Advert
Ayşegül Ilgaz
Ayşegül Ilgaz
Giriş Tarihi : 03-08-2020 00:01
Güncelleme : 03-08-2020 00:13

Sınırlarla özgürleşmek

9 koronavirüs dersi

2. Duyarlılık

Birinci ders sorumluluktu. Köklenmek ve temelleri sağlamlaştırmak. Rutin olanların aksaklıkları ile yeniden sorgulatan Korona bize, "Şimdi biraz dur ve sor kendine" demişti. "Sakince bozulan düzene bakıp bundan yeni ve daha gelişmiş bir düzen nasıl yaratılır, bir düşün." Böylece ayakta zor duran bir düzende sürekli yorulacağına, yeni bir düzen için biraz emek ver, sonra kafan rahat eder.

Şimdi yerinde soruları sorma zamanı. İçinden çıkılması zor ya da imkânsız sorulara gerek yok. Sadeleştirelim hayatı ki özetliyoruz, toplam 9 ders dedik. Sorumluluk aldıysak eğer şimdi duyarlılık zamanı. Duyuyor musun? Sana seslenen hislerde cevaplar gizli.

"Ne hissediyorum?" Soru bu.

Çevremizde sıkça gördüğümüz saygısızlıktan şikâyet eden bizler, başkalarını irdelerken çoğu zaman kendimizi es geçiyoruz. Mevsim yaz, günlerden bayram... Tatile çıkan çıktı, curcunaya giren girdi. Havuz kenarlarında çığlıklar, sahillerde kalabalıklar... Trafikte artışlar, yükselen bağırışlar... Bu esnada televizyonda kadın şiddetiyle dolu sıra sıra haberler, sosyal medyada rengini kaybeden fotoğraflarla kazanılmaya çalışılan bir mücadele... Üstüne bir de unutulmuş gibi gözüken ama kendini hemen hatırlatıveren koronavirüs...

Yani yine kazan kaynadı bu aralar. Dışarıya bakmaktan içeri dönüyor mu gözler? Eeeh yani, pek sanmıyorum.

Duyarlılık içten başlar. Şimdi yerinde olan soruyu kendimize sormadan önce dışarıyı biraz toparlayalım. Malum, insan bedeni ve bilinci dışarıda fırtına varken içerideki sükûneti duyamaz.

Hayatımıza virüs girdi ve aşının bulunamaması sonucu yaşanan belirsizliklerle hayatımızı kısmen belirlemeye çalıştık. Pandemiye karşı verilecek en net çözüm evlere kapanmaktı. Sosyal mesafe ve dolayısıyla içsel yakınlık arttı. Hoşumuza gitti ya da gitmedi, sınırların çizilmesi ihtiyaç haline geldi. Alışverişimiz kısıtlandı. Alma ve vermedeki dengeyi dikkatlice kurmak zorunda kaldık. İster markette, ister işbölümünde, isterse ilişkilerde... Birlikteyken daha zor göz ardı edilen problemler arttı, ilişkiler test edildi, testten kalanlar ya evleri ayırdı ya da meseleyi yatağa yatırdı. Bilim kurulu başa geçti, bilimin önemi ve bir o kadar da çaresizliği hatırlandı. Duygular ön plana çıkmaya başladı. Moral, tüm çabalara rağmen net çözüm gelmeyince yine başa geçti. Moral, moral, moral... Kadınların fenni erkekleri bu sefer istatistiksel olarak yendi, nedeni bilinemedi. Bilinmezlik korkuttu, korktuğumuz yok edilmek istendi. Bir varil içinde betonlanmış halde bile olsa yine de yok edilemedi. Depremin artçısı kendisinden şiddetli çıktı, Korona, Topkapı, cinsiyet ayrımı derken dünya ayağa kalktı.

Hepsi canımızın, sevdiklerimizin, paramızın, cinsiyetimizin, kültürümüzün değerini yeniden bildirdi. Peki nasıl? Tabii ki hislerimizle...

Virüs ile korku göz ardı edilemedi. Hep "Sen" diyerek varlığını sürdürmüş fedakârlar, mesele canları olunca ister istemez "Ben" demeyi öğreniyor mesela.

İşler artık sınıra gelince "Hayır" demenin, sınırlarını bilmenin ve bildirmenin dersini virüs başlattı, kadına şiddet şiddetlendirdi.

Uyum, bu dönemin öğretisi...

Belirsizlik dönemlerinde ufuk görünmediğinde herkes uyumlu olmayı öğrenmelidir. Birlikte hareket etmenin gücüne katılmak, yardımlaşmanın hayat kurtaran değeriyle gurur duymak ve yaşanan sıkıntıları içine atmanın kısa vadeli bir çözüm olduğunu kabul edip patlaya çatlaya da olsa ifade etmeye yüz tutmak... tüm bunlara uymak zorunda kalır. Tek başına canını kurtaramıyorsan, süreçte kayıplara neden olacaksa bile ayaklanmak için güçleri birleştirmek gerek. Uyum burada hayatta kalma mücadelesinin vazgeçilmesidir ve otomatik gelişir.

Duyuyor musun? "Biz" diyorsun. Çoğu zaman "Biz" diye diye sen, "Ben" olmayı unutabiliyorsun. "Hep ben" diyenler ise bundan faydalanıp "Sen" demiyor tabii. Ama haklılar, talep etmiyorsun.

"Anneciğim, alışverişinizi ben yaparım, fakat her gün değil. Listeni haftalık hazırlamana ihtiyacım var."

"Sevgilim, benim biraz kendimle kalmaya ihtiyacım var. Senden bunun için iki saat istiyorum."

"Hayır yavrum, bunu kendi başına yapabilirsin. Bana ihtiyacın yok."

"Evet, bu iş kolaylıkla yapabileceğim ama görev tanımımda olmayan bir iş. Bu işin sorumlusunu bulmak ya da belirlemek gerektiğine inanıyorum. Bana yardım edersen sevinirim."

Çevremizde ilerleyen sistemlerin tıkandığı noktalarda eğer biz ses çıkarmazsak, orada oluşan baskıyı uyumlu olduğumuz kadar emer, olmadığımız kadarıyla da yüklenir ve sonunda bir gün çökmesine neden oluruz. Rekabet dünyasında da uyum üstün bir yetenektir. Bu nedenle kendine soru sorup duyarlılıkla soruların cevabını hislere danışarak dinlemek gerekiyor. Cevap "hayır"sa "hayır"dır. Sakin ve kibarca "hayır" deyin ve oradan yavaşça uzaklaşın. Kendinize "evet" demiş olursunuz. Bu çevreniz ve sistem için en faydalısıdır. Sen yoksan çünkü, "biz" olamayız.

Saygı talep edin. Saygısız sevgi olmaz. Vermiyorsa kendisinde yoktur. Yoksa senin orada işin yoktur.

İnsanlara nefes tüket tüket sonunda son nefesini de alır. Çünkü değeri yoktur. Sen bunu çok fark etmesen de bil ki eğer değerli olsaydı o kadar ucuza vermezdin.

Öyle böyle derken "sevdiklerinize" ders de vermeyin. Talep etmeyene "talebe" denmez, öğrenemez. Belki de ihtiyacı yoktur. Seviyorsanız, onlara derslerine çalışma imkânı verin, geri çekilin.

"Son kez konuşacağım, lütfen buluşalım," diyen biri zaten son kez konuşuyordur. Bitti.

Sorumluluk eril (erkeksi) bir erdem ise, duyarlılık da dişil (kadınsı) bir erdemdir. Bu dersin de ilk dersten uzun olmasının nedeni dişilliğidir. Sorumluluk ve duyarlılık... Bu yetenekleri geliştirmekle insanlaşırız. Sorumluluk köklenmekle topraklanmak ise, duyarlılık ona cansuyunu vermektir. Duyarlılık ile su, uyumu, elastikiyeti, empatiyi çağrıştırır. Nasıl kök olmadan ağaç uzayamıyorsa, su olmadan da büyüyemez. Ama suyu kökünden fazla olursa da çürür.

Paylaşmaktır nihai ders. Oraya gelene kadar almayı ve vermeyi dengelemek gerek. Başkalarını düşündüğün, hissettiğin kadar, kendini düşün ve hisset.

Toplumsal algı, fedakâr olmazsan bencilsin, der. Oysaki kendini düşünmeyenin başkasına faydası gerçek anlamda yoktur. Ya kendini bitiren kadınlar ya da bitmemek için farkında olmadan dişiliğini bırakıp erkek gibi olanlar... Dişiyi öldürmeyin. Bir ayrıkotu gibi bitmez tükenmez doğasıyla dişi, asla sonsuza dek öldürülemez, bitemez. Öldüyse ya da bittiyse, yeniden doğar, yeniden başlar. Hem de daha canlı, daha çok.

Mesele kadınları korumak değildir. Ne bu ne de başka dönem mesele kadınlardı. Kadın hareketlerinin özünde insanlık yatar. Mesele insanlığı korumaktır. Kadının da erkeğin de içindeki dişiyi. Düştüğümüzde yeniden kalkan hali... Hastalandığımızda iyileşmek için azmedeni. Her sorunda muhteşem bir neşeyle gerçekten sabredeni... Kırılan hayaliyle umudunu pekiştireni... İçimizdeki anneyi; çocuğu besleyeni... Metanetimizi, sükûnetimizin derinliğini... Kadın ya da erkek ol, daha sakin ve sevecen olmanı sağlayan içindeki östrojen hormonunu... koru.

İnsanı geliştiren, ona öğretip olgunlaştıran nefstir ve nefs adlarının hepsi dişildir. Çünkü dişil, ölüp yeniden dirilendir.

İster bir cinsiyet ayrımı, isterse pandemi olsun, hepsi birer bağışıklık meselesi. Bu dönem duyarlılığını geliştir ve duy kendini. Duyulan hisler, akan sular gibi insanı berraklaştırır. Bu dönem su ile daha çok temas etmek neden?..

Hadi Korona'dan bir ders daha. Bu sefer su gibi ol diyen Sufilerden:

"Seninle uğraşan hiç kimseyle uğraşma, eğer uğraşırsan onunla aynı yerde kalırsın. Etrafından dolanıp devam et yoluna. Sen su gibi ol Azizim."

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Alanyaspor923
  • 2Galatasaray1020
  • 3Fenerbahçe1020
  • 4Beşiktaş916
  • 5Kasımpaşa1015
  • 6Gaziantep FK1015
  • 7Başakşehir FK1014
  • 8Fatih Karagümrük913
  • 9Konyaspor912
  • 10Çaykur Rizespor912
  • 11Yeni Malatyaspor912
  • 12Hatayspor712
  • 13Trabzonspor1012
  • 14Göztepe811
  • 15Antalyaspor1010
  • 16Sivasspor89
  • 17BB Erzurumspor99
  • 18Kayserispor87
  • 19Denizlispor96
  • 20Gençlerbirliği95
  • 21MKE Ankaragücü82
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Pandemide 2'nci dalga olur mu? Türkiye ne kadar etkilenir?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
webmaster forum