Gündem
Giriş Tarihi : 22-09-2021 01:01   Güncelleme : 29-09-2021 04:17

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Kurulu'nda konuştu

Birleşmiş Milletler 76'ncı Genel Kurulu'na hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, koronavirüs salgınından iklim değişikliğine, Afganistan'dan Filistin'e, Uygur Türklerinden Doğu Akdeniz sorununa birçok konuya değindi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Kurulu'nda konuştu

Birleşmiş Milletler 76'ncı Genel Kurulu'nda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sözlerine, katılımcıları selamlayarak ve Genel Kurul'un ülkeler ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını dileyerek başladı.

Erdoğan, iki yıl sonra tekrar Genel Kurul'da bulunmaktan ve burada hitap etmekten büyük memnuniyet duyduğunu belirterek, geride bırakılan yaklaşık iki yılda tüm insanlığın sancılı günler geçirdiğini anımsattı.

"Son asrın en büyük sağlık krizi olarak nitelenen Covid-19 salgınında, aralarında dostlarımızın, yakınlarımızın, sevdiklerimizin de olduğu 4.6 milyon insanı kaybettik" diyen Erdoğan, gösterilen onca çabaya ve aşılamada alınan mesafeye rağmen salgının olumsuz etkilerinin halen devam ettiğine dikkati çekti.

"Azgelişmiş ülkeler salgın karşısında âdeta kaderlerine terk edildi"

Birleşmiş Milletler 76'ncı Genel Kurulu'nun da işte böyle bir atmosferde gerçekleştiğini ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

Burada vereceğimiz dayanışma ve işbirliği mesajlarının, salgınla mücadeleyi desteklemenin yanı sıra, zor günler yaşayan milyarlarca insanın umutlarını artıracağına da inanıyorum. Genel Kurulumuzun, uluslararası toplumun meselelerinde çözümüne daha etkin katkı sağlaması için güçlendirilmesi gerekiyor. Bu doğrultuda verimli çalışmalar yapan 75'inci Genel Kurul Başkanı Sayın Volkan Bozkır'a şükranlarımı sunuyorum. 76'ncı Genel Kurul Başkanlığı'nı üstlenen Sayın Abdullah Şehid'in devraldığı bayrağı çok daha yukarılara taşıyacağına inanıyorum. Türkiye olarak, Genel Kurul'un faaliyetlerini en verimli şekilde icra etmesi için üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeyi sürdüreceğiz. Bu vesileyle, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği görevini bir kez daha üstlenen Sayın Guterres'i tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum.

Bu yılki Genel Kurul'un 'Umutla Dayanaklılığı İnşa Etmek' temasıyla düzenlenmesinin fevkalade isabetli olduğunun altını çizen Erdoğan, "Öncelikle, acı da olsa bir gerçeği ifade etmek istiyorum: İnsanlık olarak bize büyük bir aile olduğumuzu tekrar hatırlatan bu salgında, ne yazık ki küresel dayanışma açısından iyi bir imtihan verilemedi. Bilhassa azgelişmiş ülkeler ve yoksul toplum kesimleri, salgın karşısında âdeta kaderlerine terk edildi" dedi.

"Aşı milliyetçiliğinin halen sürdürülüyor olması, insanlık adına yüz kızartıcıdır"

Dünya genelindeki can kaybının yüksekliğinde küresel sistemin artık çözüm yerine sorun çıkaran, sorunları derinleştiren, sorunları çözümsüzlüğe mahkûm eden çarpık yapısının da payının bulunduğuna işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:

Milyonlarca insanın hayatını kaybettiği, 10 milyonlarca insanın virüsün pençesinde kıvrandığı bir dönemde, aşı milliyetçiliğinin farklı yöntemlerle halen sürdürülüyor olması, insanlık adına yüz kızartıcıdır. Covid-19 salgını gibi küresel bir felaketin üstesinden ancak uluslararası işbirliği ve dayanışmayla gelinebileceği açıktır. Tüm ülkeler bu salgından kurtulmadan, herhangi bir ülkenin tek başına güvenle hayatını sürdürmesi mümkün değildir. Genel Kurul'da ortaya konacak iradenin, bu hakikatin anlaşılması bakımından bir dönüm noktası olmasını temenni ediyoruz. Salgın döneminde küresel işbirliğinin önemi yanında tıp biliminin ulaştığı yüksek seviyeyi de görme imkânı bulduk. Dünya Sağlık Örgütü tarafından onaylanan ilk aşının Almanya'da yaşayan Türk kökenli iki bilim insanı tarafından geliştirilmesinden gurur duyduk.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" inancıyla ilk günden itibaren eldeki imkânları dost ve kardeş ülkelerle paylaşmaya çalıştıklarını belirterek, Türkiye'nin bir taraftan vatandaşlarına en iyi sağlık hizmetini sunarken, diğer taraftan da 159 ülke ve 12 uluslararası kuruluşa tıbbi yardım gönderdiğini anımsattı.

