DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Atilla Aytemur
Atilla Aytemur
Giriş Tarihi : 01-06-2021 00:54

İktidar ve çürüme

Sedat Peker'in iktidarı sarsan itirafları üzerinden bir ay geçti. Türkiye bir demokrasi olsaydı, bu skandal açıklamalar çoktan hükümet devirmiş ya da birkaç bakanın istifasına yol açmıştı. Savcılar harekete geçip sadece itirafta bulunan hakkında değil, kamu görevlisi olsun olmasın, ilgili herkes hakkında dava açardı.

Ne yazık ki, bizdeki çoğu olayda, her şey tam tersi seyretti. Resmi ve gayri resmi susturma kuvvetleri anında sipere yattı. Deliller karartıldı, davalar iğdiş edildi ve hayal kırıklıkları yaşandı.

Peker olayından "Temiz eller operasyonu" beklemek iyimserlik olur. AK Parti iktidarının böyle bir şeye yönelmeyeceği, yönelemeyeceği belirtileriyle ortada. O eşiği galiba çoktan geçti.

Zaten bu ilişkilerinden arınamayan devleti, kırk gün hamama soksak yine de kolay kolay temizlenmeyeceğini az çok biliyoruz.

Susurluk skandalı yanında sıradan asayiş vakası gibi

Skandalın odağında Süleyman Soylu görünüyor. İki televizyon programında kendini cengâverce savundu. Lafı dolandırıp sorulardan kaçma becerisiyle herkese parmak ısırttı. Büyük bir aylık maaşla mafyanın kapısına bağlanmış siyasetçi konusunda inanılmaz bir atraksiyon sergiledi. İsmini, kendisini ifade vermeye davet (!) edebilecek bir savcıya söyleyebileceğini açıkladı. Soylu'nun bu bilgiyi kendine saklamasının, kimlere mesaj olduğu ister istemez merak ediliyor.

Emniyet'te de işler karışık. İddialar ve suçlamalar uçuşuyor. İktidardaki klikleşmeler oraya da yansımış gibi. Soylu'ya bağlı üst düzey polis şeflerinden açık meydan okumalar yapılıyor. Kolluk kuvvetlerinin bu durumu vahameti gösteriyor.

Dosya yeni olaylar ve ifşaatlarla kabarıyor. Susurluk Skandalı yanında mahalli bir hadise gibi kaldı. Başkanlık modelinin bu gelişmedeki rolü üzerinde durulması gerekir. Ama ayrıntıları bir yana bırakıp kaba bir döküm çıkaracak olursak:

Süleyman Soylu, suç duyurusunda bulundu ama savcılar doğrusu çok ağır davrandılar. Peker hakkındaki arama kararı ve örgütüne yapılan operasyonlar nice sonra geldi. Yurtdışına da timlerin gönderildiği tahmin ediliyor.

Binali Yıldırım, oğlunun Venezüela'ya gidişini dostluk ve hayırseverliğe bağladı. Maske ve test kiti götürmüş. Uyuşturucu ticaretiyle ilgili iddialara ailecek çok üzüldüler. Baba ve oğul, onlar da suç duyurusunda bulundular.

Kutlu Adalı'nın öldürülmesi hakkında Peker, dikkat çekici ifşaatta bulundu. Tanıklar, açıklamalar ve ilginç bağlantılar sözkonusu. İktidardan konuya giren yok. Peker'in kardeşi emniyete dilekçe verip konuşmak istedi ama alan yok. Başka bazı tanıkların ifadeleri birbiriyle uyuşuyor ama devlet hayret verici bir seyretme halinde.

İktidar yanlısı medya ve gazeteciler suspus vaziyetinde. Kabak Özışık Kardeşler ile Anadolu Ajansı muhabiri Musab Turan'ın başında patladı. Özışık'ın arabuluculuk hevesi ağır bedel ödetti. Turan ise iki AK Parti bakanına (Mustafa Varank ve Bekir Pakdemirli) Soylu ve Peker'in açıklamaları hakkında soru soramayacağını işini kaybederek öğrendi.

