DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Hakan Tahmaz
Hakan Tahmaz
Giriş Tarihi : 02-06-2021 03:08

Muhalefetin HDP'ye biçtiği rol

Keyfi ve otoriter siyaset, Türkiye'yi, geri dönüşü zor veya geri dönüş ihtimali iyice zayıf olan bir yola soktu. Yönetememe krizi derinleşmeye devam ediyor. Türkiye'nin bu yoldan siyasal değişimi esas alarak dönmesi, kendi iç dinamikleriyle olmak zorunda.

İktidar, bizzat kendisinin oluşturduğu veya içerde ve dışarda karşısına çıkan sorunlarda çözme iradesini, becerisini gösteremiyor. Her sorunda, "dış güçler ve yerli işbirlikçileri" hamasetiyle krizi derinleştiriyor. Kendi hatalarıyla / yanlış politikalarıyla yüzleşmekten korkan veya beceremeyen iktidarın Türkiye'ye siyasi maliyeti artık çok ağır ve ülkenin kaldıramayacağı boyutlara ulaştı.

Çözüm Süreci sonrasında izlenen dış politikayla ülke yalnızlaştırıldı. Ekonomik yaptırımların yükünü kaldıracak bir yapı olmadığından, ekonomik kriz hızla derinleşmeye başladı, bütün dengeler ve sistem altüst olmanın eşiğine geldi.

Siyasal iktidar bu durumun ve krizin ulaştığı boyutların vahametinin tam farkında değil. Başka bir ifade ile "iktidarı kaybetme korkusu" gözlerini kör etmiş durumda.

Burası yoksulluğun, işsizliğin, hukuksuzluğun hüküm sürdüğü bir Türkiye. Sokaklarında güvenlik güçlerinin şiddetinin kol gezdiği, çetelerin siyaseti teslim aldığı, yargının tam anlamda siyasetin emrinde olduğu, iktidara muhalif olanların cezaevlerine doldurulduğu bir ülke. Özgürlüklerin yerinde yeller esiyor, korku ve endişe her yeri sardı, çürüme başladı.

Muhalefet partileri erken seçim istiyor. Ama krizin aşılmasına yönelik ortak, anlaşılabilir, güven verici ve etkili demokratik bir programları hâlâ ortada yok. Bu krizden çıkış kendiliğinden olacak gibi görünmüyor. Muhalefet seçimlere bu durumda giderse, Recep Tayyip Erdoğan'ın 2028'e kadar Türkiye'yi yönetmesi kuvvetle muhtemeldir.

Bütün veriler, siyasal öngörüler; muhalefetin ortak bir demokratik program ekseninde birlikte hareket etmesi zorunluluğuna işaret ediyor. Toplumsal beklenti bu doğrultuda. Muhalefet partilerinin her biri ise kendi öncelikli hedeflerine kilitlenmiş durumda. Geçmiş siyasal bagajlarının sınırlarında siyaset üretmeyi aşabilmiş değiller.

CHP ve İYİ Parti, 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde oluşturdukları Millet İttifakı siyasetini merkeze alıyorlar ve diğer muhalefet partilerinin kendilerine doğru yaklaşmalarını istiyorlar. Gelecek Partisi ile DEVA Partisi ise siyasi yelpazede beklentilerine uygun bir yere sahip olmadan, ittifakla anılmaktan kaçınıyorlar.

Yüzde 11-12 arası oya sahip HDP'nin seçim ittifakı dışında kalması, ama bir biçimde HDP'li seçmenin oyunu muhalefetin adayına vermesi bekleniyor.

İyi Parti lideri Meral Akşener, bu doğrultudaki düşüncesini Karar TV'ye verdiği söyleşide dile getirdi: "HDP dışındaki tüm muhalif partiler bir araya gelsinler, Kürt seçmenin bizi sandık başında desteklemesini sağlayalım." HDP'yi dışlayan, Kürt seçmenin "sırtını okşayan" bu yaklaşım, "bugün Kürt sorunu halkın öncelikli sorunu değil diyen" ya da tıpkı Recep Tayyip Erdoğan gibi "sorunu en iyi ben biliyorum, bana güvenin oy verin, ben çözerim" diye konuşan diğer muhalefet partilerine de tabii ki uygun gelir.

