Nihat Genç
Nihat Genç
Giriş Tarihi : 23-09-2019 20:17

Ergenekon'la ne mi oldu?

Ergenekon Davası nihayet bitti, diyemeyeceğim, o meşhur kasıtla Fetöcü polisler tarafından imha edilen ve ama yine de Ergenekon'un en sahici kanıtı diye iddia edilen gecekonduda bulunan bombalar yüzünden, kararı tam anlayamadım, işte bu olmayan bombalardan Ergenekon sanığı Oktay Yıldırım ceza aldı.

Yani Ergenekon bu kimin yerleştirdiği bilinmeyip sonra imha edilen bu bombaları hesaba katarak Oktay Yıldırım'a ceza vererek, bence şanına uygun final kararı verdi.

Dün Ekşi Sözlük'te 2008 yılında Ergenekon'a destek veren üç yüz aydının ismi yayınlandı. Hatıralarımız canlandı, üç yüz aydının ismini hasretle özlemle yâd ettik, kimler yok ki? Fetö'nün CIA'nın Üçyüz Spartalısı, hâlâ 'konumlarını', 'kariyerlerini', 'haysiyetlerini' akıllarınca şimdilik sinerek, bir şekilde koruyarak, zırnık geri adım atmayarak yollarına devam ediyorlar.

Üç yüz aydın mı? Bugün sosyal medya başta olmak üzere gazeteleri bir tarayın, tüm köşeyazarlarını listeleyin ve 2008 yılına gidin. Listenin yüzde doksanı o günlerde Ergenekon'a destek veriyordu.

Ergenekon'la ne mi oldu, ülkemizi kaybettik, Türk Ordusu'nu kaybettik, Hukuk ve hukuk kurumlarımızı kaybettik, askerin, polisin, bürokrasimizin birbirine güvenini kaybettik, ne zaman bulabiliriz, kimse bilmiyor.

Ne mi oldu? Serengeti meşhur Tanzanya düzlüğüne verilen ad, Serengeti'de çekilen yüzlerce belgesel izlemişsinizdir. Serengeti vahşi milli park.

Filler, sırtlanlar, gergedanlar, aslanlar, timsahlar, gücü gücüne yeten, gırla gidiyor, çene ve pençeleri ve sürati güçlü olanlar hayatta kalıyor.

Ergenekon'la ne mi oldu, Türkiye Cumhuriyeti Serengeti'ye dönüştü. Serengeti yasaları gereğince, yani vahşi yaşamın önünü açmak için önce Hukuk'u şeytanlaştırdılar. Şöyle oldu, İslamcılar ve hain liberaller önce hukuk'a 'kemalist' yaftası taktılar.

Sonra şöyle oldu, Fetö'nün sürüleri Serengeti'de iktidar kurdu, yüzbinlerce gergedan sırtlan bakteri böcek askeriyeyi hukuk kurumlarını istila etti.

Sonra dışardan hayvan ithali başladı ve bir patatese dahi muhtaç olduk, patatesle Serengeti arasındaki ilişki nedir, şöyle, Serengeti 'ova' değildir, buğday, pirinç nohut arpa ekilmez, inek gibi kendini koruyamayan hayvanlar yetiştirilmez.

Serengeti'ye giren Fetö sürüleri aydınları, fabrikaları, imarları, hukuk'u, askeri kaynakları sürüler halinde parçaladılar, kemirdiler, kaçırdılar, soydular.

Ve artlarında sadece 'bok' bıraktılar, bir fil günde yüz kilo mesela, bir gergedan otuz-kırk kilo bok bırakır, yetmedi, bu boklar üzerinde bakteriler hızla çoğalır.

Medya, meclis, siyaset, silahlı kuvvetler ve hukuk kurumlarında bakteriler hızla çoğaldı.

Sonra ne mi oldu, 17-25 Aralık'ta Serengeti'ye yeni vahşi sürüler geldi, Fetö'nün en hızlı yiyen vahşi yırtıcı işadamlarıyla ortaklık kurdular ve Serengeti düzlüğünü (askeriye, ticaret, belediyeleri) başka tür tarikat ve cemaatlerle doldurdular.

Serengeti vahşi yaşam düzlüğünde yeni ortaklıklar kuruldu, alfa erkekler, hangi tarikat hangi Fetöcü bakılmaksızın parçalamaya, kemirmeye, soymaya devam ettiler.

ERGENEKON'LA NE Mİ OLDU?

