Merve Yazar
Merve Yazar
Giriş Tarihi : 13-06-2020 00:12
Güncelleme : 13-06-2020 00:40

Uçlarda yaşamadan savrulmak

Geleceğe notlar – 4

Kendimi izole ettiğim on birinci gün. Tatil günlerinden tek farkı haberlerin ana konusu ve "son dakika" yazılarının sıklığı. Buraya siyasi bir şeyler yazmayacağım, çünkü siyasette oldukça kötüyüm. Sebebini sonra söylerim. Tüm politik hengâmeler bir yana, bu küresel sorunu oldukça iyi yönettiğimizi düşünüyorum. Bu kadar umutlu olmama rağmen bu denli iyi bir fikre sahip olabileceğimi düşünemezdim. İtiraf etmek gerekiyor sanırım, tüm ülkeyi tehdit eden bir sorun olduğunda kenetlenebiliyoruz. Toplumcu bir kültürüz, aksinin olmaması gerekir ama dediğim gibi, beklemiyordum. Umarım bu ülke adına şaşkınlıklarım, benim kötümser düşüncelerimi yıkacak şekilde olur.

Gelelim neden siyasette beceriksizin teki olduğuma. Uzun yıllar boyunca eksiklik olarak gördüğüm bir özelliğim yüzünden. Ne anlatmak istediğimi örneklerle daha iyi anlayacaksınız. Kendi hikâyeme başlamadan önce şunu da belirteyim: Bu hikâyenin gerçek kişi ve kurumlarla kesinlikle alakası vardır. Bu hikâyede tamamıyla ben varım.

Kardeşim olmadığı için arkadaş konusunda pek alternatifim olmadı. Anlaşamayan ya da oyun kuramayan bir çocuk değildim ama şu anda olduğu gibi o zaman da kendime kaçardım. Uzun bir süre arkadaşlarımın sayısı oyuncaklarım kadardı. O zamanlar da pek konuşmadığımı, sadece dinlediğimi hatırlıyorum. Bazen gözlerimi büyütür ve karşımdakinin çok farklı düşünmesine anlam veremezdim. Kültürün dayattığı ahlaki olguları çabuk öğrenmiştim ve yaptırımlarını görmek isteyecek kadar da cesur değildim. Tam da bu yüzden her ailenin imrendiği bir çocuk oldum okul yıllarımda. Sorunsuz, başarılı ve söz dinleyen... Bense kendimi, korkaklığı tek çare olarak gören bir korkak olarak tanımlamayı tercih ederim.

Ama bu sürecin katkıları da oldu. Mesela okul sıralarında yaramaz öğrencilerle oturtulan öğrenciydim. Onu dizginleyeceğime inançları tamdı, ben de o inançlarını boşa çıkarmadım. Hayatım boyunca insanların garip diye nitelendirdikleriyle iyi anlaşabildim. Neden mi? Cevabı çocukluğumda saklı aslında. Uyumsuz dedikleri insanlarla o kadar iletişimde bulundum ki farklı düşünenleri yargılamamayı öğrendim. Apaçık farklı olanlarla etkileşimde bulunmak çocukluğumda pek tercihim değildi ama büyüdükçe bunu kendi isteğimle yapar oldum. Dışlananlara, fikri ne olursa olsun gülümserken buldum kendimi.

Dediğim gibi, uzun yıllar eksiklik olarak gördüm bunu. Etiketlerin yarıştığı bir dünyada, insan ayrımı yapıp da gülümseyemediğim kimse yoktu. Herkes etiket koleksiyoncusu olurken, ben de anlamsızca etrafıma bakınıyordum. Herkesin yaptığını anlamak ve bunu, yapan kişinin düşünce yapısıyla değerlendirebilmek gerektiği yönündeki düşüncemin zorluklarını yaşadım. İnsanların kavgalı olduğu onlarca kişi varken, şahsi kıskançlıklar dışında genelde seviliyordum. O zamanlar kimlik karmaşasına düştüğümü şimdi anlayabiliyorum. Uzun bir süre ikilemde kaldım. Uzun bir süre empati duygumu, maskem sandım. Kendimi daha iyi tanıdığımda anladım maske olmadığını.

Bunun siyasetle alakası şu; karşıdaki kişi ne derse desin kendi düşünce yapısıyla değerlendirdikçe anlayabiliyorum. Onaylamıyorum çoğu zaman ama anlayabiliyorum. Karşımda siyasi sohbetler yapan insanlar, ateşli bir şekilde savunurken düşüncelerini; ben savunamıyorum. Çünkü başka düşüncelerin, başka insanlarda ne denli mantıklı gelebileceğini biliyorum. Benden ateşli bir savunucu olmaz. Kitle yönetimi falan da yapamam ben. Ama anlayabiliyorum sizi, onaylamam belki ama anlam verebilirim düşüncelerinize.

Ben buyum işte. Öfkelenirim, sinirlenirim belki de kin tutarım size ama zamanla yaptıklarınıza anlam verebilirim. Böyle oldu hep. Anlaşılmak için çırpınmanın sebebi de belki size kolay anlam yüklememden kaynaklanıyor. Bana yapılanları unutmadım ve onaylamadım ama sizin düşünce yapınızla düşününce anlamlı kılabildim.

Şunu da belirtmeliyim ki, Yunus Emre ya da Mevlana olmaktan çok uzak bir insanım.  Yargılamadan dinleyebilirim, yaptıklarınıza bir şekilde anlam yükleyebilirim ama bana bireysel olarak yapılanlara tepkisiz kalamam, kalmadım da. Bu yüzden birçok insanı, kendimin bile şaşırdığı şekilde rahatça çıkardım hayatımdan. Demiştim, en az başkaları kadar şans veriyorum kendime. Hayatım, başkalarının hayatı kadar değerli. Aradaki dengeyi tutturmaya çalışan bir ölümlüyüm işte.

İnsanların bu denge merakı da ne uçlarda bir istek. Bu dengeyi tutturayım derken ne kadar zaman uçlarda yaşadım. Sanırım hayat, dengeyi bulmakla geçiyor.

24.03.2020

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Başakşehir FK2960
  • 2Trabzonspor2958
  • 3Sivasspor2953
  • 4Galatasaray2952
  • 5Beşiktaş2950
  • 6Fenerbahçe2946
  • 7Alanyaspor2945
  • 8Göztepe2938
  • 9Gaziantep FK3038
  • 10Antalyaspor2937
  • 11Kasımpaşa2935
  • 12Denizlispor3032
  • 13Gençlerbirliği2931
  • 14Çaykur Rizespor2929
  • 15Yeni Malatyaspor2928
  • 16Kayserispor2928
  • 17Konyaspor2927
  • 18MKE Ankaragücü2925
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
webmaster forum