DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Yeşim Tektaşlı
Yeşim Tektaşlı
Giriş Tarihi : 02-02-2022 12:48

İstanbul, taş ocaklarının talanı ve tehdidi altında!

Hasdal'dan yeni havalimanına doğru giderken, ne kadar etrafınıza bakıyorsunuz acaba? Belki "Aaaaa, buralarda halen orman varmış" diyorsunuzdur bazı yerlerde. "Neden her taraf toz toprak olmuş, eski ormanlara ne olmuş" diye soruyor musunuz? En geç Göktürk'ü geçtikten sonra, sol tarafta gördüğünüz devasa taş ocakları karşısında siz de dehşete kapılıyor musunuz? İçiniz acıyor mu?

Bölgede yaşayan birisi olarak beni derinden üzüyor. Ve maalesef bunlar azalacağına, iktidarın her mega projesiyle artarak çoğalmaktadır. Eyüpsultan köylerindeki insanlarla konuştuğunuzda, bu taş ocakların nasıl oradaki tarımı tehdit ettiğini ve mandacılığın sonunu getirdiğini öğrenebilirsiniz mesela.

Etrafımıza biraz daha geniş baktığımızda bir de ne öğreniyoruz? Gözlerden uzak, Belgrad Ormanı'na dahil Kemerburgaz Azizpaşa Koruma Ormanı'nın içlerinde maden çalışmaları hızla devam etmekte! Uydu görüntüleri incelendiğinde 2008'de çok daha ufak bir bölgede faaliyet gösteren taş ocaklarının zaman içerisinde Azizpaşa Koruma Ormanı'nı işgal ettiğini ve büyük bir alanda ağaç kesimine neden olduğunu görüyoruz.

İklim değişikliğiyle birlikte su sıkıntısı beklenen kentimizde, ekosistemi daha da bozan bu taş ocaklarının özellikle su kaynaklarımızın tehdit edileceği bu tür bölgelerde açılması, anlamlandırması güç bir faciadır.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın verdiği 10-30 yıllık veya daha uzun süreli ruhsatlarla ve uzatmalarıyla, bu tür taş ocakları İstanbul kentimizin son yeşilliklerini tahrip ettiği gibi, Sultangazi'de yaşam alanının içine kadar uzanmış, etrafı toz duman içinde bırakmış durumdadır. Ve aynı şekilde İstanbul'un çeşitli yerlerinde yer alan taş ocakları, canlarımızı yakmakta ve kent yaşamımızı ve sağlığımızı tehdit etmekte; gerekli önlemler alınmadığı takdirde taş ocağından yayılan tozun solunması, amfizem, KOAH, bronşit ve diğer birçok ölümcül hastalığa sebep olabilmektedir. Toza maruz kalmanın ciğerlere verdiği zarar, ilaç tedavisiyle de geri döndürülememektedir. Şu an iki veya üç neslin bu kadar taş ocağı ile içe içe yaşaması kabul edilebilir bir durum değildir!

Kuzey Ormanları Araştırma Derneği'nin 2021 yılındaki Tehdit Tahrip Raporu'nda özellikle vurgulandığı üzere: "Özellikle son 10 yılda hemen hepsi orman yıkımıyla inşa edilen; 3. Köprü, 3. Havalimanı, Kuzey Marmara Otobanı, Osmangazi Köprüsü, Avrasya Tüneli, Çanakkale Köprüsü, Rus Doğalgaz Boru Hattı gibi mega rant projelerine gereken inşaat malzemesini sağlamak için yine Kuzey Ormanları'nın onlarca mevkiine yeni taş/maden ocağı açılmış, faaliyette olanların ise kapasite artırımları sağlanmıştır."

Bu sebepten diyoruz ki, ülkemizin ve kentimizin sınırlı orman alanları ivedilikle koruma altına alınmalı!

Evet, eskiden yeşil sayılan Eyüpsultan 3. Bölge'de son gelinen nokta budur:

Kuzey Ormanları Savunması'nın dikkat çektiği başka bir örnek, Çatalca-Kalfaköy'de bulunan Burhanettin Soğancılar Kuvarsit ve Kuvars Kum Ocağı'nın, 1600 yıllık "Antik Roma Su Yolu"nun üzerinde kurulmuş olup, faaliyete geçtiği 2006 yılından bugüne antik su taşıma sistemine dair yapılara geri dönüşü olmayan zararlar vermesidir.

Süreleri dolunca işletmelerin rehabilitasyon çalışmaları yapmaları gerekirken, şirketlerin genellikle bundan kaçındığını görüyoruz. Çukurlar olduğu gibi bırakılıyor maalesef ve doğa kendini ancak ilerleyen 10 yıllarda yenileyebiliyor. Mesela yeni havalimanının yapıldığı bölgedeki göletlerin birçoğu, taş ocaklarından kalan çukurların zaman içerisinde gölette dönmesiyle oluşmuştur. Fakat havaalanı yapımıyla birlikte bu doğal rehabilitasyon da tekrar bozulmuştur.

Türkiye geneline bakıldığında ise, Jeoloji Mühendisler Odası’nın 2019 Mavi Gezegen Raporu’nda çarpıcı örnekler ve bilgiler verilmekte. Örneğin:

jmo.org.tr raporu: Trakya'da yıldız Dağları'ndaki ağaçların taş ocakları açmak için kesilmesinin ve terk edilmiş ocakların rehabilite edilmeden bırakılmasıyla çevreye verilen zararların bir örneğidir.

