DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Ümit Kardaş
Ümit Kardaş
Giriş Tarihi : 22-12-2020 01:59

Sıfırdan anayasa inşası: Güney Afrika örneği

Güney Afrika, 1948 ile 1990 yılları arasında nüfusun % 15'ini oluşturan beyazlar tarafından ırksal ayrıma dayanan apartheid rejimiyle yönetildi. Apartheid rejiminde beyazlar en üst kademede yer alırken, Asyalılar, Renkliler (Coloured) ve Siyahiler ötekileştirilmiş kesimleri oluşturuyordu.

Uzun yıllar boyunca beyaz ırkın yönetiminde olan Güney Afrika'da Siyahilere ve diğer beyaz olmayan etnik gruplara karşı uygulanan ayrımcılık, 1948 yılı genel seçimlerinden sonra resmileşerek sürdü. 1958 yılından itibaren yasalarla da desteklenen Apartheid rejimi, insanların kökenlerine göre sınıflandırılmaları sonucu, beyaz azınlık dışında kalanların devletin sağladığı sağlık ve eğitim hizmetleri gibi sosyal hizmetlerden daha az yararlanmaları gibi ırkçı uygulamalara zemin oluşturdu.

Bu süreçte Güney Afrika'da Apartheid rejimine karşı Anti-Apartheid Hareketi oluşturuldu. Nelson Mandela liderliğindeki Afrika Ulusal Kongresi'nin (ANC) başlattığı direniş süreci sonunda rejim 1990'ların başında son buldu.

Çağdışı yönetime son vermenin, tüm ırkların eşit haklara sahip olduğu yeni bir ülke kurmanın en önemli aracı ise sıfırdan yeni bir anayasa inşa etmekti. 1994-1997 yılları arasındaki anayasa yapım süreci, halkın da 2 milyon önergeyle katıldığı bir demokrasi şenliğine dönüştü.

Bugün Güney Afrika, Apartheid rejimiyle değil, yazılma süreci ve içeriğiyle herkese örnek olan tabula rasa üzerine sıfırdan yazılan demokratik anayasasıyla anılıyor. Güney Afrika, sıfırdan inşayı, sürece halkı da katarak siyasi ve toplumsal aktörlerle birlikte başardı.

Güney Afrika Anayasası'nı yazan Kurucu Meclis'in üyesi Geoffrey Quinton Michael Doidge, 2009 yılında kendisiyle söyleşi yapan Serkan Köybaşı'na sürece giden yolu ve yaşananları şöyle anlatıyor:

"Hükümet Mandela'yı 10 Şubat 1990'da salıverdi... 1990'da barış anlaşması imzalandı, ANC 'askeri örgüt olmayı bırakıyoruz' dedi. İnsanlara, 'silahı bırakın' diyecektik ama insanlar bize 'neden bırakalım ki, hâlâ özgür değiliz!' diyeceklerdi. Biz de 'hayır, görüşmeler için alan açmalıyız' dedik, o yüzden kendi insanlarımızla konuşmak zaman aldı... Geçici Konsey adı verilen, bir nevi geçici bir kabine kuruldu. Bu kabine bizi 1994'teki seçime götürdü. Sorun şuydu; iki şiddet dönemi vardı: Kodessa başarısız olduğunda şiddet vardı, çok partili müzakere forumu başarılı olacak gibi göründüğünde daha da fazla şiddet oluştu. 3. Kuvvet denilen bir örgüt vardı ve bu örgüt şiddeti destekliyordu. Amacı müzakere sürecini durdurmaktı... Ama o sırada devlet başkanı olan F.W. De Klerk ve ANC'nin lideri Mandela, şiddeti açıkça kınadı ve 'bunu biz değil, 3. Kuvvet' yapıyor dediler. Müzakereleri sürdürmenin yolu 3. Kuvvet'i izole etmekti."

