Persona non grata

Leyla Tavşanoğlu

18-10-2025 20:43

ABD'nin kaçık Başkanı Donald Trump'ın Ankara'ya Büyükelçi ve Suriye Özel Temsilcisi ya da Genel Valisi olarak gönderdiği Tom Barrack denen bir adam var. Bu adam ABD’nin sayılı zenginlerinden. Malum, Trump dostumuz zenginleri pek sever; onlarla iş tutmaya bayılır. Diplomasiden zerre haberi olmayan bu Barrack Efendi, kendini gerçek bir büyükelçi sanarak Ankara, İstanbul, Suriye ve Ortadoğu'nun çeşitli yerlerinde afra tafrayla dolaşıp duruyor; önüne gelene ayar veriyor.

Hatırlayacaksınız, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD ziyareti sırasında, New York’taki bir toplantıda ABD Başkanı'nın Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'na meşruiyet tanıyacağını söyleyecek kadar haddini aşmıştı. Daha önceki konuşmalarında da çam üstüne çam devirmiş, Türkiye için Osmanlı modeli önerecek cesareti kendinde bulmuştu. Hatta bölgemizdeki ulus-devletlerin İsrail'in güvenliğine tehdit oluşturduğundan dem vuracak cesareti kendinde bulmuştu. Bölgemizdeki tek ulus-devlet Türkiye olduğuna göre Barrack denilen zatın aklında Türkiye'yi parçalamak mı var acaba?

Bu Tom Barrack Efendi, geçenlerde Suriye’nin kuzeyinde, YPG/PYD'nin (Suriye Demokratik Güçleri) kontrolü altındaki Rojava'da boy gösterdi.

Asharq Al-Awsat gazetesinin haberi şöyle:

"ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’la Amerikan Merkez Komutanlığı (Central Command) Komutanı Brad Cooper Kuzeydoğu Suriye’de Suriye Demokratik Güçleri Komutanı Mazlum Abdi’yle görüştü. Barrack daha sonra X platformu hesabından yaptığı paylaşımda “Trump’ın vizyonu çerçevesinde Suriyelilerin bütün Suriyelilerle birleşip, ortak refah ve barış için yeni girişimlerde bulunulacağını yazdı.

“Öte yandan SDG’den yapılan açıklamada görüşmelerin, Kürt kuvvetlerinin devlet güvenlik güçleriyle birleşmesini öngören Mart ayındaki anlaşma taslağının yürürlüğe konulmasına odaklandığına dikkat çekildi. Suriye’ye yaptırımların kaldırılıp ülkenin kalkınmasına çaba harcanmasının ele alındığı görüşmelerde taraflar IŞİD’le mücadele koalisyonunda SDG’nin ABD’yle ortaklaşa hareket ederek Kuzey ve Doğu Suriye’nin güvenliğinin sağlanacağı duyuruldu."

Haber böyle de sıkıntı fotoğrafta. Fotoğrafta Barrack'ın tam arkasındaki duvarda asılı bir Türkiye ve bölge haritası görülüyor. Haritada Türkiye'nin Hatay bölgesi Suriye topraklarına dahil edilmiş.

Barrack bu haritayı görmüş müdür? Görmüşse ne demiştir? Yani ABD'nin Ankara Büyükelçisi olan diplomasiden bihaber Tom Barrack Hatay'ın Suriye topraklarına katılması için olası yapılan hazırlıklara onay mı veriyor? Dışişleri Bakanlığı'ndaki yetkililere söylüyorum. Bu haddini bilmez adam eski Türkiye'de olsa, derhal Dışişleri'nden bir notayla bakanlığa çağırılır, derdinin ne olduğu sorulur, iki taraf arasında uzlaşmaya varılmazsa da diplomasi diliyle derhal "persona non grata" (istenmeyen kişi) ilan edilip 24 saat içinde ülkesine gönderilirdi.

