DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Varol McKars
Varol McKars
Giriş Tarihi : 17-01-2021 19:43

Washington DC-2: Kara bahtlı şehrin Beyaz Saray'ı

Her ne kadar bir önceki yazımızda bu defa Washington DC'yi "siyasi olmayan yönleriyle" tanıyacağımızı belirtmiş olsak da, son günlerdeki gelişmelere kayıtsız kalamadık.

Washington DC, 6 Ocak'ta ABD başkanlık seçimlerinin sonucunu kabullenemeyen Trump taraftarlarının, onun provokasyonları sonucu Capitol Hill olarak bilinen Kongre binasını işgaliyle, bir kez daha tüm dünyanın gündemine girdi. 6 Ocak, şimdiden Amerikan demokrasisinin tarihine kara bir sayfa olarak geçti. Bu yazının kaleme alındığı gün (15 Ocak), görevi devretmek üzere olan Donald Trump'ı, Temsilciler Meclisi, Cumhuriyetçilerin de desteğiyle ikinci defa azletmiş bulunuyordu.

Şehrin en önemli adresi ve bir bakıma sembolü olan başkanlık konutu –ya da bilinen adıyla Beyaz Saray (White House) – ise, 20 Ocak'ta çok önemli bir seremoniye tanık olacak. Aslında Türkçeye "Beyaz Ev" olarak çevrilmesi gereken "White House"u biz de, Türkçede yerleşmiş bir terim olduğu için bu yazıda "Beyaz Saray" olarak tanımlayacağız.

Eski ve yeni başkan arasında gerçekleşen, Amerikan demokrasisinin önemli bir geleneği, devir teslim töreni bu defa farklı olacak. Yenilgiyi hazmedemeyen ve iki defa azledilerek tarihe geçen Donald Trump'ın yerine çok büyük olasılıkla Başkan Yardımcısı Mike Pence, görevi yeni başkan Joe Biden'a devredecek.

Bu devir teslim töreninin öncesinde, geçen yazımızda "Yasaklı Başkent" olarak tanımladığımız federal başkent Washington DC, tarihinde görmediği yasaklarla âdeta bir hayalet kente dönüştü. Trump taraftarlarının yeni bir saldırısına karşı Washington DC'de, Beyaz Saray ve Capitol Hill çevresindeki yollar barikatların da kullanılmasıyla trafiğe kapatıldı. Sayıları 15 bini aşan polis, ulusal muhafızlar ve ordu birliklerinden oluşan silahlı güçler, başkentin merkezinde âdeta kuş uçurtmuyor.

Seçilmiş Başkan Joe Biden'ın 20 Ocak'ta yerleşeceği Beyaz Saray, ya da ilk tanımıyla "Executive Mansion" ("Yönetim Köşkü" gibi tercüme edebiliriz) olarak anılan ABD Başkanlık Konutu, 221 yıldır Amerikan başkanlarını ağırlamakta.

1800 yılından bu yana, George Washington dışındaki tüm başkanlar görev süreleri boyunca bu mekânda yaşadılar. Sadece, ülkenin kurucu babalarından ve şehre adını veren ilk başkan George Washington, 1789-1797 yılları arasında görev yaptığı ve 1799'da öldüğü için Beyaz Saray'da ancak sonradan ve portreleriyle yer alabildi.

Bir başkanlık konutunun inşası için açılan yarışmada, dokuz başvuru arasından İrlanda doğumlu mimar James Hoban'ın projesi seçildi ve Ekim 1792'de temeli atıldı. ABD'nin üçüncü başkanı ve Kurucu Babalar arasında yer alan, mimar ve avukat Thomas Jefferson da, gerçek kimliğini gizleyerek bu yarışmaya katılmıştı.

George Washington'un, bitişini göremese de yapımını bizzat takip ve kontrol ettiği, Aquia Deresi'nden getirilmiş lületaşlarının kullanıldığı mekânın inşaatı 1 Kasım 1800'de tamamlandı. Neoklasik tarza sahip rezidansın ilk sakinleri ise, ABD'nin 2. Başkanı John Adams ve eşi Abigail oldu. Abigail Hanım, başkanın çamaşırlarını dışarıya asmayı uygun bulmadığından yıkadığı kıyafetleri Doğu Odası adlı bölümde kurutmayı tercih ediyordu. O zaman kurutma makinesi icat edilmiş olsaydı, buna gerek kalmayacaktı.

ABD ile o zamanki İngiliz dominyonu Kanada arasındaki iki yıl süren 1812 Savaşı'nda İngiliz Ordusu, Toronto'nun işgal ve yakılmasına misilleme olarak 1814 Ağustos'unda Washington'a kadar gelerek başkanlık konutuyla birlikte şehri ateşe verdi. Beyaz Saray ilk hedef olarak bu yangınlardan çok büyük zarar gördü.

İngilizler Beyaz Saray'ı ateşe vermek üzereyken o zamanki First Lady Dolly Madison, George Washington'un portresi kurtarılmadan önce mekânını terk etmeyi reddetti. O portre bugün, Beyaz Saray'da, bu yangın öncesinden kalan tek orijinal eşya ve bunu Lady Madison'a borçluyuz.