Ve sonra Serengeti vahşi yaşam parkını Suriyeliler istila etti, şöyle, Fetöcüler milli seferberlik gibi sivil savunma kurumlarını paramparça ettiği için Serengeti'nin yeni alfaları Suriye'den muhalif askerleri getirdiler. Tayyip Erdoğan'ın 'ihvancı' dış politikadan neden vazgeçmiyor sorusunun cevabı da burada. Düne kadar etrafını Fetö'nün alfaları sarmıştı, gıkı çıkmıyordu, şimdi, SADAT sarmış. SADAT'la etrafı çevrilmiş Tayyip Erdoğan'ın bir aslan gibi tepede mışıl mışıl uyuyabilmesi mümkün mü, işte SADAT'ın ihvancılığı Türkiye'nin iç ve dış politikası olmuş.

Ayakta kalmak için sonra Serengeti yasaları hayata geçirildi, aile bireyleri bakan yapıldı, ihanet eden alfalar uzaklaştırıldı, kendini sağlama almak için saray yapıldı, Serengeti hâsılatı eş dost yakın bölüştürüldü ve başka düzlüklerden silahlı vahşi sürüler getirildi.

Ergenekon'la ne mi oldu, işte bu oldu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Serengeti Vahşi Parkı'na dönüştürüldü. Serengeti'nin en büyük yasası Savaş ya da Kaç!.. Bu yasayı meşhur eden Birinci Dünya Savaşı'nda cephede şok geçiren askerler üstünde deneyler yapan ünlü bilim adamı Cannon'dur.

Serengeti yasasıdır, Serengeti'de yaşamak isteyenler ya savaşacak ya kaçacak.

Canlı türünün verdiği anlık bir karardır bu.

Canlı türünün yaşamsal ilk tepkisidir.

Vahşi sürüler sokaklarımıza, hukukumuza, medyamıza, askeriyemize girmeye kalktığı ilk günden kararımızı verdik: Kaçmayacağız, savaşacağız.

Yazarlık kariyerimi bir kenara bırakıp savaşmayı tercih ettim, oysa çoğu aydın arkadaşım, Serengeti'yi istila eden vahşi sürünün TV'lerinde nemalanıp ödüllenip maaşlanıp beleşten huzurlu günler yaşadılar, hatta Serengeti düzgünlüğünde daha uzun yaşamak için Hrant Dink'i öldürüp üstüne yattılar.

Ne mi oldu, hayatımın en güzel diyeceğim on iki yılı her Allah'ın günü kılıç sallayarak, laf yetiştirerek, onurlu insanları savunarak ve bu Serengeti'ye 'hukuk'un gelmesi için bir avuç genç arkadaşımla bu sütunlarda gece gündüz savaştım.

YENİ VAHŞİLER GELİYOR

Evet, sizler gibi okuyorum Abdullah Gül, Babacan, Davutoğlu'nun çıkışlarını, anladığım Serengeti'nin dünkü alfaları Serengeti'ye yeniden bir saldırı düzenliyor.

Anladığım, seçimlerden sonra değişen siyasetle Serengeti'ye yeni vahşiler, yeni sürüler geliyor.

Serengeti'de değişen bir şey mi var, hayır!

Galip mi geldik, hayır!

Sadece insan oluşumun, canlı oluşumun, ellerim, kollarım, biyolojimin hakkını vermek için bu vahşi düzlükte SAVAŞMAYI seçtim.

Ünlü bilim adamı Cannon, savaşan askerlerin kan basınçlarını, şoklarını, heyecanlarını, insülin salgılarını, böbreküstü bezleri değerlerini ölçmüş, tanımlamış, şok, depresyon, korku, öfke, sonuçları üzerinden biyolojimizin tepkilerini yazıp çizmiş ve ödüller almış.

On yıllarca bu satırları okuyan herkes bizi cephede kahramanca savaşan çok cesur bir asker gibi görmüş olabilir, ama bilmediğiniz, her gün ağladığım, her gün korktuğum, her gün psikolojik, depresif-obsesif, karmakarışık ruh halinin, yani bozulan dengenin fotoğrafı ve sonuçları ve parasızlık yoksulluk cabası.

Bu ağır sonuçlara rağmen, kardeşlerim, Cannon gibi benim de 'şok' deneyimlerimden çıkardığım sonuçlar var.

Bu saatten sonra Serengeti'ye huzur, hukuk gelir mi, sanmıyorum, çıkardığım tek sonuç: ayakta kalmak için hiçbirimizin alfa erkeklere ve sürülerine karşı savaşmaktan başka yolu yok.