Bu konuların aşina ismi Mehmet Ağar'ın Yalıkavak Marina'nın Yönetim Kurulu Başkanlığı'ndan ayrılması skandalda ilk önemli sonuç. Sorulduğunda mealen "Marinaya mafya çökecekti, biz çöktük" gibi cevabının arkasını getirememiş görünüyor. AK Parti milletvekilliği oğlunun Yönetim Kurulu üyeliği devam ettiğinden ileri yorumlar için biraz erken.

Cumhurbaşkanı Erdoğan vazgeçemedi

En önemli gelişme, haftalar boyu konuşmayan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda nihayet mevzuya girmesi ve Soylu'ya sahip çıkmasıdır. Muhteva itibariyle konuyu, iç ve dış çevrelerin iktidara yönelik komplo, propaganda ve kampanyalarına bağlaması kimseyi şaşırtmadı. Dikkat çekici olan, bu konuşmayı, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'den bir gün sonra yapmasıydı. Bahçeli grupta, "Soylu'yu kimseye yedirtmeyiz" tadında konuşmuştu. AK Parti'nin içi kaynasa da genel başkan olarak Erdoğan'ın bu uyarıyı görmemesi mümkün değildi. Soylu'ya birlikte sahip çıkıldı ve Cumhur İttifakı büyük bir gerilimden şimdilik kurtuldu.

Sorun iktidar içinde yaşanıyor gibiyse de, MHP'nin taraf olması anlaşılır bir durum. Partinin yeraltı dünyasıyla ve derin devletle ilişkileri herkesin malumu. Alaattin Çakıcı'ya özel af çıkarılması için yaptığı dayatma ve Soylu'ya verilen destek bunun ifadesi.

AK Parti'nin içindeki kaynama bu olayla iyice su yüzüne çıktı. Dallanıp budaklandı. Taraflar da belli sayılır. Anlaşmazlığın siyasal etik dışı, yapıyı çürüten süfli konular etrafında sürmesi, parti tabanında ve seçmende muhtemelen ciddi etkilenmelere yol açacak.

Nitekim, iktidarın etrafında toplanan bazı kesimlerin verdiği fotoğraf, akıllara Susurluk Skandalı görüntülerini getiriyordu. AK Parti'nin, "Çetelere karşı şöyle mücadele ettik, böyle sonuçlar aldık" şeklindeki yüksek perdeden iddialarının söndüğü görülüyor.

Bütün bunları dikkate alınca, Peker'in itiraf ve ifşaatının nedeninin, AK Parti iktidarının kirli işlerini başka bir ekip üzerinden sürdürme kararı ve onu gözden çıkarması olduğunu tahmin edebiliriz. Ancak, Peker'in konuşması hesapları bozmuş ve kavgayı AK Parti'nin içine taşımış durumda. Konunun uluslararası bir boyut da kazanmaya başladığı öngörülebilir.

Devletin vazgeçemediği üçlü

Siyaset-derin devlet ve mafya ilişkileri bakımından Türkiye'nin sicili hiçbir zaman pek parlak olmadı. Tarihi komplolar, suikastlar, faili meçhuller, kayıplar, bombalamalar ve kışkırtmalarla dolu. Kürt Sorunu'nun öne çıktığı dönemlerde bu daha da arttı. Bazen iyi niyetli girişimler olsa bile, köklü bir mücadele pek yapılmadı. Soruşturmalar ve davalar sürüncemede bırakıldı ve hatta iktidarlar eliyle üstü örtüldü.

Ciddi toplumsal tepkiler verildiğinde ise kısmen sonuçlar elde edildi. Örneğin, 1990'lı yıllarda patlayan Susurluk Skandalı'na karşı iktidara yönelik tepki ve sorunun parlamentoya taşınması bir nebze sonuç verdi. Davaların açılmasında kitlesel tepkilerin önemli rolü oldu. Böylelikle, bir süre siyasal etik öne çıktı ve suç örgütleriyle iç içe geçmişlik siyaset zemininde kabul görmedi.

