
Türkiye'de ve dünyada öyle şeyler oluyor ki, öngörü yapmakta insan zorlanıyor. Olanları sağlıklı irdelemek için tarihsel geçmişi de bilmek gerekir ama, gerçek olan bir şey var ki, güç sağlıklı olmayan beyinler ya da kişilere verildiğinde nelere mal olacağını açık olarak görebiliyoruz.
Faşizm; emperyalizmin jandarması dersek abartılı olmaz sanırım. ABD gibi süper bir gücün yönetimini olağanüstü yetkilerle donatılmış bir kişiye verildiğinde neler olabileceğini burada yazmak bile ürkütüyor.
Dünya, bağımsız bir devletin başkanının, bir süper güç tarafından kaçırılmasına tanık oldu. Daha kötüsü bu zorbalığa, devletlerin suskun kalması. Güce susarsanız; hukuksuzluğa, zalime sessiz kalırsanız sıra bir gün size de gelir.
Bu güç ya da güçlere biat eden devletler, daha doğrusu devletlerin yöneticileri, zorbanın onaylamadığı hiçbir harekete girişemezler. Bu zorbalar, bu tür yöneticileri adı ister devlet başkanı olsun, ister kral, ne olursa olsun kullanıp süreleri dolduğunda ya da istendiğinde alaşağı edilirler.
Birleşmiş Milletler terör örgütü listesinde iken, ABD tarafından başına on milyon dolar ödül konmuş olan Şara, ABD’nin isteği doğrultusunda elini kolunu sallayarak Şam’a geldi ve Suriye Devlet Başkanı ilan edildi. Binlerce insanın ölümünden sorumlu bir katil, devlet başkanı oluverdi. Askerlerimizi yakan Şara, Türkiye Cumhuriyeti’nin gönderdiği özel uçakla Türkiye’ye geldi ve resmi törenle karşılandı.
Önce kılık kıyafetine bir düzen verdiler, sakalını kısaltıp takım elbise giydirdiler, kravat taktırdılar Batı’ya hoş görünsün diye.
Eşeğe altın palan vursan eşek, yine eşektir.
2025 yılında AKP-MHP ve DEM Parti çözüm için hevesli görünüyorlardı. Bu konuda sağlıklı düşünen insanlar doğal olarak bu sürecin bir oyalama olduğunu hep söylemişti, söylemiştik. Kürt sorununu ağızlarına bile almayan iktidar ve küçük ortağı, PKK terör örgütünün tasfiyesi üzerine hesaplarını yapıyordu, karşılığında akıllarındaki anayasa için DEM’in desteğini almaktı.
Suriye’deki son gelişmeler gösterdi ki çözüm süreci yürümeyecek. ABD’ye güvenen SDG ve YPG, emperyalizme güvenilmemesi gerektiğini geç de olsa anlamış görünüyor.
Öte yandan ülkedeki ekonomik kriz, emekçilerin, emeklilerin açlık sınırı altına itildiği, çalışanlara deyim yerindeyse angarya uygulandığı bu yıllarda, toplumun gündemini de değiştirmek vardı. CHP’nin meydanlardaki mitingleri her türlü hava koşullarında yüz binlerle doluyor ve tepkilerini iletiyorsa ve tepkilerin, koşulların sosyal bir patlamaya yönelme olasılığını da dikkate almak gerektiğinin iktidar da farkında sanırım.
Devam edelim...
Peki, ABD, Şara’yı niye destekliyor?
Ortadoğu’da Suriye gibi bir devletin başına Şara gibi ipleri ABD’nin elinde olan kukla bir devlet başkanı olduğu sürece İsrail rahat edecektir ve zamanı geldiğinde Şara’yı kaldırıp atmak çok kolay olacaktır.
Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması, yönü Batı’ya dönük çağdaş ve demokratik bir Suriye, Türkiye için çok önemlidir. Şara gibi, geçmişi belli, şeriat hükümetini destekleyen Türkiye ne istiyor? Bunun yanıtını sizler de biliyorsunuz, ben de.
Olması gereken; komşuları ve dünya ile barışık, özellikle Ortadoğu batağına karışmadan, tam bağımsız ve demokratik bir ülke olarak kalmak.
Unutmayalım; emperyalizm, binmeyeceği eşeğe semer vurmaz. Kullanır, atar.