Müsaadenizle yazar türümün muhteşem bir yasasını, şunu da ifşa edeyim, savaşırken neşem yerine geliyor, yani Cannon yasalarıyla, kan basıncım yükseldikçe, damarlarımı, beynimi, kendimi daha iyi ve sahip olduğum ülkem ve hukuk ve kardeşlik gibi değerleri daha derinden anlıyorum.

Savaşırken uygarlıklar kurmuş insan ve aydın türümün ve bedenimin muhteşem gücünü görüyorum.

Serengeti'de ne aslanın danışmanı oldum, ne sırtlan sürüsüne katıldım, ne boklarının bekçisi oldum, ne parçaladıkları leşlerden bir ısırık kapmaya çalıştım.

Bu yüzden bu Serengeti'de yabancı elçiler, jeeplerinde, ellerinde dürbünle Serengeti'yi gözlemleyip siyaseti dizayn ederken Serengeti düzlüğünde bizim gibi 'insanlar' görüp önce hayret ediyorlar. Sonra, bu vahşi cangılda nasılsa parçalanacaklar, tutuklanacaklar, ölecekler, iftiralarla haysiyetleri bitecek beklentisiyle projelerine kumpaslarına bu 'insanları' hep görmezden gelip hesaba katmıyorlar ve burada yanılıyorlar.

Ve hâlâ yatırımlarını, beklentilerini Serengeti'deki vahşi alfa erkekler ve sürüler üzerinden yapıyorlar ve her defasında hüsrana uğruyorlar.

Çünkü Batılı elçiler, bu kadar vahşi katliam, işgal ve soygundan sonra coğrafyanın bu düzlüğünde 'insan' olunabileceğine, hâlâ 'insan' kalınabileceğine hiç ama hiç inanmıyorlar.

İşte bu süreçteki en büyük zaferimiz daha ne olsun bu vahşi düzlükte şükrolsun namus, erdem, haysiyet duyguları dünden daha capcanlı insan kalabilmeyi başardık.

Kalemimle savaşırken kendimi Serengeti'nin belası görüyorum, vahşi düzlüğe daldığımda vahşi sırtlan sürülerinin kaçıştığını görüyorum...

Ve birazcık sustuğumda, vahşi sırtlanların sürüleşip yeniden düzlüğü ele geçirmek için CIA'sı, Avrupa'sı, Amerika'sıyla yeniden saldırıya geçtiklerini görüyorum.

Belki en soylunuz değilim, belki en cesurunuz değilim ve kökünü tamamen kazıyabileceğimizi de söyleyemiyorum, ama Serengeti'nize meydan okuyorum, bakterilerinize, çakallarınıza, boklarınıza, sırtlanlarınıza, asalak sürülerinize...

Burada projesiz, kumpassız, tarafsız, kimsesiz gezegenimize mutluluk getiren insan var.

Dünyamızın görüp göreceği tek bahar, tek sevinç, içimizde yaşayan bu insan'dır.

İşte trollükte dünyada eşine rastlanmayan AKP'ye ölümüne bağlı cahil cühelanın En Son Haber internet sitesi Serengeti'ye yeni vahşilerin geldiğini gördü ve leşten pay alamayacağını anlayıp AKP'nin karşısına geçti. Yani 'savaşmaktan' kaçtı. Bizim Serengeti'ye iyi bakın, nedense 'savaşanlar' değil kaçanlarla dolu. Oysa sahici Afrika'daki 'Serengeti' düzlüğünde doğa yasaları geçerli, güçlü olan ayakta kalır. Hesap, kumpas yapanlar Serengeti'de yaşayamaz, ancak o alfaya bu alfaya, o sürüye bu sürüye sığınır, onur-haysiyet gibi duyguların sahibi insan olamazlar. Onursuz insanların bir ülkesi olamaz.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Alanyaspor 14 7
  • 2 Sivasspor 12 7
  • 3 Trabzonspor 12 7
  • 4 Konyaspor 12 7
  • 5 Fenerbahçe 11 7
  • 6 İstanbul Başakşehir 11 7
  • 7 Antalyaspor 11 7
  • 8 Gaziantep FK 11 7
  • 9 Yeni Malatyaspor 10 7
  • 10 Galatasaray 10 7
  • 11 Göztepe 9 7
  • 12 Beşiktaş 8 7
  • 13 Denizlispor 8 7
  • 14 Çaykur Rizespor 8 7
  • 15 MKE Ankaragücü 8 7
  • 16 Kasımpaşa 7 7
  • 17 Gençlerbirliği 3 7
  • 18 Kayserispor 3 7
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA