Advert
Demi Chizgi
Demi Chizgi
Giriş Tarihi : 10-01-2021 00:46
Güncelleme : 10-01-2021 01:01

Şükür gücü ve değişim süreci

Bazen nefessiz kalır insan. Ya da öyle oluyormuş gibi hisseder.

Aslında nefessiz kaldığını hissedemezsin, çünkü nefesin bittiği yerde yaşam biter. Gibisi olmayan bir siyah beyazlıktır bu. Tartışmasız!

Genelde değişim süreçlerinde ve kırılma noktalarında insanın karşısına çıkar bu boğulma hissi. Bazen kişiler bunu panik atak olarak tecrübe ederler. Düşünce gücü öylesine yüksek bir enerjidir ki içerde akış bulamayınca ortaya çıkan duygu karışıklığı, fiziksel semptomlarla, nöbetlerle açığa vurur kendini.

Tetikleyici sebepler kişiden kişiye farklılık gösterse de çoğu zaman çaresizlik, umutsuzluk, değersizlik, yetersizlik, hatta aidiyetsizlik gibi korku temelli duygulardır altta yatan ve yürek kabartan nedenler. Bunlar bazen içekapanma (depresyon), bazen aşırı uyku hali, bazen öfke nöbetleri, bazen de yeni alışkanlıklar ya da bağımlılıklar olarak yansıma bulurlar.

Değişim süreçlerinde zorlanan kişiler, çoğu zaman eşe dosta yığılır, onlara sığınır, hatta zaman zaman kaygılarının ağırlığıyla onları da yıldırırlar.  Bu da, kendi içinde bir kısırdöngü yaratır maalesef. Korku hegomanyası sonucu, atılan adımlardan duyulan –aslında normal olabilecek– ikincil değerlendirmeler, tereddüde dönüşünce moral bozukluğu ile başlayan duygu durum karmaşası; özgüven kaybına, paniğe ve vazgeçişe yol açabilir.

Bu sancıları yaşayanlar, zorlandıkları kadar etrafındaki insanları da zorlarlar ve sevdiklerine aşırı yüklenebilirler. Sevenleri de onları taşımaya çalışırlar ama aslında bu durum uzman kişilerden gelecek destek ya da diğer kişisel gelişim araçlarıyla daha hızlı yönetilebilir. Çünkü tüm bu zorlukları aşacak olan, kişinin kendi düşünce akışı ve olaylara karşı yaklaşımıdır. Şükür ve vizyon odaklı bir perspektif, değişim süreçlerinin sancılarını hafifletir.

Şükretmesini bilen ve belirsizlikleri hayra yoran, geleceğe karşı meraklı ve ilgili bir bakış açısı, kişinin omuzlarını dikleştirip çıktığı yolda, umut ve inançla yürümesini sağlar. Düşüncelerinde Yaradan’a ve onun hepimiz için bir planı olduğu anlayışına yer edenler, daha huzurlu ve sakin atlatırlar bu dönemleri.

Bir dua kadar güzel başka bir ses de yoktur zaten şu evrende.  İçinde şükür olan her dua bir enerjidir kişiye ve karşısındakine güç veren. Nefessiz kaldığını zannedenlere hâlâ hayatta olduklarını hatırlatıp amaca ve hayra teslimiyete odaklanmaklarına yardım etmek de sevenlerin gönül borcudur – bazen sesleri duyulmasa bile.

Aslında değişim dönemlerinin zorluklarını, doğum sancılarına benzetirsek sürecin bir amacı olduğu aşikârdır. Çocuklarını doğal yöntemlerle evde doğurmuş bir anne olarak biraz daha açayım bu benzetmeyi...

Doğum sancısı denilen şey, bebeği kanala iten ve yeni dünyasına ulaştırmak için dizayn edilmiş bir sistemin parçasıdır. Doğum sancılarını ilaçsız ve kendi iç dinamikleriyle yöneten anneler, ağrı kesicilere yaslanan annelerden daha güçlü bir yeterlilik hissiyle başlatırlar hayatlarının bu yeni dönemini. Bu seçim de kişinin kendine ve potansiyeline olan inancıyla başlar.

Doğum sancısı, eldeki, koldaki bir kırık ya da kesik acısından çok farklıdır. Amaçlı ve sistemlidir. Gelir, yükselir, iner ve gider... Düzensiz aralıklarla başlayıp bir ritme girer. Tekli başlayıp itiş sürecinde çoklu ve eşzamanlıdır. Gün doğmadan önce en koyu karanlığın çerçevelediği gece gibi. Doğum yapan anneler için en zor ama en değerli anlar da bunlardır zaten.  Çünkü son yakındır artık...

Bu sancıların, sürecin doğal bir parçası olduğunu bilen ve kabul eden anneler, geçeceğini bilerek, derin nefes alarak yönetirler onları... Yüreklerindeki korku yerine, doğmak üzere olan yeni canla tanışmanın sabırsızlığına ve böylesine inanılmaz bir mucizede başrol oynamanın heyecanına odaklanırlar, sancıların ağrısına değil. Tıpkı bizim de yapmamız gereken şey gibi, zorlu geçiş dönemlerinde vizyona odaklanmak ve sancıların bir amacı olduğu anlayışı ile karşılamak bu duygusal iniş çıkışları.

Ölümler, doğumlar, ayrılıklar, kaybedilen olanaklar, kaçırılan fırsatlar... Bunlar hep yaşam döngüsünün bir parçası. Değişmeyen tek şeyin değişim olduğu bu dünyada, değişimi korkuyla ya da şükranla karşılamaktır opsiyonlar. İkisi arasındaki tercih de, kişinin farkındalığının yüksekliği ile doğru orantılıdır. Unutmamak gerek ki hayattaki tek gerçek başarısızlık, denemeden veya denemekten vazgeçmek, bir başka deyişle, pes etmektir.  Bugün tecrübe ettiğimiz her zorluk, bizi, yarın olacağımız kişiye hazırlar. Zaten, demir de ateş altında şekillenmez mi?

Şükür gücü ve sevdiklerinizin desteği ile derin derin nefes alarak yöneteceğiniz değişim süreçleri diliyorum hepinize...

Huzur ve inancın yoldaşınız olması temennisiyle hayırlı haftalar!

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Beşiktaş2044
  • 2Fenerbahçe2042
  • 3Galatasaray2039
  • 4Gaziantep FK2035
  • 5Alanyaspor2034
  • 6Trabzonspor2033
  • 7Hatayspor2032
  • 8Fatih Karagümrük2030
  • 9Yeni Malatyaspor2027
  • 10Antalyaspor2026
  • 11Göztepe2025
  • 12Kasımpaşa2025
  • 13Çaykur Rizespor2025
  • 14Sivasspor2024
  • 15Başakşehir FK2024
  • 16Konyaspor2023
  • 17Kayserispor2019
  • 18Gençlerbirliği2019
  • 19MKE Ankaragücü2018
  • 20BB Erzurumspor2017
  • 21Denizlispor2014
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Pandemide 2'nci dalga olur mu? Türkiye ne kadar etkilenir?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
webmaster forum