DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Ümit Kardaş
Ümit Kardaş
Giriş Tarihi : 28-01-2021 04:03

Güçlendirilmiş parlamenter sistem ne anlama geliyor?

Partili Cumhurbaşkanlığı sistemi eleştirisi ve güçlendirilmiş parlamenter sistem önerisi Millet İttifakı'nı oluşturan partilerle birlikte Gelecek Partisi ve DEVA Partisi'nin öncelikli gündemi haline gelmiş durumda.

Bu aşamada sözkonusu partilerin süreç odaklı, halkın katılımını sağlayarak anayasaya meşruiyet kazandıracak bir "sıfırdan anayasa inşası" konusunu öncelikli görmedikleri anlaşılıyor.

Bugün uygulanan sistemin çoklu, çoğulcu, katılımcı, özgürlükçü, hukukun üstünlüğüne dayalı bir demokrasiyle ilgisi bulunmamakta. Tek kişiye verilen ve denetlenme imkânı bulunmayan yetkiler merkezi gücü sınırlanamaz haline getirirken, gücün kolaylıkla hukukun dışına çıkması sonucunu doğurmuş durumda.

Güçlendirilmiş parlamenter sistemden ne anlaşıldığı önemli. "Sahih bir demokrasi" (=çoğulcu, özgürlükçü, katılımcı) – "adaleti hedefleyen yargı" (= bağımsız, tarafsız, tabii hakim, adil yargılanma hakkı), "günışığında bir bürokrasi" (=şeffaf, denetlenebilir, hesap verebilir), "yetkiyi yerelle paylaşan merkez" (=sağlık, eğitim, iç güvenlik, ulaşım, bayındırlık, ekonomi, tarım, hayvancılık, turizm gibi alanlarda bölgelere yetki devri) konularında öngörülecek hedefler önemli.

Türkiye'de neden yukarıda belirtilen hedeflere ulaşılamıyor? Türkiye'deki demokrasi ve hukuk eksikliği daha çok kurumlarda, siyasette ve bürokraside, demokrasi ve hukuk kültürü ve geleneği bulunmayışıyla ilgili. Türk-İslam sentezi ideolojisi muhalefet partilerinin hizalandığı bir çizgi olduğundan, demokrasi-hukuk hedefine önemli bir zihniyet değişikliği yaşamadan ulaşmak mümkün gözükmüyor.

Parlamenter sistemin en gelişmiş örneği İngiltere'de görülmekte. Tarihsel süreçte feodal bir tepki olarak ortaya çıkan demokrasinin büyük belgelerinden biri olan Magna Carta Libertatum'un (Büyük Özgürlük Fermanı-1215) özelliği kralın yetkilerini sınırlamada ve hukukun sınırları içinde kalmasını temin etmedeki etkisiydi.

Kral ile soylular arasındaki bu denge, Britanya'nın Fransa'da olduğu gibi mutlakiyete kaymasını, Almanya'da olduğu gibi küçük prensliklere bölünmesini önlemiş, yani Kıta'nın iki hastalığı olan despotizm ve anarşiyi engellemişti. Ayrıca Amerikan demokrasisi de, feodal hakları için ayağa kalkan, dik başlı İngiliz baronlarına çok şey borçluydu.

Ferman, İngiliz kamu hukukunda önemli temel bir belge olacak, krallar bu belgeye uyma taahhüdünde bulunacaklardı. 1628 tarihli Petition of Rights (Haklar Dilekçesi) ve 1689 tarihli Bill of Rights (Haklar Bildirisi) Magna Carta'ya dayandırılacaktı. 1679 tarihli Habeas Corpus Act (Kişinin hukuk güvenliğiyle ilgili yasa), 1701 tarihli Act of Settlement (Tevarüs kanunu ) ile birlikte bütün bu belgeler İngiliz parlamenter demokrasisinin temelini oluşturacaktı.

İngiltere'de ideolojisi bulunmayan bu belgelerin müşterek amacı bir yandan parlamentonun yetkilerini genişletip monarkın bu haklara saygı duymasını sağlamak, diğer yandan da siyasi özgürlük ortamını genişleterek diğer hak ve özgürlükleri güvence altına alacak adımları atmaktı.

XVIII. yüzyılda parlamenter rejimin bütün çarkları yerine oturmuştu. İki meclisli parlamento, başbakanın otoritesi altında görev yapan kabine ve ulusal birliğin sembolü olan, ancak gerçek anlamda siyasi güç sahibi olmayan Kral.