Doidge, Anayasanın inşasına gitmeden önceki evreyi de şöyle anlatmakta:

"ANC’nin halkın nasıl oy vereceği, seçim sistemiyle ilgili veya parlamentonun nasıl çalışacağına dair görüşleri çok netti. Bunları taslak anayasaya koydu. Görüşmeler başladıktan sonra masadaki bütün taslak maddeler tartışılmaya başlandı. Ve buradan çok partili bir uzlaşma forumu doğdu. Aynı şekilde değiştirilemez altı ilkeye burada karar verildi. Çünkü ihlal edilemez temel hak ve özgürlüklerimiz vardı. 1994'e kadar geçici hükümet işbaşındaydı. 1994'te geçici anayasa yürürlüğe girdi ve 1996'ya kadar yürürlükte kaldı. Bu süreç boyunca halkın nasıl katkı yapacağı da tartışıldı. Akademisyenler ve sivil toplum örgütlerine sürekli 'nasıl yapalım' diye sorduk. İşin büyük kısmını akademisyenler ve sivil toplum örgütleri halletti."

Güney Afrika'daki ilk demokratik seçimler 1994'te yapıldı. Halkın çoğunluğunun, hayatında ilk kez oy kullandığı seçime % 86 oranında bir katılım oldu. Eski rejimde hiçbir hakları bulunmayanların partisi olan ANC yeni anayasa yapma vaadinde bulunarak % 62.65 oyla iktidar oldu. Parlamento'ya seçilen 490 üye, görevi iki yıllık bir süre içerisinde anayasayı hazırlamak ve onaylamak olan bir Kurucu Meclis (Constitutional Assembly) oluşturdu.

1995 Ocak ayında halkın görüşlerini almak için geniş kapsamlı bir iletişim kampanyası başlatıldı. Kırsal alandaki nüfus yoğunluğu, "siyah" halkın hiçbir zaman siyasi hak kullanmamış olması, eğitim eksikliği, ekonomik ve kültürel farklılıklar gibi engellere rağmen süreçte amaç halkın bilinçli katılımını sağlamak olarak belirlendi ve 10 aylık bir süreçte yoğun bir katılım sağlandı.

Televizyonda, radyoda, ulusal-yerel basında ve afişlerde yer alan reklam kampanyalarında, "tarihe izinizi bıraktınız, şimdi sıra fikrinizi belirtmekte" ve "anayasal haklarınıza karar vermek sizin hakkınız" gibi insanlara bu fırsatın önemini anlatan sloganlara başvuruldu. Bu kampanyalarda özel reklam ve iletişim şirketlerinden yararlanıldı. Süreç sonunda yetişkin halkın çoğuna ulaşıldı. Yaklaşık 2 milyon dilekçe toplandı, elemeler sonucu bunlardan 11 bin öneri çıkarıldı.

İnsanların anayasa yapım sürecine dair daha az bilgiye sahip olmalarının muhtemel olduğu kırsal kesime yönelik olarak hem kurucu meclisin faaliyetleri hakkında bilgilendirme yapmak, hem de halkın fikirlerini almak için kamuoyuna açık sempozyumlar düzenlendi. Sempozyumlar çerçevesinde yerel yönetimler ve sivil toplum örgütleriyle birlikte atölye çalışmaları düzenlendi.

Burada güdülen amaç, katılanların belirli bir konu üzerinde tartışmalarını sağlayıp uzlaştıkları ilkeleri gözlemlemek, bunların anayasada temsil edilmesini sağlamak ve bu vesileyle halka uzlaşma kültürünü aşılamak oldu. Böylelikle sürecin daha açık ve daha şeffaf algılanması da sağlandı. Partiler arasında, kültürel ve etnik farklılıklara dayanan, çok derin zıtlaşmalar aşıldı, aynı masada yer alıp ortak bir proje çerçevesinde görüş alışverişi yapmaları sağlandı.

