DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Hakan Tahmaz
Hakan Tahmaz
Giriş Tarihi : 14-07-2021 01:41

Erdoğan Diyarbakır'a yeni süreç için mi gitti?

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Diyarbakır'a gitmesi tartışmalara yol açtı. Tartışmayı alevlendiren iki şey oldu.

Birincisi Cumhurbaşkanının; 12 Ağustos 2005 Cuma günü Diyarbakır'da TOKİ evlerinin açılışında yaptığı konuşmaya atıf yaparak, "Biz aynı noktadayız, çözüm sürecini biz başlattık ama biz bitirmedik" demesi oldu.

İkincisi, kimi köşeyazılarına yansıyan devlet yetkilileriyle PKK yetkilileri arasında görüşme yapıldı/yapılıyor veya mesajlaşma var iddiaları üzerine yeni bir çözüm süreci mi başlatılıyor iddiası oldu.

Hatırlatma

Cumhurbaşkanın konuşmasında gündeme getirdiği 2005 Diyarbakır konuşması ve çözüm sürecine ilişkin birkaç hususu hatırlayalım. Hatırlamak ve unutmamak, hafızayı tazelemek, geleceği kazanmakta sayısız yarar sağlar.

Cumhurbaşkanının hatırlatmaları gerçeği tam yansıtmasa da iyi oldu. En azından artık Kürtler dışında neredeyse hiç kimsenin sahiplenmediği çözüm sürecini herkese hatırlattı.

Başbakan sıfatıyla 12 Ağustos 2005 tarihinde Diyarbakır'da yaptığı konuşmasının öne çıkan en önemli vurgularını şöyle özetlemek mümkün; "Kürt meselesi benim de meselem, anayasal temelde demokratikleşerek çözeceğiz, büyük devlet hatalarından dönmesini ve yüzleşmesini bilen devlettir" sözleri.

Sonraki süreçte Kürt kimliğinin varlığı kabul edildi, ama ne yasal ne de uygulamada gereği tam yapılmadı. Kürtçenin kullanılması için yapılan bazı iyileştirmeler bile son beş yıl içinde idare eliyle kaldırıldı.

Bütün dünyanın tanıklığında Kürt sorununda büyük bir geriye dönüş yaşadı. Türkiye'yi Kürt hakları karşıtlığı ve Türk milliyetçiliği zehri siyasal, sosyal, kültürel ağır bedeller ödettiriyor.

Çözüm sürecinde, 28 Şubat ile 22 Mart arasında ne oldu?

Cumhurbaşkanı son Diyarbakır konuşmasında, "Çözüm sürecini biz başlattık, ama biz bitirmedik" dedi. Çözüm sürecine sahip çıkarak Kürt tarafını suçladı. Bu konuda, açık kaynaklardan iz sürerek doğruya ulaşmak mümkün. Fazla çabaya gerek yok. Aslında 7 Haziran seçimlerinden çok önce masa devrilmişti.

Dönemin Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç'ın, 3 Mart ve 21 Mart 2015 tarihinde yaptığı açıklamalar, çözüm sürecinin bitirilmesine ilişkin iki ayrı kritik açıklama. İlkinde Selahattin Demirtaş'a yönelik sert sözler sarf ederek, ikincisinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İzleme Heyeti'ne ilişkin açıklamaları hakkında, "Ben bundan hoşlanmadım, hoşuma gitmedi, soğuk karşıladım, sıcak karşıladım beyanları kendi düşüncesidir. Hükümetimizin yürüttüğü süreç sorumluluk olarak hükümetimizin üzerindedir. Habersiz sayılması mümkün değil. Cumhurbaşkanımız her şeyi çok iyi bilmektedir" açıklaması yaptı. Bu iki açıklama bir anlamda çözüm sürecinin bitirilmesinin faillerine işaret ediyor.

Cumhurbaşkanının 20 Mart 2015 tarihinde Ukrayna dönüşü Çözüm Süreci ve İzleme Heyeti'ne yönelik sürecin bitirilmesine yol açacak açıklaması hiç tesadüf bir zamanda yapmadı.