Parlamenter rejim İngiltere'de önceden düşünülmüş bir doktrinden kaynaklanan bir rejim olmayıp, uygulamada karşılaşılan zorlukların üstesinden gelinmeye çalışılırken mantığa ve gerçekçiliğe dayanan bir sistem olarak doğup gelişme göstermiş durumda.

Birleşik Krallık (United Kingdom), İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda'yı içine alan siyasi bir kavramı ifade eder. Bu ülkeler merkez olan İngiltere'den özerklik modeliyle yönetilir. İngiltere'nin yazılı bir anayasasının olmadığı söylense de, Anayasa, örf hukukunun, tarihsel bildirilerin, kanunların ve en önemlisi, oturmuş geleneklerin yüzlerce yaşındaki koleksiyonundan oluşur.

Hak ve özgürlüklerin koruyucusu olan hakimlerin yüzyıllar içinde yarattıkları ortak hukuk (common law) sistemin teminatı kabul edilir. Eklektik niteliği, bu birikime esneklik kazandırır. Atıfta bulunulacak yazılı bir belge olmadığı için, hiçbir şey "anayasal değil" diye ilan edilemez.

ABD Yüksek Mahkemesi, bazı yasaları anayasal olmadığı gerekçesiyle engelleyebildiği halde, İngiltere’de bu durum insan hakları açısından sorun oluşturduğundan, AİHM pek çok davada Birleşik Krallık aleyhine karar verdi. Bunun üzerine 2000 yılında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi iç yasa olarak kabul edilerek hak ve özgürlükler güvenceye alınmaya çalışıldı. Yazılı bir anayasa yapılması ise halen bir tartışma konusu.

Birleşik Krallık'ta resmi törenlere ve yazılı metinlere bakıldığında Kral (ya da taht kadınlara açık olduğundan mevcut kraliçe) çok geniş yetkilere sahipmiş gibi görünür. Ancak kral, kabinenin üstlenmeyeceği hiçbir sorumluluğu üzerine alamaz. Kral, "hüküm sürer ama hükmetmez". Etkin görev Başbakanınkidir.

Kral, birliğin sembolü olup, siyasal işlevi siyasi-hukuki düzenin uyum içinde işleyişini kolaylaştırmaktır. İngiliz kamu hukukunda "Kralın Sorumsuzluğu" ilkesi kabul edilmiştir. Kral, parlamentoyu ancak başbakanın isteği üzerine feshedebilir. Bakanlardan birinin değiştirilmesi yine başbakanın isteği üzerine olabilir. Kral yasaları veto yetkisini 1707'den bu yana kullanmamıştır.

Sonuç olarak kral, "Büyük İngiliz Ailesi"ni birleştiren sürekliliği ve birliği sağlayan bir semboldür. Görülmektedir ki; İngiliz parlamentarizmi içinde, kral tarihi kurumsal vurgusunun dışında parlamenter rejimlerdeki birleştirici, yetkileri daraltılmış, sembolik bir cumhurbaşkanı konumundadır.

İngiltere'de parlamento iki meclisli olup, asıl güç seçimle işbaşına gelen Avam Kamarası'ndadır. Lordlar Kamarası üyeleri seçimle işbaşına gelmezler. Bu meclis soylular, deneyimli kişiler ve politikacılardan oluşur. Lordlar Kamarası, Avam Kamarası'nda büyük ve disiplinli bir çoğunluğa sahip olan başbakanın yetkilerini denetlemede etkili tek kurumdur. Yasaların Kraliçe tarafından onaylanması ise bir formalitedir.

Çok seyrek olmasına rağmen Avam Kamarası, bir güvensizlik oyuyla başbakanı düşürebilir. Buna karşılık başbakan da etkili bir silaha sahiptir. İstediği bir zamanda Kraliçe'den parlamentoyu feshetmesini ve yeni seçimleri yapmasını isteyebilir. (Güvenoyu-fesih dengesi.)

Sistemin başarısı ve gücünün, disiplinli ve güçlü iki partiye sahip olması ve bu siyasi partilerin iç işleyişlerinde demokratik kültür ve kurallara uyulması ve yine halkla bütünleşen, halkın nabzını tutan örgütsel mekanizmalara, iletişim kanallarına sahip olarak parti üyelerinin, yönetimin ve başkanının demokratik bir şekilde karşılıklı etkileşimlerinden ileri geldiği söylenebilir. Parti başkanları seçimde başarısız oldukları ya da parti programıyla ters düştükleri zaman görevlerini bırakmayı bilirler.

