Gezi Parkı davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan ve 2017 yılından bu yana cezaevinde bulunan iş insanı Osman Kavala'nın yeniden yargılanması yönündeki başvuruda yeni bir karar verildi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, AİHM Büyük Dairesi'nin 25 Ağustos 2026 tarihli "hak ihlali" kararına dayanılarak yapılan yeniden yargılama, infazın durdurulması ve tahliye taleplerini kabul etmedi.

AİHM'in 'hak ihlali' kararına rağmen infaz sürecek

AİHM Büyük Dairesi, Kavala hakkındaki kararında "derhal serbest bırakılması ve mahkûmiyetinin bütün sonuçlarının ortadan kaldırılması" gerektiğine hükmetmişti.

Bu karar üzerine Kavala'nın avukatları, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne başvurarak yeniden yargılama yapılmasını, cezanın infazının durdurulmasını ve tahliye kararı verilmesini istedi.

Yerel mahkeme ise başvuruyu reddederek ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazının sürdürülmesine hükmetti.

Mahkemeden gerekçeli karar: "AİHM bir temyiz mahkemesi değildir"

Ret kararının gerekçesinde, AİHM'e başvurulabilmesi için iç hukuk yollarının tüketilmesi gerektiği belirtildi. Mahkeme, AİHM'in Kavala hakkında bu koşul yerine getirilmeden karar verdiğini ileri sürdü.

Gerekçeli kararda, AİHM'in bir temyiz mahkemesi olmadığı ve delillerin değerlendirilmesinin ulusal mahkemelerin yetkisinde bulunduğu da savunuldu.

Mahkemenin ek kararında şu ifadeler yer aldı:

AİHS Sözleşmesi’nin 35. maddesinde Kabul Edilebilirlik koşulları açıkça düzenlenmiş olup bu düzenlemeye göre; Uluslararası Hukukun genel olarak kabul edilen prensiplerine göre, ancak iç hukuk yollarının tüketilmesinden sonra ve kesin karardan itibaren dört aylık süre içerisinde başvurulması gerekmekte olup yine aynı maddede, Mahkemenin iş bu maddeye göre kabul edilemez bulduğu her başvuruyu reddedeceği düzenlenmiştir.

Yani iç hukuk yollarının tüketilmesi başvurucu için bir yükümlülüktür. Dolayısıyla ilk derece mahkemesinin karar vermesinden sonra, süresi içinde istinaf ve varsa Yargıtay yoluna müracaat edilmesi, son olarak da Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolunun tüketilmesi gerekir. İşte bu kabul edilebilirlik incelemesinin sonucunun olumlu olması, başvurunun esasının incelenmesi için şarttır. Çünkü bu temel usul şartlarından birisidir.

Tüm iç hukuk yollarının tüketilmesi şartı, kaynağını uluslararası teamül hukukundan almaktadır. Öyle ki başvuru öncesinde tüm iç hukuk yollarının tüketilmesi şartı birçok bölgesel ve uluslararası belgede ön koşul olarak belirtilmiştir. Gerek Adalet Divanı gerekse Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmede söz konusu şartın varlığı görülebilir. İç hukuk yollarının tüketilmesinin başvuru şartı olduğundan yalnız AİHS’de değil diğer birçok uluslararası sözleşmede bahsedilmektedir. Buna göre uluslararası örf ve adet hukukunun bir gereği olarak uluslararası bir merciye başvurulmadan önce iç hukukta bulunan ve çözüm yolu olabilecek tüm yolların tüketilmiş olması gerekmektedir. Aksinin kabulü yukarıda açıklandığı üzere uluslararası bir mahkemenin yetkisini aşarak egemen bir devletin yargı yetkisini bağımsızca kullanmasına müdahale teşkil edecektir.

AİHM’nin pek çok kararında vurgulandığı üzere başvurucuların AİHM’ye başvuru yapma amacında olmaları halinde bile ihlalin özünün iç hukukta ileri sürülmüş olması gerektiği ile iç hukuk başvurusunun yetkili ve görevli merciye yapılması gerektiği de vurgulanmıştır. Ancak mahkememiz dosyasına konu kararda, iç hukuk yollarını tüketme şartının gerçekleştirilmeden karar verildiği görülmektedir. Ayrıca şu hususu da vurgulamak gerekir ki; AİHM’nin pek çok kararında vurgulandığı üzere AİHM bir temyiz mahkemesi değildir. Delillerin kabul edilebilirliği ya da delillerin nasıl değerlendirileceği hususunun ulusal hukukun ve ulusal mahkemelerin yetkisinde olduğu açıktır. Aksinin kabulü durumunda Mahkeme, ilk derece mahkemesi veya temyiz mahkemesi gibi hareket etmiş ve kendi rolüne getirilen sınırları yok saymış olacaktır.

Tüm bu hususlar dikkate alınarak hükümlü vekillerinin infazın durdurulması, sanığın tahliye edilmesi ve yeniden yargılama yapılması yönündeki taleplerinin 5271 sayılı CMK’nın 318/3 maddeleri gereğince dosya üzerinden reddine ve Mahkememizin 2021/178 Esas, 2022/178 Karar sayılı ilamının infazının devamına dair aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.

KARAR: (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere);

Yukarıda açıklanan gerekçelerle infazın durdurulması, hükümlünün tahliye edilmesi ve yeniden yargılama yapılması yönündeki taleplerinin 5271 sayılı CMK’nın 318/3 maddeleri gereğince dosya üzerinden REDDİNE,

Mahkememizin 2021/178 Esas, 2022/178 Karar sayılı ilamının İNFAZININ DEVAMINA,

Ek kararın talep eden müdafiine ve hükümlüye tebliğine,

Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, Cumhuriyet savcısının mütalaasına uygun kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine itiraz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

Advert