Ayşegül Ilgaz
Ayşegül Ilgaz
Giriş Tarihi : 20-06-2020 21:37
Güncelleme : 20-06-2020 21:43

SADEce...

Bir cumartesi sabahı saat 08.20 vapuruyla Kadıköy'den Karaköy'e giden öğrenci D.B., bir açıköğretim öğrencisi değildi. Ama gittiği açık bir öğretimdi. Vapurdan indiğinde saat 08.40'tı ve eğitimin başlamasına 50 dakika kalmıştı. Zamanla yarışmadı ama köşeden kahve almaya da gitmedi. Ne de olsa gittiği yerde içerdi. Onun yerine bir simit ile açma almıştı. İstiklal Caddesi'nin sabah tenhalığında yaylanarak yürüyordu askerden bozma botlarıyla. Sağına soluna bakınıp keyif ediyordu. "Aferin," dedim içimden. Bilmiyoruz hiçbirimiz sonuçta ama, bizi bizden az da olsa özgürleştirecek bilgileri uyguluyordu ya, hoşuma gitmişti. "Acele etmeyin derse gelirken," demiştim. "Acele ediyorsanız durmanız gereken yeri kaçırmışsınız demektir. Acele etmeden, zorlamadan yetişin." Çünkü zaten sadece böyle "oldukça" dediklerimiz "tam tamına" olur bu hayatta. Sevinmiştim. Eğitim saatleri dışında da eğitim olduğuna. Onu sadece izlemiştim Galatasaray Lisesi'nin yanında yokuştan aşağı salınınca.

Birkaç gün önce ise öğrenci Y.  sitemle yaklaşmıştı bu konuya: "Hocam neden eğitiliyoruz ya?!" dediğinde gülmüştüm sadece. Ardından öğrenci G., "Eğitim değil ya. Aslında yaptığı paylaşım," demişti. Yine gülmüştüm. İçsel çatışmalarımın dışardaki diyaloğuna. Ben de olsa aynı şeyi söylerdim. Ama bu sefer dinleyendim. Eğitim yok gerçekten. Öğrenmek de yok aslında. Hatırlamak var ama. Dönüp dolaşıp kaçtığın o sade gerçekliğe geldiğinde anlıyor insan. Dünyanın çevresinde 80 kez bile dönsen sonunda geleceğin yer o sadelik olacak. Bu sefer, "Acaba şu yolu da mı denesem?" dedirten şüphenden biraz daha uzakta,  kendinden ve o sadelikten emin, derin bir nefes alıp, "Haydi..." diyeceksin.

Cumartesi günü saat 09.30'da öğrenci D. B. matında oturuyordu. Orada olduğundan memnun yüzünde duruluk vardı. Teker teker herkesin yüzünü inceledim. İnsan gözünü kapattığında ne de kendi oluyor ya... Duruluk, mimikler yumuşadığında o suretlerin arkasında gizlenmiş her şeyi açığa çıkarıyor. Bazen, "Hocam nasıl görüyorsunuz?" diyorlar. Özellikle de onlar söylemese bile o gizledikleri düğümlerin ipucunu uzatınca. "Görüyorum," diyorum biraz da gizemli olmak için. Hâlâ biraz inanmaya ihtiyaçları var çünkü umuda. "Biri yapmış, ben de yapabilirim," demeye belki. Şimdi yazıyorum işte gerçeği. Gözlerinizi kapattığınızda, en çok da yüzünüzü sakladığınızda açığa çıkıyor gerçeğiniz. Yüz okumak kendinden oluyor insanın. Hüznü, özlemi, aşkı daha damla inmeden gözlerden görüyorsun. Korkusunun karşısında gerilen bir yüz gibi geriliyorlar önce. Neşeyi, umudu, aşkı daha kahkaha çıkmadan ağızlardan duyuyorsun. En berbat anılarını paylaştıklarında, "Bunda da gülecek bir şey var, gösterecek yine..." diye düşündüğünüz o anı yakaladığımda. Hepsini kendimden hatırlıyorum ama.

Öğrenci D. B. verdiğim bir cevaba itiraz ediyor, "Bununla alakalı olduğunu düşünmüyorum," diye. Ama artık sonuna şunu da ekliyor: "Ama tabii etkisi vardır mutlaka." Artık onlar da iki cümlenin arasında yakalıyorlar kendilerine yazdıkları hikâyenin boşluklarını. Çünkü onlar bugün şunu öğrendiler: "Hikâyede bir boşluk varsa orada atlanmış bir düğüm vardır. Sen ne kadar üstünü örtersen ört bir gün karşına çıkacaktır ve seni bir ihtiyacını karşılaman için onunla yüzleştirecektir." Korksan da kaçsan da yüzleştiğinde kaybedeceğini düşündüren o acizliğin, yüzleştikten sonra beklenmedik bir güç verir. Bu da yolculuğunda, hikâyelerinde bir sonraki boşluğa daha az direnerek bakmanı sağlar. Bakman yeterlidir. SADEce bakmak... Bir de bu sayede sadece yaşar, sakince yürürsün.