İngiltere'deki parlamenter sistem bu çizgide gelişirken, Osmanlı İmparatorluğu'nda durum nasıl gelişti? İmparatorlukta İngiltere'de olduğu gibi padişahı çevreden sınırlayacak güçlü feodal bir sınıf bulunmamaktaydı.

Magna Carta'dan 593 yıl sonra gelen 1808 tarihli Sened-i İttifak cılız bir hareket olarak kaldı,  kısa bir süre sonra da II. Mahmut tarafından çöpe atıldı. İmparatorlukta Fransa'da olduğu gibi bir burjuva sınıfı da oluşmadı. Burjuvaziyi oluşturabilecek gayrimüslim kesimler de çeşitli nedenlerle bu işlevi göremediler.

Padişahın gücünün karşısında onun gücünü dengeleyebilecek güçlü sınıflar oluşmadığından çok geç olarak yine gayrimüslimler üzerinden Batı'nın baskısıyla ve bürokrasinin etkisiyle padişahın gücü sınırlanmaya, hak ve özgürlükler hukuki teminat altına alınmaya çalışıldı. (1839-Tanzimat Fermanı, 1856-Islahat Fermanı)

1876 Anayasası (Kanun-u Esasi) ile Osmanlı İmparatorluğu'nun siyasi yönetimi yarı meşruti bir yapıya geçti. Bu yapı içinde çift meclisli bir Meclis-i Umumi'de, daha çok yetkilere sahip ve Padişah tarafından seçilen kişilerden oluşan bir Heyet-i Ayan ve Padişah, Meclis-i Vükela, Şura-yı Devlet tarafından kuşatılmış halkın seçtiği tek temsili ve demokratik organ olan Heyet-i Mebusan bulunmaktaydı.

Kuşkusuz bu gelişimi İngiliz klasik parlamentarizminin gelişme sürecini ve bu gelişimin sınıfsal tabanlarını göz önüne alarak değerlendirmek doğru olmaz. 1876 Anayasası'nın getirdiği sistemde, monarkın yetkilerinin bir meclisle sınırlanması, yeterli olmamakla birlikte önemli bir gelişmeydi.

1876 Kanun-u Esasisi ile kurulan parlamentonun Heyet-i Mebusan kanadı ilk kez 13 Aralık 1877'de toplandı. İktidarın savaş politikalarının ve yolsuzlukların gündeme getirilmesi nedeniyle parlamento II. Abdülhamit tarafından 14 Şubat 1878'de süresiz kapatıldı.

Anayasanın 29 yıl askıya alındığı uzun bir baskı döneminden sonra 23 Temmuz 1908'de II. Meşrutiyet yeniden ilan edildi. 8 Ağustos 1909'da Kanunu Esasi'de yapılan bir dizi radikal değişiklikle padişahın yetkileri azaltılarak parlamenter rejime adım atıldı. Bu çizgi sonraki anayasalarla birlikte parlamenter rejim yönünde ilerledi.

Osmanlı İmparatorluğu'nda monarşinin meşruti bir nitelik kazanması, II. Meşrutiyet'le birlikte gelen 1909 Anayasa değişiklikleri ile sağlandı. Bu değişiklikle, ilk kez, yasama ve yürütme organları padişahtan koparak demokratik organlar durumuna geldiler. Heyet-i Mebusan'ın yetkileri artırılarak güçlendirildi.

Temsili niteliği ve yetkileri olan bir meclise karşı sorumlu bir bakanlar kurulu konuldu ve bakanlar kurulu bakımından güvenoyu mekanizması işlemeye başladı. Ayrıca yürütmenin silahı olan "meclisi fesih" yetkisi, padişahın tek başına kullanacağı bir yetki olmaktan çıkarılarak belli koşullara bağlandı. Böylece monarkın yetkileri azaltılarak gerçek bir meşruti monarşiye geçildi. Yasama-yürütme arasında yumuşak bir ayrılık öngörüldü ve düşürme-fesih dengesine dayalı klasik parlamentarizme adım atıldı.

