Advert
Ayşegül Ilgaz
Ayşegül Ilgaz
Giriş Tarihi : 02-11-2020 23:04

Konu: İlişkiler 6/66: İllet-i Aşk

Sen! İstediğini hayatta bulmak üzere buraya gelmemiş miydin? Sana onu bırakmanı söyledim.

Hâlâ buradaysan o zaman şimdi ön elemeyi geçtin, hazırsın demektir. O zaman başlayalım...

Şimdi artık ne istiyorsan, ayağa kalkma ve onu kazanmak için çalışma vakti...

Şimdi nasıl yapacağını anlatacağım, çabalamakla sabır da kazanman lazım.

Haydi o zaman...

Hayattan istediklerinle eşdeğer olman lazım. Onlara verdiğin her ne değer varsa onu kendin ortaya çıkarman gerek. Hayatın şu anda aynen böyle işliyor. Yaşadığın her ne varsa, kaçırdığın ya da hiç karşına çıkmamış ne varsa seni sana anlatıyor. Bakarsan, etrafındakileri nasıl tanımladığını açığa çıkarırsan o listede kendini bulabilirsin. Etrafında yalancılar ya da fedakâr insanlar mı var. O sensin. Nedenlerine girmeden bunu burada bırakıyorum. Sadece şunu bil, senin bir istiyor olmanın nedeni onun hayatında olmaması ve olursa seni daha mutlu kılacağına inanıyor olman. Hayatında olmaması da seni mutlu kılacak olması da gerçek değil aslında. Gerçek olan bunlara sadece inanıyor olman. Bu da bir başlangıç demek.

İnançlarını tanıyan, onları dönüştürebilir.

Sana istediklerini bırak dedim. Çünkü gerçekten de istediklerin özünde bir his, kendinle ilgili bir sınav var. Sınavlarını görebilmek için biraz görüş mesafesine de ihtiyacın var.

İnsanın her arzusu korkusundan doğar. Soğuktan korkarsın sıcağa koşarsın. Yalnızlıktan korkar, kalabalıklara karışırsın. Başarısızlıktan korkar, başarı için olmadık sözlerin altına imza atarsın.

İnsanın her arzusu onu korkusuna götürür. Sıcağa varırsın ve yanarsın. Soğuklarla sarılı olduğun bir yatakta öylece yatarsın. Kalabalıklara karışır, kendini kaybedersin. Bir gün o kalabalıklar geri çekildiğinde kimsesiz kalırsın. İmzaları atar başarılara varırsın. Yetmez kendine bir başarı daha ararsın. Artık duramazsın. Çünkü bilirsin ki eğer durursan başardığın hiçbir şeyi sonsuza kadar taşıyamadığını anlayacaksın.

İnsan arzularına koşar, korkularına varır. Korkularının içinden geçip ölebilenler, onun ötesinden yeniden doğabilirler. Yattığın buz gibi yatakta teslim edilen bir nefesin buğusu yükselir ve sen sıcaklığın aslında en başından beri sende olduğunu anlarsın. Kimsesiz kaldığında, kalabildiğinde muazzam bir şey olur. Bunun farkında varabilen seni fark edersin. Yaşadığın sürece, o fark eden sen seni asla bırakamaz. Artık hiç yalnız olamazsın. Bir gün hızını alamayıp sonunda duvara çarptığında paramparça olursun. Kendine toparlamaya çalıştığın şeyler saçıldığında, onca yıldır topladığın şeylerin senin olmadığını anlarsın. Çoğunu bırakıp hayata devam etmenin, zirveye çıkmak kadar inebilmenin başarı olduğunu anlarsın. Başarısızlıkların sana en büyük başarıyı getirdiğini görürsün. Başarısızlıklar en büyük başarılardır. Çünkü başarının ödül hissi geçip gidebilirken başarısızlığın dersi hayat boyu seninle kalır.

İşte böyle...

İnsan arzuları sayesinde korkularıyla yüzleşir. Korkularıyla yüzleşebilenler onları aşabilenlerdir. Onlar gerçekten sıcak, gerçekten tek başına ve gerçekten başarılı insanlardır. Çünkü onlar her iki ucu da yaşamış ve hayata huzurla, gelişmiş olarak devam ettiklerini görebilmiş insanlardır. Onlar ölçülüdür. Hayatta her şeyin dozunu doz aşımları sayesinde bilirler. Çünkü bilirler ki ilaç da aslında doğru ölçüde zehirdir.

İnsan bu dünyanın sırlarını çalışmamış bile olsa eğer hayata arzuları ve korkularıyla yaşamaya kendine ket vurmuyorsa illa ki sonunda bir uçtan ortaya gelir. Asıl korkulacak hayat her iki ucun da ucuna gitmekten haberi bile olmayanlardır. Korkanlar değil, haberi bile olmayanlar. Cahiller onlardır. Cehalet içinde ışığın varlığını bile bilemezler. Çünkü cehalet ışığın yokluğuna denir. Cehil, "Karanlık" demektir. Çevrelerinde ışıyan insan istemezler. Çünkü o ışıyan insanlar onlar için tehlikelidir. Ama sen! Sen öyle değilsin. Çünkü şu an ışık tuttuğumuz ilişki konusunda kendi derinliklerine doğru benimle beraber ilerliyorsun. O zaman devam edelim...