Temizlik, devlete bırakılamayacak kadar ciddi bir iş

Siyaset-derin devlet-mafya üçlüsüne karşı o yıllarda yaşanan mücadelede, içinde yer aldığım bazı toplumsal tepki ve etkinlikleri bu vesile ile hatırlatmak istiyorum.

Susurluk Skandalı ortaya çıktığında, bütün Türkiye'den, ellerinde süpürgelerle yurttaşlar Ankara'ya yürüyüp, "Süpürün gitsin" sloganıyla, devletten bütün kirli ilişkilerin temizlenmesi için büyük bir miting yaptılar.

Adı geçen suçluların ve sorumluların kaçmaması için sınır kapıları (Kapıkule ve Sakçagözü) sembolik olarak bir saat süreyle bütün giriş ve çıkışlara kapalı tutuldu.

Dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ağar hakkında fezleke çıkarılmış ama bir ayı geçmiş olmasına rağmen bir türlü TBMM Başkanlığı'na ulaştırılmıyordu. Meclis başkanlığına gelmeyen fezlekeyi, meclis dışından bir parti (ÖDP) buldu ve genel başkanı Ufuk Uras eliyle teslim etti.

Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, bazı konuşmalarında, Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş ise hazırladığı Susurluk Raporu'nda devletin bazı durumlarda ve ihtiyaç halinde, yasa dışına çıkıp cinayet işleyebileceğini ima eden şeyler ifade etmişlerdi. Devletin zirvelerinde yasadışılığa ve devletin işlediği cinayetlere böyle tolerans gösterilmesine bir tepki olarak, binlerce yurttaş Ankara'da toplanıp, alternatif "Halkın Raporu"nu TBMM Başkanlığı'na vererek, devletten çetelerin temizlenmesini, yargı mekanizmalarının işletilmesini ve adaletin gerçekleşmesini istedi.

Bugün baktığımda, o dönem verilen mücadeleden de tam sonuç alınamadığını şüphesiz görüyorum. Ama mekanizmalar kısmen işliyordu. Kulaklar sağır ve kimi yetkililer kayıtsız değildi. Bu nedenle, hani bir nebze olumlu değişiklik yaşanmışsa, bu tür demokratik tepkilerin ve TBMM'de gösterilen çabaların sonucuydu.

Bugün, AK Parti iktidarının durumunu izah etmek için makul bir söz bulmak çok zor. Demokrasi ve ekonomi dibe vurdu. Uyuşturucu ve cinayet trafiğinin göbeğindeki mafya dünyasıyla kurulan ilişkiler hepsinin üzerine tüy dikti. Eski Türkiye'yi dillerine pelesenk etmişlerdi, halk o günleri arar oldu.

Sonuç olarak, "Şahlandık, uçuyoruz" masallarıyla ve "yerli ve milli" babalanmalarla bu noktaya geldik. Şimdi, pandemi şartlarının ve kısıtlamalarının bahane olarak kullanılmasına rağmen, iktidar ve devletteki çürümenin üstesinden gelmek için, bütün demokratik imkânları ve parlamenter zemini değerlendirerek, geniş yelpazeli toplumsal tepkiyi ortaya koymak gerekir. Çünkü yaşadıklarımız, bundan daha makul ve demokratik bir seçeneğin olmadığını gösteriyor.