Abdullah Öcalan; hükümet kanalıyla HDP'lilere ulaştırdığı ve 21 Mart 2015 Diyarbakır Newroz'unda okunan açıklamasında, ilk kez Kobani zaferini ve direnişini selamladı. Eşme ruhunu övdü.

Cumhurbaşkanı 22 Mart 2015 tarihinde, 28 Şubat'ta Dolmabahçe'de okunan 10 maddeye karşı olduğunu açıkladı. TSK; internet sitesi üzerinden 23 Mart 2015 tarihinde, "Eşme Ruhu" söylemine ilişkin sert yanıt verdi.

Suriye, çözümü arayışın sonu

Çözüm sürecinde gördük ki, Suriye'de oluşan yeni durum, hükümet ile PKK arasında var olan ihtilafı derinleştirdi. Hükümet, Kürt bölgesinde PYD'nin hâkimiyet kurmasını bir beka sorunu olarak gördü ve buna tavır aldı.

Kürt siyaseti ise sonu belli olmayan bir çözüm sürecine girmek yerine, Suriye'deki aktörlerle ilişkileri geliştirmeyi ve daha üst seviyeye çıkarmayı tercih etti. Bu anlaşmazlık çözüm sürecinin bitmesini hızlandırdı.

Yeni bir çözüm süreci olabilir mi sorusuna şu söylenebilir: Öncelikle taraflar Oslo ve çözüm süreci gibi benzer bir şeye epeyce uzaklar. Bu süreçlerden ders çıkarılarak, bölgesel ve küresel gelişmeler ve deneyimlerle yeni bir süreç olabilir. Ancak bunun siyasal ve toplumsal koşulları yok, siyasal ve toplumsal aktörleri ortalıkta görünmüyor.

Bu durumda Erdoğan neden Diyarbakır'a gitti sorusunun yanıtı olarak geriye, partisinin Kürt seçmenini konsolide etmek kalıyor. Bütün saha araştırmaları, AK Parti'nin en ciddi oy kaybını Kürt seçmende yaşadığını gösteriyor. Seçimlere iki yıl gibi uzun bir süre varken Erdoğan'ın harekete geçmesi, meselenin seçimlerin sınırını aşan boyutları olduğu olasılığını güçlendiriyor.

Bir olasılık HDP'siz Türkiye

Türkiye, 2015 sonrasında uygulanan Kürt politikasında yeni bir eşikte. Kürt kimliğini tanıyıp Kürt haklarını bastırma ve Kürt siyasetini sınırlandırma, hatta baraj altında kalmasını sağlama siyaseti yeni bir evreye geçişte. Bunun iktidarıyla muhalefetiyle ortak bir devlet politikası olduğuna ilişkin çok sayıda veri ve işaret var.

Kürt silahlı gücü etkisizleştirildi, hareket ve eylem kabiliyeti sınırlandırıldı. Türkiye Suriye'de yapabileceklerinin sınırına dayandı. Ancak sokakta geriletilen demokratik Kürt siyaseti (siz bunu HDP diye okuyun), sandıkta bütün yollar denenmesine rağmen geriletilemedi. İşte HDP'yi kapatma ve Kobani davasıyla HDP demokratik siyasetin dışına doğru sürülmek, demokratik siyaset zemini olabildiğince Kürtlere kapatılmak isteniyor.

Bunu başarmanın bir yolu olarak Kürt seçmen, Kürt siyasetinin dışındaki partilere yönlendirilmeye çalışılıyor, zorlanıyor, buna uygun siyasal zeminlerin ve olanakların yaratılması politikası uygulamaya kondu. Bunun için Erdoğan 2023 seçimlerinin çalışmasına iki yıl önce başladı. Kürtleri tekrar kazanmak veya kendisine zarar vermeyecek konuma zorlayacağa benziyor.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde muhalefetin ittifak stratejisini, CHP ve AK Parti'nin son dönemdeki Kürt illerindeki çalışmalarını bu çerçevede değerlenmekte yarar var. MHP bile bölgedeki illerde yıllar sonra afiş yaptı. Seçim startı verildi. Bütün gözler Kürt seçmenin üzerinde.

