imkânlarımızı seferber edeceğiz.

Gürlek, sokak çeteleri ve uyuşturucuyla mücadelenin de öncelikli başlıklar arasında olduğunu ifade etti.

"FETÖ'yle mücadelede rehavete yer verilmemelidir"

Adalet Bakanı Akın Gürlek, FETÖ'yle mücadelenin kesintisiz devam edeceğini söyledi.

FETÖ'nün yalnızca bir terör örgütü değil, yıllarca devletin kurumlarına sızarak hukuku, eğitimi, güvenliği ve kamu düzenini kendi amaçları doğrultusunda kullanmaya çalışan bir ihanet şebekesi olduğunu ifade eden Gürlek, şunları kaydetti:

FETÖ'nün güncel yapılanmasına, finans kaynaklarına, mahrem yapılanmasına, hücre evlerine, yurtdışı bağlantılarına karşı yürütülen soruşturmalarda rehavete yer verilmemelidir. Bu mücadelede her zaman kararlılığı ve hukuki titizliği birlikte korumalıyız. Suç ve suçsuzu birbirinden ayıran, somut delile dayanan ve adil yargılanma hakkını gözeten bir yaklaşım hukuk devletinin gereğidir. Delile dayalı, hukuk sınırları içinde yürüttüğümüz mücadeleyi devletimizin bütün kurumlarıyla koordinasyon halinde sürdüreceğiz. Türkiye Cumhuriyeti, milletin iradesinin üzerinde hiçbir vesayete, hiçbir paralel yapılanmaya ve hiçbir terör örgütüne asla izin vermeyecektir.

"Hiçbir yapı devletin denetiminden muaf değildir"

Gürlek, konuşmasının sonunda son günlerde kamuoyunun gündeminde yer alan sivil toplum faaliyetleri kapsamında toplanan bağışların kullanımına ilişkin iddialar üzerine yürütülen adli soruşturmaya değindi.

Bakan Gürlek, Ahbap Derneği soruşturmasına ilişkin şunları söyledi:

Değerli mesai arkadaşlarım, sözlerime son verirken, son günlerde kamuoyunun gündeminde yer alan sivil toplum faaliyetleri kapsamında toplanan bağışların kullanımına ilişkin iddialar üzerinde yürütülen adli soruşturmaya da değinmek istiyorum: Bu soruşturma, devletimizin vatandaşlarımızın iyi niyetine ve emanetine kararlılıkla sahip çıktığını göstermektedir. Elbette afetlerde, krizlerde ve toplumsal dayanışmada ihtiyaç duyulan alanlarda devletimizle omuz omuza çalışan, şeffaf ve hesap verilebilir sivil toplum kuruluşlarımız en büyük zenginliklerimizdir. İyiliği çoğaltan, milletimizin yarasına merhem olan her girişimin yanında olduk, bundan sonra da yanında olmaya devam edeceğiz. Ancak sivil toplum, hukuki denetimden kaçmanın, keyfiliğin veya milletin emanetine hesap vermeksizin yönetmenin kalkanı olamaz. Yardımlaşma duygusu istismar edilemez. Sivil toplum kuruluşları bakımından şeffaflık bir tercih veya lütuf değil, hukuki ve ahlaki bir zorunluluktur. Hukuk devletinde hiçbir makam, şöhret, unvan veya sosyal medya nüfuzunu kanunların, bağımsız yargının üzerinde değildir. Bağış olarak toplanan her kuruşun nerede ve hangi amaçla kullanıldığının hesabı verilebilmelidir. Milletimizin güveniyle faaliyet gösteren hiçbir yapı devletin denetiminden muaf olduğu düşünülemez.

"Milletimizin güvenini istismar eden her türlü eylemin karşısında olduk"

Gürlek, yargı süreçlerinin ideolojik zemine çekilerek mahkemelerin baskı altına alınmaya çalışıldığını söyleyerek şu ifadeleri kullandı:

Yine yargı süreçlerini ideolojik bir zemine çekerek bağımsız mahkemelerimizi baskı altına almaya çalışan her türlü girişim beyhudedir. Türk yargısı, sosyal medyada oluşturulan suni gündemlere, etiket kampanyalarına veya algı operasyonlarına göre değil, somut delillere, kanunlara göre hareket etmektedir. Elbette hiç kimse peşinen suçlu ilan edilmeyeceği gibi, hiçbir kimse de dokunulmaz değildir. Türk yargısı bu süreci hiçbir şüpheye yer bırakmayacak ve titizlikle tüm sonuçlarıyla aydınlatacaktır. Vatandaşlarımız müsterih olsun. İyi niyetle dişinden tırnağından artırarak yapılan hiçbir bağışın zayi edilmesine veya şahsi menfaatler uğruna kullanılmasına göz yumulmayacaktır. Milletimizin güvenini istismar eden her türlü eylemin karşısında olduk, hukuk içinde kararlılıkla sonuna kadar mücadele edeceğiz.

Advert