
Hayvan düşmanlığı insan düşmanlığından çokça ayırt edilemez. Bu düşmanlık iktidarın ve son olarak İstanbul Valiliği’nin aldığı sokak hayvanlarına dair kararlardan ibaret değil.
Mesela bizim kamu kuruluşu olan bir kamu binasının idare katında pencere pervazlarının dış kısmına dikine tel çubuk dikmişler. Gerekçesi, yabani kuşların gelip orayı kirletmesinin önüne geçmekmiş. Ulan o kuş kafana s.....sa, “şansım döndü” der, gider para bayılırsın piyangoya, belki 3 kuruş kazanırsın, belki kazanmazsın, böyle batıl inançlara hurafelere takılırsın, lakin az buçuk kuş b..undan niye bu kadar rahatsız olursun?
Belki 20. yüzyılın sonu belki 21. yüzyıl başlarında gelişen çevreci politikalar ve çok sayıda bilim insanının ve çevrecinin olağanüstü çabaları ile birçok hayvan türü yok olmaktan kurtarılmış, belki bir ölçüde o türler sayılarını artırmış olabilir. Lakin şu bir gerçek ki, birçok tür sayılabilir hale gelmiştir. Bir zamanlar saymak mümkün değilken. Hâlâ bi de avlanarak et tüketme hevesinde olanlar var ki aklım almıyor bu tavrı.
Survivor’un bir bölümünde oyunculardan birkaçı yürüyerek medeniyet denilen yapılara ulaşabilmiş. O kadar daraltıyor ki insan ya da kapitalist açgözlülük doğal alanları, medeniyetten uzak yarışmak bile mümkün olamıyor.
Belgesellerde belki en çok hayvan kavgaları sunuluyor izleyiciye. Ama bu kavgalar genelde en iyi geni gelecek nesillere aktarmak için gerçekleşiyor ki bu denk güçler arasında oluyor ya da karın doyurmak amaçlı oluyor. İnsan ve hatta insan eseri devletlerin kavgaları ya da savaşları gibi günlerce, aylarca ya da yıllarca sürmüyor. Başladığı gibi bitiyor. Yeri gelmişken belgesellerdeki yavaşlatılmış çekim duygusal bir estetik katmak için değil, süre kazanmak için kullanılıyor.
Bu belgeseller tekdüze yayın yapıyor. Yani bugün yaşayan hayvanların günlük, mevsimlik döngülerini aktarıyor. Halbuki evrimsel süreciyle aktarsa şu “aslan da yiye yiye bitiremedi” komikliği bu sloganı keşfeden, dolaşıma sokan kanalların utancı olmazdı.
Evcilleştirilemeyen nerdeyse tek hayvan zebralar olabilir. Aslanlara olmayan başkaldırı insanlara karşı olabilir.
Sokak hayvanları için imha etmenin ötesinde önerilerin başında kısırlaştırma geliyor. Diyelim ki gördüğün her kediyi kısırlaştırdın, toplam sayısını biliyor musun? Bilmeden yaparsan bu kısırlaştırmayı, soyunu kurutursun hayvanın.
Sokak kedisini sevmemenin tek gerekçesi çöpe girmeleri olabilir. Böyle zamanlarda Tom ve Jerry çizgi filminde çöpten estetik şekilde beslenen sempatik sokak kedileri aklınıza gelsin.
Kuyruk hayvanlarda ne işe yarar peki?
Çokça yayına baktım, kuyruğun bir ihtiyaca binaen evrimleştiği, bugünkü formlarına ulaştığı gibi. Bugünkü haliyle kuyruk kimi hayvanda savunma (akrep zehirli iğnesini kuyruğunda saklar, kangurular 5’inci ayak olarak bile kullanır kuyruğunu) ya da çiftleşmede gösteriş için açan tavus kuşları gibi ya da uçuş sırasında denge ve hız görevlerini yerine getirmek gibi ya da tilkiler de soğuktan korunmak için izolasyona sahip bir yatak olarak da kullanırlar kuyruklarını.
Ama ilk çıkışına dair bir teorim var benim: Dışkılama denilen şey mükemmel değildir, her durumda kenarlarda kalan dışkılardan bahsedilebilir. Bu artıklar da daha küçük yaratıkların, özellikle de uçan böceklerin ilgisini çeker. İşte kuyruk bu dışkılamanın son noktasında bu mikroskobik ya da uçuşan parazitleri uzak tutmak amaçlı evrimleşmiş olabilir. Hayvanlar biz insanlar gibi temizleyemeyecekleri için bu bölgeyi kuyruk ile korur minnak parazitlerden. Kuyruğun bu amaçla evrimleşmesi oldukça mümkün görünüyor.


