DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Merve Yazar
Merve Yazar
Giriş Tarihi : 08-12-2020 23:32
Güncelleme : 21-12-2020 19:32

Kör karanlığın sevilen vaizi

Geleceğe Notlar – 9

Nispeten düzene girmeye başlayan bir hayatım olmaya başladı. İki hafta sonra uzaktan eğitim derslerim başlayacak. Son senem olduğu için KPSS'ye de çalışmaya başladım. İlk Türk Devletleri arasında kaybolurken, bir cümle, günlüğüme karalayacak bir şeyler bulmanın heyecanını yarattı bende.

"Türkler'in göç etme sebeplerinden biri de bağımsız yaşama arzusudur."

Kendimi bildim bileli tarih kitaplarımızda böyle yazar. Bağımsız yaşama arzusunun insani bir getiri olduğunu düşünürsek, neden bize bireysel olarak zulmedenlere sesimiz çıkmıyor? Psikolojik şiddetin hâlâ ayırt edilemediği ve birçok insan tarafından şiddetten sayılmadığı bu yüzyılda, fiziksel şiddete bile kör, sağır ve dilsiz olabiliyoruz.

Onaylamasam da bu arzuyu, belli ırklara ve milletlere mahsus gördüğümüzde de özgürlüğe karşı ciddi bir eylemsizlikle karşılaşıyoruz. 'Başkaları benim yerime yapar,' düşüncesi, kanımıza işlemiş gibi. Nadiren bunu reddedecek şekilde davranan insanlar görüyorum. İçimde bir sıcaklık hissediyorum işte o zaman. Ne yazık ki çok uzun sürmüyor bu his.

Bağımsız yaşama arzumuzun bir şeyler yapmak konusunda bizi harekete geçirmesi gerek. Mantıken böyle geliyor bana.

Arzumuz mu yeterli değil, arzunun beslendiği kaynak mı yanlış, yoksa başvurduğumuz yollar mı yol değil? Sanırım hepsi.

Sorun çözmek adına yaptıklarımız, bizi felakete sürüklüyor. Eh, bağımsızlık arzusunu da bireye indirgemek yerine topluma indirgediğimizden kendi içimizdeki kusurları da fark edemiyoruz. Topluma yabancı olanları ayıklıyoruz ama bireysel kusurlarımız konusunda bir şey yapmıyoruz. Bu, eylemsizlik değil de nedir?

Hastalıklı fikirlerimizi arsızca savunuyoruz. "Ağzı olan konuşuyor," lafının en güzel örneği belki de içinde bulunduğumuz zaman dilimi. Hâlâ kadınların öldürülmesini, bahsi geçen adamın yanına gitmesine bağlıyoruz.

Cinayeti, vahşet olarak görmüyor; "hak edilen ceza" şeklinde dillendiriyoruz.

İdamı savunuyoruz be adam, idamı! Bu hastalıklı fikirleri savunmak, kör karanlığın sevilen vaizi olmak nasıl bir his? Rasyonel düşüncenin önüne çekilmiş perdeyi fark edememek nasıl bir his?

Merak ediyorum, kalıp fikirlerle yaşamak nasıl bir his? Ve ilk defa merak ettiğim bir şeyden kaçarcasına uzak duruyorum.

22.09.2020

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Süper Lig'de hangi takım şampiyon olur?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
webmaster forum