"Yerli aşımız TURKOVAC'ı yakın zamanda milletimizle birlikte tüm insanlığın istifadesine sunacağımızı ifade etmek istiyorum" diyen Erdoğan, Dünya Sağlık Örgütü'nün güçlendirilmesi ve salgınlara karşı sözleşme hazırlanması girişimlerini desteklediklerini vurguladı.

Afganistan ve İsrail-Filistin vurgusu

Kamu sağlığının korunması ile sosyal ve ekonomik hayatın devamı arasında makul bir denge kurulması gerektiğine işaret eden Erdoğan, "Yaşadığımız hadiseler bize bazı gerçekleri tekrar hatırlatmaktadır. Sevinçlerimiz gibi hüzünlerimiz, acılarımız gibi başarılarımız, sorunlarımız gibi çözümlerimiz de ortaktır" dedi.

'Ben yaptım oldu' mantığıyla hareket edildiğinde, bunun faturasını sadece belli başlı ülkelerin değil, tüm insanlığın ödediğini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

Sahadaki gerçekleri ve sosyal dokuyu dikkate almayan dayatmacı yöntemlerle meselelere çözüm üretilemeyeceği, en son Afganistan'da, hem de çok acı bir şekilde görülmüştür. Afganistan halkı, 40 seneden fazladır süren istikrarsızlık ve çatışmaların sonuçlarıyla baş başa bırakılmıştır. Siyasi süreçten bağımsız olarak Afganistan'ın uluslararası camianın yardımına ve dayanışmasına ihtiyacı bulunuyor. Ülkede bir an önce barış, istikrar ve güvenliğin tesis edilerek, Afgan halkının huzura kavuşmasını temenni ediyoruz. Türkiye olarak, bu zor günlerinde Afgan halkına karşı kardeşlik görevimizi yerine getirmeyi sürdüreceğiz.

Erdoğan, İsrail ile Filistin arasındaki barış süreci için 'iki devletli çözüm vizyonu' önerisini getirerek, "Barış süreci ve iki devletli çözüm vizyonu, daha fazla gecikmeksizin yeniden canlandırılmalıdır" ifadelerini kullandı.

"Yeni göç dalgalarını karşılamaya ne imkanımız ne de tahammülümüz vardır'

Erdoğan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin Suriye'de siyasi çözüm için güçlü irade ortaya koyması gerektiğini vurgulayarak, "Uluslararası toplum bir 10 yıl daha Suriye krizinin devam etmesine izin veremez. Suriye krizinde insanlık onurunu kurtaran bir ülke olarak, artık yeni göç dalgalarını karşılamaya ne imkânımız, ne de tahammülümüz vardır" dedi.

Suriye'nin kuzeybatısına Türkiye üzerinden ulaştırılan BM insani yardım mekanizmasının 12 ay süreyle uzatılmasını memnuniyetle karşıladıklarını belirten Erdoğan, "Bu konuda sergilenen uzlaşmacı yaklaşımın, siyasi sürecin ilerletilmesi ve sığınmacıların gönüllü, güvenli ve onurlu şekilde geri dönüşlerinin sağlanması için de ortaya konulmasını temenni ediyoruz. Bölgedeki terör örgütleri arasında ayrım yapılmasının, bunların taşeron olarak kullanılmasının kabul edilemez olduğunu, huzurlarınızda tekrar ifade etmek istiyorum" diye konuştu.

Afganistan'daki gelişmeler sebebiyle son dönemde, bu ülkeden de göç akını ihtimaliyle karşı karşıya olunduğunu kaydeden Erdoğan, "Adil yük ve sorumluluk paylaşımı temelinde, tüm paydaşların bu konuda üzerine düşeni yapmasının vakti çoktan gelmiştir. Artık 1951 Cenevre Sözleşmesi'ni ve uluslararası insani hukuku aşındıranlara karşı somut bir tavır ortaya konulmalıdır" ifadelerini kullandı.

"Filistin'de işgal, ilhak ve yasadışı yerleşim politikalarına derhal son verilmelidir"

Libya'da uluslararası meşruiyete verilen güçlü destek sayesinde ateşkesin tesis edildiğini ve ardından da Başkanlık Konseyi ve Milli Birlik Hükümeti kurulduğunu hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

Milli Birlik Hükümeti'nin, kamu hizmetlerinin sağlanması, tüm kurumların birleştirilmesi ve seçimlerin zamanlıca düzenlenmesi çabalarına destek vermeye devam edeceğiz. Uluslararası topluma Libya'nın tüm bölgelerini temsil eden meşru hükümetin yanında durulması çağrımı tekrarlıyorum. Bölgemizde istikrarsızlığı körükleyen, barış ve güvenliği tehdit eden en önemli sorunlardan biri de İsrail-Filistin ihtilafıdır. Filistin halkına yönelik zulüm sürdükçe, Ortadoğu'nun kalıcı barış ve istikrara kavuşması mümkün değildir. Bunun için işgal, ilhak ve yasadışı yerleşim politikalarına mutlaka ve derhal son verilmelidir. Kudüs'ün 1947 tarihli Birleşmiş Milletler kararına dayanan uluslararası statüsüne, Harem-i Şerif'in mahremiyetine ve Filistin halkının haklarına yönelik ihlallere karşı durmayı sürdüreceğiz. Barış süreci ve iki devletli çözüm vizyonu, daha fazla gecikmeksizin yeniden canlandırılmalıdır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1967 sınırları temelinde, özellikle başkenti Kudüs olan, bağımsız ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin Devleti'nin kurulmasının, öncelikli hedefleri arasındaki yerini koruduğunu belirtti.

