Ayşegül Ilgaz
Ayşegül Ilgaz
Giriş Tarihi : 15-09-2020 02:28

Hayata tutunmanın bırakma hali

9 Koronavirüs Dersi:

8- Dayanıklılık

Dünya değişiyor sevgili insan.

Sen, ben; hepimiz başka bir dünya öğreniyoruz. Şimdi sancılar içinde dünya, kıvrana kıvrana doğuma hazırlanıyor. Kendinden yeni bir dünya yaratmak için sabırla dakikaları sayıyoruz.

Doğum gibi hayattaki her oluşum, birbirini bütünleyen iki zıt kuvvetten meydana gelir. Doğum esnasında bunlardan biri ıkınmak gibi aktif bir eylem iken diğeri de nefesle bedeni gevşetip esneklik alanı yaratan pasif bir eylemdir.

Dünyanın doğumunda da şu aralar, biraz ıkınıp biraz gevşemek üzereysek yakındır; çocuk geliyor.

Zamanı geldi sevgili insan. İnsanoğlunun zıtlarla verdiği mücadelede, farklılıklara ayrılık demek bitiyor. Bu ayrılıklar bizi birbirimizden uzaklaştırdı. Başlarda iyi geldi belki dışarı çıkmak zorunda olmamak, ev rahatlığında iş bitirmek.

Ama sonra? Sevdiklerimize sadece mektupla ulaşabildiğimiz zamanlardan, şimdi bir tık kadar uzaklıkta mesafesiz hissettiğimiz sosyal medya zamanına geldik ama kendimizden bile uzağız. Eğer içsel bir fakirlik zihniyetiyle online dünyaya dalmaya devam edersek kaybedeceğimiz şey bütünselliğimiz olacak. Kusurları kapatıp yok saydıkça, ihtiyaçları güçsüzlük olarak adlandırınca bölünmeye başlayacağız. Gerçek güç, paylaşmaktır. Bunu kavramak için önce gücünü eline alman lazım. 8'inci ders budur. Gerçek bir otorite onu otorite olarak kabul edenlere hizmet ettiği sürece güçlüdür. Böylece hiyerarşi sisteminde bir üst kademe altındakilere hizmet ettikçe aynı zamanda yatay bir sistem olur. İşte budur gücün dolanımı. Sendekini bütünün yararına kullanmakla sadece güçlü olmaz, öyle hissedersin. Çünkü insanı mutlu ve huzurlu hissettiren şey bütünlük halidir. En zor zamanlarında yalnız olmadığını insan, o durum, duygu ya da düşüncenin saygıyla karşılandığını, anlaşıldığını, onaylanmasa bile kabul ile paylaşıldığını görünce anlar. Sadece uygun görüp beğendiklerimizle, aynı fikirde olup yanımıza çektiklerimizle değil, herkesle paylaşmalıyız hayatı. Herkesin inancını, fikrini, duygusunu ona özgün kabul edip, farklılığını kutsayabilmeliyiz. Hepsinin ışık gibi özünde renksiz ama kırıldığı zaman renklere dönüşen insanlar olduğunu bilmeliyiz.

Yoksa yeni nesil hala alması gereken beğeniler için kendi özünden vazgeçip mükemmel olmaya çabalayacak. Kendi küçük ama onun için tek olan dijital toplumundan onay almak için kendini feda edecek. Çünkü mükemmel olmak uğruna bütün olmaktan vazgeçecek. Yeni nesil, eski neslin farklı gözüken çiğ bir tekrarı olacak.

Oysaki bütünlük, kusurlarla mümkündür. Mükemmellik için ise kusurlardan vazgeçmek gerekir. Yani mükemmel olan bir şey bütün olamaz. Bütün olan bir şey de mükemmel olamaz.

İnsan mükemmel değildir. Mükemmel olmak için de dünyaya gelmemiştir çünkü, tarih boyu insan başarılarının hepsinde onları bugüne taşıyan epik hatalar vardır.

Ama gençler ve o gençlerin içinde yaşattıkları his; kabul görmeme, takdir edilmeme, güvenilmeme, inanılmama hissi, kısacası kusurların ve hatalarınla kabul ve destek görme hissinin eksikliği hepimizin içinde var. Hepimizin... Ve içinde bulunduğumuz dünya bu hissin ortadan kalkma umudunu yeni dünyayla birlikte doğuruyor.

Umut doğuyor. Ona ulaşmanın ise tek bir yolu var. Güçlü olmamız lazım. Bildiğimiz türden bir güç değil ama bu. Esneklik... Dayanıklılık... Hayata tutunmak için bırakmak lazım.

Engellerle savaşmayı bırakıp onları kabul edip onlarla daha dayanıklı olmamız lazım.

Eğer bir şeyler yolunda gitmiyorsa, elinle koyduğun rüzgârla devriliyorsa, güvendiğin dağlara kar yağdıysa, bunca zamandır uğraşıp da ıkına ıkına ortaya çıkardığın bu dünyanın meyvesini vermesi için artık şimdi bırakman lazım. Bırak, hayat sarsıyorsa yıkılsın. Bil ki depremler peygamberlik alâmetidir. Peygamberlik ise 'peyam eden', yani 'öğreten' demektir. Öğretmen için olman, olman için ölmen lazım. Ölecek olan geçmişe takıldığın yerlerdir; eski bildiklerindir. Geçmişin kapanmayan hesabını bırak, hayat dürsün. Senin karşında şu an muazzam bir afet var. Bırak, hayat sana gücünü göstersin. Sallanan o insan eli düzenlere bak. Devrilen lambalara, yeryüzünün o derin ve ürkütücü uğultusuna kulak ver. Yer yarılıyor, göğe doğru dağlar yükseliyor. Bırak, çocuk doğsun. O işi bilir. Bırak, göstersin.

Önce bir dur. Hayatını önüne koy. İncele güzelce. Sarsılan ne varsa, iyileşmesi gereken ne varsa başına git. Başa git. Nerede başladı? Ne başlattı? Neydi onu başlatan ki belki de aslında onun tam zıddıydı tetikleyen? Şimdi ortasını bul kendinde. Ama lütfen onu da bırak bu iş bitince. Elinden geleni yap sonra elinde olanlara bak. Bir şey yıkılıyorsa yerine yenisi geliyor.

Esnek ol. Elastikiyet, uzayda yeni Dünyalar arayan astronotların en önemli gücüdür. Bunun için önce Dünya’yı bırakması lazım. Sonra insan için en temelden ve derinden değişen koşullarda adapte olabilmesi lazım. Kuvvetli olan değil, artık dayanıklılığı güçlü olan başaracak. Yer çekimi seni diğer her şey gibi havada mı hissettiriyor? Ayakların yere fazla gömüldü, bedenin ağır mı geliyor? İyi dinle. Ne olup bittiğini anladığında öğrenmen gerekeni bileceksin.

Elastikiyet sevgili insan...

Otoritenin en üst bilgisini öğreniyoruz. Öğreteceğiz de... O da şudur:

Bu dünyada yenilmez tek bir savaşçı vardır. O da savaşta barışmayı bilendir. Savaşmaktan kaçarak değil, onun içinden geçip onu aşarak barışmaktır bu. Kaçmak yok, savaşa devam. Takılma ama artık cephelerine. İş, aile, vesaire... Bu savaş sadece senin değil, bu zamanların değil. Yaşamış, yaşayan ve yaşayacak her insan yavrusunun... Öğrendiklerin gelecek nesile hizmet etmediği sürece, kendini hep onlardan ayrı tutacaksın. Bütünlük için paylaşman lazım.

İnsanlığın yararına kendi gücünü paylaşmayı öğrenmek lazım. Yaşamın gayesi zıtları birbirine düşürmek değil, onları birleştirmek...

Artık insan oluyoruz. İnsanoğlunun, her canlı ve cansızla eş değerde ve kutsal olduğu, sadece bu kavrayışla insan olunduğu bir insanlık bu. Seni artık üstün değil, farklı ama onlarla bütün yapan türden. Mütevazı bir yaşamın değeri ortaya çıkıyor. Sıradanlıktan kaçıp sıradışılığın peşinden koşmadığın... Sıradan gözüküp içinde sıradışı bir yol yürüdüğün bilgelik doğuyor. Unutmaya hazırlanman lazım. Öğreneceklerin eski bildiklerinin düzenini değiştirdiğinde eskiyi unutacaksın, yeniyi hatırlayacaksın. Çünkü hatırlayacağın senin özündür. Özün bütündür. Mükemmel olmayacaksın ama bütün yaşayacaksın. Çocuklar gibi masum ve bilge... İnsan gibi... yeniden doğacaksın.

Tutup koparma, alıp saklama, verip kovalama devri bitiyor.

Son ders "Merhamet" başlıyor.

Paylaşacak neyin var sevgili insan?

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Fatih Karagümrük37
  • 2Alanyaspor37
  • 3Galatasaray37
  • 4Antalyaspor37
  • 5Hatayspor37
  • 6BB Erzurumspor36
  • 7Göztepe35
  • 8Fenerbahçe35
  • 9Konyaspor24
  • 10Trabzonspor34
  • 11Beşiktaş34
  • 12Sivasspor34
  • 13Kasımpaşa33
  • 14Kayserispor33
  • 15Gaziantep FK32
  • 16MKE Ankaragücü21
  • 17Gençlerbirliği21
  • 18Çaykur Rizespor31
  • 19Yeni Malatyaspor31
  • 20Denizlispor31
  • 21Başakşehir FK30
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Pandemide 2'nci dalga olur mu? Türkiye ne kadar etkilenir?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
webmaster forum