"Hiçbir hastama din, dil, ırk, siyasi görüş, ayrımı yapmayacam," diye devam ediyor mesleğe başlamadan önce ettiğimiz bilenin, bilmeyenin, okumuşun, hiç okumamışın diline pelesenk olmuş Hipokrat yemini.

Mezun oldum ve üç aydır devlet doktor ataması yapamıyordu. AKP iktidarının yine plansız, programsız, aceleye getirilmiş, oy kaygısıyla ya da popülizm hevesiyle alana sürmüş olduğu hekimlerin zorunlu hizmetinin CHP’nin açtığı dava ile yürütmesinin durdurulması ve ülkede bir beyin cerrahının o zamanın yeşil kartına başvurması ile gündem olmuştu zorunlu hizmet. Benim 4 ay atama beklemem ve nihayetinde atanmam ile 7 ay sonra sağlık kurumları taze doktor görmüş oluyordu.

O sürede 21 Mart Newroz, Van'da da kutlanacaktı. Sendikadan tanıdık arkadaşlar benimle iletişime geçtiler ve kendilerine sağlık çadırı kurma görevi verildiğinden, orda da bir hekime ihtiyaçları olduğundan bahsetmişlerdi. Ben de hiç düşünmeden kabul etmiştim teklifi bir dürüm-ayran karşılığında. Öncesinde pek zannetmiyorum ama belki sonrasında ya kendi kafama düşmüştü ya da bir yakınım aklıma getirmişti böyle bir soruyu.

Bu Kürt ulusal hareketinin milyonlarca taraftarı, bir o kadar oyu, başkaca olanakları ve tabii ki doktor kadroları da vardır ama ne oldu da bir tane bula bula komünist doktoru buldular çalıştıracak sağlık çadırında.

Gel zaman git zaman yolumuz İstanbul'a düştü. Hani derler ya İstanbul kozmopolit bir şehir deyi, her çeşit siyasetten, görüşten, kumaştan insan var bu kentte.

Başı sıkışınca arayan, "nöbette misin" diye soran CHP'li mi dersiniz. Yok mu CHP'nin bir sürü doktoru? Var ama...

Hele cemaatçisi desen iktidar ortaklarılar, hemi de devasa holding olmuşlar, gene başı sıkışınca "Doktorum, nöbette misin?" derler.

Sosyal demokratı, sofusu, Kürt siyaseti belirlenimli, milliyetçisi, muhafazakârı, kendini hiçbir siyasette ait hissetmeyeni bana ulaşmaya çalışır. Benim bundan hiçbir şikâyetim yok. Hatta bundan aldığım zevklerden birini "Acil Komedileri-2" yazıma da nakşetmiştim. Bence sorun bu yardıma ihtiyacı olan insanlarda değil. Kendilerini ait hissettikleri siyasal-sosyal teslimiyette bir arıza mevcut. İktidar dahi olsa halkının da değil, yandaşının bile bir ihtiyacını karşılamaktan uzak yapılardan bahsediyorum.

Bu temsiliyetin sorgulanması dileğiyle sonlandırıyorum.

faxri078@gmail.com