Mehmet Ferah
Mehmet Ferah
Giriş Tarihi : 06-09-2020 00:06

Bir eski zaman masalı

Anlattığım masalları unut kızım;

Sahte prenslere dikkat et, aman!

Külkedisi bir prenses olmuyor,

Gökten elma düşmüyor hiçbir zaman.

Mektuplar vardı, buram buram hasret kokardı; yüz yüze konuşulamayacak kadar derin, dilin dönmeyeceği kadar sıcak sevgi sözcükleri barındırırdı içlerinde. Dolmakalemle yazılmış yazıların üzerine akıtılan gözyaşları soyut duyguları somut bir hale getirir ve cümleler asıl anlamına kavuşurdu böylelikle.

Hele bir ucu da yakılmışsa mektubun, yüreğini yakıp kavuran bir sevdayla beklediğini işaret ederdi yavuklunun.

Türküsü bile mevcut bu halin: “Yine yakmış yâr mektubun ucunu,” diye.

Ne güzel zamanlardı; her istediğimizde sesini duyamazdık, yüzünü göremezdik sevdiklerimizin, ama özlemimiz onları ne kadar sevdiğimizin göstergesi olurdu.

Güven hep vardı o zamanlar, dostluklar kolay kolay yıpranmazdı. Kimse nifak tohumları serpiştiremezdi mektupların arasına; kimse sevgilere yorum yapamazdı, araya giremezdi hiç kimse ve böylelikle sarsılmaz bağlar oluşurdu sevenlerin arasında.

El yazısını sever mi insan; severdik biz. Yazıyı yazan elin her harfi yazarken aldığı biçimi hayal ederdik; öperdik kâğıdı o eli öpercesine...

Anlatmak istediğim, sevgiliden gelen mektup değil sadece; bizler dostumuzu, akrabamızı da öyle severdik.

Şimdilerde, sanal âlemlerde olduğu gibi değil; Mevlana’nın Şems-i Tebrizi’ye baktığı gözle bakardık birbirimize.

Neden bu kadar soğudu ve yozlaştı ilişkiler, neden böylesine uzaklaşmaya başladı ‘birbirinden asla ayrılmaz’ denilen kişiler?

Elektronik aletler aracılığıyla, aynı puntolarla, aynı karakterlerle, aynı şablonlar kullanarak yazdığımız bayram tebriğini aynı anda, birbirleriyle uzaktan yakından alakası olmayan farklı kişilere duygusuz, ilgisiz bir şekilde; altına gülücükler, çiçekler, böcekler ekleyerek yollayabiliyoruz ya, o yüzden işte!

Hepimizin cebinde, istediğimiz an sesini duyabileceğimiz insanların listesi var. Mobil telefonlarımızın rehberinde uzun zamandır aranmayan dostların, ne halde olduklarını hiç merak etmediğimiz akrabaların isimleri kayıtlı. Madem aramıyoruz, niçin tutuyoruz orada numaraları, silelim gitsin o halde.

Olmuyor değil mi? Olmuyor, çünkü ellerimiz varmıyor; çünkü ancak silmeye kalktığımızda düşünme fırsatı bulabiliyoruz onları, bir anlığına da olsa.

Gün geçtikçe insanlar birbirlerine yabancılaşmaya, endişelerimiz de artmaya başladı böylelikle. Hasbelkader ayrıldı yollar, gözden ve gönülden ırak oldukça unutuldu eski dostlar. Mektuplar mazide kaldı, yerini o soğuk ve samimiyetsiz elektronik postalar aldı.

İnsanları birbirlerine daha fazla ve daha hızlı yakınlaştırdığını düşündüğümüz teknolojinin aslında samimiyeti öldürüp muhabbeti yok ettiğini çok geç fark ettik. Aynı puntolar ve aynı yazı karakterlerinin içlerine basmakalıp simgeler yerleştirerek ifade etmeye başladık ‘anlık’ duygularımızı. ‘Merhaba’ dememek için birbirlerini görmezden gelen, cep telefonları olmadan nefes bile alamayan, özgürce düşünüp samimiyetle sevemeyen bir nesil yetiştirdik nihayetinde.

Aynı zamanda büyük bir tehlikeyi de içlerinde barındıran sosyal paylaşım siteleri, tanışma ve kaynaşma adı altında çocuklarımıza tuzak kurmaya çalışan neyi idüğü belirsiz insanların da aracı haline geldi zamanla.

Güven kazanmak için türlü oyunlar oynayıp laf ebeliği yapan, görüşlerini onlara aşılamaya çalışarak farklılıkları cepheleşmeye ve düşman yaratmaya dönüştüren kesimler karşısında ebeveynler olarak ne kadar ihtiyatlı davransak da kontrol edemez olduk çocuklarımızın davranışlarını.

Gazetelerin üçüncü sayfalarında yayınlanan haberlerde, kandırılmış, dolandırılmış, aldatılmış insanların, istismar edilen çocukların çoğaldığını ve bu kişilerin büyük çoğunluğunun mağduriyetlerine sosyal ağlar vasıtasıyla tanıştığı kişilerin sebep olduğunu okuyoruz zaman zaman. Ayrıca mesaj yazarken uçurumdan aşağıya yuvarlananlar, sanal oyunlar oynarken kendini kaptırarak gerçek hayatta uygulamaya kalkışanlar, trafik kazalarına sebebiyet verenler var.

Durum vahim ama bizim de yapacak bir şeylerimiz vardır elbet. En zor zamanları, nice kara günleri elbirliğiyle atlatmadı mı bu millet?

Önceliğimiz; sevgi ve muhabbeti, yüz yüze bakmanın ehemmiyetini, okumanın alışkanlık haline getirilmesini ve gerçek bir dostun nasıl olması gerektiğini çocuklarımıza öğretmek olmalı.

Bunu yaparken de şu anki halimizden ziyade maziden destek almamız gerekiyor; çünkü yalnızca gençlerimiz için geçerli değil bu durum.  Bugün biz dahi bu ortamlara doğru meyletmiş durumdayız.

Ama başlangıçta bazı soruları da sormalıyız kendimize:

En son ne zaman eski bir dostu aradık?

En son ne zaman içten bir kahkaha attık?

En son ne zaman güzel bir roman okuduk?

En son ne zaman samimiyetle ve gözlerinin içine bakarak gülümsedik birisine?

Ve en son ne zaman güzel bir cümle kurduk.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Galatasaray26
  • 2Alanyaspor26
  • 3Göztepe24
  • 4Fatih Karagümrük24
  • 5Beşiktaş24
  • 6Antalyaspor24
  • 7Hatayspor13
  • 8Fenerbahçe13
  • 9Kasımpaşa23
  • 10BB Erzurumspor23
  • 11Sivasspor23
  • 12Kayserispor23
  • 13Konyaspor11
  • 14Gaziantep FK21
  • 15Trabzonspor21
  • 16Gençlerbirliği21
  • 17Yeni Malatyaspor21
  • 18Denizlispor21
  • 19MKE Ankaragücü10
  • 20Çaykur Rizespor20
  • 21Başakşehir FK20
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Pandemide 2'nci dalga olur mu? Türkiye ne kadar etkilenir?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
webmaster forum