Yaban çiçekleri

Bünyamin Pehlivan

29-04-2025 23:46

Bilim insanları ve sanatçılar üzerinden bilim ve sanat üzerindeki baskıların giderek arttığı bir coğrafyada yaşıyoruz. Bilim insanları yurtdışına gitmek zorunda kalıyor. Sanatta bunların dışında yıllardır yaşanan bir olgudan söz etmek istiyorum.

Sanatta taşra ve taşra sanatı, taşralı sanatçı algısı. Bu algı sadece sanatta değil, edebiyatta da belirgin olarak görülüyor. İstanbul’un edebiyat ve sanat insanları için bir üs olduğu yadsınamaz, ancak İstanbul dışındaki şairler, yazarlar ve sanatçılara küçümsemek, küçük görmek anlamında “taşralı” benzetmesi yapılmaktadır. Daha da açacak olursak resim alanında, tamamı değilse de büyük çoğunluğu akademisyenlerden oluşan ünlüler.

Sanat dünyamızdaki (ülkemizde) bu konumlarından dolayı “ünlü sanatçı” ayrıcalığına sahiptirler ve tüm olanaklar bunlara açıktır.

Hiçbir sanatçımızı kişi olarak ayrım yapma düşüncesiyle söylemiyorum, sanata gönül vermiş, sanatla yaşayan tüm sanatçılarımıza saygı duyuyorum. Ama bir gerçeği de görmemiz gerekir diye düşünüyorum. Anadolu’da öyle sanatçılar var ki, olanaksızlar, çevre ve taşrada olması nedeniyle bilinmeden kaybolup gidiyorlar. Bir sergi açılışında şu soruyu genellikle duyuyoruz; ressam kim, tanınmış biri mi, ünlü mü? Tanınmış, ünlü olup olmaması ile peşinen sanatçı değerlendiriliyor.

Yaban çiçekleri!

Ben taşralı dediğimiz bu sanatçılarımızı, şairlerimizi, yazarlarımızı yaban çiçeklerine benzetiyorum. Dağlarda, yaylalarda, yabanda açarlar. Renk renk, kokuları dağılır gider, kimse bilmez.

Bir çiçekçi dükkânında, tezgâhlarda göz alıcı ama kokuları olmayan çiçekleri bilir, sevdiklerimize veririz.

Güzel bir türkü vardır, bilenleriniz, dinleyenleriniz vardır:

Açma yaban çiçeğim açma yalnız kalırsın

Kimsesiz başıboş sevdalanırsın

Kokunu rüzgâr çalar, rengini yağmur

Bilmeden güzelim kalakalırsın

Sevme yaban çiçeğim sevme sonra solarsın

Sesini kimse duymaz çaresizliğini

Yârin evi yakında değil, yalnız kalırsın

Güzünü baharını karıştırırsın

Yaban çiçeklerine selam olsun.

DİĞER YAZILARI Kendinle olmak 01-01-1970 03:00 2026 nereye! 01-01-1970 03:00 Yaşananlar, 2026 ve beklentiler! 01-01-1970 03:00 Güzele bakmak! 01-01-1970 03:00 İtibar ve tasarruf 01-01-1970 03:00 İdol... 01-01-1970 03:00 Uyduk imama! 01-01-1970 03:00 Görünen köy kılavuz istemez! 01-01-1970 03:00 Bahçeli nereye koşuyor? 01-01-1970 03:00 Gündem; sevmek, sevilmek... 01-01-1970 03:00 Bir yol hikâyesi 01-01-1970 03:00 Mapushane 01-01-1970 03:00 Arabesk demokrasi ve çözüm süreci 01-01-1970 03:00 31 Mart'tan 15 Temmuz'a 01-01-1970 03:00 Bahar sendromu 01-01-1970 03:00 Yeni Türkiye manzaraları 01-01-1970 03:00 Atatürk’ten bir anı 01-01-1970 03:00 Kartalkaya'nın hatırlattıkları 01-01-1970 03:00 Demokratik çözüm ve güven 01-01-1970 03:00 Ümit fakirin ekmeği 01-01-1970 03:00 Suriye bilmecesi 01-01-1970 03:00 Turnalar 01-01-1970 03:00 Duvarlar ve Anılar 01-01-1970 03:00 Rüzgâr eken fırtına biçer 01-01-1970 03:00 Oyun içinde yeni oyun 01-01-1970 03:00 AKP iktidarı ve Makyavelizm 01-01-1970 03:00 Arabesk 01-01-1970 03:00 Narin ve Teğmenler 01-01-1970 03:00 Unutuldu yeminler 01-01-1970 03:00 Tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş 01-01-1970 03:00 Sanat ve spor 01-01-1970 03:00 Hakim Bey 01-01-1970 03:00 Malumun ilanı mı? 01-01-1970 03:00 Gündem ve sanat 01-01-1970 03:00 Yeni anayasa oyunu 01-01-1970 03:00 Yolun sonu 01-01-1970 03:00 Ahlak – Aptal – Aptallık 01-01-1970 03:00 Gidiş nereye? 01-01-1970 03:00 Yılların günahı ne? 01-01-1970 03:00 Yüz yılın kronolojisi 01-01-1970 03:00 İlk kurşundan 30 Ağustos'a 01-01-1970 03:00 Alemdar’da bir top gülüm var 01-01-1970 03:00 Hedef 2023, nereden nereye! 01-01-1970 03:00 Akrep gibisiniz 01-01-1970 03:00 Sarı Öküz hikâyesi 01-01-1970 03:00 Maraş'tan bir haber geldi 01-01-1970 03:00 Seçime doğru 01-01-1970 03:00 Sanata ve sanatçıya sahip çıkmak 01-01-1970 03:00 Türk resim sanatına damga vurmuş bir sanatçı: Turan Erol 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin önceliği 01-01-1970 03:00 Sanat ve ahlak 01-01-1970 03:00