Partiler, Kürtlerin oylarını almaya aday olurken aynı zamanda çözümsüzlük politikasını siyasal krizlere yol açmadan devam ettirmeye çalışıyorlar.

Kürt seçmenin iradesinin; statükocu, muhafazakâr-milliyetçi kesimlerde toparlanması yoluyla, maliyeti düşürülmüş çözümsüzlük politikası hayata geçirilmek isteniyor.

Bunların gerçekleşmesi, ülke için telafisi imkânsız bir geriye gidiş ve çatışmalı süreç demektir. Herkesin kaybedeceği bir durum olacak. Böylece, bir süre beka tehlikesi savuşturulacak. Bir anlamda Kürt sorunu HDP parantezine alındı.

NELER SÖYLENDİ?
@
Hakan Tahmaz

Hakan Tahmaz

DİĞER YAZILARI Kılıçdaroğlu'nun son çıkışı ve Kürt barışı 22-09-2021 02:39 HDP'siz ittifakın önü kapalı 15-09-2021 02:15 Görünürdeki yeni çözüm süreci değil 08-09-2021 03:59 Barış için bir şey yapmak 01-09-2021 04:13 Afganistan dersi-2 25-08-2021 03:11 Afganistan dersi, terörle mücadele masalı 18-08-2021 04:45 Yangın, bir arada yaşam ve demokratik siyaset hakkı 11-08-2021 00:44 Kaos planı ya da iktidarın aymazlığı 04-08-2021 03:46 Kürt, mülteci, göçmen karşıtlığı ve ırkçılık, nefret söylemi 28-07-2021 03:12 Türkiye'nin önündeki engelleri kaldırmak 20-07-2021 21:36 Erdoğan Diyarbakır'a yeni süreç için mi gitti? 14-07-2021 01:41 Yeni barış sürecinin zamanı 07-07-2021 01:38 'Çözüm Süreci' mi yargılanıyor? 30-06-2021 04:10 HDP'li Kürt Deniz'in öldürülmesi, 12 Eylül öncesi sağ-sol çatışması 23-06-2021 02:55 Biden görüşmesi ve siyasi aymazlık 16-06-2021 02:47 İstanbul'daki Suriyeli sığınmacılara yönelik algı ve tutumlar 09-06-2021 03:34 Muhalefetin HDP'ye biçtiği rol 02-06-2021 03:08 Türkiye'nin karanlık döneminde geleceğe yönelmek 26-05-2021 03:14 Yönetememe sorunu büyüyor 19-05-2021 02:23 Sedat Peker sahnedeyken Susurluk'u anımsamak 11-05-2021 21:22 Polis devleti olma yolundayız 04-05-2021 23:03 1915, Ankara'da HDP Davası 28-04-2021 02:30 HDP davası, savcının çekmecesindeki liste 21-04-2021 03:13 Siyasetin halleri ve emekli amiraller 14-04-2021 00:45 Darbe tartışması ve siyasetin dizaynı 07-04-2021 01:10 Çözüm projesi HDP'yi savunmak, Bilgen’in paylaşımları 30-03-2021 13:44 HDP'yi kapatmak ve milliyetçi hegemonik otoriterlik 24-03-2021 00:25 Muhalefete yeni bir yol haritası gerek 17-03-2021 01:42 28 Şubat dersleri, bugüne yansımalar 10-03-2021 02:42 İktidar ortaklarının HDP karşıtı mücadelesinin sonuçları 03-03-2021 03:31 Devlet ne zamandır eleştirilemez oldu 24-02-2021 01:39 Her yerde, her koşulda yaşatabilmek 17-02-2021 00:00 Boğaziçi, yeni anayasanın zamanının gelmediğini gösteriyor 09-02-2021 23:11 Güçlendirilmiş parlamenter sistem yol haritası 04-02-2021 04:56 Militanlaştırılan