Yani öğrenci, öğrendiğini bilmeden öğrenir. Öğrendiğini bile sadece fark edebilir. Her bir öğrendiğini uyguladığında içindeki güce biraz daha güvenir. Bunun gerçeği de inançtır. Düşecektir pek tabii. Düşebilir. Kalkacağına inandığı için ama, artık düşmekten bile çok derinde garip bir haz alabilir. Çünkü kalkarken yine öğrenecektir. Bu böyle devam ettikçe içindeki hoca ile tanıştığında da dışardaki hocaya gerçekten bir öğrenci gözüyle bakabilir.

Öğretmen A. bir öğrenci olarak aslında bir şey bilmediğini itiraf etse de inandırıcı olamazken, bir öğrenci hoca olduğunda artık bunu anlayabilir. Böyle olunca alelade bir yokuşta paylaşılan sadece bir açma değil, öğrenmenin gerçeği de olabilir bir öğrenci ile öğretmenin arasında.

Saat 13.00. Yemek vakti. Asistan A. ile asistan U., masada gizli gizli fısıldaşırken fark ediliyorlar tam da bu yüzden. Sorunca kaçacak yer yok.

Onlar biliyor, zaten paylaşıyorlar hemen: "Öğrencilerde garip bir şey vardı bugün."

Cevap veriyorum sırıtarak: "Evet. Bir de ne işe yarayacak o gariplik, ona da bakın."

Garip... "Farklı" olduğu gibi "yalnız" da olan demek. Öğrenci tek başına olduğunu önce yalnız olduğunu sanarak anlar. Bu şarttır bir eğitimde. Okul da olsa, hayat da olsa... Gariptiler evet... Henüz devam eden süreçlerinde şimdi sadece perdeyle anlatabileceğim bu durum aslında şöyle: Öğrenci sadece bilmediğini kabul ettiğinde öğrenci olur. Sadece... SADEce değil, sadece.

Bu cumartesi günü saat 19.00'da bitecek eğitim günü kalp üzerineydi. Olanı olduğu gibi görmenin merkezi kalp, kabul ettiğinde gerçeğin varlığına itiraz etmiyordur sadece. Onu "Gel" deyip içeri alır. "Gitme" ya da "Girme" demeden buyur eder evine. Ona bakıp tanımak, izleyip anlamak misafirinin gelme nedenidir zaten. Kendini bir nebze daha tanıdığında ek bir sıfat yerine eksilmiş bir sen olarak görürsün. Ama bu eksiklik diğerlerinin tersine seni hafifletir. Fazladır çünkü önceden.

İşin sırrı ne? Bilmiyorum. Ama gördüğüm şu ki biz birkaç kişi baş harflerimizin gizliliğinde adlarımızın gerçeğine varmak için, hayatı daha bir Yaşamak için paylaşıyoruz sadece. Öyle doyuruyor olmalı ki ders bitse de kolay kolay çıkamıyorlar salondan. Onun da vakti gelecek. Bu da birlikte gerçekleşecek. Arkaya dönmeden gidebilmenin inancına da birlikte geleceğiz. Ama burada, ama orada... Bir yer ve bir zamanda... Yine de her türlü bilmeden... Bir anda başın geriye dönmediğini sadece fark ettiğimizde...

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Alanyaspor513
  • 2Fenerbahçe511
  • 3Fatih Karagümrük58
  • 4Antalyaspor58
  • 5BB Erzurumspor47
  • 6Galatasaray57
  • 7Sivasspor47
  • 8Kasımpaşa57
  • 9Hatayspor47
  • 10Göztepe56
  • 11Konyaspor46
  • 12Kayserispor56
  • 13Çaykur Rizespor55
  • 14Trabzonspor55
  • 15Yeni Malatyaspor55
  • 16Denizlispor55
  • 17Gaziantep FK54
  • 18Beşiktaş44
  • 19Gençlerbirliği44
  • 20Başakşehir FK54
  • 21MKE Ankaragücü41
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Pandemide 2'nci dalga olur mu? Türkiye ne kadar etkilenir?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
webmaster forum