Hesaplaşma

Leyla Tavşanoğlu

11-04-2025 05:13

"Türkiye’ye Rejim Değişikliği Geliyor." ABD'de yayımlanan 19fortyfive.com internet sitesinde yer alan yazının başlığı bu. Yazarı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik ağır eleştirileriyle bilinen, Washington merkezli düşünce kuruluşu American Enterprise Institute'un Ortadoğu uzmanı Michael Rubin.

Yazı şöyle başlıyor:

"Türkiye'de bir Gerçekler ve Toplumsal Uzlaşma Komisyonu kurma hazırlıklarına başlayın. Erdoğan'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nu tutuklatması bize artık şunu gösterdi: Erdoğan, görev süresi dolduktan sonra çekilmeyecek. Kendimizi kandırmaktan vazgeçelim. Erdoğan ömür boyu iktidarda kalmakta kararlı."

Yazının bundan sonrası daha da sertleşiyor:

"Erdoğan kendisine muhalif olarak parlamaya başlayacak her türlü rakibini bir şekilde yok etmekte kararlı. Amacı ölene kadar o koltukta kalmak; öldükten sonra da oğluna ya da damatlarından birine Cumhurbaşkanlığı'nı bırakarak Türkiye'de etkili bir Sultanizm rejimi kurmak.

"Ama tabii ki yanılıyor. Kendisinden sonraki Cumhurbaşkanı, hapiste tuttuğu binlerce siyasi tutukludan birisi olacak.

"Washington, Londra ve Brüksel'de yaygın kanı, Erdoğan'ın eceliyle, bir suikastçının kurşunu ya da halk ayaklanması sonucu asılarak ölmesinin ardından Türkiye'de normale dönüş olacağı. Ama o iş o kadar kolay değil. Erdoğan iktidara geldiğinden beri onun rejimi altındaki okullardan yetişen gençlerin sayısı 35 milyonu buluyor. Orduyu ve ağırlıklı olarak devlet bürokrasisini kendisine göre şekillendirdi."

"Dışişleri Bakanlığı yüz karası"

Türkiye'de bankaların yolsuzluklara ortak edildiği, iş dünyasının rüşvet iddialarıyla çalkalandığına işaret edilen yazının bundan sonrası şöyle:

"Bir zamanların profesyonel diplomatlarının görev aldığı Dışişleri Bakanlığı yüz karası haline geldi. Türkiye'nin en iyi gazetecileri ya hapiste ya sürgünde ya da köşelerine çekildi.

"Ama bu işleri Erdoğan tek başına yapmadı. Dolayısıyla Türkiye tedavi edilip iyileştirilecekse mutlaka bir Gerçekler ve Toplumsal Uzlaşma Komisyonu kurulmalı, bu komisyon haksız kazançlar, yolsuzluklar, namussuzluklar ve baskıları ortaya çıkarmalıdır. Özetle, 1960 ve 1980 darbelerinin liderleri Albay Alparslan Türkeş ve Kenan Evren bile Erdoğan kadar Türkiye'ye zarar vermedi."

Yazıda Erdoğan'ın çevresini anlatan cümleler şunlar:

"İdeolojik ya da açgözlülük saikiyle olsun, iktidarının her kritik döneminde Erdoğan kendine işbirlikçiler buldu."

"Anayasa Mahkemesi'ne rüşveti veren kim?"

"Kurulacak bir Gerçekler ve Toplumsal Uzlaşma Komisyonu, sayacağım şu konuları da açığa çıkarmalı. Örneğin, tam kapatılacakken, AKP'nin kapatılmaması için Anayasa Mahkemesi'ne kim rüşvet verdi? Ya da Erdoğan'a sahte üniversite diploması düzenleme karşılığında kim rüşvet aldı?

