Benim Instagram'ım, Facebook'um ya da TikTok'um yok, sadece sosyal medya olarak Twitter'ım var. Bunu, beni tanıyan birçok kişi bilir. Ama ben de birçokları gibi kaydırmalı videolar için YouTube'u kullanıyorum. YouTube shorts'ları yani. Tek sosyalitemiz elimizdeki cep telefonları ile bu yaptığımız kaydırma hareketi. Bunda bizim mi suçumuz var, yoksa bu ülkeyi yönetenlerin mi?
Tek sosyalitem dedim. Orda dikkatimi çeken olguları yazdım bu sefer. Bir yazımda "Çin malı efsanesi" (kötü anlamda kullanılanı kastediyorum) ve devamında "Hint yoksulu" söylemlerinin biteceğini vazetmiştim. Benim anladığım şekliyle Çin malı kavramı bitmedi, lakin göz ardı edilemeyecek şekilde başta Çin olmak üzere Uzakdoğu’dan ileri teknoloji ya da gelenekselleşmiş birtakım zekâ dolu uygulamalar ya da insanın refahını önceleyen gelişmeler fazlasıyla önünüze çıkıyor. Yani insanın keyifle izleyebileceği shorts videoların kaynağının başında Uzakdoğu üretimleri geliyor. Az da olsa Batı’nın sokak performansları insanı keyiflendirmiyor değil hani.
Peki bizim yurdumuzun içerikleri nasıl? En fazla işlenen konu yoksulluk ve hayat pahalılığı. Tamam, "izahı olmayan şeylerin mizahı olurmuş" sözü güzel ve anlamlı bir söz, lakin biraz ciddiyet gerekmez mi?
Bunca yoksulluk temalı içerik üreticiliğine biraz da bu yoksulluğun sebeplerine dair bir şeyler yapılamaz mı? Bu kadar da yoksullukla dalga geçilmez ki! Hem yoksulluğun sebepleri var ve biliniyor iken.
Dahası sırf kâr için zincir marketlerin yüksek fiyatla satamadıkları ürünleri mesai bitiminde çöpe atma görüntüleri var ki içim kan ağlıyor bunları izlemek zorunda kalınca. Halk mı? O, yoksulluğunun farkında bile değil.
Bir dikkatimi çeken içerik silsilesi de var ki ibretlik.
Fenomen aynı ürünü, bi’ kıta ötesinden fiyatını değerlendiriyor, bi’ de bizim ülkemizdeki fiyatını değerlendiriyor. İkisi arasında âdeta uçurum var. Ve çoğu zaman sözkonusu ürünün üretildiği yer Türkiye.
İlk başlarda bu videoları izlerken kendimce şöyle bir yorum yapıyordum: Yahu bu ürünleri satan işletmelerin patronları salak mı? Niye aynı ürünü Amerika’da 10 liraya satıp Türkiye’de 30 liraya satsın? Her yerde maksimum kâr etmek şansı var iken. Ama onun da açıklaması var. Halk denilen şey biraz da sesi çıkan bir şeydir. Muhtemelen fahiş fiyatlara başkaca ülkelerde çokça tepki var iken bizim ülkemizde nerdeyse hiç tepki olmuyor. Sermaye sınıfı da istediği gibi at oynatıyor. Bu da son derece üzücü, lakin o yoksulluğun sebepleri ve bilinen çözümleri söylevimizi daha güçlü seslendirmek; seslendirebilmekten gayri yapacak pek bi’şey de görünmüyor.
faxri078@gmail.com