Bolu Belediyesi'ne yönelik soruşturma kapsamında 4'ü tutuklu 19 sanığın yargılandığı davada karar açıklandı. Bolu 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi, Tanju Özcan'ı marketlerle ilgili suçlamalardan 7 yıl 3 ay 15 gün hapis cezasına çarptırdı.
Kurban bağışlarına ilişkin dosyada ise Özcan hakkında 34 mağdur yönünden verilen hapis cezaları ertelendi. Her bir mağdur için 1 yıl 8 ay 15 gün hapis cezası verildiği bildirildi.
Süleyman Can: "Tanju Bey'in 'Ya seve seve...' diye başlayan ifadesini ben duymadım"
Bolu Sosyal Bilimler Lisesi'nin spor salonunda görülen duruşmaya, tutuklu Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can, Ankara Sincan Cezaevi'nden SEGBİS aracılığıyla katıldı.
31 yıldır belediyede çalıştığını belirten Can, marketlerden BOLSEV'e para aktarılması ve belediyenin uyguladığı cezalarla ilgili iddiaları reddetti.
Can, savunmasında şunları söyledi:
"Market yetkililerine zorlama, reklam ya da bağış görüşmem sözkonusu değil. Ben başkan Özcan ile birlikte bazı toplantılara katılırdım. Teklif dağıtıldı ama farklı bir şey olmadı. Market yetkilileri ile yapılan toplantıda Tanju Bey'in 'Ya seve seve…' diye başlayan ifadesini ben duymadım. Olay şikâyet edildikten sonra müfettişler geldi, tüm evrakları verdim, bir suç bulunmadı. Ceza kesilen marketler de bana geldi. Ben de cezanın iptal edilemeyeceğini, bunun için adliyeye başvuru yapabileceklerini söyledim. Mülkiye başmüfettişleri de kesilen cezaların yasaya uygun olduğunu söylediler. Ben hayatımda yalan söylemedim, onurum ve şerefim için yaşıyorum. Tanju Özcan'dan talimat almadım, zabıtaya talimat vermedim. Zabıta müdürü de 'Talimat verdi' demiyor. Cezalara, verilen sürelere encümen karar veriyor. Üzerime atılı suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum."
"Yemin ederim böyle bir olayın içinde yer almadım"
Müteahhit Nazmi Güzel'den vakfa zorla para alındığı iddiasını da reddeden Can, şöyle konuştu:
"Ben hiçbir zaman o konu içerisinde yer almadım. Nazmi Güzel'in uzun yıllardır Bolu'da inşaat işi yaptığını bilirim. Hiçbir zaman yan yana gelip görüşmedik. Sadece birkaç kez eşiyle ilgili görüştüm. Orada bir para olayından bahsediliyor. Ben ne para gördüm ne de para aldım. Paranın bana verildiği söyleniyor. Ben yemin ederim böyle bir olayın içinde yer almadım. Bu suçlamaları da kabul etmiyorum."
"Buradan çıktıktan sonra siyaseti bırakacağım"
Cezaevi koşullarının ağır olduğunu söyleyen Can, siyasi yaşamına devam etmeyeceğini de belirtti:
"Ne için buradayım bilmiyorum. Buradan çıktıktan sonra da siyaset falan bana göre değil, o yüzden bu işi yapmayacağım."
Sarıyıldız: "Menfaat olmayan yerde nasıl dolandırıcılık olur?"
BOLSEV Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi tutuklu sanık Ali Sarıyıldız da market yetkilileriyle yaptığı görüşmelerin reklam anlaşmalarıyla ilgili olduğunu savundu.
Sarıyıldız, kurban bağışlarına ilişkin suçlamalar karşısında şu ifadeleri kullandı:
"Belediye başkanı kurban olayı ile ilgili çalışma yapmamı söyledi. Biz çalışmaya başladığımızda bayrama az süre kaldığı için arkadaşlar ilan yayınladı. Sonrasında yanlış yaptığımızı anlayınca ilanları kaldırdık. Gönderilen paraları ayrı bir hesaba yatırdık. Amacım paranın eksiksiz iadesini sağlamaktı. Kurban için yola çıktık ama şartlar oluşmadığı için iptal ettik. Bu olayda hiçbir menfaat yok; menfaat olmayan bir yerde nasıl dolandırıcılık olur bilmiyorum. Vakıftan maaş almıyoruz, bu işi tamamen gönüllülük esasına göre yapıyoruz. Vakfın şirketinde şu anda 50 milyon nakit ve çek var. 15 milyonluk araçlar, 15 milyonluk mallar var. Biz nasıl dolandırıcıyız ki şirketi bu hale getirmişiz. Benim yüzde 100 engelli, bakıma muhtaç çocuğum var; benim yanında olmama ihtiyacı var. Beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum."
Mustafa Altındal: "Benim hangi sözümle rüşvet anlaşması yapıldığının ortaya koyulmasını istiyorum"
Tutuklu sanıklardan Mustafa Altındal ise rüşvet suçlamalarını kabul etmediğini belirterek beraatını ve tahliyesini istedi.
Altındal, savunmasında şöyle konuştu:
"Kimseyle rüşvet görüşmesi yapmadım, kimseye rüşvet için aracı olmadım. Para karşılığı rüşvetle ruhsat verildiğine ilişkin bir görüşmede olmadım. Benim hangi sözümle rüşvet anlaşmasının yapıldığının ortaya koyulmasını istiyorum. Bir yandan suçlamalarla kendimi anlatmaya çalışırken, bir yandan ağabeyimi ve annemi düşünüyorum. Suçlamaları kabul etmiyorum, beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum."
Tanju Özcan için 217 yıla kadar hapis istenmişti
Bolu Belediyesi'ne yönelik soruşturma kapsamında 28 Şubat'tan itibaren düzenlenen operasyonlarda Tanju Özcan'ın yanı sıra belediye yöneticileri ve BOLSEV yetkililerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi tutuklanmıştı.
Yargılama sürecinde Leyla Beykoz, Aydan Özdemir, Naim Ayhan ve Cihan Tutal tahliye edilmişti.
Savcılık, geçen ay açıkladığı esas hakkındaki mütalaasında Tanju Özcan'ın 'zincirleme şekilde icbar suretiyle irtikâp', 'icbar suretiyle irtikâp', 'icbar suretiyle irtikâpa teşebbüs' ve 'rüşvet alma' suçlarından, ayrıca 32 kişiye yönelik 'nitelikli dolandırıcılık' suçlamasından toplam 69 yıl 6 aydan 217 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etmişti.
Diğer 18 sanık hakkında da irtikâp, nitelikli dolandırıcılık, rüşvet ve çeşitli suçlardan hapis cezaları istenmişti.
Tanju Özcan'dan tahliye talebi: "Kedi gibi evde oturacağım"
Duruşmanın önceki gününde savunma yapan Tanju Özcan, tahliye talebini şu sözlerle dile getirmişti:
"Serbest kalmak istiyorum. Oğluma kız istemek istiyorum. İsterse Öcalan'ı çıkarsınlar, isterlerse mültecileri doldursunlar, umurumda değil. Suya sabuna dokunmadan, evde kedi gibi hiçbir şeye karışmadan oturacağım."




