DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Atilla Aytemur
Atilla Aytemur
Giriş Tarihi : 05-03-2022 00:42

Ukrayna'nın işgaline sosyalistler nasıl bakıyor?

Rusya'nın Ukrayna'yı göstere göstere işgal etmesi, bu yetmezmiş gibi bir de nükleer şantaja başvurması, son dönemin en önemli uluslararası olayı.

Rusya, bu barbarlığına Ukrayna yönetiminin Batı'yla geliştirmeye çalıştığı yakın politik ve ekonomik ilişkileri gerekçe gösterdi ve bunu kendisine karşı tehdit olarak niteledi. Rus yanlısı kukla bir yönetim getirmek istediği belli olmakla beraber, bunu aşan bazı hedefleri olduğu anlaşılıyor. Nitekim "Ukrayna suni devlettir", "tarihen bizim toprağımız" veya "Sovyetlere ait nükleer teknolojiyi orada bırakamayız" gibi bahaneleri bunun işareti gibi.

Ukrayna, işgale yalnızca yönetimi ve ordusuyla değil, bütün halkıyla güçlü bir direniş gösteriyor. Haklı olarak da dünya çapında saygı görüyor. Gün geçtikçe gelişen uluslararası insani destek ve dayanışmalar onlara umut kaynağı oluyor.

İşgal başlayalı bir haftayı geçti ve nasıl sonuçlanacağını öngörmek de kolay değil. Avrupa Birliği, ABD ve NATO ülkeleri arasındaki ilişkiler, bu olay dolayısıyla önceki yıllarla kıyaslanmayacak ölçüde yakınlaştı. ABD ve Batı ülkelerinin aldıkları karşı tedbirlerle Rusya şimdiden ağır bir izolasyona mahkûm edildi. Bundan böyle, dünyanın yeni bir siyasal dengenin içinde ve sert bir iklimde yol alacağı söylenebilir.

Bu işgali, sosyalist partiler ve çevreler de tartıştı. Önemli bir kesimi, Ukrayna'nın Rusya tarafından işgal edildiğini söylemekten sakınıp konuyu "savaş karşıtlığı ve barış istemi" çerçevesinde ele almayı tercih etti. İşgali, Rusya ile ABD-NATO arasındaki rekabet ve emperyalist yayılmacılığın, hegemonya kavgasının yarattığı bir kötü sonuç olarak gördüler. Rusya tarafına Çin'i, ABD-NATO tarafına da AB ülkelerini ilave ederek, geleneksel iki bloklu dünya kavramsallaştırmasının sunduğu alışılmış izah ve "ikna" ediciliği yeterli gördüler. Klasik bloklar-arası hegemonya ve yayılma savaşının böyle bir değerlendirmeye cevaz verdiğini düşündüler. Rusya'nın kendinde gördüğü sınırsız hakkı fazla sorun etmediler. Ukrayna'nın egemenliğini ve kendi kaderini tayin hakkını pek görmeyip yönetimin siyasal niteliği üzerine bazı iddialar öne sürdüler.

Yazıyı hazırlarken işgali takip eden iki gün içinde medyaya yansıyan açıklamalarından yararlandım.

Ukrayna'nın işgalini es geçenler

EMEP, emperyalist savaş değerlendirmesi yaptı ve barış çağrısında bulundu. Yaşananın ne haklı savaş ve ne de halkların savaşı olduğunu belirtti. Büyüme ihtimaline dikkat çekti. Bir tarafta ABD ve İngiltere yönetimleri ile NATO, diğer tarafta Rusya ve onu destekleyen Çin hükümetleri olduğunu ileri sürdü. Ukrayna'nın Rusya tarafından işgal edildiği yönünde bir cümle kurmadı. Emperyalistlerin bölgeden elini çekmesini, Donetsk ve Luhansk'ta Rusça konuşan azınlığın gelecekleri hakkında kendilerinin karar vermesini istedi.

Türkiye için emperyalist savaş örgütü NATO'nun güvence olamayacağını, bu nedenle ayrılmasını ve bütün antlaşmaları iptal etmesini önerdi. İşçi ve emekçilerden de savaşa karşı çıkmalarını ve barış için sesini yükseltmelerini istedi.