Taş Ocakları'nın "riskleri" ise şu şekilde sıralanmıştır:

Ve daha yüzlerce madencilik ruhsatı verilen yerlerde ormanlarımız kesilmekte, toprağımız-suyumuz tehdit altında, patlayan arsenik ya da kullanılan çeşitli kimyasallarla geleceğimiz zehirlenmektedir. Bunun en sıcak örneği Şebinkarahisar/Giresun'da daha yeni yaşandı. Zehir Çukuru patladı ve Kelkit Havzasını zehir istila etti.

OGM Göreve!

KOS-Medya, 4 Aralık 2021 tarihinde OGM hakkında hazırlanan 2020 Yılı Sayıştay Denetim Raporu'na dikkat çekiyor. "Ormanların korunması, geliştirilmesi, orman köylülerinin desteklenmesi" gibi kurumun öncelikli görevlerinin yerine getirilmediği dile getiriliyor. Bulguların arasında, ormanlık alanlardaki maden izin sahalarında etkin denetimin yürütülmediği, izinsiz yapılaşma ve izin amacı dışında kullanım tespit edildiği bildiriliyor. Maden sahalarının rehabilitasyon çalışmalarının tam ve zamanında yapılmadığı ve eksik yapıldığı savunuluyor. Ve bu sebeple bu ruhsat süresi dolan ocakların devasa kraterler halinde açık kaldığı ve çoğu zaman hafriyat çukurlarına dönüştüğü ifade ediliyor. (https://kuzeyormanlari.org/2021/12/04/ogm-neye-hizmet-ediyor/)

Peki taş ocaklarımız olmayacak mı? Konutlarımıza ihtiyaç duyulan malzemeleri temin edemeyecek miyiz? Ülkemizin taş ihtiyacını karşılamak ve fazlasını ihraç etmek ülke ekonomisi için doğru bir yaklaşım değil midir? Bunu daha iyi anlamak için, dünyadaki taş ocakları üretimine bakmakta fayda görüyorum:

KAYNAKLAR

* Dr. Carlo Montani
https://www.stone-ideas.com/82698/dr-carlo-montani-natural-stone-statistics-2019/

** Vikipeki

*** www.natursteinonline.de

2019 verilerine göre, dünya taş ocakları üretiminin % 57.2'si Çin, Hindistan ve Türkiye'den gelmekteydi. Ancak bu ülkelerin kara yüzölçümüne baktığınızda, Türkiye'nin km2 başına 15 tondan fazla üretimiyle, en yüksek taş ocağı yoğunluğuna sahip olduğunu görebiliyoruz. Sadece İtalya bu yoğunluğu geçmekte, ancak İtalya'da kentlerin içinde taş ocaklarına rastlamak pek mümkün değildir. Almanya'da örneğin taş ocakları göreceli küçük alanlarda, patlamaları gerektirmeden, yine kentlerin dışında işletilirler. (www.natursteinonline.de)

Aslında ülkemiz, zaten ihtiyacından fazlasını üretebiliyordu. Son yıllardaki artışın yegâne nedeni, akli olmayan mega rant projeleridir. Liman projeleri için İkizdere'nin dağına taş ocağı, yeni havalimanı için yine Trakya ormanlarına taş ocakları açıldığını görüyoruz. Doğa katili mega projelerden vazgeçip ekoloji ve iklimi gözeten bir yatırım ve kentleşme politikası tercih edilmeli. O zaman taş ocağı ihtiyacımız da makul ölçülere gerileyecektir.

Rasgele talana izin vermeden, kontrollü, makul ve planlı ölçülerde, belli yoğunlukları aşmadan, küçük alanlarda ve yerleşim yerlerinden mesafede taş ocakları işletilebilir. Doğa ile uyumlu sağlıklı bir yapılanma için gereken taş miktarları çıkartılabilir. Kent ve doğa yaşamını tehdit etmeden, elde edilen ihtiyaç fazlası ihraç da edilebilir. Ancak ülkemizde aşırı yoğunlaşan taş ocağı faaliyetleri ve bunların kentlerin içlerinde, özellikle İstanbul gibi bir megakentin içinde yer alması, kentimize ve yurttaşlarımıza ihanettir.

Peki, son gelişmeler ne yöndedir? Çiftalan Ağaçlı köyleri arasında bir çimento limanının yapılmasının planlandığını öğreniyoruz! Bölge halkının karşı çıktığı bu projeyle, kuzey ormanlarına çökmüş taş ocaklarının malzemelerinin taşınması ve bununla birlikte bölgedeki taş ocağı sayısının ve faaliyetlerinin giderek artırılması demektir!

Bu bir katliamdır, doğa tahribatıdır, kent yaşamının ve geleceğimizin zehirlenmesidir! İktidarların doğamızı yağmalamaya hakkı ve yetkisi yoktur! İhanetlere karşı çıkmak bir vatan görevidir, İstanbullular olarak bunu kabul etmemeliyiz! İzin verilmemeli!

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper Lig Ahmet Çalık SezonuOP
  • 1Trabzonspor3781
  • 2Fenerbahçe3770
  • 3Konyaspor3767
  • 4Başakşehir FK3762
  • 5Alanyaspor3761
  • 6Antalyaspor3859
  • 7Beşiktaş3758
  • 8Fatih Karagümrük3757
  • 9Adana Demirspor3752
  • 10Galatasaray3852
  • 11Sivasspor3751
  • 12Kasımpaşa3750
  • 13Hatayspor3750
  • 14Kayserispor3747
  • 15Gaziantep FK3846
  • 16Giresunspor3745
  • 17Çaykur Rizespor3836
  • 18Altay3734
  • 19Göztepe3728
  • 20Yeni Malatyaspor3720
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Türkiye'de erken seçim ihtimali var mı?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
webmaster forum