Sonuç verip vermeyeceği ise mevcut siyasal krizin çözümünün nasıl görüldüğüne bağlı. Bu çözüm, Recep Tayyip Erdoğan'ı Saray'ından indirmeye, iktidar nimetlerinden nemalanmaya veya güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönmeye indirgeyenler için sonuç verebilir. Ama rejimin restorasyonu bakımından başarılı olma ihtimali bugünkü verilerle imkânsız. HDP seçmeninin, partisinin dışlanacağı muhalefet bloğu adayına oy vermeme ihtimali hafife alınamaz. Alınmasının bedeli çok büyük olur. Bu kriz ortamında HDP'ye, Kürtlere düşen sadece oy vermek olamaz. Krizin demokratik çözümünün politik çerçevesinin belirlenmesinde önemli katkısı olabilecek yılların tecrübesine ve mücadele birikimine sahip bir partinin buna rıza göstermesini beklemek yanlış olacağı gibi, siyasi etikle bağdaşmayan ve demokratik olmayan bir tutumdur. Bu çok açık iktidarın yarattığı Kürt korkusuyla ilişkili siyasal olmayan bir yaklaşımdır. Siyasal tasfiyeye çıkan bir yoldur.

Sonuç alabilme olasılığı

HDP Eş Başkanı Mithat Sancar'ın yaptığı, "Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ve seçim sonrası restorasyon döneminin nasıl ve hangi çerçevede, kimlerle yapılacağını belirlemek zorundayız" önerisi ise demokrasinin gelişmesinin önünü açabilecek isabetli bir öneridir. HDP'nin çeşitli yetkilileri ve ileri gelenleri bu doğrultudaki yaklaşımlarını sıkça ifade ediyorlar, şahit oluyoruz.

Böylesi bir strateji ile başarı yakalanabilir. Toplumsal dönüşümün önünü açacak ciddi bir sonuç alınabilir. Böylece demokratik siyaset ihya edilir, sisteme farklılıkların bir arada yaşadığı çoğulcu bir nitelik kazandırılır. Dahası kadim Kürt sorunun çözüm zemini; parlamento, tüm partiler ve HDP ise, sorunun çözümü yolunda hayli mesafe alınmış olunur.

Bu yola girilip girilemeyeceğini, muhalefet partilerinin, özellikle de CHP ve İYİ Parti'nin yaklaşımları belirleyecek. Bu iki parti, HDP'nin önerisini de kapsayan bir yol haritasıyla hareket etmezlerse, gidişatı durdurabilecek bir sonuç elde edilebilmesi imkânsız olur.

Aritmetik veriler, başarı için bütün muhalefetin birlikte hareket etmesi gerektiğini gösteriyor. İktidar ve muhalefet bloklarının arasındaki fark birkaç puan kadar.

Muhalefetin, HDP'ye mesafeli durma yaklaşımı, Cumhur ittifakı için avantajlı bir durum yaratmakta. Aynı zamanda HDP'nin elini kolunu bağlamakta. Muhalefetin, HDP'nin "çaresizliğinden" bir sonuç üretme yaklaşımı veya beklentisi ne kadar gerçekleşebilir bilinemez.

İktidarın, HDP'yi tasfiye politikasının basıncı altında HDP'li seçmenin Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde "eli mahkûm muhalefet adayına oy vereceği" beklentisi ve yaklaşımı sandıkta kısmen sonuç verebilir. Ama bu bakış açısıyla Türkiye'nin siyasal krizini aşmak ve güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçişi mümkün olmayacaktır. Çok açık ki, bu yaklaşımların iktidarınkinden bir farkı yoktur.

AK Parti liderinin Kürt sorununu ve çözümünü oy meselesine indirgemesinin ve barışı araçsallaştırmasının bir başka versiyonu olur. HDP'li Kürt seçmenini, "kendi iktidarı için zorunlu muhtaç olunan" bir seçmen olarak görme yaklaşımı, HDP'yi kimliksizleştirir. Sorunun daha da kronikleşmesine, siyasal alanın daha da işlevsizleşmesine ve darlaşmasına yol açar. AK Parti çözüm adı altında bunu yapmaya çalıştı. HDP tam da buna karşı direndi, direnmeye devam ediyor.