SOL Parti de "emperyalist müdahale ve savaş" dedi ve karşı durma çağrısı yaptı. İşgal kavramına yer vermedi. Büyük devletlerin çıkarları için dünyayı korkunç bir savaşın eşiğine getirdiklerini öne çıkardı. Ukrayna halkına, Avrupa'ya ve Rusya'ya bedelinin ağır olacağını vurguladı. ABD ve NATO'nun Ukrayna'dan elini çekmesini, silah ve mühimmat göndermemesini istedi. Putin'in Sovyet tarihine bakışını ise şovenizm olarak değerlendirdi.

2014 Minsk Protokolü'ne sadık kalınması önerdi. Ukrayna'nın bağımsızlığına, egemenliği ve toprak bütünlüğüne dikkat çekti. Donbass'ta Rusça konuşanlar için kültürel özerlik, can ve mal güvenliklerinin sağlanmasını istedi. AK Parti iktidarını ise ABD ve NATO'nun dümen suyuna girmemesi için uyardı. Ukrayna'da ve bölgede kan dökülmemesi için partilerinin anti-emperyalist ve savaş karşıtı mücadeleyi sürdüreceğini vurguladı.

TKP, bazı ülkelerin komünist partileriyle ortak bildiri yayınladı. Bildiride, Ukrayna'nın Rusya tarafından işgal edildiğine dair bir cümle yer almadı. "Ukrayna'da faşist ve milliyetçi güçlerin faaliyetlerini, anti-komünizmi ve komünistlere karşı zulmü, Rusça konuşan nüfusa karşı ayrımcılığı, Ukrayna hükümetinin Donbass'taki halka karşı silahlı saldırılarını kınıyoruz. Faşist gruplar da dahil olmak üzere Ukrayna'nın gerici siyasi güçlerinin, Avrupa-Atlantik güçleri tarafından planlarının uygulanması için kullanılmasını kınıyoruz" denildi.

Putin'in Sovyetlerin tarihi ve bazı liderler hakkındaki suçlayıcı değerlendirmesine, "Rusya liderliğinin bölgede kendi stratejik planlarını haklı göstermek için Lenin, Bolşevikler ve Sovyetler Birliği'ne karşı başvurduğu anti-komünist söylemleri de kabul edilemez" şeklinde karşı çıkıldı. Rusya'nın "halkları ezmeyi hedeflediği" belirtilip Donetsk ve Luhansk'ın bağımsızlıklarının tanınmasına "Çarlık özlemi" denildi. "Yayılmacı politikaların koltuk değneği milliyetçiliktir, ırkçılıktır, şovenizmdir. Putin'in Donetsk ve Luhansk'ın bağımsızlıklarını tanımasının bizim açımızdan tercümesi budur" değerlendirmesinde bulunuldu.

HDP Merkez Yürütme Kurulu açıklamasında, olayı "NATO ve Rusya arasındaki egemenlik mücadelesi" olarak gördü. "Yıkım süreci" nitelemesiyle, savaş ve felaketin kapısının aralandığına işaret etti. Hem 'işgal' kavramını kullanmadı, hem de Ukrayna hükümetini "iki blok arası gerilimi artıracak tutumdan vazgeçmeye" çağırdı. İşgali "askeri müdahale" olarak değerlendirdi ve karşı çıktı. Uluslararası hukukun ihlaline dikkat çekti. "Askeri operasyonların" durmasını, müzakere kanallarının açılmasını istedi. Kiev'in diyalog girişimlerini destekledi. Minsk Anlaşması'na sadık kalınması çağrısı yaptı. AK Parti iktidarına da savaşın toplumlar için yıkım, yurtsuzlaştırma ve ölüm olduğunu hatırlattı. Barıştan yana rol oynamasını ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni uygulamasını istedi.

Parti sözcüsü de işgal tanımı yapmayıp, "Ukrayna askeri harekâtının NATO ile Rusya arasında hegemonya savaşının yansıması" olduğunu ileri sürdü. Acilen ateşkes önerdi. Uluslararası güçlerin ve BM'nin Ukrayna'da barışın hâkim olması için devreye girmesini istedi. Donbass'taki Donetsk ve Luhansk bölgelerinin bağımsızlık talepleri için de BM ve AGİT gibi kuruluşların devreye girmesini istedi ve orada yaşayan halka sorulmasına dikkat çekti. Kendi geleceklerini tayin hakkının halklara bırakılmasını önerdi.