NELER SÖYLENDİ?
@
Atilla Aytemur

Atilla Aytemur

DİĞER YAZILARI İktidar, hangi dala elini atsa elinde kalıyor! 11-10-2021 01:22 Ali Babacan, DEVA ve yakın gelecek 01-10-2021 04:18 Hedef muhalif belediyeler 25-09-2021 23:34 Edremit vakası 18-09-2021 03:23 Sosyal medyayı susturma yasası! 12-09-2021 02:08 Türkiye, Afganistan'da ne kazandı? 01-09-2021 04:04 Afgan halkı ne yapsın! 26-08-2021 02:21 CHP, göçmen ve sığınmacılara farklı bakmalı 17-08-2021 02:57 Yangın dersleri 10-08-2021 01:47 Muhalefetin Cumhurbaşkanı Erdoğan sonrasına hazırlıkları 13-07-2021 05:29 Validebağ Korusu'na dokunmayın! 01-07-2021 00:57 HDP'ye yapılanlar ve yaklaşan seçimler 23-06-2021 03:48 Ezgi Mola'nın isyanı 09-06-2021 03:49 İktidar ve çürüme 01-06-2021 00:54 CHP Raporu'nun işaret ettiği çöküntü! 19-05-2021 02:06 MHP'nin şiddet dili ciddi riskler barındırıyor 12-05-2021 00:12 Emniyet genelgesi: Uydurma suç 01-05-2021 21:22 'Eylem Planı' neden heyecan yaratmıyor! 13-03-2021 00:59 Başarısız Gara operasyonu ve hedefteki HDP 25-02-2021 22:54 Boğaziçi'ndeki iktidar kuşatması 06-02-2021 01:59 Selahatttin Demirtaş ve Erol Katırcıoğlu 01-02-2021 04:03 Türkiye, bu filmi daha önce de gördü! 23-01-2021 05:18 İnanılmaz proje: Cami Gençlik Kolları! 14-01-2021 04:17 Ömer Faruk'un 'KAOS'u (*) 18-12-2020 23:48 Millet İttifakı'nın durumu ve beklentiler 11-12-2020 03:40 Türkiye, Türkiye olalı böyle 'Devran' görmedi! 30-11-2020 05:23 Hedefteki lider: Kemal Kılıçdaroğlu 25-11-2020 22:09 İktidar yeni bir sayfa açabilir mi? 17-11-2020 01:49 Deprem vergisinin tuhaf hikâyesi 07-11-2020 02:34 Muhalif partiler olmasa memleket ne güzel... 02-11-2020 03:21 Seçim tartışması bu şartlarda biter mi? 23-10-2020 23:33 İktidar ülkeyi nereye sürüklüyor? 09-10-2020 21:45 Hukuku tuşa getiren HDP operasyonu 29-09-2020 15:35 "Samimi demokrasi" buysa... 22-09-2020 19:25 İçişleri Bakanı böyle davranamaz! 16-09-2020 01:19 Atlamayalım... Bahçeli bu defa idam istedi! 11-09-2020 02:51 Barış Atay'a saldırı geçiştirilemez! 05-09-2020 02:24 Müjde ve felaket: Karadeniz’in gazı ve seli 30-08-2020 00:55 İktidarın boş işleri 21-08-2020 03:39 'Nepotizm' dediğin böyle olur! 14-08-2020 03:19 Bugün CHP'den ayrılma ne anlama gelir? 08-08-2020 02:04 CHP'deki muhalefet ne diyor? 02-08-2020 02:48 AK Parti'yle nereye kadar? 24-07-2020 01:45 Muteber işadamı ve durmaksızın patlayan fabrikası 16-07-2020 02:51 İktidar, kıdem tazminatında IMF ile aynı noktada buluştu 08-07-2020 00:46 Ak Parti’nin "ince" hesapları 30-06-2020 02:31 Türkiye, Kürt sorununu kiminle çözecek? 22-06-2020 02:30 HDP'yi kapattırma sevdası 11-06-2020 23:20 Yine neler oluyor? 06-06-2020 00:53 Siyasette iki tıkanma 29-05-2020 23:56 Hayır, cüretleri cehaletlerinden değil! 