Bir rivayete göre Amerikalılar, binanın yanmış ahşap bölümlerini, aslında yenilginin utancını kamufle etmek için beyaza boyadılar ve Beyaz Saray adı bu şekilde doğdu.

Ancak Beyaz Saray adını İngilizlere bağlamak bir şehir efsanesi olmaktan öteye gitmiyor. "Beyaz Saray" İngilizlerin Washington DC'ye saldırmasından önce de resmi olmasa bile Washingtonluların kullandığı bir terimdi.

Beyaz Saray'ın ilk kez 1798'de, binayı rutubetten ve Washington DC'nin müthiş kışlarının yol açtığı çatlaklardan korumak için beyaza boyandığı kayıtlarda yer alıyor. Beyaz Saray adının ırkçılıkla bağlantılı olduğuna ilişkin iddiaların ise bir temeli yok.

Nihayet, 26. Başkan Thedore Roosevelt, 1901'de, zaten takma ad olarak benimsenmiş "Beyaz Saray" tanımını resmi belgelerde kullanarak, "Executive Mansion" isminin tarihe karışmasını sağladı.

Franklin Delano Roosevelt başkan olduğunda ise, Beyaz Saray'ı, asansör ile çıkış ve iniş rampaları ekleterek tekerlekli sandalye ile erişime uygun hale getirdi.

Beyaz Saray'ın konukları arasında yer alan iki başkan Herbert Hoover ve John Quincy Adams, evcil hayvan olarak timsah besliyorlardı ve bu hayvanlar, sahipleriyle birlikte başkanlık konutunda yaşadılar.

Beyaz Saray'ın en çok bilinen ve onlarca filme konu olan, Başkan'ın resmi çalışma mekânı Oval Ofis'i ise, ABD'nin 27. Başkanı William Howard Taft 1909'da inşa ettirdi. O günden beri de Beyaz Saray'da renovasyonlar ve iç düzenlemeler dışında önemli bir değişiklik olmadı.

Şimdiye kadar herhalde hepimizin yine filmlerde, dizilerde en az bir kez gördüğü "Situation Room", bir kriz döneminde Başkan'a brifing vermek için kullanılan ve binanın bodrum katındaki bir başka önemli mekân.

5100 metrekarelik (55 bin foot kare) bir alana yayılan altı katlı Beyaz Saray, bir çiçekçi dükkânı, bir dişçi muayenesi, bir yüzme havuzu, bir bovling salonu, bir sinema salonu, 28 şömine, 33 banyo/tuvalet ve 132 odadan oluşuyor. Mekânın içindeki ve dış dünyayla olan bağlantılarını sağlayan 147 penceresi, 412 kapısı, sekiz merdiveni ve 3 asansörü mevcut.

Beyaz Saray'da yaşamak, Başkan ve First Lady için ucuz bir seçenek değil. Yedikleri yemekler ve kuru temizleme gibi diğer kişisel hizmetleri her ay "aileye" fatura ediliyor ve bu tutarlar başkanın maaşından kesiliyor.

Beyaz Saray mutfağında pişen yemeklerin fiyatları bir "fine dining" restoran düzeyinde. Beyaz Saray'da bulunduğu her gün "içeride" yemek yemek, yıllık maaşı 400 bin dolar civarında olan başkan ve ailesi için bile pahalı oluyor. Bazen başkanlar, bu ağır faturaların yüküne hafifletmek için pizza ya da hamburger ısmarlamayı (tabii kendi ceplerinden ödeyerek) tercih edebiliyor.

2018 sonunda Başkan Trump ile kongre, federal hükümetin bütçesi konusunda uzlaşamayınca işler 35 gün boyunca durmuş, Beyaz Saray mutfağı kapanmış ve Trump da Beyaz Saray'da bir futbol takımını ağırlamak için 300 adet hamburger ısmarlamıştı.

Joe Biden, ABD'nin 46. Başkanı olarak göreve başladığında, Beyaz Saray'ın ağırladığı 45. Başkan, ancak 44. kişi olacak. Çünkü, birbirini takip etmeyen iki ayrı dönemde başkan seçilen Grover Cleveland, 22. ve 24. dönemde iki kez görev yaptı ve istatistiklere iki ayrı kişiymiş gibi girdi.

Yakından gördüğünüzde muhtemelen Beyaz Saray'ın, dünyanın en güçlü devletinin başkanlık konutu olarak fazla mütevazı kaldığını düşüneceksiniz.

Örneğin Toronto'nun en zengin bölgelerinden birinde yer alan "Bridle Path" adlı caddede, iki kilometreden az bir mesafe boyunca, neredeyse Beyaz Saray büyüklüğünde 5-6 malikâne görmeniz mümkün.

NELER SÖYLENDİ?
@
cevat 3 ay önce
Bıden yönetiminin Türkiye'ye etkileri sizce ne olur?
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Süper Lig'de hangi takım şampiyon olur?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
webmaster forum