Saadet Gadiri
Saadet Gadiri
Giriş Tarihi : 09-12-2019 03:13

Güzel bir şiirden seçmiş gibi kendine beni

Güzel bir şiirden seçmiş ve kendine saklamış beni. Meğer bundanmış her sabah vedalaşır gibi kucaklaması. Akşamları çiçek buketleri ile dolduruyor ellerimi. Kahvaltıda gül koyuyor çayımın yanına. Onu anlıyorum, her saniyesini büyük yaşamak istiyor. Büyük ve iki kişilik bir deliliğin içinde ‘iyi’ anılmak istiyor. Aklımdan çıkmamak için aklımla savaşıyor. Sonra kafasını çevirip bakışlarıyla uzak yollarda kayboluyor, yüzüm kırılıp düşüyor yerlere. Bilerek olmuyor, zaten o da beni üzmemek adına çırpınıyor, sanki o balık, fakat dünyadaki son balık ve yaşamak için çırpınıyor avuçlarımda. Apaçık ortada halbuki aklı ve ruhuyla. Gizlisi saklısı olmadan doldurmaya çalışıyor gözlerimdeki boşluğu, buna rağmen sorgusuz sualsiz giriyor rüyalarıma, karıştırıyor kafamı düşlerimde.

Kötü bir şey olacak mı ihtimaliyle korkularım büyüyor. İşte benim bu umutsuz bedenimin varoluşu da sırf onunla gelecek hayalini kurabilmek için var sanki. Sevmek su içmek kadar basit bir eylem olabilir mi canım Atay? Onun bardağından su içmek, beni ona daha çok yakınlaştırıyormuş gibi. Üstelik bu eylem benim açımdan çok kolay gerçekleşiyor. Oysa elimden tutarken, sevgiyle saçımı koklarken, akşamımın iyi olmasını dilerken de çok yakınız biz.

Korkmuyor da değilim, sevgimiz, çok sevdiği sevgilisinden ayrılmış ve sırf bu yüzden fazlasıyla sarhoş olmuş bir magandanın rasgele sıktığı kaza kurşununa kurban gitmez di mi? Ya da gitgide katlanan bu sevgi yüzünden "Fazla sevilmekten delirdi!" diye gazetelerin üçüncü sayfasına haber yapmazlar beni değil mi? Daha yerinde bir şeyler söylemek lazım; Nâzım Hikmet'e saygıyla o halde: "Ben senden önce ölmek isterim, gidenin arkasından gelen, gideni bulacak mı zannediyorsun?"

Madem çiçeklerden, doğanın en harika varlıklarından bahsediyoruz, şunu da söyleyeyim: Beyaz bir gül ile uyandım bu sabah, annem beyaz gülün ayrılık anlamına gelebileceğini söyledi. Çok hüzünlendim. Çiçekler, güller... Ayıran değil, bir araya getiren fevkalade detaylar olarak kalmalı. Hem kimse ayrılmak üzere çiçek vermez ki sevdiğine. Mesela mezarlara götürdüğümüz çiçeklere bakalım: Neden o çiçeği kokladığını ya da izlediğini göremediğimiz toprağın altında çürüyen insanlara götürürüz? Bu alışkanlığımız neden her mezar ziyaretinde önemli bir eylemmiş gibi sarar bizi? Bence herkes için değişmeyen bir sebepten, ortak bir noktada buluşmak ve sevgimizin hâlâ devam ettiğini göstermek isteğimizden. Kendimizi hatırlatmak için. Çiçekler güzel sevilen insanlardan miras kalmıştır bize. İşte bu zarafet tüm dünyayı sarmalı, üstelik henüz ölmemişken, utanmadan, sıkılmadan yapılabilir hale gelmeli. Güzel seven kadınlara güzel çiçekler verildiği gibi, güzel seven adamlara da çiçekler verilmeli.

En sevdiği şiirin sayfasına kurutulmuş bir gül koyamamış hiç. O gülü almış; en beyazından. Beni en sevdiği şiire benzetti ve daha önce hiç 'günaydın' dememiş gibi, hatta bu kelimeyi kendi uydurmuş gibi utangaç ve titreyen sesiyle uykulu halime bir beyaz gül ve en güzelinden bir günaydın bıraktı.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA