DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Mehmet Ferah
Mehmet Ferah
Giriş Tarihi : 21-02-2021 00:02
Güncelleme : 21-02-2021 00:25

Hayali kahraman

Kucakladığı ağır koliyi salondaki masanın üzerine yerleştirdikten sonra alnındaki terleri sağ elinin tersiyle silip derin bir "Ohh," çekmiş ve "Artık Cüneyt Arkın bizim eve de gelecek," demişti babam, "Konu komşuyu geç vakitlere kadar rahatsız etmek yok bundan böyle."

Yetmişli yılların başıydı; siyah beyaz televizyona henüz her evde rastlayamadığımız, tek kanallı yayının belli saatler arasında yapıldığı, haftanın belli günlerinde de Yeşilçam filmlerini geç saatlere kadar beklediğimiz yıllar.

Mahallenin bütün erkek çocukları gibi ben de Cüneyt Arkın hayranıydım. Gerçi şimdilerde de hayranlığım devam etmekte ama o yıllarda farklı bir durum sözkonusuydu: Şöyle ki, bizim nesil dövüşmeyi hep Cüneyt Arkın’ın filmleri sayesinde öğrenmiştir. Daha doğrusu, en azından biz, ilk kayda değer dayağımızı yiyene kadar öğrenmiş olduğumuzu düşünüyorduk.

Bir önceki gece seyrettiğimiz Cüneyt Arkın'ın Malkoçoğlu filminden öğrendiğimiz dövüş sahnelerini birbirimize uygularken, yumruk efektlerini ağzımızla yapıyor, bir türlü filmdeki o tok sesi çıkartamıyorduk, ama en azından surat ifadelerimiz dayak yiyen adamlarınkiyle uyuşuyordu.

Bizim evin iki sokak aşağısında oturan Hasan Amca, babamın çok yakın arkadaşı, aynı zamanda da köylümüzdü. Ablamın yaşında bir kızı ve benim yaşımda da Faruk adında bir oğlu vardı. Çok iyi arkadaştık ikisiyle de, hep beraber vakit geçirirdik.

Faruk'la benim, mahallenin bizden yaşça küçük çocuklarından oluşturduğumuz bir grubumuz, yani çetemiz vardı. Aslında bizden fazla küçük sayılmazlardı ama o yıllarda bir yaş büyük olmak bile diğerlerinden üstün olmaya yetiyordu. Bizim birer büyük olarak görevimiz grubu eğitmek, cesaret aşılamak ve geleceğin mahalle delikanlılarını yetiştirmekti. Başarılı da sayılırdık hani; çocukların her birine tümsek atlatıyor, inşaatların çukurlarından çıkabilmeyi öğretiyor, sopalardan kılıçlarla savaştırıyor ve güreştiriyorduk. Ne var ki bu eğitimden kendimiz daha önce geçmediğimiz için bazen yükseklikleri iyi ayarlayamıyor, bazen de çukurların derinliğini hesap edemiyorduk. Tabii bu da ufak tefek kazalara, burkulmalara ve yaralanmalara yol açabiliyordu. Belki eğitim zayiatlarının önüne geçemiyorduk bir türlü ama, yine de bu işte bayağı bir yol katettiğimizi düşünüyorduk. Ta ki arka mahalleyle yapmış olduğumuz meydan savaşına kadar.

Arka mahalleden bir çocuk, bizim cesaret dersi verip özgüvenini kazandırdığımız çocuklardan birinin meydan okumasını kabul ederek, oğlanı evire çevire dövmüştü.

Oğlan salya sümük ağlayarak geldiğinde, bütün çete etrafında toplanıp ona, "Ulan şöyle yapsaydın, kolunu böyle kaldırıp bloke etseydin, şöyle tekme savursaydın, böyle yumruk atsaydın," diye sıra sıra akıllar verdik.

En sonunda oğlan, illallah edip bombayı patlattı:

"Yarın daha detaylı öğrenirim söylediklerinizi; meydan savaşına davet ettim onları. Öğle ezanından sonra caddenin arkasındaki tarlada buluşacağız."

O anda bütün çete ölüm sessizliğine büründü. Kimseden ses çıkmıyordu. Faruk'la ben göz göze gelmek dahi istemiyorduk.