HDP, daha önce çok dile getirilen "Kürt partiler, PKK'nin silahlı güçlerinin etkisiyle bölgede kazanıyor" görüşünü 7 Haziran 2015 dahil sonraki bütün seçimlerde çürüttü. Kürt seçmen, çok değişik zorluklar altında, her seçimde sandıkta gösterdiği tavrıyla demokratik siyasette ısrar ettiğini ve HDP'den vazgeçmediğini güçlü bir biçimde gösterdi.

Muhalefet partilerinin, bu durumu ne derece sağlıklı ve doğru analiz ettiği, bugünün Türkiye'sinde önemli ve kritik bir konudur. Meselenin oy vermekle sınırlı olmadığı kavranmalı, Türkiye krizinin çözümü için demokratik siyaset alanında ve mücadelesinde ciddi potansiyele sahip olan Kürtler kapsanmalıdır.

NELER SÖYLENDİ?
@
Hakan Tahmaz

Hakan Tahmaz

DİĞER YAZILARI Sivil toplum ve siyasi krizden çıkış 20-10-2021 00:39 10 Ekim katliamı, Davutoğlu, hakikat arayışı 13-10-2021 01:11 CHP'nin 'Kürt açılımı' ve Kobani 06-10-2021 01:09 HDP'nin deklarasyonu, yeni bir yol arayışı 29-09-2021 03:31 Kılıçdaroğlu'nun son çıkışı ve Kürt barışı 22-09-2021 02:39 HDP'siz ittifakın önü kapalı 15-09-2021 02:15 Görünürdeki yeni çözüm süreci değil 08-09-2021 03:59 Barış için bir şey yapmak 01-09-2021 04:13 Afganistan dersi-2 25-08-2021 03:11 Afganistan dersi, terörle mücadele masalı 18-08-2021 04:45 Yangın, bir arada yaşam ve demokratik siyaset hakkı 11-08-2021 00:44 Kaos planı ya da iktidarın aymazlığı 04-08-2021 03:46 Kürt, mülteci, göçmen karşıtlığı ve ırkçılık, nefret söylemi 28-07-2021 03:12 Türkiye'nin önündeki engelleri kaldırmak 20-07-2021 21:36 Erdoğan Diyarbakır'a yeni süreç için mi gitti? 14-07-2021 01:41 Yeni barış sürecinin zamanı 07-07-2021 01:38 'Çözüm Süreci' mi yargılanıyor? 30-06-2021 04:10 HDP'li Kürt Deniz'in öldürülmesi, 12 Eylül öncesi sağ-sol çatışması 23-06-2021 02:55 Biden görüşmesi ve siyasi aymazlık 16-06-2021 02:47 İstanbul'daki Suriyeli sığınmacılara yönelik algı ve tutumlar 09-06-2021 03:34 Muhalefetin HDP'ye biçtiği rol 02-06-2021 03:08 Türkiye'nin karanlık döneminde geleceğe yönelmek 26-05-2021 03:14 Yönetememe sorunu büyüyor 19-05-2021 02:23 Sedat Peker sahnedeyken Susurluk'u anımsamak 11-05-2021 21:22 Polis devleti olma yolundayız 04-05-2021 23:03 1915, Ankara'da HDP Davası 28-04-2021 02:30 HDP davası, savcının çekmecesindeki liste 21-04-2021 03:13 Siyasetin halleri ve emekli amiraller 14-04-2021 00:45 Darbe tartışması ve siyasetin dizaynı 07-04-2021 01:10 Çözüm projesi HDP'yi savunmak, Bilgen’in paylaşımları 30-03-2021 13:44 HDP'yi kapatmak ve milliyetçi hegemonik otoriterlik 24-03-2021 00:25 Muhalefete yeni bir yol haritası gerek 17-03-2021 01:42 28 Şubat dersleri, bugüne yansımalar 10-03-2021 02:42 İktidar ortaklarının HDP karşıtı mücadelesinin sonuçları 03-03-2021 03:31 Devlet ne zamandır eleştirilemez oldu 24-02-2021 01:39 Her yerde, her koşulda yaşatabilmek 17-02-2021 00:00 