DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Yeşim Tektaşlı
Yeşim Tektaşlı
Giriş Tarihi : 17-10-2021 02:51
Güncelleme : 18-10-2021 19:53

Ufukta değişim, rotada belirsizlik

2021 Almanya seçimleri... Merkel'in yapamadığını seçmen yaptı: 'Artık dümeni kırma zamanı' dedi!

26 Eylül 2021 Pazar günü gerçekleşen Almanya genel seçimlerinde, 16 yıl yürüttüğü Şansölye görevinden sonra Angela Merkel, ilk kez aday olmadı. Merkel'i başarılı kılan, parti programını aşan bir yaklaşımla Almanya'nın öncülüğünde Avrupa'nın değerlerine sahip çıkması ve sakinliği ile örnek kriz yönetimi sergilemesidir. Avrupa tarzı, uzlaşma kültürünü ve ekip çalışmasını önceleyen, koalisyonların ve çoksesliliğin kıymetini bilen bir ülkenin kıstaslarına göre bir liderdir. Belki hiçbir zaman lider olmaya çalışmamıştır, işini özenle ve en doğru şekilde yapmaya odaklanmıştır. Türkiye'de aday olsaydı seçilir miydi, lider olarak görülür müydü? Şüphe duyuyorum. Takdir ettiğim, birçok konuda başarılı, demokrat bir siyasetçi, ancak ülkesini ve insanlığı bekleyen değişim ihtiyaçları konusunda özünde muhafazakâr ve tutucu kalmıştır. Krizde, fırtınalı günlerde dümeni düz, mevcut rotada tutabilmiştir, fakat yön değiştirip dümeni kırma cesaretini maalesef gösterememiştir. Sevilen, güvenilir bir insan, ama kendini artık siyaseten yenileyemediğinin bilincindeydi.

Kapitalizmin ve demokrasilerin sorgulandığı, iklim değişikliğinin sonuçlarının insanları ürküttüğü, yapay zekâ gelişmelerinin ilgi ve şüpheyle izlendiği ve dünyanın her yerinden gelen göçmenlerin önlenemediği bu dönemde, geride bıraktığı muhafazakâr Hıristiyan Demokrat Birliği seçmene ne sunabilirdi?

Kaynak: https://www.bundeswahlleiter.de/bundestagswahlen/2021/ergebnisse/bund-99.html

Not: İkinci oyla partilere verilen oy dağılımı gösterilmiştir.

Dünyanın en zengin ülkelerinden birinde, sosyal demokrasiyi ve ekolojik, ekonomik ve sosyal sürdürebilirliği savunan partiler güç kazandı.

Bu da bize, Merkel'in hangi temel sorunlarda sınıfta kaldığını işaret edebiliyor:

1) İklim değişikliği karşısında sorumlu davranan devlet yönetimi anlayışıyla, gereken önlemlerin en kısa sürede alınmasını sağlamak ve bu konuda dünya çapında öncülük edilmesi.

2) Yapay zekâ ile değişen ekonomik düzen içerisinde gereken acil eğitim ve sosyal "devrimlerinin" gerçekleştirilmesi.

3) Antiemperyalist bir mücadele ile diğer ülkelerdeki sömürü ve savaş düzenlerine su taşımak yerine, sorumlu davranışlarla global hakça bir düzen için yeni yaklaşımlar geliştirmek.

4) Ve böylelikle göçmen dalgalarının oluşmamasını yerinde sağlayabilmek.

Ancak hızlı radikal yön değişimlerinin habercisi YEŞİLLER'in beklenen oy artışının düşük kalması, iktidar için henüz yeterince güven verememelerine bağlanırken, temkinli-kontrollü değişim için SPD'ye ve özellikle güven veren aday Olaf Scholz'a daha çok oy gitmesine sebep olduğu düşünülmektedir.

Bir de Doğu Almanya kökenli sosyalist Die Linke'den Yeşiller'e ve SPD'ye kayan ciddi oy kayıpları dikkat çekmektedir. Analizlere göre, daha önce Sol Parti'ye oy veren yaklaşık 820 bin seçmenin, Laschet'e karşı Scholz'u güçlendirmek amacıyla SPD'yi tercih ettiği düşünülüyor. Ancak 610 bin seçmenin Die Linke yerine Yeşiller'i tercih etmesi, bahsettiğimiz ekolojik mücadelenin önemine ve kadrolarının ekonomik sosyal sürdürebilirlik konusunda seçmeni yeterince ikna edememesine bağlanabilir.

