DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Gizem Gülşen
Gizem Gülşen
Giriş Tarihi : 15-04-2021 06:29

Etamin işli kaval

Herkesten bir süre daha gizlemek istiyordum kendimi. Belki en çok kendimden gizlenmeliydim. Etamin işli çarşafların geniz yakan naftalin ve lavanta kokusunun arasında buldum bu kez çareyi. Böylece yarısı ölüm addedilen uykularda küllerime, küllerim dolayısiyle zamanı geldiğinde etaminden çiçeklerle yeniden hayatın baharına kavuşabilirdim. Yastığımla insanların amaçlı ve acımasız seslerine kulaklarımı tıkayabilirsem huzurla uyuyabilirdim.

Öyle de oldu, en azından bir süre. Bir gün, uzaklardan gelen yaşlı bir kavalın sesiyle uyandım kendimi rüyalara buladığım uykumdan.

Tutuşmaya başladı ciğerlerim.

Kavalın sesi kulaklarımı tıkamak istemeyeceğim kadar huzurluydu. Kafamı söylene söylene çarşafın arasından çıkardım. Karşımda duran aynada, biri de ben olmak üzere üç yansıma vardı. Kaval başıboş, öylece bekliyordu.

Ağıttan çığlıklarından yorgun, boynu bükük, lal kaval. Dilsizler de ağıt yakabilir mi diye soruyorum. Nereden çıktın şimdi diye sorarken, kavalın ağıt yakmak dışında lal olduğunu unutuyorum sanırım. Aynadaki üçüncü yansımayı es geçiyorum. Çünkü o türden yansımaları es geçmem gerektiğini kalbimi deşerlerken acımdan sevda türküleri tüttüre tüttüre öğrendim.

Adam sakin

Adam güleç

Adam huzurlu

Benimse,

Hırçındı yüreğim,

İpi kopmuştu aklımın

Ve

Dilsizdi yaralarım

Bu umarsız ezgi seneler sonra yeniden dili olabilir miydi yaralarımın? Bu düşüncelere dalan, ipini henüz bağladığım aklımı yakalamam lazımdı bir an önce. Aklımsa bu dilsiz, bu tez, bu destursuz düşüncelere kaçarak benden alabildiğine uzaklaşıp yorgun düşüyordu. Aklımı yeniden lavanta kokusuna sarıp sarmalayıp uyutmam gerektiğini düşündüm. O zaman kaçamazdı bu düşüncelere. Ben de o daha fazla yorulmadan dalabilirdim kül uykuma. Yüreğimin prangalarını kontrol ettim tekrar, duruyordu. Rahattım aslında yüreğimi prangaladım prangayalı. Aklımsa direniyordu uykularıma, bir çocuk gibi.

Firar ediyordu müebbedinden yalnızlığımın.

"Gel düşünelim aklım," dedim, "Gel düşünelim."

"Ya kalan son beni de benden çalmak için Tanrı tarafından görevlendirilmiş bir ruhsa?"

"Peki ya bir parmak sevgi çalarsa asırlık sevgisizliğine," dedi aklım.

Bundan sonrası kısaca şu şekilde sürdü:

Belki yaralarımın açık yanlarına üfleyip benden ben yankılarken daha büyük yara olur hayatımda?

Belki o yaşlı kavalın boşluklarıyla el ele verip konuştuğu gibi, eli elinde konuşur kavaldan farksız dilsiz yaralarınla?

Bence bu nefese yetecek kadar ciğerim yok artık, üşümüşlüğümden aşktürre oldular.

Peki ya nefesini nefesine üfleyerek, geçti geçti, artık acımayacak, ben buradayım derse?

"Çiçekleri taç yapıp saçlarına takarak hayatın baharına yeniden karışmalıyız," dedi aklım. Sustum. Susmak ruhuma en iyi biçilmiş kaftanlardan biri gibiydi senelerdir. Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Daha önce aklımı bir iki kez yarı yolda bırakmıştım. Bu kez 'haydi' diyendi aklım. İnanmıyordum ki; Tanrı'ya bile küstüğüm zamanlar olmuştu. İnancımı sonra çıkaralım sandıklardan en iyisi. Bilmiyordum. Benli geçmiş zamanda içerisinde bulunduğum tüm sınavların sonunda öğrenmiştim bilmediğimi.

Yanlışlarımın doğrularımı nasıl acımasızca götürdüğüne şahit olmuştum.

O yüzden artık hiçbir şey bilmiyor ve bilmek de istemiyordum. Yalnızca bilinmezlerin dayanılmaz hafifliği ile uyumak, bir süre daha uyumak istiyordum. Oysa bu huzurun tınılayan tellerine takılmasaydım, uyandığım zaman aslalarımı da alıp koynuma gardımı tekrar kuşanıp gidecektim. Nereden çıktı şimdi bu ninni? Nereden? Bu sorunun cevabını vermek (bilmek) için çok geç ve bilmek için aslında hâlâ çok erken.

Ben bir yaralı Anka

Konarım

Göçerim

Yanarım

Belki küllerimden tekrar doğarım.

Ne aç kapıyı ben geldim demeyi bilirim

Ne de açıp da ruhumun kapılarını

Asıl sen hoş geldin demeyi.

Bulmuştum. Öyle sanıyordum en azından. Ruhunun arka bahçesine gizlenip çiçeklerimle beraber uyuyacaktım. Bu sayede beni bulamayacak ve kaybettiğini düşünüp gidecekti. Giderken, "Bir vardı, bir yok oldu," diye evvel zamanlı masallar yamalayacaktı diline.

Aklım beğenmedi. Direndi, "Güven bana, ne zaman yarı yolda bıraktım seni," dedi.

"Bir ara benden kaçacak gibi olmuştun," dedim, gülümsedik. Bu kez aklım kazandı.

O halde;

Kaybetmekten korktuğunda fısıldasın; ruhunun arka bahçesinde çiçeklerimle uyuduğum uykudan uyanıp, gardımı boynuyla köprücüklerinin arasına bırakıp gireceğim kalbinin odalarına...

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Süper Lig'de hangi takım şampiyon olur?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
webmaster forum