TİP de Ukrayna'nın Rusya tarafından işgal edildiğini açık olarak ifade etmekten uzak durdu. Genel kavramların kullanıldığı dengeleme dili bu partinin de açıklamasında görüldü. Rusya'ya Ukrayna'dan elini çek çağrısı yaptı, barış ve istikrar için bir an önce kapsamlı müzakere yapılmasını istedi. Askeri çözüm arayışlarına, saldırganlığa, emperyalist ve yayılmacı girişimlere karşı olduğunu vurguladı. Bu kapsamda NATO'yu bir terör örgütü olarak değerlendirdi. Bu örgütün varlığının dünya barışı ve halklar için bir tehlike olduğunu öne çıkardı.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin ihlalini doğuracak talepler geldiği takdirde, AK Parti iktidarından kesinlikle reddetmesini, bölgedeki savaşı ve silahlanmayı destekleyici tutumlardan uzak durulmasını istedi.

Türkiye Komünist Hareketi (TKH), "Ukrayna'da yaşanan savaşın sorumluları aranacaksa önce ABD emperyalizmine ve sonra Ukrayna'daki Nazi yanlısı faşist darbe iktidarına bakılmalıdır" dedi.

Yazıyı hazırlarken Demokrasi İttifakı isimli platform, HDP'nin çağrısıyla, EMEP, Emekçi Halkın Partisi (EHP), Halkevleri, TİP ve daha birçok kurum ve çevrenin katılımıyla toplandı. Ortak açıklamada, Ukrayna'nın Rusya tarafından işgali cümlesine yer verilmedi. "Rusya ve ABD öncülüğündeki NATO'nun halkların iradesini yok sayan yayılmacı politikalarının tarafı değiliz" denildi. "Halklar bu iki odaktan birine taraf olmak zorunda değildir" vurgusu yapıldı. "Haksız savaşları ve savaşa güç toplama çağrılarını reddediyoruz" denildi. Genel bir ifade olarak, "Bütün savaş ve işgal güçleri bölgeden çekilmelidir" vurgusu yapıldı. Savaşa karşı barış ve kardeşlik çağrısı dile getirildi. "Türkiye ne NATO'nun ne de Rusya'nın savaş bloğuna dahil edilemez" görüşü öne sürüldü.

İşgale işgal diyenler

Devrimci Sosyalist İşçi Partisi (DSİP) konuyla ilgili yayınladığı açıklamada "Ukrayna’da savaşa hayır!" başlığını kullandı ve Ukrayna'nın savaşı başlatan Rusya tarafından zorla işgal edildiğini belirtti. Bu gelişmelerin sorumlusu olarak ise hem ABD ve Avrupalı müttefiklerini, hem de Rusya'yı gördü. Böyle bir savaşta işçi sınıfının bir çıkarı olmadığını öne çıkardı.

Ukrayna topraklarında tarihen hakları olduğunu iddia eden Putin'i Rus milliyetçilerinin emperyalist yayılmacı yolundan gitmekle suçladı. ABD ve Batılı dostlarının NATO ve Avrupa Birliği vasıtasıyla doğuya doğru genişleme politikası izlediklerini belirtip Rusya'nın sınırlarının yakınına askeri yığınak yaptığını vurguladı. NATO'yu da bu bakımdan işgalci olarak değerlendirdi. En ağır bedeli Ukrayna halkının ödeyeceğine dikkat çekip işgale hemen son verilmesini ve savaşın durdurulmasını istedi.

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (YSP), "Ateşkes ilan edilmeli, Rusya ordusu geri çekilmelidir" başlıklı bir açıklama yaptı. Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısını kabul edilemez bulduğunu belirtti. İşin bu noktaya gelmesinde ABD ve NATO'nun rolü olsa da, Rusya'nın Ukrayna'yı işgal etmesini haklı çıkaramayacağını vurguladı. Ateşkes yapılmasını, Rus askerlerinin geri çekilmesini ve diplomasinin devreye girmesini istedi. Rusya güçlerini çekmediği takdirde yaptırım önleminin alınmasını, acilen Ukrayna halkına insanı destek yapılmasını istedi.