Doidge, sözkonusu söyleşide, Anayasa yazımının çeşitli unsurlara bağlı bir süreç olduğunu şöyle anlatmakta:

"Her ülkenin kendi öncelikleri, kültürü, gelenekleri ve tarihi var. Ve bir anayasa bunların hepsini kapsar. Bizim anayasamızı okuduğunuzda da tarihimizi yazmış olduğumuzu göreceksiniz. Biz anayasamıza bunları koyarken geçmişte baskıyı yapanlar da, baskı görenler de şunu söyledi: 'Geçmişimizi içeren ama bundan sonra birlikte geleceğe nasıl yürüyeceğimizi de gösteren bir metin üzerinde anlaşalım.' Birçok ülke bizimle irtibata geçti. Kendilerine şunu söyledik: 'Bizim için yöntem bu oldu. Modelimize bakın, size nelerin uyduğunu tespit edin.' Sonuçta, biz de başka ülkelerden çok şey öğrendik. Kanada'ya, İrlanda'ya, Avustralya'ya ve başka köklü demokrasilere gittik. İngiltere, Norveç, Danimarka ve İsveç'te aynı deneyimi olan örgütlerle görüştük. Ve geri döndüğümüzde getirdiklerimizi ortaya koyduk ve kendi kendimize dedik ki: 'Bütün bu ülkelerde demokrasinin temel unsuru haklar bildirgesi.'"

Süreç içerisinde televizyon programlarına katılan Kurucu Meclis üyelerine sivil toplum tarafından sorular yöneltilmesine imkân tanındı. Bu süreçte özellikle radyo, etkili bir şekilde kullanıldı, bu şekilde hem şehirli, hem de kırsal kesime ulaşılabildi. Televizyonda 11 dilde anayasa üzerine eğitici sohbet programı yapıldı, bu programlara uzman kişiler çağrıldı, ayrıca kişisel sorulara cevap verecek bir "anayasal diyalog hattı" oluşturulup, yayınlanan programa bu konuda uzman insanlar davet edildi.

Güney Afrika'da, 22 Kasım 1995'te biten 10 aylık süreç sonunda ilk Anayasa taslağı yayınlandı ve ikinci aşamaya geçildi. İkinci süreçte müzakereler öncelikli olarak tartışma yaratan ve çok seçenekli ele alınan maddeler üzerine yoğunlaştı. Bu süre içinde yaklaşık 250 bin dilekçe daha alınarak çözülmesi gereken 68 konu üzerinde çalışmalar devam etti. Sürecin sonunda genel bir uzlaşmaya varılarak yeni Anayasa metni, 8 Mayıs 1996 tarihinde Kurucu Meclis tarafından kabul edildi.

Anayasa metni, Kurucu Meclis'te kabul edildikten sonra Anayasa Mahkemesi'nce onaylanıp Cumhurbaşkanı Mandela tarafından imzalandı. Mandela bu süreci şu sözlerle noktaladı: "Halk artık özgür olmakta özgür."

Doidge, Anayasanın uygulanmasında Anayasa Mahkemesi'nin rolünü şöyle vurguluyor:

"Kontrol mekanizmaları öyle iyi işliyor ki, Anayasa Mahkemesi sadece anayasa hakkında bir role sahip değil, aynı zamanda anayasanın koruyucusu. Bu yüzden parlamentoda da, yürütmede de, hepimizin anayasaya uyduğumuzu kontrol etmek zorunda. Bunun yanında, mahkeme üyeleri de anayasaya uymak zorunda. Bu bizim anayasamızın çok güçlü bir yanı. Eğer Anayasa Mahkemeniz anayasaya uymazsa, bir başka yetkili mahkeme, 'Bu Anayasa Mahkemesi üyeleri kontrolden çıktı,' diyebilir. O yüzden kontrol mekanizması her yerde geçerli."

Demokratik bir süreç sonunda sıfırdan inşa edilen Güney Afrika Anayasası'nın felsefesi, barışı ve farklılıklarla birlikte yaşamayı sağlama yönünden neler içeriyor? Devam edeceğim.