15-05-2020 23:09 Kullanım süresi geçmiş suçlama 06-05-2020 20:50 Adalete ve eşitliğe uzak İnfaz Yasası 17-04-2020 23:31 Vebadan sonra Avrupa’da ne oldu? 14-04-2020 00:49 Salgınla mücadelenin üzerine düşen gölge 02-04-2020 20:56 Korona günlerinde siyaset 15-03-2020 01:28 Ömer Faruk'tan 'Aşk ve Ereksiyon Aşk'ı' 28-02-2020 03:05 Kavala şimdi de FETÖ’nün beyni ve finansörü mü oldu? 20-02-2020 23:42 Vesayet ve darbe tehlikesi hortladı mı? 18-02-2020 23:44 Siyasi ayağı ararken 11-02-2020 21:38 Kanal İstanbul tartışması ve son gerçekler 31-12-2019 18:03 Kamu yetkililerinin sorunlu zihniyeti 20-12-2019 18:59 Kanal İstanbul-3: Risk bombası! 14-12-2019 02:00 Türkiye ücretli geçişe zorlayabilir mi? * 08-12-2019 01:02 Kanal İstanbul hakiki bir ihtiyaç mı? * 03-12-2019 23:06 Bunu da gördük: Üniversiteye haciz! 25-11-2019 23:32 Dipsiz Göl’ün ölümü 17-11-2019 23:37 Otizmli çocuklara ayrımcılık 11-11-2019 00:57 Zor denklem! 02-11-2019 21:29 Yargı ve adalet krizi 08-10-2019 00:06 Bütün anneler birleşin! 29-09-2019 00:06 Sosyal medya ve 'Gariplikler' * 04-09-2019 16:17 İstanbul Belediyesi meğer kimleri finanse etmiş! 29-08-2019 21:57 Yine mi kayyım! 26-08-2019 21:57 HDP Diyarbakır Mitingi'nin düşündürdükleri 31-07-2019 21:54 Hedefteki adalet! 22-07-2019 21:53 Doğu Akdeniz krizi ve iklim değişikliği 20-07-2019 21:51 Ak Parti’de ayrılık rüzgârları 12-07-2019 21:50 Başkanlık tartışmasının ardında dış güçler mi var? 06-07-2019 21:49 Metamorfoz (başkalaşma) ve 23 Haziran Seçimi 28-06-2019 21:48 S-400'ler ve sol partiler 20-06-2019 21:47 "KHK uygulamaları ve Medeni Ölüm" 26-08-2019 21:45 Türkiye Gemisi 23-05-2019 21:43 #sanatçıyadokunma! 15-05-2019 21:41 İktidar, YSK kararı ve muhalefet 07-05-2019 21:38 Ortada kalan İttifak 02-05-2019 21:37 23 Nisan ve linç girişimi 25-04-2019 21:35 HDP bu seçimlerde ne yaptı? 18-04-2019 21:34 Ak Parti ülkeyi nereye sürüklediğinin farkında mı? 11-04-2019 21:33 Ak Parti mahallesinde adresini arayan uyarı 03-04-2019 21:32 Sıradaki kriz: S-400’ler 26-03-2019 21:29 Başkası Adına Konuşmanın Haysiyetsizliği * 15-03-2019 21:27 Zorlamayalım, “beka” seçimlere sığmaz! 07-03-2019 21:25 CHP manifestosu neler vaat ediyor? 27-02-2019 21:09 Ak Parti manifestoda ne diyor, ne demiyor? 14-02-2019 21:11 Seçilmişlerin meşruiyeti ve Venezüela 06-02-2019 21:23 Kaz Dağları'nda itiraz ve isyan! 26-08-2019 12:45
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Trabzonspor1024
  • 2Hatayspor1020
  • 3Alanyaspor1020
  • 4Fenerbahçe1019
  • 5Fatih Karagümrük1018
  • 6Beşiktaş917
  • 7Konyaspor1017
  • 8Galatasaray917
  • 9Altay1015
  • 10Adana Demirspor1013
  • 11Başakşehir FK1012
  • 12Gaziantep FK1012
  • 13Yeni Malatyaspor1012
  • 14Sivasspor1011
  • 15Kayserispor1011
  • 16Giresunspor109
  • 17Antalyaspor109
  • 18Göztepe108
  • 19Kasımpaşa106
  • 20Çaykur Rizespor104
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Türkiye'de erken seçim ihtimali var mı?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
webmaster forum