İşgal öncesinde ise bu krizin kıvılcımını Putin'in çaktığını, silah gücüyle toprak ilhakını doğru bulmadıklarını açıkladılar. NATO ve AB'nin doğuya doğru genişlemesini ve ABD'nin bu husustaki zorlamasını doğru bulmadıklarını ifade ettiler. Kendi kaderlerini tayin hakkının emperyalist pazarlıkların ve savaşların konusu olmaması gerektiğini açıkladılar. Avrupa'nın silahsızlandırılmasını, NATO'nun dağıtılmasını istediler.

DİSK, konuyu Rusya'nın işgal girişimi ve sıcak savaş olarak değerlendirdi. NATO ile Rusya arasında denge kurma arayışı bu kuruluşun da açıklamasına yansıdı. NATO'nun Rusya'yı kuşatma amacıyla Ukrayna'yı bünyesine katıp silahlandırarak genişleme planının buna sebep olduğunu ileri sürdü. Rusya'nın saldırılarını durdurmasını, NATO'nun yayılmacı planlarından vazgeçmesini istedi. Farklı emperyalist projelerin ve yayılmacı hayallerin çatışmasının emekçilere, halklara ve dünyaya yıkım ve felaket getirdiğini vurguladı. Acilen silahların susmasını ve Rusya'nın saldırılarına son vermesini istedi. NATO'yu da yayılmacı planlardan vazgeçmeye çağırdı.

İHD yaptığı açıklamada, Rusya'nın saldırı ve işgalinin derhal son bulmasını istedi. Sorunların barışçıl yöntemlerle ve halkların katılımıyla çözülmesine dikkat çekti. NATO'ya ve üçüncü taraflara acıların istismarından, çatışma ve gerilimin tırmandırılmasından uzak durmaları için çağrı yaptı. BM ve benzeri uluslararası mekanizmaların yeni trajediler yaşanmaması için harekete geçmesi çağrısını vurguladı. Sivillerin yaşam, barınma, altyapı ve temel ihtiyaçlara erişim haklarına özel hassasiyet gösterilmesini istedi. İnsan hakları savunucuları ve gelişmeleri izleyen gazetecilerin çatışan taraflarca korunmasına dikkat çekti. Barış ve diyalog isteyenlere yönelik baskı ve şiddete meydan verilmemesini belirtti.

Sonuç olarak, Türkiye sosyalistlerinin eylem ve söyleminde işgal manzarası böyle görünüyor.