Hayatta istediğin şeye yakışmalısın. İstediğin bir hayat var. Onu tasarla aklında, zihninde. Yaşayacaksın onu, unutma. İnsanlar neden "Bir dilek tut," dendiğinde iki saniye sonra "Tuttum," der, hiç anlamam. Gerçek olacağına inansaydın biraz daha zaman verirdin.

Gerçek olacak, hayal et şimdi. Her gün ve devamlı...

Hayatında ne istiyorsan onun olduğu o hayatı hayal et ve içine bu hayatı yaşayan birini suratsız olarak koy. İyice yerleştir. O kimse, o hayalindeki evde yaşasın, arabayı kullansın, aileye ait olsun, işi yapsın, ilişkileri yaşasın. Biraz da kıskan. Kıskanacaksın zaten. Kıskan ki güdümlesin seni. O sen değilsin.

Her gün her gün her gün o kıskandığın kimse onu örnek al. Zor olsa gerek. İtmek istediğini çek diyorum. Çekmek istediğini it dediğim gibi. Onu öyle örnek al ki taklit et.

İnan lütfen. "Örnekle öğretir, taklitle öğreniriz," der Sufi. Bundan sonra ondan da bahsedeceğim. Bana öğrettiği her şeyden sana da bahsedeceğim. Sufi... İsmi lazım değil, garip biri.

Ve şimdi yazmaya başla. Hayali yaz. O suratsız sen olmayan kişiyi yaz. Nasıl bir hayat? Nasıl bir karakteri var? Nasıl hislerle yaşıyor? Onun iyi hali ile kötü hali nasıl olur? Nasıl sevinir, nasıl üzülür? Nasıl kızar o? Nasıl sever? Nasıl yardım eder? Ne zaman yardım eder? Neden eder? Kim o?

Hayal et. Yaz. Oku. Hayal et. Yaz. Oku. Ve tekrarla.

İstediklerin bir bir bu andan itibaren gerçekleşmeye başlasa nasıl hissederdin? Tepkin ne olurdu? Mutlu olman gerektiği için mutlu olmayı geçtikten sonra ne olurdu? Ne his var ki altında?

Çünkü sevgili okuyucu, eğer istediğin bir şey varsa ve olmuyorsa bil ki:

"Sen arzularından korkuyorsun, korkularını arzuluyorsun".

Bir hayal hayal olarak kaldığında, gerçek olmasından çok daha tatlı gelebilir. Bir gerçek de istenmese bile, gerçekleşmemiş bir hayalden daha tanıdık geldiğinde rahat hissettirebilir.

Arzularından korkuyorsun: Evlenmek istersin ama evlenirsen terk edilmekten korktuğundan ilişkilerini hep geçici seçersin. Yalnız kalırsın belki ama artık terk edilemezsin.

Ya da... Korkularını arzuluyorsun. Evlenmek niyetiyle biriyle birlikte olursun ama sonunda bir şekilde hep terk edilirsin. Ya çekip gider, ya seni duygularınla yalnız bırakır dinlemez ya da düşüncelerine önem vermez, isteklerini söyletmez. Terk edilmekten korkarsın ve başına da getirirsin.

Neden mi oluyor? Çünkü bu korku tanıdık bir duygudur ve insan kendine iyi gelecekler için yabancı durumlara gireceğine, kendine kötü gelecek tanıdık durumları tercih etme eğilimdedir. O nedenle de kendine yabancı arzuları arzular ki sonuçta o arzuları isteten açlıklarla yüzleşsin.

Bunu anlatacağım haftaya. Önce sindir. Paradoks nedir, bilmen gerek. Yoksa hayat sana espri yaparken sen somurtmaya devam edersin.

Önce yukardakileri sindir. Sonra yeniden gel buraya. Ve aşağıdaki cümleye biraz nöron patlat.

"Bu yazıda yazdıklarım yalandır."

Kafan karıştıysa hazırız, o zaman artık devam edelim... Haftaya hepsini toparlama zamanı...

"Konu: İlişkiler" yazı dizisine sormak istediğin, katkı sağlamak istediğin mailler için: hbyazidizisi@gmail.com

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Beşiktaş1838
  • 2Fenerbahçe1838
  • 3Gaziantep FK1834
  • 4Galatasaray1833
  • 5Hatayspor1831
  • 6Alanyaspor1830
  • 7Fatih Karagümrük1827
  • 8Trabzonspor1827
  • 9Antalyaspor1925
  • 10Yeni Malatyaspor1824
  • 11Sivasspor1823
  • 12Başakşehir FK1823
  • 13Konyaspor1822
  • 14Göztepe1822
  • 15Kasımpaşa1822
  • 16Çaykur Rizespor1821
  • 17Gençlerbirliği1819
  • 18Kayserispor1816
  • 19BB Erzurumspor1916
  • 20MKE Ankaragücü1815
  • 21Denizlispor1814
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Pandemide 2'nci dalga olur mu? Türkiye ne kadar etkilenir?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
webmaster forum