Aradan bir süre geçip şok dalgasını atlattıktan sonra, Faruk'a dönüp, "Bu saatten sonra geriye dönüş olmaz," dedim, "dövüşeceğiz mecburen."

"Öyle ya, biraz cesur olmak gerekiyor, hepsi o," dedi Faruk da, hırıltılı bir sesle.

"Ne demek istiyorsun oğlum, ben korkmuyorum ki. Bir de çocukların yanına vardığımızda bana 'Cüneyt' diye seslen. Ben de sana 'Battal Gazi' diyeceğim, tamam mı?" dedim, diğerlerinin de duymasını istediğim için âdeta kükreyerek.

"Tamam," diye fısıldarken gözlerinden çaresizlik okunuyordu.

Ertesi gün sabahleyin, çete her zamanki yerde toplandığında, bir cesaret konuşması yaptım. Filmlerdeki konuşmalardan alıntılar, araya benim sıkıştırdığım, saçma sapan kelimelerle kurduğum ve ben dahil hiç kimsenin anlayamadığı sözler.

Velhasıl, artık hazırdık. Caddenin kenarına kadar büyük bir cesaretle ve coşkuyla koştuk. Arsaya yanaşırken grup yavaşlamaya başlamış ve öndeki Ulubatlı Hasanlar bizim arkamızda kalmışlardı. Arsaya girdiğimizde ise karşımızda hemen hemen sayıca bizimle eşit bir grubun olduğunu gördük.

Fakat... Fakat gruptakilerin sayısı değildi o an önemli olan, boyutlarıydı. Bir mahallede bu kadar toramanın olması şaşırtmıştı bizi. Bizimkilerin hepsi zayıf ve çelimsiz çocuklardı nihayetinde.

Arkadaki çocukların hiç seslerinin çıkmaması iyiye işaretti aslında, korkmadıklarını gösteriyordu bu durum. Bir süre daha olduğumuz yerde kalıp bize yaklaşmalarını bekledik. Aslında bekleyişimizin nedeni, titreyen dizlerimiz yüzünden adım atamıyor oluşumuzdu.

Üzerimize doğru gelirlerken, Faruk'a usulca seslenip, "Önce çocukları göndersek iyi olur," dedim, "Durum aleyhimize dönerse biz müdahale ederiz, gücümüzü en sona saklayalım."

"Anlaştık," diye fısıldadı Faruk ve gruba hücum emri vermek için arkasını döndü.

Pantolonunun önündeki ıslaklığı fark ettiğimde beklenmedik bir şey olduğunu anladım. Titreyerek arkamı döndüm: Hiç kimse yoktu; en güvendiklerimiz bile tüymüştü.

Karşı grubun en önündeki iki toraman, arkadakilere kalmalarını söyleyip bize doğru yaklaştı.

Faruk başını önüne eğmiş ve gözlerini sımsıkı kapamıştı. Bir an benim içimden de öyle yapmak geçti ama, belki yeni bir teknik öğrenebilirim düşüncesiyle yapmadım. Nihayetinde dayağımızı bir güzel yemiş, boyumuzun ölçüsünü almıştık.

Yediğimiz dayağın acısı geçerdi elbet, ama toraman çocukların bizi dövüp karşılarına bir daha çıkmamamızı tembihledikten sonra, beni dövenin, "Adın ne senin bakayım," sorusuna, 'Cüneyt' diyemeyip, 'Yusuf... Yusuf...'" diye fısıldarcasına cevap vermek çok gücüme gitmişti.

(Bu öykü, yazarın Düş Vadisi isimli kitabından alınmıştır.)

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Beşiktaş513
  • 2Trabzonspor513
  • 3Fatih Karagümrük510
  • 4Fenerbahçe410
  • 5Konyaspor410
  • 6Altay59
  • 7Galatasaray48
  • 8Hatayspor47
  • 9Kayserispor47
  • 10Yeni Malatyaspor56
  • 11Alanyaspor46
  • 12Göztepe55
  • 13Gaziantep FK55
  • 14Kasımpaşa55
  • 15Adana Demirspor55
  • 16Antalyaspor54
  • 17Sivasspor53
  • 18Çaykur Rizespor51
  • 19Başakşehir FK40
  • 20Giresunspor40
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Türkiye'de erken seçim ihtimali var mı?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
webmaster forum