Boğaziçi, yeni anayasanın zamanının gelmediğini gösteriyor 09-02-2021 23:11 Güçlendirilmiş parlamenter sistem yol haritası 04-02-2021 04:56 Militanlaştırılan toplum ve krizden çıkış olasılığı 26-01-2021 23:12 ABD seçimleri, sorunlar, risk ve imkân 20-01-2021 02:41 ABD'deki faşizan kalkışma 13-01-2021 00:12 HDP'yi kapatmak ve seçmeni seçeneksiz bırakmak 06-01-2021 19:02 Roboski katliamı, bellek ve gelecek mücadelemiz 30-12-2020 01:23 Cumhur İttifakı'nın reform örneği ve algı yönetimi 23-12-2020 03:20 Türk siyasetinin bataklığı, 10 Aralık ve Barış Hakkı 15-12-2020 22:33 Çözümün / Barışın zamanı yok 08-12-2020 10:10 Artık AKP demek, aynı zamanda Bahçeli demek 02-12-2020 04:04 AKP'nin manevraları siyasal krizi çözemez 25-11-2020 05:55 Reform ya da yeni dönem 18-11-2020 03:22 ABD seçim sonuçları ve Kamala'nın seçilmesi 11-11-2020 01:12 Kabahatin büyüğü sende, fark et artık 04-11-2020 00:49 ABD seçimlerinin muhalefete öğretecekleri 28-10-2020 00:27 HDP'nin 8. yılı ve Bilgen’in çağrısı 21-10-2020 03:27 Babacan, Konya’da, Ankara’da konuşsa 13-10-2020 22:30 HDP'ye operasyon yeni süreç 07-10-2020 13:06 HDP'ye operasyonun farklı boyutu 29-09-2020 21:37 TTB ile dertleri 22-09-2020 18:42 Sağlık mı eğitim mi ikilemi olmaz 16-09-2020 00:57 Yeni Adli Yıl ve AİHM Başkanı Spano 09-09-2020 01:59 21. yüzyılda insan kalma mücadelesi 02-09-2020 02:09 Eksen değişmiyor, algı operasyonu sürüyor 26-08-2020 00:09 Barış için ezberlerimizi bozmalıyız 19-08-2020 02:49 Seçimler yaklaşırken CHP ve yeni arayışlar 11-08-2020 23:40 Fikri Sönmez'in bilinmeyen hikâyesi 05-08-2020 02:32 CHP'nin Genel Kurulu'na bir bakış 29-07-2020 01:40 Yeni Sistemi'nin İkinci Yılında Türkiye 22-07-2020 02:32 Ayasofya, Osmanlı Türkçülüğü 15-07-2020 02:28 Davutoğlu ile DİTAM Toplantısında Çözüm Süreci 08-07-2020 00:09 CHP kurultayı ve iç tutarlılık 01-07-2020 00:00 Barış, demokrasi mücadelesi ve adalet arayışı 24-06-2020 02:39 Barış ve Yürüyüş Hakkı 16-06-2020 23:33 Milletvekilleri neden tutuklandı? 09-06-2020 19:59 Korona günlerinde ırkçılık ve gezi 02-06-2020 22:47 İktidar koronavirüsü fırsata dönüştürmek istiyor 26-05-2020 23:23 İYİ Parti kavşakta 20-05-2020 00:47
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Trabzonspor1024
  • 2Hatayspor1020
  • 3Alanyaspor1020
  • 4Fenerbahçe1019
  • 5Fatih Karagümrük1018
  • 6Beşiktaş917
  • 7Konyaspor1017
  • 8Galatasaray917
  • 9Altay1015
  • 10Adana Demirspor1013
  • 11Başakşehir FK1012
  • 12Gaziantep FK1012
  • 13Yeni Malatyaspor1012
  • 14Sivasspor1011
  • 15Kayserispor1011
  • 16Giresunspor109
  • 17Antalyaspor109
  • 18Göztepe108
  • 19Kasımpaşa106
  • 20Çaykur Rizespor104
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Türkiye'de erken seçim ihtimali var mı?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
webmaster forum