Ağır atın çiftesi pek olur!

Bünyamin Pehlivan

16-10-2026 05:49

Alman sevdalısı Talat ve Enver paşaların sayesinde girilen Birinci Dünya Savaşı'nı kaybettiğini kabul eden Osmanlı İmparatorluğu’nun fiilen sona ermesine yol açan, 30 Ekim 1918 tarihinde İtilaf Devletleri ile yapılan Mondros Ateşkes Antlaşması ile galip devletlerin paylaşım planlarını uygulamaya sokması ile işgal başladı.

Burada yazıya bir virgül koyup 2002 yılına gelelim: Türkiye Cumhuriyeti’nin 57. Hükümeti iktidardaydı. Başbakan Bülent Ecevit liderliğinde DSP, MHP ve Anavatan Partisi’nin koalisyon hükümeti işbaşındaydı. 1998’de başlayan ekonomik krizin ardından, alınan tedbirlerle rahatlama aşamasına gelen hükümetin ortağı MHP lideri Bahçeli’nin koalisyonu aniden (vahiy gelmiş, Bahçeli’ye sıkça gelir) bozup erken seçim kararı alması ile, bugünün mimarı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AKP 3 Kasım 2002 tarihinde seçimlerden galip çıkarak iktidar oldu.

ABD merkezli bir proje partisi olarak kurulan AKP, demokrasi vaatleri ile iktidar oldu. AB uyum yasaları adı ile birtakım göstermelik yasalarla proje amaçlarına uygun, yavaş ama planlı bir hareket başladı. En büyük engel olarak gördükleri Silahlı Kuvvetler’de tasfiye için, uydurma bir gerekçe ile Silahlı Kuvvetler’in kozmik odasına girildi ve bundan sonra uygulamaya geçildi. Ergenekon ve Balyoz davaları ilk aşamaydı. Yargı çok önemliydi ve kritik gördükleri yerlere uygun isimleri atadılar. Kadro tamamlanınca laik Cumhuriyeti tasfiye aşamasına geçildi.

AKP bir emperyalist proje partisi ve hal böyle olunca bu projenin mimarı kimdi? Yanıtı emperyalizm ve de Ortadoğu İslam coğrafyası.

Virgül koyduğumuz yere dönelim: Mondros ve Sevr anlaşmalarını tanımayan, “geldikleri gibi giderler” diyen, umutsuz ve yoksul, ordusu tasfiye edilmiş bir Anadolu’yu ayaklandıran, emperyalizme ve işbirlikçisi Osmanlı iktidarına karşı Anadolu ihtilalini, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı kazanıp, hilafeti kaldırıp çağdaş, laik bir Cumhuriyet kuran Mustafa Kemal Atatürk’e ve laik Cumhuriyete karşı emperyalizmin kuyruk acısı var. Atatürk, dünyadaki tüm mazlum ülkelere örnek olmuştur ve bağımsızlıkları için mücadeleye başlamışlardır. Bunun için Cumhuriyete karşılar. İslam dünyasında tek laik ülke olması ile de krallık, monarşi ve şeriat ile yönetilen İslam devletlerinin hedefi olmuştur. Laik ve Müslüman bir ülke örneği, bu yönetimler için kötü örnek oluşturuyordu. Bunun için Türkiye çok yönlü bir kuşatma altındadır.

Bir proje ürünü olan AKP iktidarı, hedeflerine ulaşmak için yasama, yürütme ve yargıyı da ele geçirerek hedeflerine çok yaklaşmış durumda.

Dikensiz gül bahçesi, muhalefetsiz, sorgulamayan, yazmayan, düşünmeyen bir toplum istiyor. Gazeteciler, siyasiler, muhalifler cezaevlerinde, halk ağır ekonomik koşullarda perişan. Ana muhalefet partisinin çabaları, halkın meydanlardaki direnci ve talepleri görmezden geliniyor.

Yaşanan adaletsizlikler, hukuksuzluklar, yolsuzluklar karşısında, halk üzerinde “her şey iktidarın elinde, istedikleri kararları alıyor, aldırıyorlar, seçim olsa yine hile ile kazanacaklar” duygusu yaratılmaya çalışılıyor ve büyük ölçüde de bunu gerçekleştirdiler.