II. Meşrutiyet gayrimüslimler, Kürtler başta olmak üzere toplum kesimlerince coşkuyla kutlandı. Anacak her zaman yaşanacağı gibi bunun da yalancı bir bahar olduğu birkaç yıl içinde anlaşılacaktı.

23 Ocak 1913 günü Enver Bey ve Talat Bey'in başını çektiği bir grup İttihat ve Terakki üyesi (Yâkub Cemil, Mümtaz, Mustafa Necib, Ömer Nâci gibi) tarafından hükümet binası Bâb-ı Âli'nin basılmasıyla kanlı bir askeri darbe gerçekleştirildi. Bu baskın sırasında Harbiye Nazırı Nâzım Paşa öldürüldü, Sadrazam Kâmil Paşa kafasına silah dayanarak zorla istifa ettirildi. Darbe sonrasında iktidar İttihat ve Terakki'nin eline geçmiş oldu.

Parlamenter rejime geçiş yönündeki çabaların geniş bir halk kitlesine dayanmaması,  İttihat ve Terakki'nin tek parti durumuna gelip ordunun da desteği ile baskı, terör yöntemleri ile muhalefeti sindirmesi, parlamenter sistemin başarısız olmasına neden oldu.

1921'den sonraki gelişmelerle devam edeceğim.

NELER SÖYLENDİ?
@
cevat 3 ay önce
Bu yazıyı yeni nesillere okutmalıyız bence.
Ümit Kardaş

Ümit Kardaş

DİĞER YAZILARI "Bir daha asla!" diyebilmek için 30-04-2021 23:10 İnsanın hangi hali? 22-04-2021 01:25 Mağdurların empati ittifakı 02-04-2021 01:46 "Dil"den "Gönül"lere akmak! 18-03-2021 01:51 Kanımla düşünüyorum! / Hermann Göring 10-03-2021 02:59 Yeni anayasa inşa sürecinin açmazları 17-02-2021 21:49 Üniversitenin misyonu 09-02-2021 00:28 Türk anayasaları bağlamında yasama-yürütme dengesi 02-02-2021 02:23 Güçlendirilmiş parlamenter sistem ne anlama geliyor? 28-01-2021 04:03 Öteki korkusundan kurtulmak için: Kendi uçurumuna atlamak 19-01-2021 04:58 Sıfırdan Anayasa İnşası: Yeni Anayasa Platformu (YAP) örneği 14-01-2021 04:00 "Küresel eril sistem"in mağdurları: Kadınlar 08-01-2021 04:19 Çok dilli - çok bölgeli anayasa: Güney Afrika anayasası 31-12-2020 03:32 Sıfırdan anayasa inşası: Güney Afrika örneği 22-12-2020 01:59 Tabula Rasa: Sıfırdan anayasa inşası 13-12-2020 05:11 Kayyım atamaları bağlamında 1921 Anayasası 08-12-2020 23:49 Anayasacılık: Batı-Osmanlı anayasa hareketleri 30-11-2020 04:56 Sistemin saldırısı karşısında direniş odağı: Aşk 12-11-2020 23:30 Empati ihtiyacı 29-10-2020 00:11 'Çok Kalpli Asi' 14-10-2020 22:23 Eylül’le gelen 29-09-2020 02:20 Tercihiniz; otokrasi mi, demokrasi mi? 16-08-2020 01:09 Hukukun işlevi 07-08-2020 01:12 Barbarlığın son noktası: Çocuklarına kavuşamadan ölen anneler! 30-07-2020 04:12 Vandalizmin kurumlaşmış hali: Cezasızlık pratiği 24-07-2020 02:55 Beton avluların çocukları: Anne! Toprak ne demek? 14-07-2020 00:38 Medeniyetsizlik: Boğulan adalet 08-07-2020 01:11 Meşruiyet: Temel mutabakat – Kamusal müzakere 26-06-2020 03:03 Frenlenemeyen iktidar sorunu 18-06-2020 02:14 Bu kaçıncı Cumhuriyet! 09-06-2020 19:56 İslam'ın siyasetle serüveni: Milliyetçiliğe savrulma 02-06-2020 02:24 Devlet: Güç ve çıkar çatışmalarının alanı 23-05-2020 02:04 Sürgünün trajedisi: Toprağın tadını özlemek 16-05-2020 22:03 Devletin emrindeki din: Diyanet İslam'ı 12-05-2020 02:19
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Süper Lig'de hangi takım şampiyon olur?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
webmaster forum