Azerbaycan, Kırım ve Ukrayna açıklaması

Kafkasya'daki istikrar bakımından yakın dönemde önemli adımların atıldığını hatırlatan Erdoğan, "Azerbaycan, meşru müdafaa hakkını kullanarak, Güvenlik Konseyi'nin yıllardır uygulanmayan kararlarına konu olan öz topraklarındaki işgali sona erdirmiştir. Bu gelişme, bölgede, kalıcı barış adına yeni fırsat pencerelerinin açılmasına da imkân sağlamıştır. Tarafların atacağı her olumlu adımı desteklemek kararındayız. İlhakını tanımadığımız Kırım dahil, Ukrayna'nın toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin korunmasına önem veriyoruz" ifadelerini kullandı.

Uygur Türkleri, Bangladeş ve Myanmar'daki Müslümanlar

Çin'in toprak bütünlüğü perspektifinde Müslüman Uygur Türklerinin temel haklarının korunması hususunda daha çok çaba gösterilmesi gerektiğine inandıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Keşmir'de 74 yıldır süregelen sorunun, taraflar arasında diyalog yoluyla ve ilgili BM kararları çerçevesinde çözülmesinden yana olan tavırların sürdüğünü ifade etti.

Bangladeş ve Myanmar'daki kamplarda zor şartlarda yaşayan Rohingya Müslümanlarının anavatanlarına güvenli, gönüllü, onurlu ve kalıcı şekilde geri dönüşlerinin sağlanmasına da destek verdiklerini bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:

"'Doğu Akdeniz Konferansı' düzenlenmesi önerimiz hâlâ masadadır"

Kıbrıs meselesinde adil, kalıcı ve sürdürülebilir çözüm, ancak sonuç odaklı, gerçekçi bir yaklaşımla mümkündür. BM'nin eşit olarak kabul ettiği Ada'daki iki halktan birinin lideri sizlere hitap edebilirken, diğer liderin bu platformda sesini duyuramaması adil değildir. Çözüm için Ada'nın asli unsuru olan Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesi gerekiyor. Kıbrıs Türk halkının ortaya koyduğu yeni çözüm vizyonunu destekliyoruz. Buradan, uluslararası topluma Kıbrıs Türklerinin görüşlerini açık fikirlilikle ve önyargısız bir şekilde değerlendirme çağrısında bulunuyorum. Doğu Akdeniz'deki sükûnet ortamının devamı ortak çıkarımızadır. Deniz yetki alanlarının paylaşımına ilişkin sorunların uluslararası hukuk ve iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde çözülmesini temenni ediyoruz. Bunun için öncelikle Doğu Akdeniz'de en uzun kıyıya sahip Türkiye'yi bölgede yok sayan anlayıştan vazgeçilmesi şarttır. Diyalog ve işbirliği için bölgedeki tüm aktörlerin yer alacağı 'Doğu Akdeniz Konferansı' düzenlenmesi önerimiz hâlâ masadadır.

"İklim değişikliğiyle ilgili sorumluluğu olan ülkeler taşın altına eline koymalıdır"

Erdoğan, Paris İklim Anlaşması'nın Meclis'te onaylanacağını belirterek konuyla ilgili şunları söyledi:

Dünya, iklim değişikliği nedeniyle milyonlarca insanın göç etmesine hazırlıklı değildir. İklim değişikliğiyle ilgili sorumluluğu olan ülkeler taşın altına eline koymalıdır. Şayet etkin önlemler alınmaz ve sera gazı emisyonları artmayı sürdürürse yüzyılımızın sonunda deniz seviyelerinin 1 metreden fazla yükselmesi bekleniyor. Bu durum beraberinde yeni ve devasa kitlelerden oluşan göç dalgalarını da getirecektir.

Saydığım tüm bu sorunlar sadece sıcaklıktaki 1.1 santigratlık artışla ortaya çıkmıştır. Tüm bu gelişmeler üzerine dünya devletleri olarak iklim değişikliğiyle mücadele için 2015 yılında bir araya gelerek Paris İklim Anlaşması konusunda mutabık kaldık. Koronavirüs salgının önüne aşılarla geçmek belki mümkün olabilecek ama, iklim konusunda böyle bir laboratuvar çözümü sözkonusu değildir. Bunun için her fırsatta dile getirdiğimiz dünya 5'ten büyüktür ifademizi iklim konusunda da tekrarlıyorum.

Doğamıza kim en çok zararı verdiyse, iklim değişikliğiyle mücadeleye en büyük katkıyı da onlar yapmalıdır. Kimsenin 'Ben güçlüyüm, faturayı ödemem' deme hakkı yoktur, çünkü iklim değişikliği insana oldukça adil davranıyor. Paris İklim Anlaşması'na ilk imza atan ülkelerden biriyiz.