Ayhan Şahin
Ayhan Şahin
Giriş Tarihi : 21-07-2020 00:09

O meşhum sıkıntı üzerine

Bu karmaşık ruh haliyle sana ne yazılır hiç bilmiyorum dostum. Tek bildiğim –emin olmamakla birlikte–, kelimelere olan inancımı tam da yitirmeye başladığım bir anda, her bir kelimeden ölesiye korkarken, belli bir düzen dahilinde yazamayacak olmam. Uzunca bir süredir adına 'dil' dediğimiz şu tuhaf iletişim aracının insanı hareketsiz kılan, kimi zaman aptallaştıran, delirten boyunduruğu altındayım. (Cümleler nasıl da bağlantıdan yoksun di mi, nasıl da gelişigüzel kurulmuş ve darmadağınıkmış izlenimi uyandırıyor insanda!)

Anlatacak öyle çok şey var ki, neresinden başlayacağımı, neyi ne kadar anlatıp neyi ne kadar gizleyeceğimi düşünmekten yazmaya mecalim kalmıyor; gerçi –birazdan göreceğin gibi– ne denli çok boyutlu ve ustalıkla anlatırsam anlatayım, yaşadığım travmadan arta kalan izlerin sendeki yansısını tahmin bile edemeyeceğim; bir yıl önce olmuş olsaydı bırak tahmin etmeyi, tahayyül eder, zihnimde canlandırabilir, üzerine teori bile geliştirebilirdim. Oysa şimdilerde –aslında son bir yıldır–, kelimelere olan inancımla insanlara beslediğim sevginin giderek niye bu denli azaldığını ve niye bu denli birbirinin içine geçerek aralarındaki sınırın silikleşip her geçen gün ne diye biraz daha belirsizleştiğini şaşkınlıkla izliyorum ve çoğu kez de bu konunun üzerine düşünmek istemiyorum.

Şöyle bir düşünce sistematiği oluşturulabilir galiba: İletişimin olağan aracı sayılabilecek dil ve o dile bağlı kelime öbekleri belli bir düzenekten yoksunsa ve sürekli olarak yörüngesini kaybediyor ya da yörüngesinden kayıyorsa; dilsel unsurları da aşan ruhsal, duyusal, davranışsal bir ortaklık ya da doğal bir yakınlık hali kurulamıyor da daha çok ilişkilerin bozulmasına hizmet ediyorsa; hepsinden de kötüsü 'dil' ve 'yazı'nın yaşamsal alanda –insan ömrünü basit ve tek bir çizgi gibi düşünecek olursak– ölümle nihayetlenen çaresizliği varoluşumuzu tümüyle anlamsız kılıyorsa; niye yazıyoruz?

Buradan tek bir çıkış var sanki: İnsanlar ve evrenle aramızda –iradi ya da kendi irademiz dışında– kurulan duygusal bağı mümkün olduğunca zayıflatmak; hatta mümkünse tamamen 'koparıp atmak'. Evet, bunun çok zor olduğunu biliyorum tabii ki. Bu gerçek anlamda bir paradoks: Nesnelerle (kelimelerle) duygular (insanlar) arasında hem doğru, hem de ters bir orantı var çünkü; birisini 'kaybettiğimizde', ona beslediğimiz sevgi, hem kelimeleri, hem de hayatı gereksiz kılabiliyor bir anda. O şeye yüklediğimiz değer böylesine büyük olmasaydı, biz küçücük varlıklar, hiçbir şeyi umursamadan sadece benliğimizi doyurma telaşına kapılır gider, yargısal sapmanın göstergesine dönüşüp atfettiğimiz değerle tamı tamına benzeşen garip bir özdeşlik hali yaşamak durumunda kalır mıydık; ne dersin? Bence kalmazdık!

Bundan birkaç hafta önce, "O Meşhum Sıkıntı Üzerine" başlıklı bir yazı yazmaya çalışmıştım sana; ancak bir sürü şeyden bahsetsem de, yine de doğru dürüst bir şeyler yazabilmeyi becerememiştim. Sonradan bakınca anladım ki, orada –fırsat bulup da anlatamadığım– tek doğru sözcük, 'meşhum' sözcüğüymüş; gerisi külliyen yalanmış.

Sözcüğün tuhaflığı, içinde hem cesareti, hem de korkuyu barındırıyor olmasıydı çünkü. Benim açımdan yazının kaynağı sürekli bir sıkıntı hali olabilir belki; doğrudur. Kelimelerden kurulu bir dünyaya girebilmek için, korku duyabilecek kadar bir cesaret taşıman gerekir çünkü. Ama mektubu haftalardır yazamadığıma göre, demek ki bende o cesaret yokmuş; baskın olan duygu, demek ki hep korkuymuş.

Burada kaleme almaya çalıştığım şeyleri kimseye anlatamadım; kimsenin ya umurunda olmayacağına, ya da anlayamayacağına inanıyordum –ki halen inanıyorum buna. Uzunca bir aradan sonra, bütün bunları bir tek sana anlatma isteğimi hangi nedene dayandırabiliriz peki? Artık iyice anlıyorum ki, başkalarıyla paylaşma isteği değilmiş anlatılanlar; tarihe kayıt düşme telaşı da değilmiş. Anlaşılma kaygısı ya da trajik varoluşumuzu duyurma takıntısı olmasa bile, yeryüzünün herhangi bir yerinde yaşayan, seni tüm benliğiyle duyumsayabilecek bir tek kişinin varlığına inanmakmış.

İşte böyle dostum; bütün ahvalimiz bundan ibarettir.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Başakşehir FK3469
  • 2Trabzonspor3465
  • 3Beşiktaş3462
  • 4Sivasspor3460
  • 5Alanyaspor3457
  • 6Galatasaray3456
  • 7Fenerbahçe3453
  • 8Gaziantep FK3446
  • 9Antalyaspor3445
  • 10Kasımpaşa3443
  • 11Göztepe3442
  • 12Gençlerbirliği3436
  • 13Konyaspor3436
  • 14Denizlispor3435
  • 15Çaykur Rizespor3435
  • 16Yeni Malatyaspor3432
  • 17Kayserispor3432
  • 18MKE Ankaragücü3432
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Pandemide 2'nci dalga olur mu? Türkiye ne kadar etkilenir?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
webmaster forum