NELER SÖYLENDİ?
@
Atilla Aytemur

Atilla Aytemur

DİĞER YAZILARI Cinayet davası 05-07-2022 01:40 Diyarbakır gazetecileri 24-06-2022 00:40 Halim Spatar ve anıları 16-06-2022 23:23 Sosyal medya ve internet yasa tasarısı: Şekerler ve zehirler 02-06-2022 01:34 SADAT ve iktidar 25-05-2022 03:36 Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu davası 27-04-2022 03:09 Adil seçim ve seçim güvenliği sorunu 14-04-2022 22:45 AK Parti'nin son umudu 21-03-2022 22:53 Ukrayna'nın işgaline sosyalistler nasıl bakıyor? 05-03-2022 00:42 Aysel Tuğluk 20-02-2022 01:59 Muhteşem Süleymaniye'ye perde çekmek! 11-02-2022 01:28 Millet İttifakı'nın performansı ve beklentiler 02-02-2022 10:23 'Sosyal Kaynaşma ve Kürtler: Coğrafi Farklılıklar' * 22-01-2022 22:22 16-01-2022 02:03 Sevgili arkadaşımız Saffet Uygur'u kaybettik 06-01-2022 02:34 Ayhan Bilgen'in 'yeni' yolu 29-12-2021 03:56 Vakit tamam; yeni ekonomiye geçiyoruz! 19-12-2021 00:50 Sosyalistlerin ittifak halleri 03-12-2021 23:27 Durmayan dolar ve duruşma 23-11-2021 02:32 Muhalefetin ayak sesleri... 20-11-2021 22:45 İktidar, hangi dala elini atsa elinde kalıyor! 11-10-2021 01:22 Ali Babacan, DEVA ve yakın gelecek 01-10-2021 04:18 Hedef muhalif belediyeler 25-09-2021 23:34 Edremit vakası 18-09-2021 03:23 Sosyal medyayı susturma yasası! 12-09-2021 02:08 Türkiye, Afganistan'da ne kazandı? 01-09-2021 04:04 Afgan halkı ne yapsın! 26-08-2021 02:21 CHP, göçmen ve sığınmacılara farklı bakmalı 17-08-2021 02:57 Yangın dersleri 10-08-2021 01:47 Muhalefetin Cumhurbaşkanı Erdoğan sonrasına hazırlıkları 13-07-2021 05:29 Validebağ Korusu'na dokunmayın! 01-07-2021 00:57 HDP'ye yapılanlar ve yaklaşan seçimler 23-06-2021 03:48 Ezgi Mola'nın isyanı 09-06-2021 03:49 İktidar ve çürüme 01-06-2021 00:54 CHP Raporu'nun işaret ettiği çöküntü! 19-05-2021 02:06 MHP'nin şiddet dili ciddi riskler barındırıyor 12-05-2021 00:12 Emniyet genelgesi: Uydurma suç 01-05-2021 21:22 'Eylem Planı' neden heyecan yaratmıyor! 13-03-2021 00:59 Başarısız Gara operasyonu ve hedefteki HDP 25-02-2021 22:54 Boğaziçi'ndeki iktidar kuşatması 06-02-2021 01:59 Selahatttin Demirtaş ve Erol Katırcıoğlu 01-02-2021 04:03 Türkiye, bu filmi daha önce de gördü! 23-01-2021 05:18 İnanılmaz proje: Cami Gençlik Kolları! 14-01-2021 04:17 Ömer Faruk'un 'KAOS'u (*) 18-12-2020 23:48 Millet İttifakı'nın durumu ve beklentiler 11-12-2020 03:40 Türkiye, Türkiye olalı böyle 'Devran' görmedi! 30-11-2020 05:23 Hedefteki lider: Kemal Kılıçdaroğlu 25-11-2020 22:09 İktidar yeni bir sayfa açabilir mi? 17-11-2020 01:49 Deprem vergisinin tuhaf hikâyesi 07-11-2020 02:34 Muhalif partiler olmasa memleket ne güzel... 02-11-2020 03:21 Seçim tartışması bu şartlarda biter mi? 23-10-2020 23:33 İktidar ülkeyi nereye sürüklüyor? 09-10-2020 21:45 Hukuku tuşa getiren HDP operasyonu 29-09-2020 15:35 "Samimi demokrasi" buysa... 22-09-2020 19:25 İçişleri Bakanı böyle davranamaz! 16-09-2020 01:19 Atlamayalım... Bahçeli bu defa idam istedi! 11-09-2020 02:51 Barış Atay'a saldırı geçiştirilemez! 05-09-2020 02:24 Müjde ve felaket: Karadeniz’in gazı ve seli 30-08-2020 00:55 İktidarın boş işleri 21-08-2020 03:39 'Nepotizm' dediğin böyle olur! 14-08-2020 03:19 Bugün CHP'den ayrılma ne anlama gelir? 08-08-2020 02:04 CHP'deki muhalefet ne diyor? 02-08-2020 02:48 AK Parti'yle nereye kadar? 