toplum ve krizden çıkış olasılığı 26-01-2021 23:12 ABD seçimleri, sorunlar, risk ve imkân 20-01-2021 02:41 ABD'deki faşizan kalkışma 13-01-2021 00:12 HDP'yi kapatmak ve seçmeni seçeneksiz bırakmak 06-01-2021 19:02 Roboski katliamı, bellek ve gelecek mücadelemiz 30-12-2020 01:23 Cumhur İttifakı'nın reform örneği ve algı yönetimi 23-12-2020 03:20 Türk siyasetinin bataklığı, 10 Aralık ve Barış Hakkı 15-12-2020 22:33 Çözümün / Barışın zamanı yok 08-12-2020 10:10 Artık AKP demek, aynı zamanda Bahçeli demek 02-12-2020 04:04 AKP'nin manevraları siyasal krizi çözemez 25-11-2020 05:55 Reform ya da yeni dönem 18-11-2020 03:22 ABD seçim sonuçları ve Kamala'nın seçilmesi 11-11-2020 01:12 Kabahatin büyüğü sende, fark et artık 04-11-2020 00:49 ABD seçimlerinin muhalefete öğretecekleri 28-10-2020 00:27 HDP'nin 8. yılı ve Bilgen’in çağrısı 21-10-2020 03:27 Babacan, Konya’da, Ankara’da konuşsa 13-10-2020 22:30 HDP'ye operasyon yeni süreç 07-10-2020 13:06 HDP'ye operasyonun farklı boyutu 29-09-2020 21:37 TTB ile dertleri 22-09-2020 18:42 Sağlık mı eğitim mi ikilemi olmaz 16-09-2020 00:57 Yeni Adli Yıl ve AİHM Başkanı Spano 09-09-2020 01:59 21. yüzyılda insan kalma mücadelesi 02-09-2020 02:09 Eksen değişmiyor, algı operasyonu sürüyor 26-08-2020 00:09 Barış için ezberlerimizi bozmalıyız 19-08-2020 02:49 Seçimler yaklaşırken CHP ve yeni arayışlar 11-08-2020 23:40 Fikri Sönmez'in bilinmeyen hikâyesi 05-08-2020 02:32 CHP'nin Genel Kurulu'na bir bakış 29-07-2020 01:40 Yeni Sistemi'nin İkinci Yılında Türkiye 22-07-2020 02:32 Ayasofya, Osmanlı Türkçülüğü 15-07-2020 02:28 Davutoğlu ile DİTAM Toplantısında Çözüm Süreci 08-07-2020 00:09 CHP kurultayı ve iç tutarlılık 01-07-2020 00:00 Barış, demokrasi mücadelesi ve adalet arayışı 24-06-2020 02:39 Barış ve Yürüyüş Hakkı 16-06-2020 23:33 Milletvekilleri neden tutuklandı? 09-06-2020 19:59 Korona günlerinde ırkçılık ve gezi 02-06-2020 22:47 İktidar koronavirüsü fırsata dönüştürmek istiyor 26-05-2020 23:23 İYİ Parti kavşakta 20-05-2020 00:47
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Fenerbahçe716
  • 2Trabzonspor715
  • 3Altay715
  • 4Beşiktaş714
  • 5Hatayspor713
  • 6Konyaspor713
  • 7Alanyaspor713
  • 8Kayserispor711
  • 9Fatih Karagümrük711
  • 10Galatasaray711
  • 11Sivasspor79
  • 12Adana Demirspor79
  • 13Antalyaspor78
  • 14Gaziantep FK78
  • 15Başakşehir FK76
  • 16Kasımpaşa76
  • 17Yeni Malatyaspor76
  • 18Göztepe75
  • 19Giresunspor72
  • 20Çaykur Rizespor71
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Türkiye'de erken seçim ihtimali var mı?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
webmaster forum