"Bitmedi; 15 Temmuz darbe girişimi var (Rubin 15 Temmuz'u Hitler'in Reichstag baskınına benzetiyor). Erdoğan 15 Temmuz'u 'Allah'ın lütfu' olarak nitelemişti. Erdoğan'a iktidarını konsolide edip binlerce muhalifinin hapse girmesine yol açan 15 Temmuz'un arkasındaki hikâye nedir?"

Rubin yazısının bu bölümünde IŞİD'e dikkat çekiyor:

"Bir de IŞİD konusu var. Acaba Türk istihbaratı içinde kim El Kaide fraksiyonlarını silahlandırdı? Türk askerlerini diri diri yakan IŞİD'den acaba Erdoğan'ın iç çevresinden kimler nemalandı?

"Türkiye'ye rejim değişikliği geliyor. Şimdi ABD ve Trump Yönetimi'nden fayda çıkmayacağına göre, Türklerin, tek başlarına halledemeyeceği bir iş için kolları sıvamak Avrupalılara düşüyor. Avrupalılar Türkiye'nin Erdoğan sonrasına hazırlık planı yapmasına yardımcı olmalılar."

Yazı böyle. Hiç yorum yapmadan sizlerle paylaşayım dedim ama gene de duramadım. Michael Rubin, Trump Yönetimi'nin umurunda olmadığı için, Erdoğan rejimine son vermek amacıyla Avrupalıların Türk muhalefetine yardım etmeleri gerektiğini yazıyor. Yok canım. Avrupalılar Trump Yönetimi'nin baskıları altında bunalmış, kendi dertlerine düşmüşler. Üstelik, milyonlarca Suriyeli ve başka ülkelerden mültecilerin Türkiye topraklarında tutulmaları için Erdoğan rejimiyle gül gibi geçinip gidiyorlar. Türkiye'de demokrasiye ve normale dönüş ancak iç dinamiklerin diri tutulmalarıyla mümkün olabilecek. İç dinamiklerden esas kastım genç, üniversiteli kuşak. Onlar kendilerini misliyle ispat ediyorlar ve görüyorum ki ispat etmeye de devam edecekler.

(Muhalif)

DİĞER YAZILARI Savaş borsası 01-01-1970 03:00 Mossad'ın bal tuzağı 01-01-1970 03:00 Dokuz bin PKK'lıya af yolda 01-01-1970 03:00 Persona non grata 01-01-1970 03:00 Anakronizm 01-01-1970 03:00 Şeytan ayetleri 01-01-1970 03:00 'Yalnız adam Erdoğan' 01-01-1970 03:00 Beka sorunu 01-01-1970 03:00 Havuç ve sopa 01-01-1970 03:00 Okyanus ötesi rüşvet iddiaları 01-01-1970 03:00 Depremle gelen depremle mi gider? 01-01-1970 03:00 Din, kumar, kabadayılık, tekmili birden 01-01-1970 03:00 Kleptokrasi ya da Hırsızlar Yönetimi 01-01-1970 03:00 Çok zor bir yazı 01-01-1970 03:00 Kıbrıs usulü boşanma 01-01-1970 03:00 Usta ile Kukla 01-01-1970 03:00 Kırk iki yıldır aynı film 01-01-1970 03:00 Beyni bıngıldayanlar ve Covid-19 01-01-1970 03:00 Corona günleri macerası 01-01-1970 03:00 Gerçekle hayal arasında... 01-01-1970 03:00 Neden ille de doğalgaz? 01-01-1970 03:00 Alperenler, bozkurtlar, ülkücüler ve ötesi 01-01-1970 03:00 Geçmişe yolculuk: Aylardan Haziran 01-01-1970 03:00 Kutsal devlet adına... 01-01-1970 03:00 Covid ve bir çiçeğin ömrü 01-01-1970 03:00 KKTC lideri hayal âleminde mi yaşıyor? 01-01-1970 03:00 Gençler siyasete neden ilgi duymuyor? 01-01-1970 03:00 ABD, Ortadoğu’da savaş tercihini mi kullanacak? 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin enerji kaynağı arayışı 01-01-1970 03:00