Hatay’ın Türkiye Cumhuriyeti için önemini bilmiyorsanız biraz tarih okuyun. Ne yazık! Monşerler, diye kendinizce aşağılamaya çalıştığınız eski diplomatlarımızın derin diplomasi bilgileriyle yaptıkları ince, nazik manevralar nerede, bugün tanık olduğumuz, Türkiye’yi bir sömürge ülkesinden de beter gösteren kaba saba pozisyonlar, konuşma üslubunun kahvehane ağzından da beter oluşu nerede?

"Koltuğa yapışmış ihtiyarlardan kurtulalım"

Gelelim ABD’nin önceki Demokrat Partili Başkanlarından Barack Obama'nın çarpıcı sözlerine. Geçen ay sonunda Londra'nın O2Arena konser ve gösteri merkezinde kendisi için düzenlenen bir söyleşide ilginç sözler söyledi.

İngiliz tarihçi David Olusoga'yla söyleşisinde bir ara konu, dünyada ülkeleri yöneten kimi yaşlı politikacılara geldi. Obama, Trump'ı hedef aldığı varsayılan konuşmasında şunları söyledi:

"Dünyanın sorunlarının yüzde 80'inin koltuklarını bir türlü bırakmaya yanaşmayan, ölümden ve itibarlarının kaybından korkan yaşlı politikacılardan kaynaklandığını söylemek sanırım yanlış olmaz.

"Kendi adlarına koca koca binalar, kuleler dikiyorlar. Her şey kendilerine ait olsun istiyorlar."

Tarihçi Olusoga'nın Obama'ya verdiği karşılık ise şöyle oldu:

"Tarih de bugün de sözünü ettiğiniz kişiliklerle dolu."

Gerçekten de, fiziksel ve düşünsel sağlıklarını kaybetmiş, "piri fani" tabir edeceğimiz birtakım adamlar hâlâ koltuklarına yapışmış, ülkelerini ve dünyayı yönetmeye çalışıyorlar; halklarının çoğunluğunun (onlardan nemalananların haricindekiler) kendilerinden tiksindiklerini kabullenmek istemiyorlar. Bakalım bu gidişe kim ya da kimler, "Artık dur," diyecek. Fizik kanununu unutmayın. Her şeyin bir sonu vardır!

(Muhalif)

DİĞER YAZILARI Savaş borsası 01-01-1970 03:00 Mossad'ın bal tuzağı 01-01-1970 03:00 Dokuz bin PKK'lıya af yolda 01-01-1970 03:00 Anakronizm 01-01-1970 03:00 Şeytan ayetleri 01-01-1970 03:00 'Yalnız adam Erdoğan' 01-01-1970 03:00 Hesaplaşma 01-01-1970 03:00 Beka sorunu 01-01-1970 03:00 Havuç ve sopa 01-01-1970 03:00 Okyanus ötesi rüşvet iddiaları 01-01-1970 03:00 Depremle gelen depremle mi gider? 01-01-1970 03:00 Din, kumar, kabadayılık, tekmili birden 01-01-1970 03:00 Kleptokrasi ya da Hırsızlar Yönetimi 01-01-1970 03:00 Çok zor bir yazı 01-01-1970 03:00 Kıbrıs usulü boşanma 01-01-1970 03:00 Usta ile Kukla 01-01-1970 03:00 Kırk iki yıldır aynı film 01-01-1970 03:00 Beyni bıngıldayanlar ve Covid-19 01-01-1970 03:00 Corona günleri macerası 01-01-1970 03:00 Gerçekle hayal arasında... 01-01-1970 03:00 Neden ille de doğalgaz? 01-01-1970 03:00 Alperenler, bozkurtlar, ülkücüler ve ötesi 01-01-1970 03:00 Geçmişe yolculuk: Aylardan Haziran 01-01-1970 03:00 Kutsal devlet adına... 01-01-1970 03:00 Covid ve bir çiçeğin ömrü 01-01-1970 03:00 KKTC lideri hayal âleminde mi yaşıyor? 01-01-1970 03:00 Gençler siyasete neden ilgi duymuyor? 01-01-1970 03:00 ABD, Ortadoğu’da savaş tercihini mi kullanacak? 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin enerji kaynağı arayışı 01-01-1970 03:00