DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Giorgitsamou
Giorgitsamou
Giriş Tarihi : 15-04-2021 01:31
Güncelleme : 15-04-2021 01:43

Mavi badanalı, yüksek tavanlı hikâyeler

Tek başına çivit maviye boyanmış bir odada sadece ayaklarımı kıpırdatıyordum yatağımın içinde o an. Yıllarca kalabalık yaşamış ben, sadece çatlak duvarın yukarıya doğru uzamış çizgili üst tarafına babamdan kalan siyah beyaz karga fotoğrafını koymuştum. Fotoğraf o kadar yalın ve paspartusu o kadar uyumsuz bir çerçeveye konmuştu ki... Yıllarca hep, bunun göz oyalayıp başka bir olayı kamufle etmek için kullanılan bir obje olduğunu düşünmüştüm. Hiçbir şey bu basitlikte olup bu kadar yıl varlığını aynı kaderde sürdüremezdi. Tıpkı yıllardır donuk kişiliğiyle caddeden aynı kıyafetle geçen, kaldırımın sadece sağından yürüyüp evinin otuz metre sonrasındaki demir çöp kutusuna siyah torbasını atan Adnan Bey gibi...

Bir zamanlar kalabalık içinde yaşarken dizlerimin kireçlenmesiyle birlikte bitmez dediğim gençliğe veda ettiğim gün, tüm fuzuli sayıp biriktirdiğim eşyalarımı yoldan geçen eskiciye satmıştım. Hatta eskicinin benden daha dinç ve umutlu olmasını da hafif kıskanarak, "Bitmiş evlerin kokusu sinmiş üstüne senin!" diye de adamı kendimce azarlamıştım. İnsan çaresiz kalınca da huysuz oluyor be... Sonra üzüldüm tabii ama geri alamadım sözümü.

Kendi mutsuzluğunu başkası üzerinden gerçekleştiren öfke nöbetlerinin yorgunluklarıydı hep şahit olduğum. Demek bunu öğrenmiştim hayatı sevmeden önce... Ne zaman hayat dönülmez oranda değişiyorsa, o zaman küçülüp zamanında kalabalığında kaçırdığın ayrıntılara sarılıyorsun. Mesela şu sol köşede duran mor plastik leğen, otuz beş yıllık... İlk plastik malzemedir eve giren ve tabii ki son... Bu leğene üstümden çıkan çamaşırları atıyorum. Mor renk onları yaşar gösteriyor bence. Umut veriyor bana da yattığım köşeden... Perde kullanmıyorum; bazen tüm gün. Uyuyorum çünkü perde olursa... Oysa yattığım yerden karşıda saçını bigudiyle sarmış benim yaşımdaki kocakarıyı görüp, "Ayağa kalkınca alırım onu nikâhıma," diyorum. Çünkü bunu dedirten bir yalnızlığı var. Hem kör, hem topal, idare eder insan yahu...

"Gerçi o bile şu an sadece boş bir evin duvarına gelin gelmeyi istemez," deyip kendi kendime gülüyorum. "Haspam; senin gibi koca memeli bir kadını ben ister miyim acaba?" diyorum tekrar içimden.

Bak yine istenmezliğe tahammül edemedim. Düşlerimde bile kötürümüm ben. Belki de bir mektup gelseydi, kapım çalınsaydı, kızım ve oğlum kapıdan uğrasaydı, bu kocakarıyı düşüme eklemezdim.

Ama o da yalnız biri ve çok mutlu... O dört tel saçına bigudi sarıyor ve ben tepesinin açıldığını yattığım yerden görüyorum. Hatuna bak, yine güçlü bee... Helal olsun...

Kendimi bir şu yataktan atayım; yaza karpuz alıp kapısına gideceğim umutla... Çiçek yerine de maydanoz götüreceğim ki akşam yemek yapsın. Seksen üç yaşında bir adamın düşlerini hor görmeyecek kadar yaşamış biri o bence. Ayrıca Girit göçmeni olduğunu söylüyorlar... Gece soğanlı fava yapıyor, bol zeytinyağlı... Muhakkak yirmi sene önceki kocasından kalma bir rakısı da vardır. En kötü içip ölürüz be... Şu duvardaki karga fotoğrafını giderken ona mı hediye etsem. Onun duvarını benden daha çatlak gördüm çünkü... Yarın bir sesleneceğim şu hatuna... Bak tebessüm ettim yahuuu...

– Hayal kurmayı bırakmamak lazım...

Uçuyorum kocakarı... Hey, sana diyorum... Mutluluktan!

Ah, yarın bir an önce olsa...

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Süper Lig'de hangi takım şampiyon olur?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
webmaster forum