Kaynak: https://www.tagesschau.de/inland/btw21/waehlerwanderung-bundestagswahl-103.html

Dijitalleşme çağında ekonomik yenilenme konusunu öncelik gören gençlerde liberal FDP'nin daha çok oy aldığını ve iklim değişikliği ile mücadeleyi ve sürdürebilir bir sistem için gerekenin yapılmadığını savunan gençler arasında da Yeşiller'in birinci parti olabildiğini görüyoruz.

Fakat sonucu doğru okumak için bunlar yeterli midir? Seçim çalışmaları üçboyutlu yürütülür –içerik boyutunu ele almış olduk.

İkinci boyutu Aday'a kısaca bakalım:

1970'lerin sıkı solcusu olan Olaf Scholz, son dört yıldır Merkel'in maliye bakanı ve şansölye yardımcısı olarak görev yapmıştı. Bazılarına göre, kampanyasında başbakanlığının Merkel yönetiminin devamı anlamına gelebileceğini ima ederek, Merkel hayranı seçmenleri tarafına çekebildiği düşünülüyor. Scholz belki bir lider olarak görülmüyor, ama sürekli gülümseyen ve güven veren bir siyasetçi olarak tercih edildiğini düşünenler var. Almanya'nın sıkı bütçe kurallarına sadık kalarak, pandemide şirketlere önemli destek paketlerini açıklayabilmiştir. Karizmatik olmayan, ama istikrar hissi ve güçlü bir mali yönetim başarısıyla popüler olmayı başaran bir siyasetçidir.

Ama hayır, bunun Almanları ikna etmek için yeterli olacağını düşünmüyorum. Peki seçimin üçüncü boyutu? Kampanya boyunca verilen duygusal mesajlar:

Yasmeen Serhan'ın The Atlantic yazısında savunduğu gibi, kampanyanın anahtar kelimesi "Respekt", yani SAYGI, seçimi kazandırmış görünüyor. Ülkenin her yerine asılan SAYGI kelimesiyle, Scholz onun yönetimindeki bir Almanya'da, mesleği ve sosyal statüsünden bağımsız olarak, her bireyin topluma verdiği emek ve katkılar için saygı göreceğini vurguladı. Toplum olarak birlikte yaşayabilmenin temelinde, birbirine karşı kabul ve tanıma yattığını savundu. Önemli olan, tüm Almanların gelecek için sorumluluk almaları ve hiçbirinin diğerinden daha üstün olmadığını kabul etmeleriydi. Scholz ilerici demokratların, bütün o farklı insanların hayatlarıyla ilgili farklı tercihler yaptığını kabul etmeye dikkat etmesi gerektiğini ifade etmiş. Özellikle Brexit ve Trump kampanyalarını incelediklerinde, insanların derin sosyal güvensizlik hissettikleri ve yaptıkları çalışmaları için yeterince takdir görmedikleri dikkatlerini çekmiş. Seçmenin popülist sağa kaçmasını engellemek için, ilerici siyasetçilerin toplum için Scholz gibi avukatların işçi veya ustalardan daha önemli olmadığını samimi bir şekilde anlatabilmeleri gerekmektedir.

Yine de seçim kazanmak ve gücü elde tutmak iki farklı şeydir ve etkili olması için saygının sadece bir slogandan daha fazlası olması gerekir. Olaf Scholz Şansölye olma şansına erişip de sözlerini yerine getirebilecek mi, henüz belli değil. Partisi en yüksek oy aldıysa da, koalisyon görüşmeleri devam etmektedir.

Her gün farklı anketler yayınlanıyor olsa dahi, Almanların % 50'den fazlasının, SPD-Yeşiller-FDP ile ülkeye yenilik gelmesini istediği görülüyor. Sadece % 18'i Hıristiyan Birlik yönetiminde bir koalisyona sıcak bakıyor.

Bu da demektir ki, rotası henüz çok belirsiz olsa dahi, Avrupa'nın en büyük demokrasisinde ufukta artık değişim görünmektedir.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Trabzonspor1436
  • 2Konyaspor1426
  • 3Hatayspor1426
  • 4Fenerbahçe1424
  • 5Alanyaspor1424
  • 6Başakşehir FK1422
  • 7Fatih Karagümrük1422
  • 8Galatasaray1422
  • 9Adana Demirspor1420
  • 10Beşiktaş1420
  • 11Antalyaspor1418
  • 12Gaziantep FK1418
  • 13Altay1417
  • 14Sivasspor1416
  • 15Giresunspor1416
  • 16Kayserispor1416
  • 17Yeni Malatyaspor1413
  • 18Göztepe1411
  • 19Kasımpaşa1410
  • 20Çaykur Rizespor1410
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Türkiye'de erken seçim ihtimali var mı?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
webmaster forum