NELER SÖYLENDİ?
@
Ümit Kardaş

Ümit Kardaş

DİĞER YAZILARI Kürtler-2: 19. yüzyıl 21-06-2021 03:38 Kürtler-1: 16-18. yüzyıl 15-06-2021 03:55 Çağdaş tiranlığın terör yönetimi 04-06-2021 02:12 Organize suç örgütlenmesi bağlamında mafya 27-05-2021 02:20 "Bir daha asla!" diyebilmek için - 3 17-05-2021 02:15 "Bir daha asla!" diyebilmek için - 2 08-05-2021 01:09 "Bir daha asla!" diyebilmek için 30-04-2021 23:10 İnsanın hangi hali? 22-04-2021 01:25 Mağdurların empati ittifakı 02-04-2021 01:46 "Dil"den "Gönül"lere akmak! 18-03-2021 01:51 Kanımla düşünüyorum! / Hermann Göring 10-03-2021 02:59 Yeni anayasa inşa sürecinin açmazları 17-02-2021 21:49 Üniversitenin misyonu 09-02-2021 00:28 Türk anayasaları bağlamında yasama-yürütme dengesi 02-02-2021 02:23 Güçlendirilmiş parlamenter sistem ne anlama geliyor? 28-01-2021 04:03 Öteki korkusundan kurtulmak için: Kendi uçurumuna atlamak 19-01-2021 04:58 Sıfırdan Anayasa İnşası: Yeni Anayasa Platformu (YAP) örneği 14-01-2021 04:00 "Küresel eril sistem"in mağdurları: Kadınlar 08-01-2021 04:19 Çok dilli - çok bölgeli anayasa: Güney Afrika anayasası 31-12-2020 03:32 Sıfırdan anayasa inşası: Güney Afrika örneği 22-12-2020 01:59 Tabula Rasa: Sıfırdan anayasa inşası 13-12-2020 05:11 Kayyım atamaları bağlamında 1921 Anayasası 08-12-2020 23:49 Anayasacılık: Batı-Osmanlı anayasa hareketleri 30-11-2020 04:56 Sistemin saldırısı karşısında direniş odağı: Aşk 12-11-2020 23:30 Empati ihtiyacı 29-10-2020 00:11 'Çok Kalpli Asi' 14-10-2020 22:23 Eylül’le gelen 29-09-2020 02:20 Tercihiniz; otokrasi mi, demokrasi mi? 16-08-2020 01:09 Hukukun işlevi 07-08-2020 01:12 Barbarlığın son noktası: Çocuklarına kavuşamadan ölen anneler! 30-07-2020 04:12 Vandalizmin kurumlaşmış hali: Cezasızlık pratiği 24-07-2020 02:55 Beton avluların çocukları: Anne! Toprak ne demek? 14-07-2020 00:38 Medeniyetsizlik: Boğulan adalet 08-07-2020 01:11 Meşruiyet: Temel mutabakat – Kamusal müzakere 26-06-2020 03:03 Frenlenemeyen iktidar sorunu 18-06-2020 02:14 Bu kaçıncı Cumhuriyet! 09-06-2020 19:56 İslam'ın siyasetle serüveni: Milliyetçiliğe savrulma 02-06-2020 02:24 Devlet: Güç ve çıkar çatışmalarının alanı 23-05-2020 02:04 Sürgünün trajedisi: Toprağın tadını özlemek 16-05-2020 22:03 Devletin emrindeki din: Diyanet İslam'ı 12-05-2020 02:19
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Spor Toto Süper LigOP
  • 1Beşiktaş4084
  • 2Galatasaray4084
  • 3Fenerbahçe4082
  • 4Trabzonspor4071
  • 5Demir Grup Sivasspor4065
  • 6Atakaş Hatayspor4061
  • 7Aytemiz Alanyaspor4060
  • 8Fatih Karagümrük4060
  • 9Gaziantep Futbol Kulübü4058
  • 10Göztepe4051
  • 11İttifak Holding Konyaspor4050
  • 12Medipol Başakşehir4048
  • 13Çaykur Rizespor4048
  • 14Kasımpaşa4046
  • 15Helenex Yeni Malatyaspor4045
  • 16Fraport-TAV Antalyaspor4044
  • 17Hes Kablo Kayserispor4041
  • 18BB Erzurumspor4040
  • 19MKE Ankaragücü4038
  • 20Gençlerbirliği4038
  • 21Denizlispor4028
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Süper Lig'de hangi takım şampiyon olur?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
webmaster forum