24-07-2020 01:45 Muteber işadamı ve durmaksızın patlayan fabrikası 16-07-2020 02:51 İktidar, kıdem tazminatında IMF ile aynı noktada buluştu 08-07-2020 00:46 Ak Parti’nin "ince" hesapları 30-06-2020 02:31 Türkiye, Kürt sorununu kiminle çözecek? 22-06-2020 02:30 HDP'yi kapattırma sevdası 11-06-2020 23:20 Yine neler oluyor? 06-06-2020 00:53 Siyasette iki tıkanma 29-05-2020 23:56 Hayır, cüretleri cehaletlerinden değil! 15-05-2020 23:09 Kullanım süresi geçmiş suçlama 06-05-2020 20:50 Adalete ve eşitliğe uzak İnfaz Yasası 17-04-2020 23:31 Vebadan sonra Avrupa’da ne oldu? 14-04-2020 00:49 Salgınla mücadelenin üzerine düşen gölge 02-04-2020 20:56 Korona günlerinde siyaset 15-03-2020 01:28 Ömer Faruk'tan 'Aşk ve Ereksiyon Aşk'ı' 28-02-2020 03:05 Kavala şimdi de FETÖ’nün beyni ve finansörü mü oldu? 20-02-2020 23:42 Vesayet ve darbe tehlikesi hortladı mı? 18-02-2020 23:44 Siyasi ayağı ararken 11-02-2020 21:38 Kanal İstanbul tartışması ve son gerçekler 31-12-2019 18:03 Kamu yetkililerinin sorunlu zihniyeti 20-12-2019 18:59 Kanal İstanbul-3: Risk bombası! 14-12-2019 02:00 Türkiye ücretli geçişe zorlayabilir mi? * 08-12-2019 01:02 Kanal İstanbul hakiki bir ihtiyaç mı? * 03-12-2019 23:06 Bunu da gördük: Üniversiteye haciz! 25-11-2019 23:32 Dipsiz Göl’ün ölümü 17-11-2019 23:37 Otizmli çocuklara ayrımcılık 11-11-2019 00:57 Zor denklem! 02-11-2019 21:29 Yargı ve adalet krizi 08-10-2019 00:06 Bütün anneler birleşin! 29-09-2019 00:06 Sosyal medya ve 'Gariplikler' * 04-09-2019 16:17 İstanbul Belediyesi meğer kimleri finanse etmiş! 29-08-2019 21:57 Yine mi kayyım! 26-08-2019 21:57 HDP Diyarbakır Mitingi'nin düşündürdükleri 31-07-2019 21:54 Hedefteki adalet! 22-07-2019 21:53 Doğu Akdeniz krizi ve iklim değişikliği 20-07-2019 21:51 Ak Parti’de ayrılık rüzgârları 12-07-2019 21:50 Başkanlık tartışmasının ardında dış güçler mi var? 06-07-2019 21:49 Metamorfoz (başkalaşma) ve 23 Haziran Seçimi 28-06-2019 21:48 S-400'ler ve sol partiler 20-06-2019 21:47 "KHK uygulamaları ve Medeni Ölüm" 26-08-2019 21:45 Türkiye Gemisi 23-05-2019 21:43 #sanatçıyadokunma! 15-05-2019 21:41 İktidar, YSK kararı ve muhalefet 07-05-2019 21:38 Ortada kalan İttifak 02-05-2019 21:37 23 Nisan ve linç girişimi 25-04-2019 21:35 HDP bu seçimlerde ne yaptı? 18-04-2019 21:34 Ak Parti ülkeyi nereye sürüklediğinin farkında mı? 11-04-2019 21:33 Ak Parti mahallesinde adresini arayan uyarı 03-04-2019 21:32 Sıradaki kriz: S-400’ler 26-03-2019 21:29 Başkası Adına Konuşmanın Haysiyetsizliği * 15-03-2019 21:27 Zorlamayalım, “beka” seçimlere sığmaz! 07-03-2019 21:25 CHP manifestosu neler vaat ediyor? 27-02-2019 21:09 Ak Parti manifestoda ne diyor, ne demiyor? 14-02-2019 21:11 Seçilmişlerin meşruiyeti ve Venezüela 06-02-2019 21:23 Kaz Dağları'nda itiraz ve isyan! 26-08-2019 12:45
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Adana Demirspor00
  • 2Alanyaspor00
  • 3Antalyaspor00
  • 4Başakşehir FK00
  • 5Beşiktaş00
  • 6Fatih Karagümrük00
  • 7Fenerbahçe00
  • 8Galatasaray00
  • 9Gaziantep FK00
  • 10Giresunspor00
  • 11Hatayspor00
  • 12İstanbulspor00
  • 13Kasımpaşa00
  • 14Kayserispor00
  • 15Konyaspor00
  • 16MKE Ankaragücü00
  • 17Sivasspor00
  • 18Trabzonspor00
  • 19Ümraniyespor00
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Türkiye'de erken seçim ihtimali var mı?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
webmaster forum