Halkın meydanlardaki öfkesi arttıkça, iktidar da baskıyı artırıyor. Bu kadar da olmaz denircesine hukuk tanımazlık, adaletsizlik hız kesmiyor. Her türlü demokratik taleplerin karşısına kolluk kuvvetleriyle en sert şekilde karşılık verilerek toplum üzerinde korku yaratılıyor. Seçimde alamadıkları belediyeleri yargı eliyle ele geçiriyor, belediye başkanlarını, meclis üyelerini tutukluyorlar.

Tarih, hiçbir diktatörlüğün yıkılmaz, yenilmez, ebedi olduğunu yazmıyor.

Bu tepkiler alanlarda kalır, toplanır ve dağılırlar iktidarın düşüncesidir.

Atatürk ne demişti; “geldikleri gibi giderler”...

Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste. Ağır atın çiftesi pek olur.

DİĞER YAZILARI Ağaçlar ayakta ölür 01-01-1970 03:00 Kendinle olmak 01-01-1970 03:00 2026 nereye! 01-01-1970 03:00 Yaşananlar, 2026 ve beklentiler! 01-01-1970 03:00 Güzele bakmak! 01-01-1970 03:00 İtibar ve tasarruf 01-01-1970 03:00 İdol... 01-01-1970 03:00 Uyduk imama! 01-01-1970 03:00 Görünen köy kılavuz istemez! 01-01-1970 03:00 Bahçeli nereye koşuyor? 01-01-1970 03:00 Gündem; sevmek, sevilmek... 01-01-1970 03:00 Bir yol hikâyesi 01-01-1970 03:00 Mapushane 01-01-1970 03:00 Arabesk demokrasi ve çözüm süreci 01-01-1970 03:00 Yaban çiçekleri 01-01-1970 03:00 31 Mart'tan 15 Temmuz'a 01-01-1970 03:00 Bahar sendromu 01-01-1970 03:00 Yeni Türkiye manzaraları 01-01-1970 03:00 Atatürk’ten bir anı 01-01-1970 03:00 Kartalkaya'nın hatırlattıkları 01-01-1970 03:00 Demokratik çözüm ve güven 01-01-1970 03:00 Ümit fakirin ekmeği 01-01-1970 03:00 Suriye bilmecesi 01-01-1970 03:00 Turnalar 01-01-1970 03:00 Duvarlar ve Anılar 01-01-1970 03:00 Rüzgâr eken fırtına biçer 01-01-1970 03:00 Oyun içinde yeni oyun 01-01-1970 03:00 AKP iktidarı ve Makyavelizm 01-01-1970 03:00 Arabesk 01-01-1970 03:00 Narin ve Teğmenler 01-01-1970 03:00 Unutuldu yeminler 01-01-1970 03:00 Tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş 01-01-1970 03:00 Sanat ve spor 01-01-1970 03:00 Hakim Bey 01-01-1970 03:00 Malumun ilanı mı? 01-01-1970 03:00 Gündem ve sanat 01-01-1970 03:00 Yeni anayasa oyunu 01-01-1970 03:00 Yolun sonu 01-01-1970 03:00 Ahlak – Aptal – Aptallık 01-01-1970 03:00 Gidiş nereye? 01-01-1970 03:00 Yılların günahı ne? 01-01-1970 03:00 Yüz yılın kronolojisi 01-01-1970 03:00 İlk kurşundan 30 Ağustos'a 01-01-1970 03:00 Alemdar’da bir top gülüm var 01-01-1970 03:00 Hedef 2023, nereden nereye! 01-01-1970 03:00 Akrep gibisiniz 01-01-1970 03:00 Sarı Öküz hikâyesi 01-01-1970 03:00 Maraş'tan bir haber geldi 01-01-1970 03:00 Seçime doğru 01-01-1970 03:00 Sanata ve sanatçıya sahip çıkmak 01-01-1970 03:00 Türk resim sanatına damga vurmuş bir sanatçı: Turan Erol 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin önceliği 01-01-1970 03:00 Sanat ve ahlak 01-01-1970 03:00